Sigortadan Habersiz Giriş Çıkış Yapılması Durumunda İşçinin Tazminat Hakkı
Çalışma hayatının en temel unsurlarından biri olan sosyal güvence hakkı, Anayasa ile koruma altına alınmış ve 4857 sayılı İş Kanunu ile detaylandırılmıştır. İşçinin bilgisi ve rızası dışında, işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında işe giriş ve çıkış işlemlerinin yapılması, bu temel hakkın en ağır ihlallerinden biridir. “Kod 22” gibi belirli SGK kodları kullanılarak yapılan bu usulsüz işlemler, işçinin kıdemini sıfırlamak, yasal haklarını gasp etmek ve işverenin yükümlülüklerinden kaçınmak gibi kötü niyetli amaçlar taşıyabilmektedir.
Yazı İçeriği
İşverenin Sigorta Giriş Çıkışı Yapmasındaki Kötü Niyetli Amaçlar Nelerdir?
Uygulamada, işverenlerin bu yola başvurmasının altında yatan temel nedenler, kanuni yükümlülüklerden kaçınma amacıdır. Bu amaçlar genellikle şu şekilde sıralanabilir:
Kıdem Tazminatı Yükümlülüğünden Kaçınmak: İşçinin aynı işveren nezdindeki çalışma süresi bir yılı aştığında kıdem tazminatına hak kazanır. İşveren, yılı dolmadan kağıt üzerinde işçiyi işten çıkarıp tekrar işe alarak, kıdem süresinin birikmesini engellemeyi hedefler.
Yıllık İzin Hakkını Engellemek: Yıllık ücretli izin hakkı da en az bir yıllık çalışma süresine bağlıdır. Kesintili çalışma, işçinin bu hakkını kullanmasını engeller.
İhbar Tazminatı Ödememek: İş akdini feshetmek isteyen işveren, yasal bildirim sürelerine uymak ve bu sürelere uymadığı takdirde ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. Usulsüz giriş çıkışlarla bu yükümlülükten kaçınılmaya çalışılır.
İşsizlik Maaşı Hakkını Gasp Etmek: İşçinin işsizlik ödeneğinden faydalanabilmesi için belirli prim ödeme gün sayısı ve son üç yılda belirli bir süre çalışma şartı aranır. Kesintili gösterilen sigorta kayıtları, işçinin bu haktan mahrum kalmasına neden olabilir.
Habersiz Giriş Çıkışın İşçi Açısından Hukuki Sonuçları
İşçinin haberi olmaksızın SGK hizmet dökümünde yapılan bu oynamalar, sadece birer idari işlem hatası değil, aynı zamanda işçinin haklarına yönelik ciddi bir saldırıdır. Bu durumun işçi açısından doğurduğu hukuki sonuçlar şunlardır:
İş Akdinin Güven İlişkisini Sarsması: İşveren ile işçi arasındaki iş ilişkisi, temelde sadakat ve güven esasına dayanır. İşverenin, işçinin en temel güvencesi olan sigorta kayıtları üzerinde hileli işlemler yapması, bu güven ilişkisini temelinden sarsar.
İşçiye Haklı Nedenle Fesih Hakkı Tanıması: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin II. fıkrası, “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” başlığı altında işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanımaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, işçinin sigorta kayıtlarının usulsüz bir şekilde düzenlenmesi, işverenin doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranışı olarak kabul edilir ve işçiye iş akdini haklı nedenle feshetme imkanı verir.
İşçinin Talep Edebileceği Tazminat ve Alacaklar
İş akdini yukarıda belirtilen haklı nedene dayanarak fesheden veya bu durumun tespiti üzerine yasal yollara başvuran işçi, çeşitli tazminat ve alacakları talep etme hakkına sahip olur.
Kıdem Tazminatı Hakkı
İşçi, işverenin bu kötü niyetli eylemi nedeniyle iş akdini haklı olarak feshettiği için, fiili olarak çalıştığı tüm sürenin toplamı üzerinden kıdem tazminatına hak kazanır. Kağıt üzerinde yapılan giriş çıkışlar, hizmet süresinin bütünlüğünü bozmaz. İşçi, e-Devlet üzerinden alacağı hizmet dökümü, tanık beyanları, maaş bordroları ve diğer delillerle fiili çalışma süresini ispatlayarak kesintisiz çalıştığı tüm dönem için kıdem tazminatını talep edebilir.
İhbar Tazminatı Meselesi
İşçi, İş Kanunu madde 24 uyarınca haklı bir nedenle iş akdini kendisi feshettiği için kural olarak ihbar tazminatı talep edemez. İhbar tazminatı, iş akdini bildirim sürelerine uymadan fesheden tarafın diğer tarafa ödediği bir tazminattır. Ancak, eğer işveren bu durumu gerekçe göstererek işçiyi işten çıkarmışsa ve bildirim sürelerine uymamışsa, bu durumda işçi ihbar tazminatı da talep edebilir.
Kötü Niyet Tazminatı
İş güvencesi kapsamında olmayan (30’dan az işçi çalıştıran veya 6 aydan az kıdemi olan) işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda, işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında “kötü niyet tazminatı” ödenir. Sigorta kayıtlarıyla oynamak, açık bir kötü niyet göstergesi olduğundan, şartları oluştuğunda bu tazminat da gündeme gelebilir.
Diğer İşçilik Alacakları
Bu durum, işçinin diğer haklarını da etkileyeceğinden, aşağıdaki alacaklar da talep edilebilir:
Ödenmemiş Ücretler: Fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ödenmemiş tüm alacaklar.
Kullanılmayan Yıllık İzin Ücreti: Fiili çalışma süresine göre hak edilip kullandırılmayan yıllık izinlerin ücreti.
İşçinin İzlemesi Gereken Hukuki Yollar Nelerdir?
Bu durumla karşı karşıya kalan bir işçinin hak kaybı yaşamamak için planlı ve doğru adımlar atması hayati önem taşır.
Delil Toplama Aşaması: İlk olarak, e-Devlet üzerinden SGK Tescil ve Hizmet Dökümü’nün detaylı bir çıktısı alınmalıdır. Bu dökümde yer alan işe giriş ve çıkış tarihleri, kullanılan çıkış kodları (örneğin Kod 22) en önemli delildir. Ayrıca, maaş bordroları, banka kayıtları, iş arkadaşlarının tanıklığı (şahitlik), işyeri ile yapılan e-posta veya mesajlaşma kayıtları gibi fiili çalışmanın kesintisiz olduğunu ispatlayacak her türlü belge ve bilgi toplanmalıdır.
İhtarname Gönderilmesi: Durumun öğrenilmesinin ardından, iş akdini haklı nedenle feshetme kararı alan işçinin bu iradesini işverene noter kanalıyla bir ihtarname göndererek bildirmesi, ispat açısından kritik öneme sahiptir. İhtarnamede, sigorta kayıtlarında yapılan usulsüz işlemlerin öğrenildiği, bu durumun güven ilişkisini sarstığı ve İş Kanunu’nun 24/II maddesi uyarınca iş akdinin haklı nedenle feshedildiği açıkça belirtilmelidir. Ayrıca, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları da bu ihtarnamede talep edilmelidir.
Zorunlu Arabuluculuk Süreci: İşçilik alacakları ve tazminat talepleri için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartıdır. İşçi, arabuluculuk başvurusunda bulunarak alacaklarını işverenden talep eder. Anlaşma sağlanamaması halinde, arabulucu tarafından “anlaşamama son tutanağı” düzenlenir ve ancak bu tutanakla birlikte dava açma hakkı doğar.
Dava Açma: Hizmet Tespiti ve İşçilik Alacakları Davası: Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa, işçinin İş Mahkemesi’nde dava açması gerekir. Bu dava genellikle iki temel talebi içerir:
Hizmet Tespiti Davası: Sigorta kayıtlarında kesinti olarak görünen dönemlerin fiilen çalışılarak geçirildiğinin tespit edilmesi talep edilir. Bu dava, işçinin emeklilik hakları ve prim gün sayısı açısından hayati önem taşır.
İşçilik Alacakları Davası: Kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti ve diğer tüm alacakların tahsili talep edilir.
Sonuç ve Değerlendirme
İşçinin bilgisi ve rızası olmaksızın sigorta kayıtlarında giriş çıkış yapılması, modern çalışma hayatında kabul edilemez bir hak ihlalidir. Bu eylem, sadece basit bir usulsüzlük olmayıp, işverenin sadakat ve dürüstlük yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal etmesi anlamına gelir. Türk Hukuk Sistemi ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, bu gibi durumlarda işçiyi koruyan güçlü mekanizmalar sunmaktadır.
Bu durumla karşılaşan işçiler, öncelikle e-Devlet hizmet dökümlerini düzenli olarak kontrol etmeli ve şüpheli bir işlem gördüklerinde derhal harekete geçmelidirler. Sürecin teknik detaylar içermesi, hak düşürücü sürelerin varlığı ve ispat yükümlülüğü gibi konular göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için bir iş hukuku avukatından profesyonel hukuki destek almak en doğru yaklaşım olacaktır. Unutulmamalıdır ki, yasal haklarınızı bilmek ve doğru zamanda doğru adımları atmak, emeğinizin ve geleceğinizin teminatıdır.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


