Sağ olmanın ve ölümün İspatı (TMK Madde 29 : Adagio TMK Şerhi)
4721 sayılı TMK madde 29;
“Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır.
Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.”
Yazı İçeriği
Sağ Olmanın ve Ölümün İspatı

TMK Madde 29
Türk Medenî Kanunu’nun (TMK) 29. maddesi, hukuki sonuçlar doğuran önemli bir vakıa olan ölümün ispatı ve özellikle birden fazla kişinin aynı anda öldüğü varsayımına ilişkin kuralları düzenler. Bu madde, hakların kullanılması ve miras gibi konularda belirsizliği gidermeyi amaçlar.
İspat Yükünün Esası: Sağ/Ölü Olma İddiası
Maddenin birinci fıkrası, hukuk muhakemesinin temel ilkelerinden biri olan ispata ilişkin yükümlülüğü düzenler:
- İddia Sahibi İspatla Yükümlüdür: “Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır.”
- Bu kural, genel ispat kuralının (HMK m. 190: İddia sahibi iddiasını ispatla yükümlüdür) ölüm vakıasına uyarlanmış şeklidir.
- Bir kişi, bir hakkı elde etmek, devretmek veya bir borçtan kurtulmak amacıyla bir kimsenin sağ olduğunu (örneğin mirasçılık sıfatını koruduğunu) ya da öldüğünü (örneğin mirasın açıldığını) iddia ediyorsa, bu iddiasını resmi belgelerle (ölüm belgesi, nüfus kayıtları) veya diğer geçerli delillerle ispat etmek zorundadır.
- Özellikle miras hukukunda bu durum önemlidir. Bir kimsenin, kendisinden önce ölen kişinin mirasına hak kazanabilmesi için, miras bırakanın ölüm anında sağ olduğunu ispat etmesi gerekir.
Birlikte Ölüm Karinesi
Maddenin ikinci fıkrası, hukuk uygulamasında sıklıkla karşılaşılan ve çözümü zor olan bir duruma, yani birden fazla kişinin aynı olayda ölmesi haline bir çözüm getirir:
- Karine: “Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.”
- Bu kurala birlikte ölüm karinesi (hukuki varsayımı) denir.
- Şartı: Karinenin uygulanabilmesi için, kişilerin aynı anda ölmesi şart değildir; önemli olan, hangi kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğünün kesin olarak ispat edilememesidir. (Örneğin bir trafik kazası, uçak kazası veya deprem gibi olaylarda.)
- Sonucu: Hukuken bu kişiler aynı anda ölmüş kabul edilir. Aynı anda ölmüş sayılmanın en kritik sonucu, bu kişilerin birbirlerine mirasçı olamamalarıdır. Bir kişinin diğerine mirasçı olabilmesi için, miras bırakanın ölüm anında sağ olması (sağlık şartı) gerekir. Aynı anda ölmüş sayılanlar, hukuken birbirlerinden önce hayatta kalmadıkları için aralarında miras geçişi olmaz. Miras, her birinin kendi yasal mirasçılarına (miras bırakanın torunları, kardeşleri vb.) kalır.
TMK Madde 29 İçtihat
Yargıtay 7. HD. 2012/967 E. 2012/3781 K. 24.25.2012 T. künyeli ilamına göre;
“4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 575.maddesi hükmüne göre miras ölümle açılır. Aynı Kanunun 29.maddesinde bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır. Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilmezse hepsi aynı anda ölmüş sayılır.
Bir mahkemenin verdiği yetkiye dayanılarak açılan davalarda mahkemece mirasçılık belgesi istenen kişinin namı müstear veya hiç yaşamadığı belirlenmedikçe davanın reddine karar verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; miras bırakan … ve eşi … 02.07.2007 tarihinde geçirdikleri trafik kazası sonrası ölü olarak bulundukları, müşterek çocuklarının olmadığı, miras bırakan …’nın önceki eşinden olma çocuğu …’ın kaldığı, eşi …’nin alt soyunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; miras bırakan … ile eşi …’nin aynı anda ölmeleri nedeniyle TMK.’nun 29/2.maddesi uyarınca, birbirlerine mirasçı olamayacakları dolayısıyla miras bırakanın tek mirasçısının kızı … olduğu gözetilerek mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken, miras bırakan ve eşinin aynı anda ölmediklerini ispat aksini iddia edene ait olmasına rağmen davacıya ölüm saatlerinin belirlenmesi için kesin süre verilmesi ve süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.”
TMK Madde 29 Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 28 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddenin “Sağlığın ve ölümün ispatı” şeklindeki konu başlığı daha anlaşılır bir ifade olarak “Sağ olmanın ve ölümün ispatı” şeklinde, “Beyyine külfeti” şeklindeki kenar başlığı, “İspat yükü” şeklinde değiştirilmiştir.
TMK Madde 29 Mülga Kanun
Beyyine külfeti
Madde 28
Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin vücudunu yahut öldüğünü yahut muayyen bir zamanda veya diğer bir şahsın vefatında sağ bulunduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispata mecburdur.
Hangisinin evvel veya sonra öldüğünü tâyin mümkün olmaksızın ölenler, bir anda ölmüş sayılırlar.
TMK Madde 29 ZGB Karşılığı
Art. 32
Wer zur Ausübung eines Rechtes sich darauf beruft, dass eine Person lebe oder gestorben sei oder zu einer bestimmten Zeit gelebt oder eine andere Person überlebt habe, hat hiefür den Beweis zu erbringen.
Kann nicht bewiesen werden, dass von mehreren gestorbenen Personen die eine die andere überlebt habe, so gelten sie als gleichzeitig gestorben.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

