Yıllık 270 Saati Aşan Fazla Çalışma Nedeniyle İş Sözleşmesinin Haklı Nedenle Feshi
·

Yıllık 270 Saati Aşan Fazla Çalışma Nedeniyle İş Sözleşmesinin Haklı Nedenle Feshi (2025)

Türk iş hukuku düzeninde, işçi sağlığı ve güvenliğinin muhafazası temel bir ilke olarak benimsenmiştir. İşverenin, yönetim hakkından doğan çalıştırabilme yetkisi bulunsa da , bu yetki, yasal düzenlemelerle sıkı kısıtlamalara tabi tutulmuştur. Bu kısıtlamaların en önemlilerinden biri, işçinin fiziksel ve zihinsel sıhhatini korumayı hedefleyen fazla çalışma sürelerine dair sınırlamalardır. Özellikle, bir takvim yılı içinde bir işçiye yaptırılabilecek fazla çalışma süresinin üst sınırı, hem işçinin korunması hem de çalışma şartlarının belirlenmesi açısından yaşamsal bir öneme sahiptir.

Fazla Çalışma Kavramı

Fazla çalışmaya dair hukuki düzenlemeler, esasen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesinde bulunmaktadır. Kanun’a göre fazla çalışma, ülkenin genel menfaatleri, işin niteliği veya üretim hacmini artırma gibi meşru sebeplerle gerçekleştirilebilir. Ancak temel tanım itibarıyla, haftalık 45 saati aşan çalışmaları ifade eder.

Fazla çalışma, bazı istisnai durumları da içerecek biçimde düzenlenmiştir. Örneğin, İş Kanunu’nun 63. maddesine göre denkleştirme esası uygulanan hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık iş süresini geçmediği müddetçe, kimi haftalarda 45 saati aşan çalışmalar dahi fazla çalışma sayılmaz. Öte yandan, haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle 45 saatin altında belirlendiği durumlarda, kararlaştırılan bu süreyi aşan ve 45 saate kadar yapılan çalışmalar ise fazla sürelerle çalışma olarak adlandırılır.

Fazla çalışma yaptırılabilmesi için temel şart, işçinin bu duruma dair onayının alınmasıdır. Bu onay, işçinin kendi rızasıyla bu ek çalışma yükümlülüğüne girmesinin hukuki zeminini oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bazı iş tiplerinde ve şartlarda fazla çalışma yapılması kesin surette yasaklanmıştır. Örneğin, sağlık gerekçelerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve gece çalışmalarında (İş Kanunu m. 69) fazla çalışma yapılamaz. Ayrıca, yer altında maden işlerinde çalışan işçilere de, Kanun’un 42. ve 43. maddelerinde belirtilen zorunlu durumlar haricinde fazla çalışma yaptırılamaz.

Fazla Çalışma Ücretinin Hesaplanması

Fazla çalışma karşılığında ödenecek ücret, yasal mevzuatla net bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre, her bir saat fazla çalışma için ödenecek ücret, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli (%50) fazlasıdır. Bu düzenleme, İş Kanunu’nda öngörülen yüzde elli fazlasıyla ödeme kuralı gereği, nispi emredici bir nitelik taşır. Bu da demektir ki, tarafların bir iş veya toplu iş sözleşmesi ile bu oranın altında bir miktar belirlemesi hukuken geçerli değildir. Ancak, işçi lehine olmak şartıyla, yasal sınırdan daha yüksek bir oran belirlenmesi serbesttir.

Şayet işçiye, fazla çalışma yaptığı saatler için zaten normal çalışma ücreti ödenmişse, bu durumda işçiye sadece kalan yüzde ellilik (%50) artırımlı kısım ödenir.

Fazla sürelerle çalışmalarda ise ücretlendirme farklılık göstermektedir. Bu tür çalışmalarda, her bir saat fazla sürelerle çalışma için ödenecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmi beş (%25) artırılması suretiyle belirlenir.

Fazla Çalışmada Serbest Zaman Kullanımı

İşçi, fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışmasının karşılığı olan zamlı ücret yerine, kanunda belirtilen sürelerde serbest zaman kullanma hakkına da sahiptir.

Çalışma Tipi
Her Bir Saat Çalışma Karşılığı Serbest Zaman Süresi
Serbest Zamanı Kullanma Süresi
Fazla Çalışma
1 saat 30 dakika
6 ay zarfında
Fazla Sürelerle Çalışma
1 saat 15 dakika
6 ay zarfında

İşçi, bu hakkını hak ettiği serbest zamanı 6 ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde herhangi bir kesinti olmaksızın kullanabilir.

Yer altında maden işlerinde çalışan işçiler için ise özel bir düzenleme söz konusudur. Bu işçilere, İş Kanunu’nun 42. ve 43. maddelerinde sayılan istisnai hallerde haftalık 37,5 saati aşan her bir saat fazla çalışma için ödenecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden (%100) az olmamak üzere artırılmasıyla ödenir.

Yıllık 270 Saatlik Yasal Sınırın Hukuki Sonuçları

İş hukukunda, fazla çalışmaya ilişkin en kritik sınırlamalardan biri, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda 270 saatten fazla olamayacağına dair hükümdür. Bu üst sınır, işçinin bedensel ve ruhsal sağlığının korunması gayesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesinin 8. fıkrası ile getirilmiş emredici bir kısıtlamadır. Bu sınır, sadece fazla çalışmanın ücretlendirilmesi değil, aynı zamanda işverenin işçiyi çalıştırma yetkisinin de bir ölçütünü oluşturur. İş sözleşmelerine, fazla çalışma ücretinin aylık temel ücretin kapsamında olduğuna dair hükümler konulsa bile, bu tür düzenlemeler de yıllık 270 saatlik üst sınıra tabidir.

Sınırın Aşılması Durumunda İşçinin Haklı Fesih Hakkı

Yıllık 270 saatlik yasal sınırın işveren tarafından aşılması, işçi açısından mühim hukuki sonuçlar doğurur ve işçiye iş sözleşmesini tek taraflı olarak derhal feshetme imkânı tanır. İşçi, bu aşırı çalıştırma durumunu, çalışma koşullarının uygulanmaması gerekçesiyle değerlendirerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin II. bendinin (f) alt bendi uyarınca sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir.

Kanuni sınır olan 270 saatin üzerinde fazla çalışma yapıldığı hallerde, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkının varlığı, Yargıtay kararlarıyla da istikrarlı bir biçimde kabul görmektedir. Yüksek Mahkeme’nin emsal bir kararında, 270 saati aşan çalışmaların varlığının araştırılıp tespit edilmesi halinde, işçinin fesih hakkının doğduğunun kabul edilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Buna göre, bir işçi, bir yıl içerisinde toplam 270 saati aşan fazla çalışma süreleri için iş akdini haklı nedenle feshetme yetkisine sahip olacak ve bu fesih sonucunda kıdem tazminatına hak kazanacaktır. İşverenin, bu sınırı aşan fazla çalışmanın karşılığını ödemiş olması dahi, işçinin bu fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Zira Kanun, işçinin sağlığını koruma amacıyla bu üst sınırı getirmiştir ve ücretin ödenmiş olması ihlalin hukuki niteliğini değiştirmez.

Sınırın Aşılması Durumunda Ücretlendirme

Yıllık 270 saatlik fazla çalışma sınırının aşılması halinde, aşan kısım için işverene idari para cezası uygulanması söz konusu olmasa da, işçinin bu ek çalışmalarının karşılığını alması zorunludur. İşçi, 270 saati aşan fazla çalışmalarını hukuken geçerli delillerle ispatlaması halinde, bu çalışmaların karşılığı olan fazla çalışma ücretini talep etme hakkına sahiptir. Bu ücretin işveren tarafından ödenmemesi, işçi için yeni bir haklı fesih nedenini oluşturur.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, Kanun’daki 270 saatlik kısıtlama, özünde işçinin menfaatini korumayı amaçlar. Bu kısıtlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması durumunda, bu ek çalışmaların karşılığı olan fazla mesai ücretinin de işçiye ödenmesi zorunludur.

Fazla Çalışma Ücretlerinin Aylık Ücrete Dâhil Edilmesi Durumu

Uygulamada, iş sözleşmelerine sıklıkla, fazla çalışma ücretlerinin aylık temel ücret içinde ödeneceği yönünde düzenlemeler eklenmektedir. Bu düzenlemelerle işverenler, işçiye ilave fazla çalışma ücreti ödeme yükümlülüğünden kaçınma eğilimi gösterebilir.

Ancak, Yargıtay’ın kesinlik kazanmış içtihatlarına göre, fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiği kararlaştırılmış ve buna uygun ödeme yapılmış olsa dahi, bu ödemelerin yalnızca yıllık 270 saate kadar yapılan fazla çalışmaları karşıladığı kabul edilir. Bu nedenle, işçi tarafından

270 saati aşan çalışmaların ispatlanması halinde, bu aşan süreye ilişkin fazla çalışma ücretinin ayrıca ödenmesi gerekmektedir. Yargıtay, “Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir” diyerek , ücretin sadece 270 saate kadar olan kısmı karşıladığı hukuki prensibini pekiştirmiştir.

Bu kabul, iş sözleşmesindeki “ücrete dâhildir” hükmünün, işverene sınırsız fazla çalışma yaptırma hakkı vermediğini, aksine kanuni sınır olan 270 saatin üstünde kalan her bir fazla çalışma saatinin işçiye ek olarak ödenmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.

Sonuç

4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesinde yer alan ve yıllık fazla çalışma süresini 270 saat ile sınırlayan düzenleme, işçinin sağlık ve güvenliğini koruma amacını güden emredici bir kuraldır. İşverenlerin, bu sınırı aşarak işçiyi çalıştırma yetkisi bulunmamaktadır.

Bu sınırın aşılması durumunda, işçiye yapılan ek çalışmanın karşılığının ödenip ödenmediği hususundan bağımsız olarak, işçi çalışma koşullarının uygulanmaması gerekçesiyle İş Kanunu m. 24/II, (f) uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme ve böylece kıdem tazminatına hak kazanma yetkisini elde eder.

Ayrıca, yıllık 270 saati aşan fazla çalışmaların karşılığı olan ücretin, işçinin ispat etmesi koşuluyla, normal fazla çalışma usullerine göre ayrıca ödenmesi mecburidir. İş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğu yönündeki hükümler de, yalnızca yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmaları kapsayacağı için, bu süreyi aşan çalışmalar için ek ödeme yapma zorunluluğu devam etmektedir.

Bu hukuki durum, işverenlerin Kanun’daki sınırlamalara uyma zorunluluğunu ve işçilerin bu sınırlamalar üzerinden haklarını etkili bir biçimde kullanabilme imkânını teyit etmektedir. İşçi ve işverenlerin, hak kaybı yaşamamak adına bu yasal sınırın ve sonuçlarının bilincinde olmaları, iş ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi ve hukuki anlaşmazlıkların önüne geçilmesi açısından büyük önem arz etmektedir.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar