sgk'nın karşılamadığı kanser ilaçları
· ·

SGK’nın Karşılamadığı Kanser İlaçları: Hukuki Süreç (2025)

Kanser, bireyin yalnızca biyolojik varlığını değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik bütünlüğünü de tehdit eden, günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biridir. Bu hastalıkla mücadelede tıp biliminin kaydettiği ilerlemeler, özellikle son yirmi yılda tedavi paradigmalarını kökten değiştirmiştir. Geleneksel kemoterapi yöntemlerinin yerini almaya başlayan, doğrudan kanser hücresinin moleküler yapısını hedef alan “akıllı ilaçlar” ve vücudun kendi savunma sistemini tümörle savaşmak üzere programlayan “immünoterapi” gibi yenilikçi tedaviler, hastaların yaşam beklentisi ve kalitesinde belirgin bir artış sağlamaktadır.

Ne var ki, bu ileri teknoloji ürünü tedavilerin yüksek maliyetleri, Türkiye’deki hastalar için ciddi bir erişim engeli yaratmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu, bütçe kısıtlamaları ve uzun süren ruhsatlandırma ile geri ödeme onay süreçlerini gerekçe göstererek, bu hayati nitelikteki ilaçların birçoğunu geri ödeme listelerine dahil etmemekte veya yalnızca çok dar kapsamlı endikasyonlar için ödemeyi kabul etmektedir. SGK’nın bu idari tasarrufları, Anayasa ile güvence altına alınmış olan sosyal devlet ilkesi ve bireyin en temel hakkı olan yaşama hakkı ile doğrudan bir çatışma yaratmaktadır. Bu durum, hak sahibi hastaları ve ailelerini, çözümü yargı mercilerinde aramaya mecbur bırakmaktadır.

İşbu yazımızda, SGK tarafından finansmanı sağlanmayan kanser ilaçlarına erişim sağlamak amacıyla başvurulabilecek hukuki yolları, dava süreçlerini ve bu süreçlerde dikkat edilmesi gereken usuli ve esasa ilişkin hususları değerlendireceğiz.

sağlık avukatı efehan mihai erginer

Yazı İçeriği

SGK’nın Karşılamadığı Kanser İlaçlarına Erişim Hakkı

SGK’nın geri ödeme yapmama yönündeki idari kararlarına karşı yürütülecek hukuki mücadelenin temelini, sağlık hakkını güvence altına alan üst hukuk normları oluşturmaktadır. Bu hak, SGK’nın takdir yetkisinin veya bütçe politikalarının üzerinde, devlet için birincil bir yükümlülük olarak tanımlanmıştır.

Anayasa’nın 56. Maddesi Kapsamında Devletin Pozitif Yükümlülüğü

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, sağlık hakkının anayasal dayanağını teşkil eder. Maddede yer alan “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” ifadesi, devlete yalnızca çevreyi koruma görevi değil, aynı zamanda vatandaşlarının sağlık hizmetlerine fiilen erişimini sağlama yönünde pozitif bir yükümlülük de getirmektedir. Devletin bu yükümlülüğü, bireylerin sağlığını koruyacak ve bozulan sağlık durumlarını iyileştirecek tedbirleri almasını, bu kapsamda gerekli sosyal ve mali düzenlemeleri yapmasını zorunlu kılar.

Bu bağlamda, tedaviyi yürüten onkoloji hekimi tarafından hastanın yaşamı için elzem olduğu raporlanan bir ilacın, SGK tarafından tamamen mali gerekçelerle karşılanmaması, Anayasa’nın devlete yüklediği bu pozitif yükümlülüğün ve dolayısıyla yaşama hakkının ihlali olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, açılan davalar, bireysel bir maddi talebin ötesinde, anayasal bir temel hakkın korunması amacını taşımaktadır.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin Getirdiği Somut Güvenceler

Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Hasta Hakları Yönetmeliği, anayasal çerçeveyi daha somut ve uygulanabilir kurallara dönüştürmektedir. Yönetmelik, hastaların modern tıbbi bilgi ve teknolojinin imkanlarından faydalanma hakkını açıkça düzenlemiştir. Yönetmeliğin 5. ve 6. maddeleri uyarınca, hastaların teşhis ve tedavilerinde güncel bilimsel standartlara uygun yöntemlerin kullanılması esastır ve devlet, bu hizmetleri eşitlik ve insan onuruyla bağdaşır biçimde sunmakla mükelleftir.

Bir onkoloji uzmanının, hastanın özel durumu için bilimsel verilerle etkinliği kanıtlanmış bir akıllı ilacı veya immünoterapiyi tek tedavi seçeneği olarak görmesine rağmen, SGK’nın bu ilacı idari veya mali gerekçelerle reddetmesi, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin amir hükümlerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

Yenilikçi Onkolojik Tedaviler

SGK ile yaşanan uyuşmazlıkların merkezinde, genellikle “akıllı ilaçlar” ve “immünoterapiler” olarak bilinen yeni nesil tedaviler bulunmaktadır. Bu tedavilerin çalışma mekanizmalarını ve geleneksel yöntemlerden farklarını anlamak, hukuki argümanların temelini güçlendirmek açısından önem arz etmektedir.

Akıllı İlaçlar (Hedefe Yönelik Tedaviler)

Akıllı ilaçlar, kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalmasına neden olan spesifik genetik mutasyonları veya proteinleri hedef alarak etki gösteren farmasötik ürünlerdir. Geleneksel kemoterapiler, vücutta hızla bölünen tüm hücreleri (kanserli veya sağlıklı fark etmeksizin) hedef aldığı için ağır yan etkilere neden olmaktadır. Akıllı ilaçlar ise, etki mekanizmaları gereği büyük ölçüde sadece kanserli hücrelere odaklandığından, sağlıklı dokulara minimal düzeyde zarar verir. Bu durum, tedavinin hasta tarafından daha iyi tolere edilmesini sağlar ve yaşam kalitesini artırır. Hukuki açıdan bu durum, “tıbbi zorunluluk” ve “alternatif tedavilerin tükenmiş olması” argümanlarını güçlendiren teknik bir dayanaktır.

İmmünoterapi

İmmünoterapi ise, doğrudan tümöre saldırmak yerine, hastanın kendi bağışıklık sistemini kanser hücrelerini tanıyıp yok etmesi için aktive eden bir tedavi yaklaşımıdır. Kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçmak için kullandığı mekanizmaları etkisiz hale getiren bu ilaçlar, özellikle ileri evre (metastatik) ve diğer tedavilere direnç geliştirmiş kanser türlerinde önemli başarılar sağlamıştır. Keytruda (Pembrolizumab) ve Opdivo (Nivolumab) gibi immünoterapi ilaçları, güncel onkoloji pratiğinde artık deneysel bir yöntem değil, birçok kanser türü için standart tedavi basamaklarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, bu ilaçların temini bir tercih değil, tıbbi bir gerekliliktir.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Geri Ödeme Politikaları ve Hukuki Uyuşmazlık

Bir ilacın Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılmış olması, SGK tarafından otomatik olarak geri ödeme kapsamına alınacağı anlamına gelmemektedir. Geri ödeme süreci, kendine özgü idari ve mali değerlendirmeler içermektedir.

Geri Ödemenin Reddedilmesi

SGK’nın yenilikçi kanser ilaçlarını karşılamamasının altında yatan temel nedenler şunlardır:

  • Yüksek Maliyet: Bu ilaçların araştırma ve geliştirme maliyetlerinin yüksek olması, birim fiyatlarını artırmaktadır. SGK, kurum bütçesini ve genel sağlık sigortası sisteminin sürdürülebilirliğini gerekçe göstererek ödemeden kaçınabilmektedir.
  • İdari Onay Süreçlerinin Uzunluğu: Bir ilacın ruhsat almasını takiben, geri ödeme listesine (Sağlık Uygulama Tebliği – SUT eki) dahil edilmesi için ayrı bir komisyon değerlendirmesinden geçmesi gerekmektedir. Bu süreçlerin aylar, hatta yıllar sürmesi, hastaların ilaca erişimini geciktirmektedir.
  • Kısıtlı Endikasyon Onayı: Kurum, bir ilacı geri ödeme listesine alsa dahi, bunu genellikle sadece belirli bir kanser türü, belirli bir evre veya belirli bir genetik mutasyonun varlığı gibi çok dar koşullara bağlamaktadır. İlacın farklı bir kanser türünde de etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış olsa bile, SUT’ta o endikasyon yer almıyorsa, SGK ödemeyi reddetmektedir.

“Endikasyon Dışı İlaç Kullanımı” Kavramı

“Endikasyon dışı kullanım”, bir ilacın, TİTCK tarafından onaylanmış ruhsatlı endikasyonları dışında, hekimin tıbbi kanaatiyle farklı bir hastalık için reçete edilmesidir. Bu durum, genellikle hastanın mevcut tüm standart tedavi seçeneklerini tükettiği ve söz konusu ilacın uluslararası saygın tıp otoritelerinin (ESMO, NCCN, ASCO gibi) kılavuzlarında önerildiği vakalarda gündeme gelir.

SGK, kural olarak endikasyon dışı kullanımları karşılamayı reddeder. Ancak bu ret, hukuken nihai bir karar değildir. Yargı mercileri, SGK’nın dar ve şekilci yorumunun aksine, konuyu hastanın yaşama hakkı ve tedavinin tıbbi zorunluluğu ekseninde ele almaktadır. Bir davanın bu yönde başarıya ulaşabilmesi için aşağıdaki unsurların mahkemeye eksiksiz sunulması gerekmektedir:

  • Gerekçeli Hekim Raporu: Tedaviyi yürüten onkolog tarafından hazırlanan, hastanın tanısını, daha önce aldığı tedavileri ve bu tedavilerin neden başarısız olduğunu, talep edilen ilacın neden hasta için tek veya en etkin seçenek olduğunu ve ilacın beklenen tıbbi faydasını bilimsel dayanaklarıyla açıklayan detaylı bir rapor.
  • Bilimsel Kanıtlar: İlacın, davaya konu olan endikasyonda etkinliğini gösteren uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış bilimsel makaleler, klinik çalışma sonuçları ve uluslararası tedavi kılavuzları.
  • TİTCK Başvurusu: Hekimin, endikasyon dışı kullanım için TİTCK’ye “bireysel başvuru” yapmış olması, davanın hukuki temelini güçlendiren önemli bir usuli adımdır.
Akıllı İlaçlarda Endikasyon Dışı Onay Şartı

Kanser tedavisinde kullanılan bazı modern ilaçların Türkiye’deki ruhsatı, belirli kanser türlerini kapsamayabilir. İlacın ruhsatlı olmadığı bir rahatsızlık için kullanılması “endikasyon dışı kullanım” olarak tanımlanır. Bu durumda olan bir ilacın bedelinin SGK’dan talep edilebilmesi için genellikle öncelikle Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’ndan (TİTCK) “endikasyon dışı kullanım onayı” alınması gerekmektedir. Bu onay, hukuki sürecin temel adımlarından biridir.

Başvuru, hastanın hekimi tarafından ilacın hayati önemde olduğunu ve bilinen bir alternatifi bulunmadığını gösteren bilimsel verilerle TİTCK’ya yapılır. Kurumun başvuruyu reddetmesi halinde, bu red kararının iptali için idare mahkemesinde dava açılması gerekir. İdare mahkemesi nezdinde yürütmenin durdurulması kararı alınması, onay alınmış gibi hukuki sonuç doğurabilir.

TİTCK onayı, SGK’ya karşı açılacak davada son derece güçlü bir delil teşkil eder ve yargılama sürecini kolaylaştırır. Onayın alınmamış olması davanın doğrudan reddedileceği anlamına gelmese de, bu durum ispat yükünü ağırlaştırır. Yargı kararlarında, onaysız durumlarda dahi ilacın zorunluluğu başka tıbbi delillerle kanıtlanmışsa SGK’nın ödeme yapmasına hükmedildiği görülmektedir.

adagio hukuk

SGK’nın Geri Ödeme Kapsamına Almadığı İlaçların Değerlendirilmesi

SGK tarafından kısmi olarak karşılanan ilaçlar (yurt dışı ilaçlar)

Bu kategori, Türkiye’de ruhsatı olmayan veya ruhsatlı olduğu halde piyasada bulunmayan ve bu nedenle TİTCK’nın özel izniyle yurt dışından ithal edilen ilaçları içerir. Bu ilaçlar, çoğunlukla SGK’nın EK-4/C listesinde kayıtlıdır. Sağlık Uygulama Tebliği’nin ilgili hükümlerine göre SGK, bu listedeki ilaçların bedelini, Kurum’un tek taraflı olarak belirlediği “mal oluş bedeli” üzerinden karşılamaktadır. Ancak ilacın yurt dışındaki güncel satış fiyatı ile SGK’nın belirlediği bu referans bedel arasında bir fark oluştuğunda, bu farkın hasta tarafından ödenmesi beklenir. Bu durum, ilacın SGK tarafından “kısmen karşılandığı” olarak ifade edilir. Yargılamalara sıklıkla konu olan ve bu gruba dahil edilebilecek bazı ilaç örnekleri şunlardır:

  • Albumin Bound Paclitaxel etkin maddeli Abraxane
  • Amsacrine etkin maddeli Amekrin
  • Nelarabine etkin maddeli Atriance
  • Avapritinib etkin maddeli Ayvakyt
  • Trastuzumab Deruxtecan etkin maddeli Enhertu

Bu tür ilaçların tam bedelinin SGK tarafından karşılanması ve hasta tarafından ödenmiş olan fiyat farklarının geriye dönük olarak iade edilmesi için tek çözüm yolu, yargısal bir süreç başlatmaktır.

SGK tarafından hiç karşılanmayan ilaçlar (akıllı ilaçlar ve immünoterapiler)

İkinci kategori, SGK’nın “Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi” olan EK-4/A’da hiçbir şekilde yer almayan ilaçları kapsar. Bu ilaçlar, genellikle “akıllı ilaç” veya “immünoterapi” olarak tanımlanan, hedefe yönelik yeni nesil tedavi ajanlarıdır. SGK, SUT’un emredici hükümleri uyarınca, bu listede adı geçmeyen ilaçların bedelini hiçbir surette karşılamayacağını açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla, bir hekim tarafından bu gruptaki bir ilaç reçete edildiğinde, hasta ilacın maliyetinin tamamını kendisi üstlenmek durumunda kalmaktadır. Yakın zamana kadar tamamı bu kapsamda olan ve davalara sıklıkla konu olan bazı önemli ilaçlar şunlardır:

  • Pembrolizumab (Keytruda)
  • Nivolumab (Opdivo)
  • Bevacizumab (Altuzan)
  • Pertuzumab (Perjeta)
  • Osimertinib (Tagrisso)

Bu ilaçların bedellerinin de SGK tarafından karşılanmasını sağlamanın yegane yolu, hukuki bir süreç başlatarak mahkeme kararı elde etmektir.

Sıklıkla Dava Konusu Olan İlaçlar ve Maliyetleri

SGK’nın geri ödeme politikaları neticesinde hastaların ve ailelerinin yüzleşmek zorunda kaldığı mali yükün vahametini anlamak için, sıklıkla dava konusu olan bazı ilaçların tahmini maliyetlerine bakmak faydalı olacaktır. Aşağıdaki tablo, bu ilaçların tek bir kürlük veya belirli periyotlardaki yaklaşık bedellerini yansıtmaktadır:

İlaç Adı

Etken Maddesi

2025 Yılı Tahmini Fiyatı (TL)

Keytruda

Pembrolizumab

68,522 TL

Opdivo

Nivolumab

62,123 TL

Tecentriq

Atezolizumab

92,272 TL

Trodelvy

Sacituzumab govitecan

53,148 TL

Zejula

Niraparib

100,458 TL

Enhertu

Trastuzumab Deruxtecan

1,885,150 TL (yıllık doz)

Lonsurf

Trifluridin/Tipirasil

102,159 TL

Altuzan

Bevacizumab

16,342 TL

Herceptin

Trastuzumab

9,524 TL

Mabthera

Rituximab

21,700 TL

Bu maliyetlerin kanser tedavisinin aylar, hatta yıllar sürebileceği gerçeğiyle birleştirildiğinde, yıllık toplamların milyonlarca lirayı bulduğu ve ortalama bir vatandaşın karşılamasının mümkün olmadığı açıktır. Özellikle Enhertu gibi bazı ilaçların maliyeti, tedaviye erişimi fiilen imkânsız kılmaktadır.

Herceptin SGK Karşılar mı?

Etken maddesi trastuzumab olan Herceptin, HER2-pozitif kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaç olup, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından belirli şartlar altında geri ödeme kapsamında tutulmaktadır. Kurum, ilacın ödemesini yalnızca belirli tanı ve tedavi protokollerine uygunluk durumunda yapmaktadır.

Hekim tarafından ilacın farklı bir kanser türü veya adjuvan/neo-adjuvan gibi farklı bir tedavi evresinde kullanımı tıbben gerekli görülse dahi, SGK bu durumu geri ödeme kapsamı dışında tutarak talepleri reddedebilmektedir. İlacın kullanımının tıbben zorunlu olmasına rağmen verilen bu ret kararları, bedelin iadesi için idari dava açma hakkı doğurmaktadır.

Opdivo SGK Karşılar mı?

Etken maddesi nivolumab olan Opdivo, immünoterapi tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu ilacı Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında yalnızca belirli cilt ve akciğer kanseri türleri için oldukça kısıtlı şartlar altında geri ödeme listesine dahil etmiştir.

Ancak hekimler tarafından ilacın, SUT’ta belirtilen endikasyonlar dışında farklı kanser türlerinin tedavisinde de tıbbi zorunluluk gereği reçete edilmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur.

SGK, SUT koşulları sağlanmadığı gerekçesiyle bu tür durumlarda geri ödeme taleplerini sistematik olarak reddetmektedir. Bu ret kararı, hastaların ilaca erişimini engellemektedir. Kurumun bu kararına karşı açılacak bir idari dava ile, ilacın bedelinin ihtiyati tedbir yoluyla dava süresince ve dava sonunda kalıcı olarak SGK tarafından karşılanmasını sağlamak hukuken mümkündür. Özellikle tedavinin aksatılmasının hayati risk taşıdığı durumlarda yargı süreci etkili bir çözüm sunmaktadır.

Keytruda SGK Karşılar mı?

Etken maddesi pembrolizumab olan Keytruda, immünoterapi alanında çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu ilacın bedelini yalnızca Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yer alan çok kısıtlı endikasyonlar ve genellikle diğer tedavi seçeneklerine yanıt vermeyen ileri evre vakalar için karşılamaktadır.

Bu durum, hekim tarafından ilacın kullanımı tıbben zorunlu görülse dahi, hastanın SUT kriterlerini tam olarak karşılamaması nedeniyle ilacın Kurum tarafından ödenmemesi sonucunu doğurmaktadır.

SGK’nın bu gerekçeyle verdiği ret kararları, idare mahkemelerinde dava konusu edilebilmektedir. Yargı mercileri, dosyaya sunulan güncel bilimsel kanıtları, hastanın özel tıbbi durumunu ve Anayasal yaşam hakkı ilkesini bir bütün olarak değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, Kurumun ret kararının hukuka uygun olmadığına kanaat getirerek ilacın bedelinin hasta için karşılanmasına hükmedebilmektedir. Bu şekilde, hastanın tedaviye erişim hakkı yargı kararıyla güvence altına alınmaktadır.

Enhertu SGK Karşılar mı?

Etken maddesi trastuzumab deruxtecan olan Enhertu, belirli ileri evre kanser türlerinin tedavisinde kullanılan ve Türkiye’de ruhsatı bulunan bir ilaçtır. Ancak 2025 yılı itibarıyla bu ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) geri ödeme listesinde henüz yer almamaktadır. İlacın yüksek maliyeti, geri ödeme kapsamında olmaması nedeniyle hastalar için tedaviye erişimde ciddi bir engel teşkil etmektedir.

Buna karşın, geri ödeme listesinde olmayan diğer kanser ilaçları için verilmiş emsal niteliğinde çok sayıda mahkeme kararı bulunmaktadır. Bu kararlar ışığında açılacak bir dava ile, ilaç bedelinin ihtiyati tedbir talepli olarak SGK tarafından karşılanması ve hastanın tedavi hakkının güvence altına alınması hukuken mümkündür.

Zejula SGK Karşılar mı?

Etken maddesi niraparib olan Zejula, belirli jinekolojik kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. 2025 yılı itibarıyla bu ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geri ödeme kapsamında değildir. Bu durum, hekim tarafından tedavi için zorunlu görülmesine rağmen, ilacın finansal yükünün tamamen hastanın üzerinde kalmasına neden olmaktadır.

SGK’ya yapılan geri ödeme başvurularının reddedilmesi, hukuki sürecin başlangıcını oluşturur. Kurumun ret kararına karşı açılacak bir dava yoluyla, ilaç bedelinin ihtiyati tedbir talepli olarak SGK tarafından karşılanması ve tedavinin kesintisiz sürdürülmesi yönünde bir karar alınması mümkündür. Bu sayede hastanın ilaca erişim hakkı yargı kararıyla güvence altına alınabilir.

Tecentriq SGK Karşılar mı?

Etken maddesi atezolizumab olan Tecentriq, immünoterapi alanında çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu ilacı Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) tanımlanan dar kapsamlı endikasyonlar ve belirli tedavi basamakları ile sınırlı olarak karşılamaktadır. Bu kısıtlamalar, hekim tarafından SUT dışı kullanımın tıbben zorunlu görüldüğü durumlarda hastaların tedaviye erişimini engellemektedir.

Kurumun, SUT kriterleri karşılanmadığı gerekçesiyle ödeme talebini reddetmesi halinde, hukuki yollara başvurma hakkı doğar. Açılacak bir idari dava ile, ilacın hasta için hayati önemi ve güncel tıbbi veriler sunularak ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanması yönünde bir mahkeme kararı alınması hukuken mümkündür.

Trodelvy SGK Karşılar mı?

Etken maddesi sacituzumab govitecan olan Trodelvy, belirli ileri evre kanser türlerinin tedavisinde kullanılan ruhsatlı bir ilaçtır. Ancak, Eylül 2025 itibarıyla bu ilaç Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) geri ödeme listesinde bulunmamaktadır. İlacın hekim tarafından tedavi için gerekli görülmesine karşın geri ödeme kapsamında olmaması, hastaların tedaviye erişiminde büyük bir engel teşkil etmektedir.

Bu durumda açılacak bir dava ile, hem tedavinin devamı için ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanması hem de dava tarihine kadar hasta tarafından yapılan ödemelerin iadesi talep edilebilir. Mevcut yargı içtihatları, hastanın yaşam hakkı ve tedaviye erişim hakkını önceliklendirmekte ve bu tür taleplerin kabulü yönünde kararlar alınmasını sağlamaktadır.

Altuzan SGK Karşılar mı?

Etken maddesi bevacizumab olan Altuzan, çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ilacı yalnızca belirli endikasyonlarda geri ödeme kapsamında tutmakta; hekim tarafından tıbben gerekli görülen endikasyon dışı veya farklı dozlardaki kullanımlara yönelik başvuruları ise genellikle reddetmektedir. Ayrıca, Kurumun mevcut kriterlerinin güncel bilimsel verileri yansıtmaması da sıkça karşılaşılan bir sorundur.

SGK’nın bu gerekçelere dayanan ret kararları, hukuka aykırılık teşkil edebilir. Bu kararlara karşı açılacak bir idari dava ile, hastanın ilaca erişim hakkı ve tedavinin devamlılığı ilkesi çerçevesinde, ilaç bedelinin Kurum tarafından karşılanması yönünde bir mahkeme kararı alınması mümkündür.

Mabthera SGK Karşılar mı?

Etken maddesi rituximab olan Mabthera, bazı kanser türlerinin ve otoimmün hastalıkların tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ilacı belirli kanser türleri için ödeme kapsamında tutarken, romatolojik hastalıklar gibi SUT dışı endikasyonlarda kullanımı için yapılan başvuruları genellikle reddetmektedir. Bir diğer uyuşmazlık konusu ise, hekimin orijinal ilacı tıbben gerekli görmesine rağmen Kurumun biyobenzer ilaç kullanımını dayatmasıdır.

SGK’nın bu tür ret kararları, dava konusu edilebilir. Hastanın tedavi seçme hakkı ve hekimin tıbbi kararına saygı gösterilmesi ilkeleri doğrultusunda açılacak bir dava ile olumlu sonuç alınması mümkündür. Yargı içtihatları, bu gibi durumlarda genellikle hastanın tedavi hakkını önceliklendirme eğilimindedir.

İmmunoterapi SGK Karşılar mı?

İmmünoterapi ilaçları, modern kanser tedavisinin önemli bir parçası olmasına rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından oldukça kısıtlı şartlarda geri ödeme kapsamına alınmıştır. Keytruda ve Opdivo gibi bazı ilaçlar yalnızca belirli endikasyonlarda karşılanırken, birçok yeni nesil immünoterapi ilacı ise geri ödeme listesinde hiç bulunmamaktadır. Bu durum, tedaviye erişimi bir kamu hakkı olmaktan çıkarıp hastaların finansal imkanlarına bağımlı hale getirmektedir.

SGK’nın ödemeyi reddetmesi halinde, hastanın hukuki yollara başvurma hakkı mevcuttur. Açılacak bir idari dava ile, tedavinin devamlılığının ihtiyati tedbir yoluyla sağlanması ve geçmişte yapılan ödemelerin iadesi talep edilebilmektedir. Yargı kararları genellikle hastanın yaşam hakkını önceliklendirerek bu talepleri kabul etmektedir.

İlacın Onaylı Olmasına Rağmen SGK Tarafından Karşılanmaması

Bir ilacın Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ruhsatlandırılmış olması, o ilacın bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından da karşılanacağı anlamına gelmemektedir. Ruhsatlandırma, ilacın güvenli ve etkili olduğunu tescilleyen bilimsel bir süreçken; geri ödeme ise tamamen bütçe ve sağlık politikalarına dayalı idari bir karardır. Bu nedenle, ruhsatlı bir ilacın masrafı hasta tarafından karşılanmak zorunda kalınabilir.

SGK, bir ilacı geri ödeme listesine alırken maliyet-etkililik analizleri ve Sağlık Uygulama Tebliği’nde belirtilen endikasyon kısıtlamaları gibi faktörleri dikkate alır. Bu nedenle, hekim tarafından tıbben gerekli görülen bir tedavi dahi, bu idari kriterleri karşılamadığı gerekçesiyle Kurum tarafından finanse edilmeyebilir.

Bu durumda hastanın izlemesi gereken yol, öncelikle hekiminden tedavi gerekliliğini belirten detaylı bir rapor alarak SGK’ya geri ödeme başvurusunda bulunmaktır. Kurumun bu talebi reddetmesi veya süresinde yanıt vermemesi üzerine, idare mahkemesinde dava açma hakkı doğar. Dava sürecinde talep edilecek bir yürütmenin durdurulması kararı ile tedaviye derhal başlanması hukuken mümkündür.

İmmünoterapi ve Kişiye Özel Tedavilerin Geri Ödeme Davalarına Dahil Edilmesi

Modern onkoloji pratiği, standart kemoterapilerin yanı sıra, immünoterapi veya hedefe yönelik akıllı ilaçlar gibi kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerini de içermektedir. Ancak bu yenilikçi tedavilerin büyük bir kısmı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki geri ödeme listesinde ya hiç yer almamakta ya da yalnızca çok kısıtlı endikasyonlarla bulunmaktadır. Bu durum, ilacın tıbbi gerekliliğine rağmen hastaların tedaviye erişiminde idari bir engel oluşturmaktadır.

Standart tedavi protokollerinin hasta özelinde yetersiz kalması veya tüketilmiş olması ve hekim tarafından kişiselleştirilmiş bir tedavinin tıbben zorunlu görülmesi, SGK’nın ret kararına karşı dava açılabilmesi için hukuki zemini oluşturur. Yargı mercileri, yalnızca SUT hükümlerine bağlı kalmayıp, güncel bilimsel verileri, tedavinin hasta için hayati önemini ve Anayasal yaşam hakkını bir bütün olarak değerlendirmektedir. Bu doğrultuda, tıbben etkinliği kanıtlanmış tedavilerin bedelinin Kurum tarafından karşılanması yönünde emsal teşkil eden kararlar vermektedir.

İmmünoterapi İlacı İçin Yaptığım Masrafı Geri Alabilir miyim?

İmmünoterapi gibi yenilikçi kanser tedavileri, yüksek maliyetleri nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından genellikle kısıtlı şartlarda veya hiç karşılanmamaktadır. Ancak kanser gibi ilerleyici ve aciliyet arz eden hastalıklarda, hastaların SGK’nın idari süreçlerini veya uzun yargılama sürecini bekleme lüksü bulunmamaktadır. Tedavinin aksatılması hayati risk taşıdığından, birçok hasta, hekiminin tıbben zorunlu gördüğü ilacı, SGK’nın ret kararına rağmen kendi finansal imkanlarıyla temin etme yoluna gitmektedir. Kurumun ödemeyi reddetmesi, tedavinin gereksiz olduğu anlamına gelmez; bu yalnızca, daha sonra hukuken itiraz edilebilecek idari bir karardır.

Hastaların kendi imkanlarıyla karşıladığı ilaç bedellerinin sonradan geri alınıp alınamayacağı, en sık karşılaşılan sorulardan biridir. Hukuki cevap nettir: Evet, bu mümkündür. SGK’ya karşı açılan idari davalarda mahkemeden yalnızca gelecekteki tedavi masraflarının karşılanması değil, aynı zamanda dava tarihine kadar hasta tarafından yapılmış olan tüm geçmiş ödemelerin iadesi de talep edilebilir. Bu talep, Kurumun hukuka aykırı idari işlemi nedeniyle hastanın uğradığı zararın tazmini ilkesine dayanır. Dolayısıyla, ilacı kendi bütçesinden almış olmak, hastanın bu bedeli talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.

Geçmişe dönük iade taleplerinde ispat yükümlülüğü davacı olan hastaya aittir. Davanın lehe sonuçlanabilmesi için yapılan harcamaların eksiksiz ve usulüne uygun şekilde belgelendirilmesi kritik öneme sahiptir. Dava dosyasına sunulması gereken temel deliller şunlardır:

  • Tıbbi Raporlar ve Reçeteler: İlacın hasta için tıbben zorunlu olduğunu, mevcut alternatiflerin tükendiğini veya yetersiz kaldığını ortaya koyan, tedaviyi yürüten onkoloji hekiminden alınmış detaylı raporlar.
  • Eczane Faturaları: İlacın satın alındığını gösteren, hasta adına düzenlenmiş, ilacın adını, seri numarasını (küpür) ve tarihini içeren resmi faturalar.
  • Ödeme Belgeleri: Ödemenin bizzat hasta veya yakını tarafından yapıldığını kanıtlayan banka dekontları veya kredi kartı ekstreleri. Bu belgeler, dava dosyasının delil altyapısını oluşturarak talebin hukuki geçerliliğini güçlendirir.

Mahkemenin davayı kabul etmesi halinde, SGK’yı hastanın yapmış olduğu ödemeleri iade etmeye mahkûm eder. Bu iade, yalnızca ödenen ana para ile sınırlı değildir. Mahkeme kararıyla, hastanın her bir ödemeyi yaptığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizin de ödenmesine hükmedilir. Bu uygulama, hastanın parasının değer kaybını telafi etmeyi ve Kurumun hukuka aykırı işlemi nedeniyle oluşan mağduriyeti tam olarak gidermeyi amaçlar.

Hastanın dava süreci devam ederken veya dava açmadan vefat etmesi durumunda, bu hukuki hak mirasçılarına geçer. İlaç bedellerinin iadesi talebi, parasal bir alacak hakkı niteliğinde olduğundan, yasal mirasçılar bu davayı açma veya devam ettirme hakkına sahiptir. Bu durumda, iade edilecek tutar, yasal faiziyle birlikte mirasçılara ödenir.

Kanseri İlacını Kendim Ödemişsem Parasını Geri Alabilir Miyim?

Kanser tedavisinde kullanılan ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geri ödeme kapsamında bulunmayan Keytruda, Opdivo gibi yüksek maliyetli ilaçları hastalar kendi imkânlarıyla temin etmektedir. Bu durum, hastaları ciddi bir maddi yük altına sokmakta ve tedaviye erişimlerini zorlaştırmaktadır. Ancak, bu harcamaların hukuki yollarla SGK’dan geri alınması mümkündür.

Hastanın cebinden karşıladığı ilaç bedellerinin iadesi için SGK’ya karşı bir alacak davası açılabilir. Davanın hasta lehine sonuçlanma olasılığı, belirli şartların yerine getirilmesine bağlıdır. Tedavinin hasta için hayati bir zorunluluk olduğunun ve mevcut geri ödeme listesindeki ilaçların yetersiz kaldığının hekim raporuyla kanıtlanması en temel koşuldur.

Mahkemeye sunulacak deliller, davanın ispatı açısından kritik öneme sahiptir. Bu belgeler arasında ilacın kullanılması gerektiğini belirten hekim raporu ve reçete, SGK’ya yapılan başvurunun reddedildiğine dair resmi yazı, hastanın ilacı satın aldığına dair faturalar ve tedavinin olumlu sonuçlar verdiğini gösteren tıbbi raporlar yer almalıdır. Mahkemenin talebi haklı bulması durumunda SGK, ilaç bedellerini ve yargılama giderlerini faiziyle birlikte ödemekle yükümlü tutulur.

Dava Devam Ederken Hastanın Vefat Etmesi

SGK’ya karşı açılan ilaç bedeli iade davaları sırasında hastanın vefat etmesi, sıkça karşılaşılan ve mirasçıları endişelendiren bir durumdur. Ancak davacının vefatı, davanın kendiliğinden sona ermesine neden olmaz. Geriye dönük olarak talep edilen ilaç bedelleri, terekeye dahil bir alacak hakkı niteliği taşıdığından, dava yasal mirasçılar tarafından takip edilebilir. Davanın konusu ileriye dönük ilaç temini ise bu talep konusuz kalır.

Hastanın vefatı üzerine yasal mirasçıları (eş, çocuklar vb.), mahkemeye bir veraset ilamı sunarak davaya taraf olarak katılabilirler. Bu adımdan sonra yargılama, ödenmiş olan ilaç masraflarının mirasçılara iade edilip edilmeyeceği yönünde devam eder. Mahkeme, mirasçıların davayı takip etme iradesini ve sundukları belgeleri dikkate alarak süreci ilerletir.

Mirasçıların ödemeyi alabilmesi için, hayattayken hastanın ilacı kullanmasının zorunlu olduğu, faturaların bulunduğu ve tedavinin olumlu bir etki yarattığı gibi şartların ispatlanması gerekir. Ancak, kullanılan ilacın hastaya hiçbir klinik fayda sağlamadığı tıbbi delillerle sabit olursa, mahkeme iade talebini reddedebilir. Bu nedenle davanın en başından itibaren hukuki ve tıbbi dayanaklarının sağlam olması büyük önem arz etmektedir.

Kanser Hastalarına Yardım

Türkiye’de kanser tanısı konulan hastalar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında genişletilmiş sağlık haklarına sahiptir. Bu çerçevede, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), onkolojik tedavinin temelini oluşturan radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi operasyonlar gibi kritik işlemlerden katılım payı veya ilave ücret talep etmemektedir. Ayrıca, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hükümleri uyarınca, hastaların tedavi için şehirlerarası seyahat etmesi gerektiğinde yol, gündelik ve tıbbi zorunluluk halinde refakatçi giderleri de Kurum tarafından karşılanmaktadır. Benzer şekilde, evde sağlık hizmeti alma koşullarını taşıyan hastaların bu kapsamdaki tüm tıbbi bakım ve tedavi masrafları da SGK güvencesi altındadır.

Kanser hastalığının yol açtığı fonksiyon kaybının niteliğine ve evresine göre, hastaların ilgili sağlık kurullarından engelli raporu alma hakkı bulunmaktadır. Bu rapor, vergi indirimleri ve çeşitli sosyal yardımlardan faydalanma imkânı tanır. Daha da önemlisi, çalışma gücünü en az %60 oranında kaybettiği tespit edilen ve kanunda aranan sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısı şartlarını sağlayan sigortalılara, malullük aylığı bağlanabilmektedir. Bu aylık, hastanın tedavi sürecinde gelir kaybını telafi etmeye yönelik önemli bir sosyal güvencedir.

Devlet tarafından sağlanan hakların yanı sıra, birçok sivil toplum kuruluşu da kanser hastaları ve yakınlarına yönelik tamamlayıcı destek programları yürütmektedir. Bu kuruluşlar arasında öne çıkanlardan bazıları şunlardır:

  • Kansersiz Yaşam Derneği: Maddi ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır.
  • Türk Kanser Derneği: Konaklama, psikososyal destek ve beslenme danışmanlığı gibi alanlara odaklanmaktadır.
  • LÖSEV (Lösemili Çocuklar Vakfı): Özellikle lösemi ve diğer kanser türleriyle mücadele eden çocuk ve yetişkin hastalara yönelik kapsamlı sosyal hizmetler ve ayni/nakdi yardımlar sağlamaktadır.

Yukarıda belirtilen kamusal haklardan ve sivil toplum desteklerinden yararlanabilmek için ilgili kuruma usulüne uygun bir başvuru yapılması zorunludur. Her kurumun kendine özgü başvuru prosedürleri, talep ettiği belgeler ve değerlendirme kriterleri bulunmaktadır. Bu nedenle, hak kaybı yaşanmaması adına, destek alınmak istenen kurum veya kuruluş ile doğrudan temasa geçilerek güncel ve detaylı bilgi alınması önem arz etmektedir.

SGK Kanser İlacı Davaları Nasıl Değerlendirilir

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) ilaç geri ödeme taleplerini reddetme işlemi, bir idari işlem olması sebebiyle idare mahkemelerinin denetimine tabidir. Ancak bu denetim, yalnızca SGK mevzuatı veya Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) gibi dar ve şekli metinlerle sınırlı kalmamaktadır. Davanın konusunun doğrudan insan sağlığı ve Anayasal yaşam hakkı olması, mahkemeleri zorunlu olarak tıbbi bir değerlendirme yapmaya yöneltmektedir. Yargıç, hukuki normların yanı sıra, somut olayın tıbbi gerçeklerini de kararının merkezine almak durumundadır. Bu nedenle, bu tür davalar multidisipliner bir yaklaşım gerektirir; hukuk ve tıp bilimleri iç içe geçmiştir.

İdare mahkemesi hakimi, kararını verirken bir dizi temel tıbbi sorunun yanıtını arar. Bu kriterler, davanın kaderini belirlemede kilit rol oynar:

  • Hayati Tehlike ve Aciliyet: Tedavinin uygulanmamasının hasta için bir hayati tehlike oluşturup oluşturmadığı, tedavideki gecikmenin “telafisi güç veya imkânsız bir zarar” doğurup doğurmayacağı en önemli değerlendirme ölçütüdür.
  • Mevcut Tedavi Seçeneklerinin Tüketilmiş Olması: Hastanın, SGK tarafından karşılanan standart tedavi protokollerini denemiş ve bu tedavilere yanıt vermemiş veya bu tedavilerin hasta için uygun olmadığının tıbben kanıtlanmış olması gerekir.
  • İlacın Bilimsel Etkinliği: Talep edilen ilacın, hastanın spesifik durumu için bilimsel olarak kabul görmüş, güncel verilerle etkinliği kanıtlanmış bir tedavi olup olmadığı incelenir.
  • Tedavinin Kişiselleştirilmiş Niteliği: İlacın, hastanın genetik veya moleküler özelliklerine göre özel olarak seçilmiş, kişiye özgü bir tedavi olup olmadığı da dikkate alınır.

Hakimin tıbbi kanaatini oluşturmasında, davacı tarafın sunduğu destekleyici belgeler büyük önem taşır. Tedaviyi yürüten hekimin raporu temel dayanak olsa da, bu raporun uluslararası kabul görmüş kanıtlarla desteklenmesi davanın gücünü artırır:

  • Uluslararası Tıbbi Kılavuzlar: NCCN (National Comprehensive Cancer Network) veya ESMO (European Society for Medical Oncology) gibi uluslararası kanser tedavi kılavuzlarında ilacın tavsiye ediliyor olması, mahkeme nezdinde güçlü bir delildir.
  • Tıbbi Literatür: İlacın etkinliğini gösteren Faz-3 çalışmaları gibi yüksek kanıt değerli bilimsel makaleler.
  • Uzman Mütalaaları: Alanında saygın akademisyenlerden alınan ve hastanın durumunu değerlendiren bilimsel görüşler.

Nihayetinde mahkemenin kararı, tedavinin yokluğunda ortaya çıkacak sonuçların vahameti ile Kurumun idari kararının dayandığı gerekçelerin karşılaştırılmasına dayanır. Bu nedenle, dava dilekçesinden bilirkişi raporlarına ve duruşmadaki beyanlara kadar tüm süreç boyunca, hukuki iddiaların somut, güncel ve hastanın durumuna özgü tıbbi verilerle desteklenmesi, davanın lehe sonuçlanması için mutlak bir zorunluluktur. Hukuki talep, ancak güçlü bir tıbbi zemin üzerine inşa edildiğinde mahkeme tarafından kabul görecektir.

SGK’nın Karşıladığı ve Karşılamadığı Kanser İlaçları Nasıl Öğrenlilir

Modern onkolojik tedavilerde kullanılan hedefe yönelik (akıllı) ilaçlar ve immünoterapi ajanları, yüksek maliyetleri sebebiyle hastalar ve yakınları için ciddi bir finansal yük oluşturmaktadır. Bu nedenle, hekim tarafından bir tedavi protokolü belirlendiğinde atılması gereken ilk ve en önemli adım, önerilen ilacın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanıp karşılanmadığının kesin olarak tespit edilmesidir. Bu tespit, yalnızca tedavi sürecinin finansal öngörülebilirliği için değil, aynı zamanda SGK’nın olası bir ret kararına karşı başlatılacak hukuki sürecin hukuki zeminini doğru bir şekilde hazırlamak için de stratejik bir zorunluluktur.

Bir ilacın SGK tarafından geri ödenip ödenmeyeceği veya hangi şartlar altında ödeneceği, Kurum tarafından yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) adı verilen temel düzenleyici metin ile belirlenir. Bu tebliğ, devletin sağlık hizmetlerine ilişkin ödeme politikasının hukuki çerçevesini çizer. SUT ve ekinde yer alan ilaç listeleri dinamik olup, belirli aralıklarla güncellenerek SGK’nın resmi internet sitesinde kamuoyuna duyurulur. Bu nedenle, yapılacak her sorgulamada mutlaka en güncel tebliğ ve listelerin esas alınması gerekmektedir.

Geri ödeme sorgulamasında başvurulması gereken temel listeler şunlardır:

  • Ek-4/A Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi: Türkiye’de ruhsatlı olan ve SGK tarafından geri ödeme kapsamında kabul edilen ilaçları içerir.
  • Ek-4/C Yurt Dışı İlaç Fiyat Listesi: Türkiye’de bulunmayan veya ruhsatlı olmayan ancak tıbbi zorunluluk nedeniyle yurt dışından temin edilen ilaçların geri ödeme şartlarını düzenler.
  • Endikasyon ve Protokol Şartları: Listelerde yer alan birçok ilacın geri ödemesi, belirli bir kanser türü, hastalığın evresi, hastanın daha önce aldığı tedaviler veya belirli genetik mutasyonların varlığı gibi çok sayıda şarta bağlanmıştır.

Hastalar ve yakınları, bir ilacın geri ödeme statüsünü teyit etmek için aşağıdaki yöntemlere başvurabilir:

  1. SGK Resmi İnternet Sitesi: En güvenilir kaynak, SGK’nın web sitesinde yayımlanan güncel SUT ve ekli PDF listeleridir.
  2. SGK’ya Yazılı Başvuru: SGK İl Müdürlüğü’ne veya Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü’ne bir dilekçe ile başvurarak, belirli bir ilacın kendi teşhisleri için karşılanıp karşılanmadığına dair resmi bir cevap talep edilebilir. Bu yöntem, olası bir dava öncesi delil elde etmek açısından en sağlıklı yoldur.
  3. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Veri Tabanı: TİTCK’nın sitesi, bir ilacın Türkiye’de ruhsatlı olup olmadığını ve onaylı endikasyonlarını gösterir; ancak bu, SGK tarafından ödeneceği anlamına gelmez.
  4. Eczaneler ve Hastane Birimleri: Eczacılar veya hastanelerin sosyal güvenlik birimleri, reçete provizyon sistemleri üzerinden pratik ve hızlı bir ön kontrol yapabilirler.

Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, bir ilacın isminin SUT listesinde bulunmasına rağmen, hekimin reçete ettiği endikasyon (tıbbi kullanım amacı) için ödeme kapsamında olmamasıdır. Örneğin, bir ilaç SUT listesinde sadece ileri evre akciğer kanseri için ödeniyor olabilir, ancak doktor bunu erken evre mide kanseri için bilimsel verilere dayanarak önerebilir. Bu durumda SGK ödemeyi reddedecektir. İşte bu ret kararı, ilacın hasta için hayati önem taşıdığı kanıtlandığı takdirde, geri ödemenin sağlanması için açılacak idari davanın konusunu oluşturur. Bu nedenle, yapılan sorgulamalarda ilacın sadece adı değil, tüm geri ödeme koşulları detaylıca incelenmelidir.

adagio hukuk

Kanser İlacı Bedeli İçin SGK’ya Açılacak Dava

Hekim tarafından reçete edilen ilacın SGK tarafından karşılanmaması durumunda, idari yargı nezdinde dava açma hakkı bulunmaktadır. Bu sürecin usulüne uygun yürütülmesi, davanın esası kadar önemlidir.

Dava Öncesi Zorunlu İdari Başvuru Süreci

İdare mahkemesinde dava açılabilmesinin ön koşulu, öncelikle SGK’ya ilacın bedelinin karşılanması talebiyle yazılı bir başvuruda bulunulmasıdır. Bu başvuru dilekçesine, hastanın durumunu, ilacın tıbbi zorunluluğunu ve alternatif tedavilerin tükendiğini detaylandıran kapsamlı bir hekim raporu eklenmelidir.

SGK’nın bu başvuruya yazılı olarak ret cevabı vermesi üzerine dava açma süresi başlar. Eğer Kurum, başvuru tarihinden itibaren 30 gün içinde herhangi bir yanıt vermezse, talep zımnen (örtülü olarak) reddedilmiş sayılır ve bu sürenin bitiminden itibaren dava açılabilir.

SGK Kanser İlacı Ödeme Başvurusunda Nelere Dikkat Edilmelidir?

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan geri ödeme kapsamında olmayan bir ilacın bedelinin talep edilmesinde, Kurum’a sunulacak ilk başvuru dilekçesi, açılması muhtemel davanın temelini oluşturması bakımından stratejik bir öneme haizdir. Bu başvuru, idari dava açma hakkının doğması için zorunlu bir ön işlem niteliğindedir ve sürecin seyrini doğrudan etkiler.

Başvuru dilekçesi, yalnızca bir talep metni olmanın ötesinde, hukuki ve tıbbi argümanları içeren bir dayanak belgesi olmalıdır. Dilekçede; hastanın tanısı, tedaviyi yürüten hekim tarafından belirlenen ilacın dozu ve kullanım protokolü net bir şekilde ifade edilmelidir. Bununla birlikte, söz konusu ilacın mevcut tedavi seçenekleri arasında neden tek veya en etkili alternatif olduğu ve kullanımının tıbben zorunlu olduğu gerekçeleriyle açıklanmalıdır.

Bu aşamada dilekçenin hukuki usule ve tıbbi terminolojiye uygun, eksiksiz bir şekilde hazırlanması elzemdir. Başvuruda yapılacak usuli bir hata veya argüman eksikliği, yalnızca talebin Kurum tarafından reddedilmesine değil, aynı zamanda dava aşamasında ispat güçlüğü yaşanmasına da neden olabilir. Bu nedenle sürecin titizlikle yürütülmesi hak kayıplarını önleyecektir.

SGK Kanser İlacı Ödeme Başvurusu Dilekçesi

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına

Başvuran:

Vekili: Av. Efehan Mihai ERGİNER

Konu: __________________  isimli ilacın bedelinin Kurumunuzca karşılanması talebinden ibarettir.

Açıklamalar

  1. Kurumunuz nezdinde __________________ ile kayıtlı sigortalı olan müvekkilim/hastanız __________________ , __________________  tarihinde konulan __________________  tanısı nedeniyle __________________________________  hastanesinde tedavi görmektedir.
  2. Hastanın tedavisini yürüten __________________ , mevcut standart tedavi yöntemlerinin yetersiz kalması/tükenmesi sebebiyle, müvekkilin/hastanın tedavisinde ____________________________________ isimli ilacın kullanımının tıbben zorunlu ve hayati önemde olduğunu detaylı bir rapor ile tespit etmiştir. (EK-1: Uzman Hekim Raporu)
  3. Hekim tarafından, söz konusu ilacın ___________________________________ şeklinde kullanılması planlanmaktadır. Bu ilacın kullanılmaması durumunda hastalığın ilerleyeceği ve hastanın yaşam hakkı açısından telafisi güç zararların doğacağı açıktır.
  4. Anayasa ile güvence altına alınan yaşam hakkı ve devletin kişilerin hayatını ve sağlığını koruma yükümlülüğü çerçevesinde, hekim tarafından tıbben zorunlu görülen bu ilaca erişimin Kurumunuz tarafından sağlanması yasal bir gerekliliktir.

HUKUKİ NEDENLER: Anayasa md. 17, 56; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve ilgili sair mevzuat.

TALEP SONUCU: Yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, müvekkilin/hastanın hayati öneme haiz tedavisi için zorunlu olan __________________  isimli ilacın bedelinin, tedavi süresince kesintisiz olarak Kurumunuzca karşılanmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.16.09.2025

Başvuran Vekili         

Av. Efehan Mihai ERGİNER

SGK Kanser İlacı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Muhakemesi

SGK’nın Karşılamadığı Kanser İlaçları Dava Hangi Mahkemede Açılır?

SGK’nın ilaç bedelini ödememe şeklindeki idari işlemine karşı açılacak davalarda görevli mahkeme İdare Mahkemeleri‘dir.

SGK’nın Karşılamadığı Kanser İlaçları Dava Nerede Açılır?

Yetkili mahkeme, idari işlemin tesis edildiği yer (SGK müdürlüğünün bulunduğu yer) veya davacı hastanın ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesidir.

SGK’nın Karşılamadığı Kanser İlaçları Dava Türü

Dava, “idari işlemin (SGK’nın ret kararının) iptali” ve buna bağlı olarak, eğer hasta ilacı kendi imkanlarıyla temin etmişse, ödediği bedelin yasal faiziyle iadesi için “tam yargı davası” olarak açılmalıdır.

SGK’nın Kanser İlacı Dava Açma Süresi

SGK’nın ret cevabının davacıya tebliğ edildiği tarihten veya zımni ret süresinin dolmasından itibaren 30 gün içinde davanın açılması zorunludur. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, kaçırılması halinde dava hakkı kaybedilir.

SGK Kanser İlacı Dava Dilekçesi

İZMİR İLGİLİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

Yürütmenin Durdurulması Taleplidir.

DAVACI:

VEKİLİ: Av. Efehan Mihai ERGİNER

DAVALI:

DAVA KONUSU: Davalı idareye yapılan ____________ tarihli başvurumuzun reddine ilişkin ____________ tarih ve ____________ sayılı işlemin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve devamında iptali ile; müvekkil tarafından tedavi başlangıcından dava tarihine kadar ödenmiş olan ____________ TL ilaç bedelinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline, bundan sonraki tedavi sürecinde kullanılacak ilaç bedellerinin de kesintisiz olarak davalı idare tarafından karşılanmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesi talebinden ibarettir.

TEBLİĞ TARİHİ: ____________

AÇIKLAMALAR

  1. HASTALIĞIN TEŞHİSİ VE TIBBİ GEREKLİLİK

Müvekkil, davalı Kurum nezdinde ____________ ile kayıtlı sigortalı olup, kendisine ____________ tarihinde ____________ tarafından ____________ tanısı konulmuştur.

Müvekkilin tedavisini yürüten Onkoloji Uzmanı Dr. ____________, bugüne kadar uygulanan standart tedavi yöntemlerinin hastalığın ilerlemesini durdurmada yetersiz kaldığını tespit etmiştir. Hastalığın mevcut evresi ve agresif seyri göz önüne alındığında, müvekkilin tedavisinde hayati öneme haiz ve güncel bilimsel verilerle etkinliği kanıtlanmış olan ________________________  etken maddeli ilacın kullanımının tıbben zorunlu olduğu, başkaca bir tedavi seçeneğinin kalmadığı ____________ tarihli hekim raporu ile açıkça belirtilmiştir. (EK-1: Uzman Hekim Raporu ve Tıbbi Belgeler)

  1. İDAREYE BAŞVURU ŞARTI

Söz konusu hekim raporu ve reçete ile, ilacın bedelinin Kurum tarafından karşılanması talebiyle ____________ tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulmuştur. (EK-2: SGK Başvuru Dilekçesi) Ancak davalı idare, ____________ tarihli işlemi ile “ilacın Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerince geri ödeme kapsamında olmadığı” gibi soyut gerekçelerle talebimizi hukuka aykırı olarak reddetmiştir. (EK-3: SGK Ret Kararı)

Davalı idarenin bu kararı, Anayasa ile güvence altına alınan Yaşam Hakkı (Madde 17) ve Sağlık Hakkı (Madde 56) ilkelerini açıkça ihlal etmektedir. Danıştay’ın ve Bölge İdare Mahkemelerinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, SUT gibi alt düzenleyici metinler, Anayasal temel hakları ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamaz. Bir tedavinin hasta için hayati ve zorunlu olduğu bilimsel olarak kanıtlandığında, Kurumun maliyet gerekçesiyle bu tedaviyi engellemesi kabul edilemez.

  1. YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİNİN ZORUNLULUĞU

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, idari işlemin uygulanması halinde “telafisi güç veya imkânsız zararların” doğması ve işlemin “açıkça hukuka aykırı olması” halinde yürütmenin durdurulmasına karar verilir.

  • Açık Hukuka Aykırılık: Yukarıda izah edildiği üzere, davalı idarenin kararı Anayasa’ya ve yerleşik yargı içtihatlarına açıkça aykırıdır.
  • Telafisi Güç Zarar: Kanser, hızla ilerleyen ve her günün kritik olduğu bir hastalıktır. Dava sürecinin sonuçlanmasını beklemek, müvekkilin sağlığında geri döndürülemez hasarlara yol açacak, hatta hayati risk doğuracaktır. Bu nedenle, tedavinin bir an önce başlaması için yürütmenin durdurulması kararı verilmesi elzemdir.

HUKUKİ SEBEPLER: T.C. Anayasası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, HMK ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLER: SGK başvuru ve ret yazıları, uzman hekim raporları, reçeteler, patoloji sonuçları, ödenen ilaçlara ait fatura ve dekontlar, emsal yargı kararları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.

TALEP SONUCU: Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;

  1. Öncelikle ve ivedilikle YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİMİZİN KABULÜNE,
  2. Davalı idarenin ____________ tarih ve ____________ sayılı başvuru ret işleminin İPTALİNE,
  3. Müvekkil tarafından ödenmiş olan ____________ TL ilaç bedelinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak tarafımıza ÖDENMESİNE,
  4. Dava süresince ve sonunda, müvekkilin tedavisi için gerekli olan ____________ isimli ilacın bedelinin kesintisiz olarak davalı SGK TARAFINDAN KARŞILANMASINA,
  5. Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 01.06.2025

Davacı Vekili          

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Yürütmenin Durdurulması Talebi

İdari yargılama süreci, mahkemelerin iş yüküne bağlı olarak 6 ila 12 ay veya daha uzun sürebilmektedir. Kanser gibi ilerleyici ve hayati risk taşıyan bir hastalıkta bu sürenin beklenmesi, hasta açısından telafisi imkânsız zararlara yol açabilir. Bu nedenle, dava dilekçesiyle birlikte mutlaka “yürütmenin durdurulması” talep edilmelidir.

Yürütmenin durdurulması, mahkemenin, dava sonuçlanana kadar SGK’nın ret kararının yürütmesini durdurarak ilacın Kurum tarafından karşılanmasını sağlayan geçici bir tedbir kararıdır. Mahkemenin bu kararı verebilmesi için İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda aranan iki şartın bir arada gerçekleştiğinin ispatlanması gerekir:

  1. İdari İşlemin Uygulanması Halinde Telafisi Güç veya İmkânsız Zararların Doğması: Tedavideki gecikmenin hastanın yaşamını tehlikeye atacağı veya sağlığında kalıcı bir bozulmaya neden olacağı, hekim raporları ile açıkça ortaya konulmalıdır.
  2. İdari İşlemin Açıkça Hukuka Aykırı Olması: SGK’nın ret kararının Anayasa’ya, Hasta Hakları Yönetmeliği’ne ve yerleşik yargı kararlarına aykırılığı, hukuki delillerle desteklenmelidir.

Gerekçeleri sağlam bir şekilde ortaya konulmuş dosyalarda, mahkemeler genellikle 2 ila 4 hafta gibi kısa sürelerde yürütmenin durdurulması kararı vermektedir.

Kanser İlaçlarının Karşılanması İhtiyati Tedbir Talebinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu şartların varlığını ispatlamak için dava dosyası titizlikle hazırlanmalıdır. Hastayı takip eden uzman hekimden alınacak ve ilacın hayati önem taşıdığını, mevcut alternatiflerin tükendiğini veya yetersiz kaldığını belirten detaylı bir tıbbi rapor sunulmalıdır. Rapor, ilacın kullanım dozunu ve süresini de içermelidir. Ayrıca, dava konusu ilaca ilişkin güncel bilimsel literatür ve en önemlisi, aynı ilaç için daha önce başka mahkemelerce verilmiş emsal niteliğindeki yürütmenin durdurulması kararları, mahkemenin kanaatini olumlu yönde şekillendirecek en güçlü delillerdendir.

SGK İlaç Davası İçin Avukat Tutmak Zorunlu Mu?

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan kanser ilaçlarının bedelinin iadesi için açılan davalar, hem usul hem de esasa ilişkin teknik bilgi gerektiren süreçlerdir. Mevzuat gereği bir zorunluluk olmasa da, sürecin karmaşıklığı ve hak kayıplarını önleme adına profesyonel hukuki destek almak önem arz etmektedir.

Her ne kadar bireylerin kendi davalarını açma hakkı olsa da, bu tür davalarda hukuki deneyim kritik bir rol oynar. SGK’ya başvuru, dava açma sürelerinin takibi, usule uygun dilekçe hazırlanması ve ihtiyati tedbir gibi teknik aşamalarda yapılacak bir hata, davanın reddedilmesine neden olabilir. Bu adımlar, yalnızca temel hukuk bilgisi değil, aynı zamanda sağlık hukuku alanında uzmanlık gerektirir.

Bir avukat, dava dosyasını hukuki ve tıbbi delillerle eksiksiz hazırlayarak süreci başından sonuna kadar titizlikle yönetir. Tıbbi raporların hukuki birer delile dönüştürülmesi, emsal kararlar ışığında strateji belirlenmesi ve mahkeme süreçlerinin doğru takibi, davanın lehe sonuçlanma ihtimalini önemli ölçüde artırır.

Kanser İlacı Avukatı

Hukuk eğitimini tamamladıktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesinde Sağlık Hukuku alanında tezli yüksek lisans yapan ve İzmir’de SGK kanser ilacı avukatı olarak hizmet veren avukat Efehan Mihai ERGİNER, Sosyal Güvenlik Kurumuna idari başvuru ve sürecin takibi, kurumdan ret veya zımni ret kararı sonrası idari yargıda dava ikamesi ile gerekli delillerin toplanması noktasında avukatlık ve hukuki danışmanlık yapmaktadır.

sağlık avukatı efehan mihai erginer

SGK’nın Karşılamadığı Kanser İlacı Emsal Kararlar

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 20.10.2021 Tarih, 2021/43E. 2021/30K. künyeli ilamı;

… Başvuruya konu aykırılığın giderilmesi istenilen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin E:2020/1380, K:2020/1251 sayılı kararına ilişkin uyuşmazlıkta; dava, davacının “bronş veya akciğer malign neoplazmı” tanılı hastalığının tedavisi amacıyla, tedaviyi yürüten hekim tarafından reçete edilen “atezolizumab” etken maddeli ilacın kullanımının uygun görülmediği yolundaki işlemin iptali ile kullanılmaya devam edilecek olan ilaç bedellerinin ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmış, yalnızca … Kurumu husumetiyle görülen bu davada, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 07/07/2020 tarih ve E:2019/2127; K:2020/952 sayılı kararıyla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, davacının hukuka aykırılığı ortaya konulan bu işlem sebebiyle ödemek zorunda kaldığı ilaç bedellerinin Anayasa’nın 125. maddesi gereği davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğinin de açık olduğu” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve ilaç bedellerinin davacıya ödenmesine karar verilmiş, anılan karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusu da, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 04/11/2020 tarih ve E:2020/1380, K:2020/1251 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

Bununla birlikte, başvuru konusu karar ile çelişkili olduğu ileri sürülen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin 27/02/2020 tarih ve E.2018/6692, K.2020/1349 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta ise; dava, davacılar tarafından vefat eden murislerinin “nivolumab” etken maddeli “opdivo” isimli ilacın hastalığının tedavisinde kullanılması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin yargı kararı ile iptaline karar verilmesi üzerine kendi imkanlarıyla satın aldıkları 79.994,28-TL’nin fatura tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmış, … Kurumu ve … Başkanlığı husumetiyle görülen bu davada Ankara 10. İdare Mahkemesinin 25/06/2018 tarih ve E:2017/2698, K:2018/1492 sayılı kararıyla, “Opdivo” isimli ilacın kullanım talebinin reddine ilişkin işlemin yargı kararı ile iptal edildiği, 21/03/2018 tarih ve 30367 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ uyarınca “Nivolumab” etkin maddeli “Opdiva” isimli ilacın geri ödeme kapsamına alındığı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmanın genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak olduğu, bu hakkın finansmanını sağlamanın davalı idarenin yükümlülüğünde olduğu gerekçesiyle” davacının tazminat isteminin kısmen kabulü ile 62.890,00-TL’nin idareye başvuru tarihi olan 20/07/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce hesaplanarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş, tarafların istinaf istemlerinin üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin 27/02/2020 tarih ve E:2018/6692, K:2020/1349 sayılı kararıyla, sağlık giderleri kapsamında olan ilaç bedellerinin, 5510 sayılı Kanun’un 73. maddesi gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca ilgililere ödenmesi gerektiğinden, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun davacılara ödenecek ilaç bedelini ödeme konusunda sorumluğunun bulunmadığı” gerekçesiyle reddine, Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “62.890,00 TL’nin idareye başvuru tarihi olan 20/07/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce hesaplanarak davacıya ödenmesine” cümlesindeki “davalı idarelerce” ibaresi kaldırılarak, “davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nca” şeklinde düzeltilmesine kesin olarak karar verilmiştir.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 02/04/2021 tarih ve E:2021/36, K:2021/36 sayılı kararında; olayda, endikasyon dışı ilaç kullanımı konusunda izin vermeye yetkili olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun davacıların başvurusunu reddetmesi üzerine, hekim tarafından sürekli kullanımı için reçete edilen ilacın davacılar tarafından alınarak kullanıldığı, işlemin hukuka aykırı bulunarak mahkeme kararıyla iptal edildiği, bu durumda ilgililerce talep edilen meblağın, ilaç bedelinden çok hukuka aykırı işlem nedeniyle doğan bir zarardan kaynaklanan bir tazminat niteliğine dönüştüğü, buna göre de söz konusu zararın tazmin sorumluluğunun işlemi tesis eden kuruma ait olduğu gerekçesiyle, aykırılığın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği görüşü benimsenmiş ise de;

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin 27/02/2020 tarih ve E.2018/6692, K.2020/1349 sayılı kararına konu uyuşmazlıktaki talebin, “nivolumab” etken maddeli ilacın endikasyon dışı kullanımına ilişkin başvurunun reddi yolundaki işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine, anılan işlem nedeniyle davacıların kendi imkanları ile temin ederek kullandıkları 79.994,28-TL ilaç bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin olduğu, tam yargı davası olarak açılan ve belirli bir bedelin yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebini içeren bu davanın, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı husumeti ile görüldüğü ve dava konusu ilaç bedelin ödenmesi hususunda yalnızca davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının sorumlu olduğu yolunda hüküm kurulduğu,

Öte yandan, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 04/11/2020 tarih ve E.2020/1380, K.2020/1251 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta ise; talebin, “atezolizumab” etken maddeli ilacın endikasyon dışı kullanımına ilişkin başvurunun reddi yolundaki işlemin iptali ve kullanılmaya devam edilecek ilaç bedellerinin ödenmesine ilişkin olduğu, iptal ve tam yargı davası formunda açılan ancak tazminat istemi yönünden belirli bir bedel ve faiz istemi bulunmayan bu davanın yalnızca Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu husumetiyle görüldüğü ve dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle ödenmek zorunda kalınan ilaç bedellerinin davalı idarece davacıya ödenmesi yolunda hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; dava açılmasını gerekli kılan süreç ve koşulların farklılığı nedeniyle, aykırılığın giderilmesine konu kararlardaki istemlerin, açılan davaların niteliğinin, hasım mevkiine alınan idareler ile bu idarelerin hukuki sorumluluğuna dair değerlendirmelerin birbirinden farklı olduğu, bu farklılıklar nedeniyle hakkında hüküm kurulan idarelerin de birbirinden farklılık arz ettiği anlaşıldığından, isteme konu uyuşmazlıkların, belirli bir ilke ve esasa bağlanmasına olanak bulunmadığı, dolayısıyla, verilen kararlar yönünden anılan Daireler arasında kanun hükmünün öngördüğü şekliyle bir aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi 03.12.2020 Tarih, 2020/1177E. 2020/1325K. künyeli ilamı;

“Davacıların miras bırakanı olan K4’in “Metastatik Mide Ca ( mide kanseri)” kanseri tedavisi gördüğü dönemde tedavide kullanılan ve davalı idarece karşılanmayan “X1″ isimli ilaç için ödenen 23.516,32 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan davada; uyuşmazlık konusu olayda, kanser hastası olan davacıların miras bırakanı K4’in hastalığının tedavisinde kullanılması için uygun görülen ”X1” isimli ilacın, tedavi sürecinin bir parçası olduğu, davacıların yakınının hastalığı da göz önüne alındığında yaşamsal öneminin bulunduğu, dolayısıyla sözü edilen ilaç bedelinin ödenmemesinin, 5434 sayılı Kanun kapsamında tedavi yardımından yararlanan davacıların yakınının sağlıklı yaşam hakkı ve sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayacağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmanın genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak olduğu ve bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamanın davalı idarenin yükümlülüğünde olduğundan, davacıların miras bırakanı K4’in hastalığının tedavisinde kullanılan “X1” isimli ilaç için ödenen 23.516,32 TL’nin davalı idareye başvuru tarihi olan 12/03/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne,23.516,32 TL’nin davalı idareye başvuru tarihi olan 12/03/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin faiz isteminin reddine karar veren İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 30/03/2020 gün ve E: 2019/1532, K: 2020/348sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu, mevzuat uyarınca söz konusu ilaç bedelinin ödenmesinin mümkün olmadığı, ayrıca mahkemece davacının fazlaya ilişkin faiz talebi reddedildiği için bu kısım için idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde hükmedilmediği ileri sürülerek, istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir. İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 30/03/2020 gün ve E: 2019/1532, K: 2020/348sayılı kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.”

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 03.03.2020 Tarih, 2020/468E. 2020/375K. künyeli ilamı;

… Konuya ilişkin olarak, herhangi bir hastalığın tedavisinde, sadece ilgili endikasyonda etkinliği ve güvenilirliği bilimsel olarak yeterli klinik çalışmalar ile kanıtlanmış ve bu endikasyonda standart doz belirlenerek ruhsatlandırılmış ilaçların kullanımı zorunlu olup; ruhsatlı endikasyon dışı (of labeluse) ve/veya standart dozların üzerinde ilaç kullanımı ile ülkemizde henüz ruhsatlandırılmamış ilaçların bireysel tedavi amacıyla yurtdışından getirtilerek kullanımının tıbbi, etik, hukuki ve farmakoekonomik açıdan denetimi açısından, bu kapsamdaki ilaçlar ile yapılan tedavilerin bazı bilimsel standartlara kavuşturulması ve Sağlık Bakanlığı izni olmaksızın kullanılmasını önlemek açısından getirilen endikasyon dışı kullanım onayı; onaya konu ilacın yaşamsal gerekliliği veya tedavide kullanımının tıbbi zorunluluğunu ortaya koyan bir işlem niteliğinde bulunmadığından; salt endikasyon dışı kullanım onayının varlığına dayalı olarak, HMK 390/3 maddesinde belirtilen “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” düzenlemesi kapsamındaihtiyati tedbir için gerekli olan “yaklaşık ispat” yükümlülüğünün yerine getirildiğini kabule olanak bulunmamaktadır.

Aynı konudaki uyuşmazlık nedeniyle AİHM Akdeniz v. Türkiye başlıklı 50624/19 başvuru numaralı dosyası üzerinden, “Adli Tıp Kurumu bünyesindeki bir komisyon tarafından, hazırlanacak ve “başvuranın onaylanmamış … tedavisi değil de, hastalığına ilişkin olarak Türkiye’de kullanılan standart tedavi ilaçlarını kullanması halinde bu durumun başvuranın sağlığında ciddi, hızlı ve geri dönüşü olmayan bir bozulmaya ya da ölüme ya da yaşam beklentisinde ciddi azalmaya veya yoğun acıya sebep olup olmayacağına dair değerlendirmede bulunacak bir tıbbi rapor,” sunulması gereğine değinilerek, endikasyon dışı kullanım izninin yaklaşık ispat koşulu açısından yeterli olmadığı ve bu konuda başkaca tıbbi inceleme raporlarına gerek olduğuna vurgu yapılmakla birlikte tedbir kararı verilmiş ; daha sonra söz konusu dosya üzerinden AİHM tarafından 28.11.2019 tarihinde verilen kararda, “…taraflarca 4, 13, 15, 19 ve 22 Kasım 2019 tarihlerinde sağlanan bilgiler ışığında; Mahkeme, başvuruyu 28 Kasım 2019 tarihinde tekrar değerlendirmiş,” ve tedbir kararının uzatılmayacağına, başvurunun da kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Bu durumda, benzer uyuşmazlıklar nedeniyle hukuki güvenlik ve eşitlik ilkelerinden hareketle ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki yaklaşımın dayanağı da ortadan kalkmış bulunmaktadır.”

Sıkça Sorulan Sorular

SGK Dava Süreci Tamamlanmadan İlacın Ücretini Öder mi?

Kural olarak, hayır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), aleyhine açılmış bir dava kesinleşmeden, yani yargı süreci nihai olarak sona ermeden ödeme yapma eğiliminde değildir. İdari işlemler, mahkemece iptal edilene kadar hukuka uygun kabul edilir ve uygulanmaya devam eder.

Ancak, bu kuralın çok önemli bir istisnası bulunmaktadır: “ihtiyati tedbir” veya idari yargıdaki karşılığıyla “yürütmenin durdurulması” kararı. Davanın başında, hastanın durumunun aciliyeti, tedavinin gecikmesi halinde telafisi güç zararların doğacağı ve SGK işleminin açıkça hukuka aykırı olduğu yönünde güçlü deliller sunularak mahkemeden bu yönde bir ara karar talep edilir. Mahkeme bu talebi kabul ederse, SGK’yı dava sonuçlanana kadar ilacın bedelini karşılamaya mecbur tutar. Bu karar, tedavinin kesintisiz ve ücretsiz bir şekilde başlamasını veya devam etmesini sağlayan en kritik hukuki adımdır. Karar SGK’ya tebliğ edildiği andan itibaren Kurum için bağlayıcıdır ve ödeme yapma yükümlülüğü derhal başlar.

Yurt Dışından Getirilen Kanser İlaçları İçin Dava Açılabilir mi?

Evet, açılabilir. Bir ilacın Türkiye’de ruhsatlı olmaması veya bulunmaması, o ilacın tıbben zorunlu olduğu gerçeğini değiştirmez. Özellikle Türkiye’de mevcut tedavi seçeneklerinin tüketildiği durumlarda, hekim raporuyla gerekliliği kanıtlanan ve yurt dışından temin edilen ilaçlar için de geri ödeme davası açmak mümkündür. Bu süreçte, ilacın genellikle Türkiye Eczacılar Birliği (TEB) aracılığıyla getirilmesi, sürecin resmiyetini ve şeffaflığını artırır. Davanın başarısı için, ilacın yurt dışından temin edildiğini ve bedelinin ödendiğini gösteren tüm belgelerin eksiksiz olması hayati önem taşır. Bu belgeler arasında; ilacın yurt dışı alış faturası, TEB’in veya aracı kurumun faturaları, gümrük beyannameleri ve ödeme dekontları bulunmaktadır.

Dava Sonucunda Sadece İlaç Parası mı Geri Alınır?

Hayır. Dava, hastanın SGK’nın hukuka aykırı işlemi nedeniyle uğradığı tüm maddi zararın tazminini amaçlar. Mahkemenin davayı kabul etmesi halinde hükmedeceği alacak kalemleri şunlardır:

  • İlaç Bedeli: Hasta tarafından ödenen tüm ilaç faturalarının toplam bedeli.
  • Yasal Faiz: Ödenen ilaç bedellerine, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz eklenir. Bu, hastanın parasının zaman içindeki değer kaybını telafi etmeyi amaçlar.
  • Yargılama Giderleri: Davanın açılması için yapılan başvuru harcı, bilirkişi ücreti, tebligat giderleri gibi tüm masraflar.
  • Vekalet Ücreti: Davayı kazanan tarafın avukatına ödenmek üzere, mahkeme tarafından belirlenen ve SGK’ya yükletilen avukatlık ücreti (karşı vekalet ücreti).

Kanser İlacı İçin SGK’ya Başvurmadan Doğrudan Dava Açabilir miyim?

Hayır, bu usulen mümkün değildir. İdare mahkemesinde dava açabilmenin ön koşulu, öncelikle o idari işleme yol açan talebin idareye sunulmuş olmasıdır. Bu, “idari başvuru yollarının tüketilmesi” ilkesinin bir gereğidir. Süreç şu şekilde işler:

  1. Hasta, hekim raporu ve reçetesiyle birlikte, ilacın bedelinin karşılanması için SGK’ya resmi bir dilekçe ile başvurur.
  2. SGK bu başvuruya yazılı bir “ret” cevabı verirse, bu cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir.
  3. SGK, başvuruya 60 gün içinde hiçbir cevap vermezse, bu durum hukuken “zımni ret” (örtülü ret) olarak kabul edilir. Bu 60 günlük sürenin bittiği tarihten itibaren, takip eden 60 gün içinde dava açma hakkı doğar. Bu ön başvuru yapılmadan açılan davalar, mahkeme tarafından “idari merci tecavüzü” gerekçesiyle usulden reddedilir.

İlacın Fiyatı Yabancı Para Cinsindense Geri Ödeme Nasıl Hesaplanır?

Yurt dışından getirilen ilaçların faturaları genellikle Avro veya Dolar gibi yabancı para birimleri üzerinden düzenlenir. Bu durumda mahkeme, geri ödemeye karar verdiğinde, her bir faturanın ödendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığını hesaplar. Bulunan bu meblağ üzerinden de yasal faiz işletilir. Bu yöntem, hastanın döviz kurundaki artışlar nedeniyle mağdur olmasını engeller.

İlaç Kullanımı İçin Özel Hastane Raporu Yeterli midir?

Dava açmak için özel hastane raporu sunulması hukuken mümkündür, ancak ideal durum değildir. Yargı pratiğinde, kamuya ait üniversite hastaneleri ile Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinden alınan raporlara daha yüksek bir ispat gücü atfedilmektedir. Bunun nedeni, bu kurumların daha objektif ve bilimsel kriterlere bağlı olduğu yönündeki genel kabuldür. Özel hastane raporuyla dava açılması durumunda, mahkemenin bu raporu yetersiz görme veya ek olarak bir kamu hastanesinden ya da Adli Tıp Kurumu’ndan rapor talep etme olasılığı daha yüksektir. Davanın gücünü artırmak için özel hastane raporunun, alanında uzman bir akademisyenden alınacak bilimsel mütalaa veya uluslararası tıp literatürü ile desteklenmesi tavsiye edilir.

İlaç Deneme Aşamasında (Klinik Çalışma) İse Dava Süreci İşler mi?

Hayır. SGK’nın geri ödeme yükümlülüğü, TİTCK (Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu) tarafından ruhsatlandırılmış, yani güvenliği ve etkinliği kanıtlanarak ticari olarak satışa sunulmasına izin verilmiş ilaçlar içindir. Klinik araştırma kapsamındaki ilaçlar, henüz “deneme” veya “araştırma” aşamasında olan ürünler olarak kabul edilir. Bu ilaçların finansmanı, genellikle araştırmayı yürüten ilaç firması (sponsor) tarafından karşılanır. Henüz ruhsat almamış bir ilacın bedelinin SGK’dan talep edilmesi hukuken mümkün değildir.

İlaç Biyobenzer İse Yine Dava Açılabilir mi?

Evet, açılabilir. SGK, maliyet etkinliği nedeniyle genellikle biyobenzer ilaçların kullanımını teşvik eder veya şart koşar. Ancak hastanın tedavisini yürüten hekim, tıbbi gerekçelerle (örneğin orijinal ilacın hasta üzerinde daha etkili olması, biyobenzer ilacın yan etki profili vb.) orijinal ilacın kullanılmasının zorunlu olduğunu raporluyorsa, bu durum bir hukuki uyuşmazlık doğurur. Hekimin tedavi yöntemini belirlemedeki özerkliği ve hastanın en etkili tedaviye ulaşma hakkı, bu tür davaların temelini oluşturur. Mahkeme, dosyaya sunulan tıbbi kanıtları değerlendirerek hekimin görüşünü haklı bulursa, SGK’nın biyobenzer ilaç dayatmasını hukuka aykırı bularak orijinal ilacın bedelinin ödenmesine karar verebilir.

TİTCK Onaylı Olmayan Ama FDA/EMA Onaylı İlaçlar İçin Dava Açılabilir mi?

Evet. Bir ilacın ABD’deki FDA (Food and Drug Administration) veya Avrupa’daki EMA (European Medicines Agency) gibi saygın uluslararası sağlık otoritelerinden onay almış olması, o ilacın bilimsel olarak etkin ve güvenilir olduğunun en güçlü kanıtıdır. Türkiye’de TİTCK onay sürecinin henüz tamamlanmamış olması, idari bir gecikme olarak kabul edilir. Mahkemeler, bu idari gecikmenin hastanın Anayasal yaşam hakkını ihlal edemeyeceği prensibinden hareket eder. FDA/EMA onayı, dava dilekçesinde ve bilirkişi raporlarında, ilacın “güncel tıbbın kabul ettiği standart bir tedavi” olduğu yönündeki tezi güçlendiren en önemli delil olarak kullanılır.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar