Trafik Kazalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Trafik kazaları, yalnızca can ve mal kayıplarına neden olmakla kalmaz, aynı zamanda karmaşık bir hukuki süreci de beraberinde getirir. Mağdurların haklarını arayabilmeleri için atacakları ilk ve en önemli adımlardan biri, davayı doğru mahkemede açmaktır. Mahkemenin görevi ve yetkisi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114/1-c maddesi uyarınca bir “dava şartı” olarak kabul edilir. Bu, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için varlığı zorunlu olan ve kamu düzeniyle ilgili bir koşuldur. Mahkeme, bu şartın varlığını davanın her aşamasında re’sen gözetmekle yükümlüdür.
Bu yazımızda, trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu, ilgili kanun maddeleri ve yasal düzenlemeler ışığında incelenecektir.

Yazı İçeriği
Trafik Kazalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkemenin Tespiti
Görev, bir davaya hangi tür mahkemenin bakacağını belirleyen kuralları ifade eder. Trafik kazası davalarında görevli mahkeme, davanın taraflarına ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişiklik gösterebilir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri
Trafik kazası davalarında en sık karşılaşılan görevli mahkemelerden biri Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Bir davanın ticari dava sayılması için temel ölçüt, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) düzenlenmiş olmasıdır. TTK’nın 4/1-a maddesi, tarafların ticari işletme olup olmadığına bakılmaksızın, kanunda düzenlenen hususların mutlak ticari dava olduğunu belirtir. Sigorta hukuku da TTK’nın 6. kitabında (m. 1401 ve devamı) ve zorunlu sorumluluk sigortaları özelinde (m. 1483 ve devamı) düzenlenmiştir.
Bu bağlamda, eğer trafik kazasından doğan maddi veya manevi tazminat davasında sigorta şirketi davalı olarak yer alıyorsa, bu dava sigorta hukukundan kaynaklandığı için mutlak ticari dava niteliğindedir ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Ayrıca, bir yerleşim yerinde müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmuyorsa, Asliye Hukuk Mahkemesi bu davalara “asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla” bakar.
Tüketici Mahkemeleri
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, görevli mahkeme konusunda yeni bir düzenleme getirmiştir. Bir hukuki işlemin bu kanun kapsamında sayılabilmesi için taraflardan birinin “tüketici” olması gerekir. Kanunun 3. maddesi tüketiciyi, “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlar. Tüketici işlemi ise, mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket edenlerle tüketiciler arasında kurulan sigorta, taşıma, bankacılık gibi her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
Bu doğrultuda: 6502 sayılı Kanun’un 73/1. maddesi, tüketici işlemleri ve uygulamalarından doğan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu hükme bağlamıştır. Sigorta hizmetleri, finansal hizmetlere ilişkin bir tüketici işlemi olarak kabul edilmektedir. Özellikle sigorta şirketinin, sözleşme yaptığı kendi sigortalısına karşı açtığı rücu davalarında (sözleşmenin ihlali nedeniyle) görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu belirtilmektedir.
Bir uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesi için yalnızca 6502 sayılı kanunda düzenlenmiş olması yeterli değildir; taraflardan birinin mutlaka tüketici sıfatını taşıması gerekmektedir.
Ayrıca, bir yerleşim yerinde müstakil Tüketici Mahkemesi bulunmuyorsa, Asliye Hukuk Mahkemesi bu davalara “tüketici mahkemesi sıfatıyla” bakar.
Asliye Hukuk Mahkemeleri
Asliye Hukuk Mahkemesi, özel hukuk alanında “genel görevli mahkeme” olarak kabul edilir. Yani, Asliye Ticaret veya Tüketici Mahkemesi gibi özel mahkemelerin görev alanına girmeyen tüm dava ve işlere Asliye Hukuk Mahkemesi bakar.
HMK’nın 2. maddesi uyarınca, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Trafik kazaları bağlamında, eğer davanın tarafları arasında bir sigorta şirketi yoksa (örneğin, yalnızca sürücüler arasında açılan haksız fiile dayalı manevi tazminat davaları), bu davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Ayrıca, bir yerleşim yerinde müstakil Asliye Ticaret veya Tüketici Mahkemesi bulunmuyorsa, Asliye Hukuk Mahkemesi bu davalara “ilgili mahkeme sıfatıyla” bakar.
Adli Yargının Görevi ve Kamu Araçları
Trafik kazalarına karışan aracın kamuya ait olması (devlet veya diğer kamu kuruluşları) durumunda, davanın idari yargıda mı yoksa adli yargıda mı görüleceği önemli bir sorundur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 110. maddesinde 11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik bu sorunu net bir şekilde çözmüştür.
KTK’nın 110. maddesi, “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür” hükmünü amirdir. Bu düzenleme uyarınca, zarar görenin kamu görevlisi olması dahi bu kuralın uygulanmasını engellemez.
Dolayısıyla, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğundaki bir yolda meydana gelen kaza veya herhangi bir bakanlığa ait bir aracın verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davalarda görevli yargı yolu adli yargıdır. İdare, bu gibi durumlarda kamu hukuku kurallarına göre değil, özel hukuk kuralları çerçevesinde “işleten” sıfatıyla sorumlu tutulur.
Sulh Hukuk Mahkemeleri
Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanı, HMK’nın 4. maddesinde özel olarak sayılmıştır. Trafik kazalarından doğan tazminat davalarının esasına bakma görevi bu mahkemeye ait değildir. Ancak, haksız fiile dayalı olarak, davanın esasına girilmeden önce delillerin kaybolmasını önlemek amacıyla “delil tespiti” gibi talepler Sulh Hukuk Mahkemesinden istenebilir.
Yetkili Mahkemenin Tespiti
Yetki, bir davaya coğrafi olarak hangi yerdeki görevli mahkemenin bakacağını belirler. Trafik kazası davalarında yetkili mahkemenin belirlenmesinde genel ve özel hükümler birlikte uygulanır.
- Genel Yetki Kuralı: HMK’nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
- Haksız Fiillerde Özel Yetki: Trafik kazaları bir haksız fiil teşkil ettiğinden, HMK’nın 16. maddesinde düzenlenen özel yetki kuralı da uygulanabilir. Buna göre dava;
- Haksız fiilin işlendiği (kazanın meydana geldiği) yer,
- Zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer,
- Zarar görenin (davacının) yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.
- Sigorta Davalarında Özel Yetki: Karayolları Trafik Kanunu, sigorta şirketlerine karşı açılacak davalar için ek yetki seçenekleri sunmaktadır. Buna göre dava;
- Sigortacının merkez veya şubesinin bulunduğu yer,
- Sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer,
- Kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir.
Davacı, bu yetkili mahkemelerden herhangi birini seçerek davasını açma hakkına sahiptir.

Sıkça Sorulan Sorular
1. Trafik kazası sonrası sigorta şirketine karşı tazminat davası hangi mahkemede açılır?
Trafik kazası sonrası sigorta şirketinin davalı olduğu tazminat davaları, sigorta hukukundan kaynaklandığı için mutlak bir ticari davadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereğince, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi‘dir.
2. Kaza yapan araç bir kamu aracı (belediye, bakanlık arabası vb.) ise dava kime ve hangi mahkemede açılır?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinde yapılan değişiklikle, işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebep olduğu zararlara ilişkin sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği açıkça belirtilmiştir. Bu durumda idare, “işleten” sıfatıyla özel hukuk kurallarına göre sorumlu tutulur ve dava görevli olan Asliye Ticaret veya Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.
3. Trafik kazası tazminat davasını ikamet ettiğim şehirde açabilir miyim?
Evet, açabilirsiniz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 16. maddesi, haksız fiilden doğan davalarda zarar görenin, yani davacının, kendi yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunu belirtir. Dolayısıyla, davayı kendi ikametgahınızın bulunduğu yerdeki mahkemede açma hakkınız bulunmaktadır.
4. Kazanın olduğu yerden farklı bir şehirde dava açmak mümkün müdür?
Evet, mümkündür. Genel yetki kuralı davalının yerleşim yeri mahkemesi olsa da trafik kazası davalarında size çeşitli seçenekler sunulmuştur. Davayı, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde, kazadan zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde, sigorta şirketinin merkez veya şubesinin bulunduğu yerde ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yerde de açabilirsiniz.
5. Sigorta şirketinin olmadığı, sadece sürücüler arasında bir manevi tazminat davası açılacaksa görevli mahkeme hangisidir?
Eğer davanın tarafları arasında bir sigorta şirketi bulunmuyorsa ve uyuşmazlık Tüketici Mahkemesi’nin görev alanına da girmiyorsa, bu tür haksız fiile dayalı tazminat davalarında görevli mahkeme “genel görevli mahkeme” olan Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir.

Sonuç
Trafik kazasından kaynaklanan bir tazminat davası açmadan önce, uyuşmazlığın taraflarının kimler olduğu (sigorta şirketi, tüketici vb.) ve davanın hukuki niteliği dikkatle analiz edilmelidir. Bu analiz, davanın Asliye Ticaret, Tüketici veya Asliye Hukuk Mahkemelerinden hangisinde görüleceğini belirleyecektir. Görevli mahkeme doğru tespit edildikten sonra, davacıya kanunla tanınan birden fazla yetki seçeneğinden en uygun olanı tercih edilerek hukuki süreç başlatılmalıdır.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

