Trafik Kazalarında Sorumluluk
· · ·

Trafik Kazalarında Sorumluluk

Bir trafik kazası meydana geldiğinde, zararın kim tarafından ve hangi koşullar altında karşılanacağı sorusu gündeme gelir. Bu noktada, sorumluluğun hukuki çerçevesini belirleyen temel prensipler devreye girer. Türk hukukunda trafik kazalarından doğan sorumluluk, temel olarak “haksız fiil” esasına dayanmakla birlikte, kanun koyucunun özel olarak düzenlediği “kusursuz sorumluluk” hallerini de içermektedir.

trafik hukuku

Trafik Kazalarında Sorumluluk

Bu yazımızda, trafik kazalarında sorumluluğun hukuki şartları, kusurun dereceleri ve kusur aranmaksızın sorumluluğun doğduğu özel durumlar, ilgili kanun maddeleri ışığında incelenecektir.

Haksız Fiil Sorumluluğu

Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat taleplerinin temel dayanağı haksız fiildir. Hukuk sistemimizde haksız fiil, bir şahsın kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışı neticesinde başka bir şahsa zarar vermesi olarak tanımlanır. Haksız fiil sonucunda zarara uğrayan taraf, bu zararın giderilmesini, fiili gerçekleştiren sorumlu kişilerden talep etme hakkına sahiptir.

Türk Borçlar Kanunu’na göre, bir fiilin haksız fiil olarak nitelendirilebilmesi ve tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için dört temel unsurun bir arada bulunması zorunludur:

  1. Hukuka Aykırı Fiil: Eylemin mevcut hukuk kurallarına aykırı olması gerekir.
  2. Kusur: Fiili işleyen kişinin bu eylemde kusurlu olması, yani kasıtlı veya ihmalkâr davranması gerekir.
  3. Zarar: Hukuka aykırı ve kusurlu eylem neticesinde bir zararın ortaya çıkmış olması şarttır. Zararın olmadığı bir durumda sorumluluktan bahsedilemez. Bu zarar, genellikle araçtaki değer kaybı gibi malvarlığında irade dışı bir eksilme şeklinde kendini gösterir.
  4. İlliyet Bağı: Meydana gelen zarar ile hukuka aykırı fiil arasında mantıksal bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunması gerekir. Sürücünün, sebebiyet vermediği bir zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir.

İlliyet Bağının Kesilmesi

Bazı durumlarda, fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağı kesilebilir. Bu durum, zarar veren sürücünün veya işletenin sorumluluğunu ortadan kaldırır. İlliyet bağını kesen haller şunlardır:

  • Mücbir Sebep: Öngörülemeyen ve karşı konulamayan dış bir olay.
  • Zarar Görenin Kusuru: Kazanın, zarar gören tarafın kendi kusurlu davranışından kaynaklanması.
  • Üçüncü Kişinin Ağır Kusuru: Kazaya tamamen üçüncü bir kişinin ağır kusurunun sebep olması.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca, işleten bu durumları ispatladığı takdirde sorumluluktan kurtulabilir.

Tazminatın Belirlenmesinde Kusurun Rolü

Trafik kazalarında tazminat miktarının belirlenmesindeki en önemli faktörlerden biri “kusur”dur. Sürücülerin kusur durumu, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen trafik kurallarını ihlal edip etmediklerine göre saptanır. Kusur oranları, tazminat miktarından indirim yapılmasına neden olabilir. KTK madde 86/2’ye göre, işleten, kazanın oluşumunda zarar görenin de kusurlu olduğunu ispatlarsa, hâkim durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.

Asli Kusur

Asli kusur, bir kazanın meydana gelmesinde temel ve doğrudan etken olan kural ihlallerini ifade eder. Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesinde ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 157. maddesinde asli kusur sayılan haller açıkça belirtilmiştir. Bu haller şunlardır:

  • Kırmızı ışıkta veya yetkili memurun “dur” işaretinde geçmek.
  • “Taşıt Giremez” işareti bulunan yola veya bölünmüş yolda karşı yöne ait şeride girmek.
  • Arkadan çarpma.
  • Geçme yasağı olan yerlerde öndeki aracı geçmek.
  • Dönüş manevralarını yanlış yapmak.
  • Şerit ihlali yapmak.
  • Kavşaklarda geçiş önceliği kurallarına uymamak.
  • Kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine riayet etmemek.
  • Yerleşim birimleri dışında, zorunlu haller haricinde taşıt yolu üzerinde park etmek veya duraklamak.
  • Kurallara uygun şekilde park edilmiş araçlara çarpmak.

Çift taraflı kazalarda kusur oranları genellikle şu şekilde dağıtılır:

  • Her iki sürücü de asli kusurlu ise: %50 – %50.
  • Bir sürücü asli, diğeri tali kusurlu ise: %75 – %25.
  • Sadece bir sürücü asli kusurlu ise: %100.

Tali Kusur

Tali kusur, kazanın meydana gelmesinde ikincil derecede etkili olan kural ihlalleridir. Genellikle asli kusur kadar ağır olmayan ihmalleri kapsar. Karayolları Trafik Kanunu’nda tali kusur olarak nitelendirilebilecek bazı durumlar şunlardır:

  • KTK Madde 47: Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemelerine uymamak.
  • KTK Madde 51: Yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmak.
  • KTK Madde 52: Hızı, aracın yük ve teknik özelliğine, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak; kavşaklara, tepe üstlerine ve yaya geçitlerine yaklaşırken hızı azaltmamak.
  • KTK Madde 52: Öndeki aracı takip ederken güvenli bir takip mesafesi bırakmamak.

İki sürücünün de tali kusurlu olduğu kazalarda kusur oranı %50 – %50 olarak paylaştırılır.

Kusur Şartı Aranmayan Sorumluluk: Kusursuz Sorumluluk Halleri

Hukukumuzda bazı özel durumlarda, bir kişinin kusuru olmasa dahi meydana gelen zarardan sorumlu tutulması mümkündür. “Kusursuz sorumluluk” olarak adlandırılan bu durumun trafik hukukundaki en belirgin yansımaları “tehlike sorumluluğu” ve “adam çalıştıranın sorumluluğu”dur.

Tehlike Sorumluluğu

Motorlu araç işletmek, doğası gereği bir tehlike potansiyeli taşır. Bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, araç işleteninin sorumluluğunu bir “tehlike sorumluluğu” olarak kabul etmiştir. KTK’nin 85. maddesi, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü amirdir.

Bu sorumluluğun temeli, işletme faaliyetinin yarattığı tehlikedir. Dolayısıyla, kazanın meydana gelmesinde işletenin herhangi bir kusuru olmasa bile, sırf aracı işletiyor olmasından kaynaklı olarak ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulur. Bu ilke, Türk Borçlar Kanunu’nun 71. maddesinde düzenlenen “önemli ölçüde tehlike arz eden işletme” sorumluluğu ile de paralellik gösterir.

Adam Çalıştıranın Sorumluluğu

Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi uyarınca düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu da bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu maddeye göre, “Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür”.

Trafik kazaları bağlamında bu durum, genellikle bir şoförün, işverene ait aracı kullanırken üçüncü bir kişiye zarar vermesi halinde ortaya çıkar. Örneğin, bir şirketin şoförü, şirket aracıyla kusurlu bir kazaya karıştığında, zarar gören taraf tazminat talebini hem şoföre hem de işveren olan şirkete yöneltebilir. Burada işverenin sorumluluğu, çalışanın eyleminden kaynaklanan kusursuz bir sorumluluktur. Ancak kanun, işverene bir “kurtuluş kanıtı” imkânı tanımıştır: İşveren, çalışanını seçerken, ona talimat verirken ve onu denetlerken zararın doğmasını engellemek için gerekli tüm özeni gösterdiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir.

Sonuç

Trafik kazalarından doğan hukuki sorumluluk, çok katmanlı ve detaylı bir yapıya sahiptir. Sorumluluğun temelini, hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarından oluşan haksız fiil ilkesi oluşturmaktadır. Kusurun derecesi (asli veya tali), tazminat miktarının belirlenmesinde kilit rol oynarken, Karayolları Trafik Kanunu’nun getirdiği “tehlike sorumluluğu” ve Borçlar Kanunu’nda düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” gibi özel hallerde, kişilerin kusuru olmasa dahi meydana gelen zarardan sorumlu tutulması mümkündür. Bu hukuki prensiplerin doğru bir şekilde anlaşılması, trafik kazaları sonrası hak arama süreçlerinin adil ve etkin bir şekilde yürütülmesi için elzemdir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kaza sonrası ilk olarak ne yapmalıyım? Sorumluluğun belirlenmesi için ilk adım nedir?

Kaza sonrası ilk ve en önemli adım, can güvenliğini sağlamaktır. Ardından, kaza maddi hasarlı ise ve taraflar anlaşıyorsa, mutlaka fotoğraflar çekildikten sonra Kaza Tespit Tutanağı doldurulmalıdır. Anlaşma sağlanamazsa, kaza yerini değiştirmeden 112’yi arayarak trafik polisini beklemeniz gerekir. Bu tutanak, sorumluluğun ve kusur oranının belirlenmesindeki ilk ve en kritik belgedir.

Trafik kazasında kimin kusurlu olduğunu kim, nasıl belirler?

Kazadaki kusur oranı, ilk olarak sigorta şirketlerinin TRAMER (Trafik Sigortaları Bilgi ve Gözetim Merkezi) sistemine yüklenen Kaza Tespit Tutanağı ve kaza fotoğraflarına göre belirlenir. Sigorta eksperleri, tutanaktaki beyanları ve kanıtları inceleyerek bir kusur dağılımı (%0, %50, %100 gibi) yapar. Anlaşmazlık durumunda konu yargıya taşınır ve nihai kararı bilirkişi raporu ışığında mahkeme verir.

Kusur oranı ne anlama gelir? %100, %50 ve %0 kusurlu olmak ne demektir?

Kusur oranı, kazanın meydana gelmesinde tarafların ne kadar payı olduğunu gösteren bir yüzdedir.

  • %100 Kusurlu (Asli Kusurlu): Kazanın oluşumundan tamamen sizin sorumlu olduğunuz anlamına gelir. Karşı tarafın hasarını sizin trafik sigortanız karşılar.
  • %50 Kusurlu (Müşterek Kusur): Kazada her iki sürücünün de eşit oranda sorumlu olduğu durumdur. Herkes kendi sigortasından kusuru oranında hasarını karşılar.
  • %0 Kusurlu (Kusursuz): Kazada hiçbir sorumluluğunuzun olmadığı anlamına gelir. Tüm maddi ve manevi zararlarınız karşı tarafın sigortası veya şahsı tarafından karşılanır.

Maddi hasarlı trafik kazasında süreç nasıl işler?

Maddi hasarlı kazalarda, doldurulan Kaza Tespit Tutanağı ve diğer belgeler (ruhsat, ehliyet, sigorta poliçesi fotokopileri) ile birlikte sigorta şirketine başvurulur. Sigorta şirketi bir eksper atar, hasar tespiti yapılır ve kusur oranı belirlendikten sonra onarım süreci başlar. Kusursuz tarafın hasarı, kusurlu tarafın Zorunlu Trafik Sigortası tarafından karşılanır.

Yaralanmalı veya ölümlü trafik kazasında sorumluluk ve süreç farklı mıdır?

Evet, farklıdır. Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda Kaza Tespit Tutanağı yeterli değildir; trafik polisi veya jandarma tarafından resmi tutanak tutulması gerekir. Süreç, sigorta boyutunun yanı sıra bir ceza davası boyutunu da içerir. Sorumlular hakkında taksirle yaralama veya taksirle ölüme sebebiyet verme suçlarından soruşturma söz konusu olabilir.

%100 kusurlu (asli kusurlu) sayılan haller nelerdir?

Karayolları Trafik Kanunu’na göre bazı ihlaller kazada doğrudan asli kusur sebebi sayılır. Bunlardan en yaygın olanları şunlardır:

  • Kırmızı ışıkta geçmek.
  • “Dur” ihtarına uymamak.
  • Alkollü araç kullanmak.
  • Ters yöne girmek.
  • Geçme yasağı olan yerde sollama yapmak.
  • Arkadan çarpma.

Kazada hasar gören arabamın değer kaybını talep edebilir miyim?

Evet. Kusursuz veya daha az kusurlu taraf olarak, kaza nedeniyle onarım gören aracınızın ikinci el piyasasında yaşayacağı düşüşü, yani değer kaybını, kusurlu tarafın trafik sigortasından talep etme hakkınız vardır. Bunun için genellikle bir eksper raporu ile sigorta şirketine başvurulur.

Zorunlu Trafik Sigortası hasarın tamamını karşılar mı?

Zorunlu Trafik Sigortası, her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen teminat limitleri dahilinde karşı tarafın maddi ve bedensel zararlarını karşılar. Eğer hasar bu limitleri aşıyorsa, aşan kısımdan kazada kusurlu olan sürücü şahsen sorumlu olur.

Kazada karşı tarafın sigortası yoksa veya sürücü kaçtıysa ne yapmalıyım?

Eğer karşı tarafın Zorunlu Trafik Sigortası yoksa veya kazaya karışan araç tespit edilemiyorsa (vurup kaçma gibi), mağduriyetinizi önlemek için devreye Güvence Hesabı girer. Polis raporu ve diğer belgelerle Güvence Hesabı’na başvurarak bedensel zararlarınızın karşılanmasını talep edebilirsiniz.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar