Saldırıya Karşı Kişiliğin Korunması İlkesi (TMK Madde 24 : Adagio TMK Şerhi)
4721 sayılı TMK madde 24;
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
Yazı İçeriği
Saldırıya Karşı Kişiliğin Korunması İlkesi

TMK Madde 24/1
Yasa maddesi ile kişinin vücut bütünlüğü, şeref ve haysiyeti, özel hayatı, kişisel verileri gibi kişilik haklarına yönelik her türlü saldırıya karşı hâkimden koruma istenebileceği düzenlenmiştir.
TMK Madde 24/2
Kural olarak bir kimsenin kişilik haklarına yöneltilmiş saldırı, mutlak bir hakkı ihlal ettiği için hukuka aykırılık teşkil eder. Ancak, hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir sebebin varlığı, bu davranışı hukuka aykırı olmaktan çıkarabilmektedir. İşbu maddenin 2. fıkrasında ise kişiliğe saldırı niteliğini haiz fiiller bakımından hukuka aykırılığı ortadan kaldırıcı sebepler düzenlenmiştir.
Hukuka Aykırılı Ortadan Kaldıran Sebepler
Mağdurun Rızası
Mağdurun geçerli bir rızası, haksız fiillerde hukuka aykırılığı genellikle ortadan kaldıran bir sebeptir. Fakat bu rızanın hukuka aykırılığı kaldırabilmesi için sınırları belirli bir müdahaleye ilişkin olması gerekir. Kişilik hakkından genel olarak feragat etmek veya gelecekteki her türlü saldırıya peşinen rıza göstermek geçerli değildir. Rızanın geçerli sayılabilmesi için üç temel şartın varlığı aranır:
- Kişilik hakkından vazgeçme iradesi açıkça belirtilmiş olmalıdır.
- Rıza, öngörülebilir şartlar altında, bilinçli ve serbest bir iradeyle verilmelidir.
- Verilen rıza ahlaka aykırı olmamalıdır.
Rıza konusu, özellikle tıbbi müdahalelerde büyük önem taşır. Şahsiyetine tecavüz riski taşıyan dövüş müsabakasına katılan kişinin, bu risk kapsamındaki muhtemel tecavüzlere zımnen rıza gösterdiği varsayılır. Rıza, müdahaleden önce veya en geç müdahale anında verilmelidir ve her zaman geri alınabilir. Rızanın geri alınmasından vazgeçmek ise geçerli bir taahhüt değildir.
Üstün Nitelikte Özel Yarar
Üstün nitelikte bir özel yararın varlığı durumunda da şahsiyete yapılan tecavüz hukuka aykırı sayılmaz. Bu yarar, bizzat mağdura, faile ya da üçüncü bir kişiye ait olabilir. Örneğin, hayatının kurtarılması için ameliyat edilmesi gereken ve rızası alınamayan bir hastanın ameliyat edilmesi, hastanın üstün nitelikteki yararına dayanır. Failin veya üçüncü bir kişinin üstün yararı ise genellikle meşru müdafaa hallerinde söz konusu olur. Ayrıca hak arama hürriyeti de korunan üstün yarar sebebiyle hukuka aykırılığı kaldırabilir, ancak bu hürriyetin kötüye kullanılmaması gerekir.
Üstün Nitelikte Kamu Yararı
Üstün nitelikte kamu yararının bulunduğu hallerde de kişilik hakkına yapılan müdahale hukuka aykırı değildir. Bir suçtan mahkûm olan kişinin hapse atılması veya salgın hastalık durumunda aşı zorunluluğu getirilmesi bu duruma örnektir. Bu konu, özellikle kitle iletişim araçları yoluyla yapılan tecavüzler açısından önem taşır. Basının, kamuoyu için önem taşıyan konularda halkı bilgilendirme ve eleştiri yaparak kamuoyunu yönlendirme işlevi vardır. Bu noktada, tecavüze uğrayanın kişilik hakkının korunmasındaki yararı ile kamuoyunun haber alma yararı arasında bir denge kurulmalıdır. Eğer yayımlanan haber veya eleştiri gerçekleri yansıtmıyorsa veya kişiyi küçük düşürme amacı taşıyorsa hukuka aykırılık unsuru varlığını korur.
Kanunun Verdiği Yetkinin Kullanılması
Kamu makamlarının, kamu hukukunu düzenleyen kanunlara dayanan yetkilerini kullanmaları, bu kullanım bir kişilik hakkına tecavüz teşkil etse bile, hukuka aykırılığı ortadan kaldırır. Örneğin, dilekçe hakkını kullanarak yapılan bir şikâyet veya ihbar, kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz sayılmaz. Ancak bu hak, uydurma olaylara dayanılarak kötüye kullanılırsa hukuka aykırı bir tecavüz meydana gelmiş olur. Benzer şekilde, meşru müdafaa hakkının kullanılması da kanunda öngörülmüş bir yetkidir ve bu esnadaki müdahalenin hukuka aykırılığını kaldırır.

TMK Madde 24 : İçtihat
- Canlı yayında davacı hakkında “Ultra Irkçı” tabiri kullanılması davacının hukuka aykırı olarak kişilik haklarının ihlalidir.
Yargıtay HGK. 2017/1734 E. 2018/668 K. 04.04.2018 T. künyeli ilamına göre; “Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında ırkçılığın, tüm dünyada olumsuz olarak görülen ve kimi ülkelerde insanlık suçu olarak cezai müeyyideye bağlanan bir kavram olduğu, bir kimsenin ırkçılıkla suçlanmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davalı …’un canlı yayında davacı … aleyhine kullandığı “Ultra Irkçı” tabirinin, davacının kişilik haklarına hukuka aykırı bir saldırı niteliğinde bulunduğu ve tazminatı gerektirdiği, bu itibarla yerel mahkeme direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir. O hâlde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”
- Tüzel kişiler de kişilik hakkına saldırı dolayısıyla manevi tazminat isteyebilir.
Yargıtay 9. HD. 2022/6929 E. 2022/8687 K. 05.07.2022 T. künyeli ilamına göre; “Mahkemece davacı Şirketin ticari itibarına zarar verilmediği ve/veya bu durumun ispat edilemediği gerekçesiyle manevi tazminat talebi reddedilmiş ise de bu yöndeki kabul dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira hukuk düzeninin, hukuk süjesi olarak tanıdığı tüzel kişilerin, kişilik hakları kanuni koruma altında olup bu bağlamda davacı Şirketin ticari bilgileri; satış ve ürün bazlı hedeflerinin, eczane ve reçete bilgilerinin paylaşılması, davacının kişilik hakkına saldırı mahiyetindedir. Bu bağlamda İlk Derece Mahkemesince manevi tazminat yükümlülüğünün itibara zarar verilmesi kavramı ile sınırlı değerlendirilmesi isabetli değildir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınarak, davacı yararına davalının eylemi ile orantılı ve dosya kapsamına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
- Kişilik hakkı ihlali iddiasının belediye başkanının uygulamalarına yönelik eleştiri sınırında kaldığına kanaat edilmiştir.
Yargıtay 4. HD. 2016/13772 E. 2019/241 K. 21.01.2019 T. künyeli ilamına göre; “Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; davaya konu söz ve ifadeler bütün haliyle değerlendirildiğinde, davacı belediye başkanının uygulamalarına yönelik eleştiri mahiyetinde olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.”

TMK Madde 24 : Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 24 üncü maddesini karşılamaktadır.
Bu madde ile bir sonraki madde kişilik haklarının “saldırıya karşı” korunmasını düzenlemekte olduğundan, “II. Tecavüz hâlinde” biçimindeki konu başlığı “II. Saldırıya karşı” şeklinde değiştirilmiş ve bu maddenin kenar başlığı “1. İlke”, 25 inci maddenin kenar başlığı ise “2. Davalar” şeklinde kaleme alınmıştır.
TMK Madde 24 : Mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi Madde 24
Hukuka aykırı olarak şahsiyet hakkına tecavüz edilen kişi, hâkimden, tecavüzde bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Şahsiyet hakkı ihlal edilenin rızasına veya üstün nitelikte bir özel ya da kamu yararına veya kanunun verdiği bir yetkiye dayanmayan her tecavüz hukuka aykırıdır.
TMK Madde 24 : Karşılık Mehaz İsviçre ZGB Hükmü
TMK madde 24 hükmüne karşılık gelen mehaz İsviçre ZGB hükmü; Art.28 Wer in seiner Persönlichkeit widerrechtlich verletzt wird, kann zu seinem Schutz gegen jeden, der an der Verletzung mitwirkt, das Gericht anrufen.
Eine Verletzung ist widerrechtlich, wenn sie nicht durch Einwilligung des Verletzten, durch ein überwiegendes privates oder öffentliches Interesse oder durch Gesetz gerechtfertigt ist.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

