Saldırıya Karşı Kişiliğin Korunması Davaları (TMK Madde 25 : Adagio TMK Şerhi)
4721 sayılı TMK madde 25;
“Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.
Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.
Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.
Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.
Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.”
Yazı İçeriği
Saldırıya Karşı Kişiliğin Korunması Davaları

TMK Madde 25
Yasa maddesi ile kişilik hakları saldırıya uğrayan kişilere çeşitli hukuki koruma yolları ihdas edilmiştir.
Saldırıya Son Verilmesi Davası
Bu dava ile halihazırda devam etmekte olan bir saldırının mahkeme kararıyla durdurulmasını amaçlanmaktadır. Kişiliği oluşturan herhangi bir unsura yönelik hukuka aykırı bir saldırı devam ediyorsa bu dava açılabilir. Örneğin, bir kişi hakkında kişilik haklarını zedeleyici devamlı yayın yapılması halinde hâkimden kişilik hakkına saldırıya son verilmesi istenecektir.
Davanın açılabilmesi için saldırının haksız olması yeterlidir; saldırıda bulunan kişinin kusurlu olması şartı aranmaz. Saldırı devam ettiği sürece bu dava açılabilir ve herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Saldırıyı gerçekleştiren kişi birden fazlaysa, dava bu kişilerden birine, birkaçına veya hepsine karşı açılabilir.
Saldırı Tehlikesinin Önlenmesi Davası
Önleme davası ile henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşme tehlikesi bulunan saldırılara karşı koruma sağlar. Bu dava ile davalının, saldırı oluşturabilecek davranıştan kaçınmaya mahkûm edilmesi hedeflenir.
Davanın açılabilmesi için saldırı tehlikesinin ciddi ve yakın olması gerekir. Örneğin, şeref ve haysiyeti lekeleyici nitelikte bir kitabın basılma aşamasında olması bu duruma örnek gösterilebilir. Tecavüze son verilmesi davasında olduğu gibi, bu davanın açılması için de tehlikeyi yaratan kişinin kusurlu olması gerekmemektedir. Tehlike varlığını sürdürdüğü müddetçe bu dava açılabilir.
Tecavüzün Hukuka Aykırılığının Tespiti Davası
Bu dava ile sona ermiş ancak etkileri devam eden bir saldırının hukuka aykırılığının mahkeme tarafından karara bağlanmasını amaçlanır.
Sona eren saldırının etkisi devam ettiği sürece tespit davası açılabilir. Ancak, üzerinden çok uzun bir zaman geçmesi nedeniyle saldırının etkisinin ortadan kalktığı durumlarda bu dava açılamaz.
Hâkim, gerekli görürse, tespit kararının üçüncü kişilere bildirilmesine veya yayımlanmasına hükmedebilir. Yayının nerede ve nasıl yapılacağı hükümde belirtilmelidir.
Maddi Tazminat Davası
Kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı bir saldırı nedeniyle maddi bir zarara uğrayan kişi, bu zararın giderilmesini talep edebilir.
Bu davanın açılabilmesi için hukuka aykırı bir saldırı, bir maddi zarar, saldırı ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı ve failin kusurlu olması veya bir kusursuz sorumluluk halinin bulunması gerekir. Tazminat talebi bir başkasına devredilebilir ve mirasçılara da intikal eder.
Manevi Tazminat Davası
Bu dava ile kişilik hakkına yapılan saldırı nedeniyle duyulan acı, elem ve ızdırabın giderilmesini amaçlanır.
Hâkim, ödenecek manevi tazminat miktarını takdir ederken mağdurun çektiği acının yanı sıra failin kusur derecesini ve mağdurun olası müterafik kusurunu dikkate alır.
Kusursuz sorumluluk halleri dışında, manevi tazminat sorumluluğu da kusur esasına dayanır. Manevi tazminat istemi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olup, karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez ve miras bırakan tarafından dava açılmadıkça mirasçılara geçmez.
Tecavüzden Elde Edilen Kazancın Verilmesi Davası
Kişilik hakkına saldırı yoluyla bir kazanç elde edilmişse, bu kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre talep edilmesi mümkündür.
Bu davanın önemi, özellikle saldırganın, mağdurun uğradığı bir zarar olmasa bile, saldırı sayesinde bir menfaat elde ettiği durumlarda ortaya çıkar. Örneğin, bir kişinin isminin veya resminin izinsiz bir şekilde reklamda kullanılması sonucu elde edilen kazanç bu yolla talep edilebilir.Bu davanın açılması için failin kusurlu olması şartı aranmaz.

TMK Madde 25 : İçtihat
İnternet ortamında içeriğin yayından çıkarılmasına dair özel hükümler TMK m.24 ve TMK m.25’de muhtevi özel hükümlerin uygulanmasını engellemez.
Yargıtay HGK. 2017/4-2603 E. 2021/1389 K. 11.11.2021 T. künyeli ilamına göre; “Davacının yayının durdurulması ve kaldırılmasına yönelik talepleri bakımından ise; 5651 sayılı Kanundaki düzenlemenin MK 24 ve 25. Maddelerindeki düzenlemeyi ortadan kaldırmayacağı ve şahıs varlığına ilişkin davalarda aksine düzenleme yoksa Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu (HMK m.2) hususları dikkate alındığında davacı Türk Medeni Kanunu kapsamında özel hukuk alanına dahil bir talepte bulunduğu için bu talebi nedeniyle asliye hukuk mahkemesine başvurma hakkına sahiptir.”

TMK Madde 25 : Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 24/a maddesini karşılamaktadır.
Madde yürürlükteki Kanuna 3444 sayılı Kanunla konulmuş yeni bir hükümdür. Maddenin aslı İsviçre Medenî Kanununun 1985 tarihinde yürürlüğe giren yeni 28a maddesidir.
Maddenin birinci fıkrasında zarar ve kusur koşullarını gerektirmeyen saldırı tehlikesinin önlenmesi, saldırıya son verilmesi ve tespit davaları düzenlenmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada yer alan davalarla birlikte davacıya, mahkemece verilen düzeltmenin (tekzibin) ya da kararın “üçüncü kişilere bildirilmesi” veya “kararın yayımını” isteme hakkı tanınmıştır.
Yürürlükteki maddenin üçüncü fıkrası “Manevî tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez, ancak miras yoluyla intikal eder.” şeklindedir. Madde bu şekliyle manevî tazminat istemlerinin hak sahibi tarafından ileri sürülmemesine rağmen ölümü hâlinde mirasçılarına intikal etmesini kabul etmiştir. Böyle bir çözüm tarzının manevî tazminat istemlerinin niteliğiyle bağdaştırılması mümkün değildir. Zira manevî tazminat istemleri ileri sürülmediği sürece kişilik hakkına yönelik saldırıdan elde edilen kazancın istem hakkının başkasına intikal etmesi düşünülemez. Böyle bir istem ileri sürüldükten sonra, malvarlığı niteliği kazanabilir ve miras yoluyla intikal edebilir. Nitekim bu gerçeği göz önünde tutan İsviçre Medenî Kanunu da 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında manevî tazminat isteminin ileri sürülmedikçe miras yoluyla intikal edemeyeceğini kabul etmektedir. Buna uygun olarak maddenin dördüncü fıkrası yeniden kaleme alınıp, değiştirilmiştir. Bu değişiklik sonucu olarak manevî tazminat istemlerinde iki nitelik önemle vurgulanmıştır:
- a) Manevî tazminat istemlerinin bir başkasına devredilebilmesi için, bundan sorumlu olan kişi ya da kişilerin bu istemi kabul etmeleri gerekir.
- b) Manevî tazminat istemlerinin miras yoluyla mirasçılara geçebilmesi için, kişilik hakları saldırıya uğrayan kişinin tazminat istemini ileri sürmüş olması gerekir. Maddeye göre ileri sürmenin mutlaka dava yoluyla gerçekleşmesi şart olmayıp saldırıya uğrayan kişinin bunu ortaya koyan ve kanıtlanabilen hür iradesi yeterli görülmüştür. Madde bu konuda dava şartını öngören kaynak Kanundan ayrılmıştır.
TMK Madde 25 : Mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi Madde 24
Şahsiyet hakkı hukuka aykırı olarak tecavüze uğrayan veya bir tecavüz tehlikesi karşısında bulunan kişi, tecavüze son verilmesini veya tecavüz tehlikesinin önlenmesini talep edebileceği gibi, sona ermesine rağmen etkisi devam eden tecavüzün hukuka aykırılığının tespitini ve gerekiyorsa kararın yayınlanmasını ya da üçüncü kişilere bildirilmesini talep edebilir.
Maddî ve manevî tazminat davaları açma hakkı ile birlikte bu tecavüzden elde edilen kazançları vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca talep etme hakkı saklıdır.
Manevi tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez ancak miras yoluyla intikal eder.
Davacı şahsiyet haklarının himayesi için kendi ikametgâhı veya davalının ikametgâhı mahkemesinde de dâva açabilir.
Davacı aynı zamanda maddî ve manevî tazminat ile vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca tecavüzden elde edilen kazancın kendisine verilmesini birlikte talep etmiş ise, bu davaları da kendi ikametgâhı mahkemesinde de açabilir.
TMK Madde 25 : Karşılık Mehaz İsviçre ZGB Hükmü
TMK Madde 25 hükmüne karşılık gelen mehaz İsviçre ZGB hükmü; Art.28 Der Kläger kann dem Gericht beantragen: eine drohende Verletzung zu verbieten; eine bestehende Verletzung zu beseitigen; die Widerrechtlichkeit einer Verletzung festzustellen, wenn sich diese weiterhin störend auswirkt.
Er kann insbesondere verlangen, dass eine Berichtigung oder das Urteil Dritten mitgeteilt oder veröffentlicht wird.
Vorbehalten bleiben die Klagen auf Schadenersatz und Genugtuung sowie auf Herausgabe eines Gewinns entsprechend den Bestimmungen über die Geschäftsführung ohne Auftrag.
Zum Schutz gegen Gewalt, Drohungen oder Nachstellungen kann die klagende Person dem Gericht beantragen, der verletzenden Person insbesondere zu verbieten: sich ihr anzunähern oder sich in einem bestimmten Umkreis ihrer Wohnung aufzuhalten; sich an bestimmten Orten, namentlich bestimmten Strassen, Plätzen oder Quartieren, aufzuhalten; mit ihr Kontakt aufzunehmen, namentlich auf telefonischem, schriftlichem oder elektronischem Weg, oder sie in anderer Weise zu belästigen.
Lebt die klagende Person mit der verletzenden Person in einer Wohnung zusammen, so kann sie dem Gericht zudem beantragen, die verletzende Person für eine bestimmte Zeit aus der Wohnung auszuweisen. Aus wichtigen Gründen kann diese Frist einmal verlängert werden.
Das Gericht kann, sofern dies nach den gesamten Umständen als gerechtfertigt erscheint, der klagenden Person: für die ausschliessliche Benützung der Wohnung eine angemessene Entschädigung der verletzenden Person auferlegen; oder mit Zustimmung des Vermieters die Rechte und Pflichten aus einem Mietvertrag allein übertragen.
Es teilt seinen Entscheid den zuständigen Kindes- und Erwachsenenschutzbehörden und der zuständigen kantonalen Stelle nach Absatz 4 sowie weiteren Behörden und Dritten mit, soweit dies zu deren Aufgabenerfüllung oder zum Schutz der klagenden Person notwendig erscheint oder der Vollstreckung des Entscheides dient.
Die Kantone bezeichnen eine Stelle, die im Krisenfall die sofortige Ausweisung der verletzenden Person aus der gemeinsamen Wohnung verfügen kann, und regeln das Verfahren.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

