Yalan Yere Yemin Suçu ve Cezası
·

Yalan Yere Yemin Suçu ve Cezası

Yargılama faaliyetinin amacı, somut deliller aracılığıyla maddi gerçeğe ulaşmak ve adaleti tesis etmektir. Ancak bazı durumlarda, bir iddianın ispatı için tanık, belge gibi klasik delillerin bulunması veya yeterli olması mümkün olmayabilir. İşte bu gibi istisnai anlarda, hukuk muhakemesi sistemi son bir çare olarak “yemin” deliline başvurur. Yemin, bir davada taraf olan kişilerden birinin, bir vakıanın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda mahkeme önünde, kutsal veya manevi değerleri üzerine söz vermesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) göre yemin, “kesin delil” niteliğindedir. Yani, bir taraf usulüne uygun olarak yemin ettiğinde, mahkeme artık o vakıanın yemin edildiği şekilde doğru olduğunu kabul etmek zorundadır. Bu durum, yemine olağanüstü bir hukuki güç ve sorumluluk yükler. Bu kadar kesin bir sonuca bağlanan bir delilin kötüye kullanılması, yani bir tarafın mahkemeyi aldatmak amacıyla kasıtlı olarak “yalan yere yemin etmesi”, sadece karşı tarafı haksızlığa uğratmakla kalmaz, aynı zamanda adaletin tecellisine ve yargı makamının saygınlığına yönelik en doğrudan saldırılardan birini oluşturur. Bu eylemin vahametini gören kanun koyucu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 275. maddesinde “Yalan Yere Yemin” suçunu, adliyeye karşı işlenen suçlar arasında özel olarak düzenlemiş ve ciddi bir yaptırıma bağlamıştır. Bu yazımızda, Yalan Yere Yemin Suçu ve Cezası konusunu değerlendireceğiz.

ceza avukatı efehan mihai erginer

TCK Madde 275

(1) Hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.

(3) Hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısı indirilir.

Yalan Yere Yemin Suçu ve Cezası

Yalan yere yemin suçu, TCK’nın “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer almaktadır. Bu suçla korunmak istenen temel hukuki değer, yargı faaliyetinin dürüstlüğü ve adaletin doğru bir şekilde tecelli etmesidir. Kanun, özellikle hukuk yargılamasında “kesin delil” niteliği taşıyan yemin müessesesinin güvenilirliğini ve saygınlığını korumayı amaçlar. Yargı makamlarının, tarafların vicdani sorumluluklarına dayanarak verdikleri beyanlarla yanıltılmasının önüne geçilmesi hedeflenir.

Bu suç, “özgü suç” niteliğindedir. Yani herkes tarafından işlenemez. Suçun faili, ancak bir mahkeme tarafından kendisine usulüne uygun olarak yemin teklif edilen ve bu yemini yerine getiren bir “taraf” (davacı, davalı) veya taraf adına yemin eden yasal temsilci olabilir.

Suçun Unsurları

Bir eylemin yalan yere yemin suçunu oluşturabilmesi için aşağıdaki şartların bir arada bulunması gerekir:

Suçun Maddi Unsurları (Hareket)

  • Fail: Davanın Tarafı Olmak Bu suçun faili, bir davada tanık, bilirkişi veya uzman değil, davanın taraflarından biridir. Yalan tanıklık (TCK 272) suçunu “tanık” işlerken, yalan yere yemin (TCK 275) suçunu “taraf” işler. Aradaki en temel fark budur.
  • Hareket: Yalan Yere Yemin Etmek Suçun maddi unsuru, mahkeme huzurunda gerçeğe aykırı bir beyanda bulunarak yemin etmektir. Bu hareketin oluşması için şu aşamalar gerekir:
    1. Hukuka Uygun Bir Yemin Teklifi: Yeminin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usule uygun olarak, hâkim tarafından taraflardan birine teklif edilmiş olması gerekir.
    2. Yeminin Eda Edilmesi: Tarafın, hâkimin huzurunda, yasal metni okuyarak veya tekrar ederek yemini yerine getirmiş olması (“eda etmiş olması”) gerekir. Yemin etmeyi reddetmek suç değildir.
    3. Beyanın Gerçeğe Aykırı Olması: Yemin edilen vakıanın (olayın) maddi olarak gerçek dışı olması, yani yalan olması gerekir.

Suçun Manevi Unsuru (Kast)

Yalan yere yemin suçu, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Yemin eden tarafın;

  • Yemin ettiği konunun gerçek olmadığını bilmesi,
  • Buna rağmen mahkemeyi aldatmak amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunmayı istemesi gerekir. Bir tarafın, doğru olduğuna inanarak yemin ettiği bir konunun sonradan yanlış çıkması veya olayı yanlış hatırlayarak yemin etmesi bu suçu oluşturmaz.

Yalan Yere Yemin ve Yalan Tanıklık Suçları Arasındaki Fark

Uygulamada sıkça karıştırılan bu iki suç arasındaki temel farklar şunlardır:

Karşılaştırma Kriteri
Yalan Yere Yemin (TCK md. 275)
Yalan Tanıklık (TCK md. 272)
Failin Sıfatı
Davanın tarafı (davacı veya davalı)
Davanın tarafı olmayan tanık
Uygulama Alanı
Genellikle hukuk davalarında "kesin delil" olarak başvurulan bir yoldur.
Hem hukuk hem de ceza davalarında dinlenen tanıklar tarafından işlenebilir.
Hukuki Niteliği
Bir "delil" olan yeminin kötüye kullanılmasıdır.
Bir "delil" olan tanık beyanının kötüye kullanılmasıdır.

Suçun Cezası ve Etkin Pişmanlık

  • Ceza (TCK md. 275): Mahkeme önünde yalan yere yemin eden kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Etkin Pişmanlık (TCK md. 277): Kanun, bu suçu işleyen kişiye hatasından dönmesi için çok önemli ve tam bir cezasızlık imkânı tanımıştır. Buna göre:
    • Yalan yere yemin eden kişi, yemin ettiği davada hüküm verilmeden önce gerçeği söyler ve yalanını düzeltirse, hakkında hiçbir cezaya hükmolunmaz. Bu hüküm, adaletin en az zararla ve doğru bir şekilde tecelli etmesini sağlamak amacıyla getirilmiş çok istisnai bir düzenlemedir.
  • Yeminden Kaçınmanın Sonucu: Kendisine yemin teklif edilen tarafın yemin etmekten kaçınması veya sessiz kalması bir suç değildir. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, yeminden kaçınan taraf, yemin konusu vakıayı ikrar etmiş (kabul etmiş) sayılır ve davayı o noktada kaybeder. Yani sonucu ceza davası değil, hukuk davasını kaybetmektir.

Yargılama Süreci

  • Şikâyet ve Uzlaşma: Yalan yere yemin suçu, adliyeye karşı işlendiği için şikâyete tabi değildir ve uzlaşma kapsamında da değildir. Genellikle davaya bakan hâkim, tarafın yalan yere yemin ettiğine dair güçlü bir kanaat edindiğinde, durumu bir müzekkere ile Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirir ve soruşturma bu şekilde başlar.
  • Görevli Mahkeme: Bu suçla ilgili davalara Asliye Ceza Mahkemeleri bakar.

Sonuç

Yemin, adaletin tecellisinde maddi delillerin tükendiği noktada, bireyin vicdanına ve onuruna yapılan son çağrıdır. Bu çağrıya yalanla karşılık vermek, sadece bir davayı haksız yere kazanmak veya kaybetmek anlamına gelmez, aynı zamanda yargının en temel dayanaklarından birini dinamitlemek demektir. TCK’nın 275. maddesi, bu son derece hassas delil yöntemini korumak ve kötüye kullanılmasını önlemek için caydırıcı bir ceza öngörmüştür.

Sıkça Sorulan Sorular

Hukuk davasında yemin deliline ne zaman başvurulur? Yemin, bir tarafın bir vakıayı başka hiçbir delille (belge, tanık, keşif vb.) ispat edemediği durumlarda, son çare olarak başvurulan bir delildir. Bir taraf, diğer tarafa “bu iddianın doğru olmadığına yemin et” şeklinde yemin teklif eder ve hâkim bu teklifi uygun görürse yemin prosedürü işletilir.

Hâkim yemin teklif ettiğinde yemin etmek zorunda mıyım? Etmezsem ne olur? Yemin etmek zorunda değilsiniz. Yemin etmeyi reddedebilirsiniz. Ancak yeminden kaçınırsanız, ceza almazsınız ama yemin konusu iddiayı kabul etmiş sayılırsınız ve davayı kaybedersiniz.

Yalan yere yemin ettim ama çok pişmanım, dava henüz bitmedi. Ne yapmalıyım? Derhal TCK’nın 277. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünden yararlanmalısınız. Davanın görüldüğü mahkemeye bir dilekçe vererek veya duruşmada söz alarak daha önce yalan yere yemin ettiğinizi, gerçeğin ne olduğunu anlatmanız gerekir. Eğer bunu, o davada nihai bir karar verilmeden önce yaparsanız, hakkınızda bu suçtan dolayı ceza verilmeyecektir.

Bir tanığın yalan söylemesi ile bir tarafın yalan yere yemin etmesi arasındaki ceza farkı nedir? Yalan tanıklığın temel cezası (TCK 272) iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Yalan yere yeminin cezası (TCK 275) ise bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Ancak yalan tanıklıkta, tanığın yalanı birinin haksız yere ağır cezalar almasına neden olursa cezası çok daha fazla artabilir.

Yemin ederken dini bir kitap üzerine el basmak zorunlu mu? Hayır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki modern yemin usulünde, tarafa “Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza, namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?” diye sorulur. Dini bir ritüel içermez.

Boşanma davasında, mal paylaşımını etkilemek için bir malın değeri hakkında yalan yere yemin ettim. Bu suç oluşur mu? Evet, tam olarak bu suçu oluşturur. Boşanma davası bir hukuk davasıdır ve bu davada bir vakıayı ispat için teklif edilen yemini, gerçeğe aykırı olarak yerine getirmeniz TCK md. 275’teki suçu oluşturur.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar