Trafik Kazalarında Zorunlu Arabuluculuk (2025)
Trafik kazaları, yalnızca maddi ve manevi kayıplara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda karmaşık bir hukuki süreci de beraberinde getirir. Bu sürecin en önemli aşamalarından biri, zarar görenlerin tazminat taleplerini yasal yollarla ileri sürmesidir. Bu yazımızda, trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk şartı, bu şartın hangi taraflar için geçerli olduğu ve yasal dayanakları incelenecektir.

Yazı İçeriği
Trafik Kazalarında Zorunlu Arabuluculuk Dava Şartı
Belirli uyuşmazlık türleri için mahkemeye gitmeden önce tarafların bir arabulucu eşliğinde çözüm araması yasal zorunluluktur. Bu duruma “dava şartı olarak arabuluculuk” denilmektedir. Özellikle, konusu bir miktar paranın ödenmesini gerektiren alacak ve tazminat taleplerini içeren ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi bu durumu açıkça düzenlemektedir. Bu maddeye göre, ticari nitelikteki tazminat davalarında arabulucuya başvurulmadan bir dava açılması durumunda, mahkeme başka bir işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedecektir.
Arabuluculuk Şartının Sorumlulara Göre Değerlendirilmesi
Trafik kazası davalarında genellikle araç sürücüsü, işleten ve sigorta şirketi birlikte davalı olarak gösterilir. Bu davalılar arasındaki ilişki, “zorunlu dava arkadaşlığı” değil, “ihtiyari dava arkadaşlığı” olarak kabul edilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca, ihtiyari dava arkadaşlığında her bir davalıya karşı açılan dava birbirinden bağımsızdır. Bu bağımsızlık, zorunlu arabuluculuk şartının her bir davalı için ayrı ayrı değerlendirilmesini zorunlu kılar.
- Sigorta Şirketine Karşı Açılan Dava: Sigortacılık faaliyetleri ve sigorta sözleşmeleri TTK’da düzenlendiği için sigorta şirketine karşı açılan bir tazminat davası, niteliği gereği mutlak bir ticari davadır. Dolayısıyla, TTK Madde 5/A uyarınca, sigorta şirketine dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartıdır.
- Araç Sürücüsü ve İşletenine Karşı Açılan Dava: Araç sürücüsü ve işleteninin sorumluluğu, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Bu kişilere karşı açılan dava, TTK kapsamında bir ticari dava niteliği taşımaz. Bu nedenle, zarar görenin doğrudan araç sürücüsüne veya işletenine karşı açacağı tazminat davası için zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamaktadır.
Bu ayrım, uygulamada büyük önem taşır. Örneğin, bir trafik kazası sonucu hem maddi hem de manevi tazminat talep eden bir kişi, davayı sigorta şirketi, araç işleteni ve sürücüsüne birlikte yöneltmek istediğinde, dava açmadan önce sigorta şirketi yönünden arabuluculuk sürecini tamamlamak zorundadır. Ancak diğer davalılar (sürücü ve işleten) için böyle bir zorunluluk yoktur.

Sonuç
Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat taleplerinde zorunlu arabuluculuk, sürecin önemli ve dikkatle yönetilmesi gereken bir parçasıdır. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zarar görenin birden fazla sorumluya başvurma hakkı olsa da bu sorumlulardan yalnızca sigorta şirketine karşı yöneltilecek talepler, ticari dava niteliğinde olduğundan, 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. Haksız fiil sorumluları olan araç sürücüsü ve işletenine karşı açılacak davalarda ise bu şart aranmamaktadır. Bu nedenle, hak kayıplarının önlenmesi ve davaların usulden reddedilmemesi için, dava açmadan önce her bir davalının hukuki statüsü göz önünde bulundurularak arabuluculuk şartının varlığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

