Ayırt Etme Gücü (TMK Madde 13 : Adagio TMK Şerhi)
4721 sayılı TMK madde 13; “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.”
Yazı İçeriği
Ayırt Etme Gücü

TMK Madde 13
Fiil ehliyetinden bahsedebilmek için kanun koyucu ayırt etme gücünün varlığını şart koşmuştur. Madde sistematiğinde ayırt etme gücünün kaybına neden olan sebepler sayılmış olup, bu haller dışında kişinin ayırt etme gücünün varlığının esas olacağı belirlenmiştir. Maddede sayılan haller sırayla; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya benzer sebeplerle akla uygun biçimde davranmaktan yoksunluk halleridir. İşbu yazımızda ayırt etme gücünün varlığına engel bu sebepler incelenecektir.
Ayırt etme gücü, davranışların sebepleri ve sonuçlarını kavrayabilmeyi barındırmalıdır. Bu minvalde, Ayırt etme gücü, genetik faktörlere, kişisel gelişime ve sosyal çevre ile etkileşime göre şekillenmekte olup her bir bireyde ve her bir somut olay özelinde ayırt etme gücünün varlığını irdelemek gereklidir.
Yaş Küçüklüğü
Ayırt etme gücünün varlığını etkileyen sebeplerden biri yaş küçüklüğüdür. Hangi yaştan itibaren ayırt etme gücünün var kabul edileceğini söylemek mümkün değildir. Ayırt etme gücü, genetik faktörlere, kişisel gelişime ve sosyal çevre ile etkileşime göre şekillenmektedir.
Söz gelimi suç işlemenin kanıksandığı ve aykırı davranış statüsünde kabul edilmediği sosyal bir çevrede yetişen çocuğun gerçekleştirdiği davranışlarında; bu hususlar gözetilmeden ayırt etme gücünün varlığı değerlendirilemeyecektir. Zira, çocuğun dürtüsel olarak bulunduğu çevreye uyum sağlama ve dahil olma içgüdüsü davranışlarını etkileyecek ve suç işlemenin aykırılığının ayırdına varmasını engelleyebilecektir. Esasen, her çocuğun her bir davranışında çocuğun sosyal hayat personası da gözetilerek bir değerlendirme yapılmalı ve yaş küçüklüğünün temyiz kudretini engelleyip engellemediği tartışılmalıdır.
Akıl Hastalığı
Yasa maddesinde akıl hastalığının ayırtım gücüne engel olacağından bahsedilmekte ise de akıl hastalığının tam bir tanımlama yapılmamıştır. Bu noktada uygulamada ve doktrinde genel kanı, her türlü ve her kertede akıl hastalığının ayırt etme gücünü engellemeyeceği, yalnızca akla uygun davranma yeteneğini ortadan kaldıran akıl hastalıklarının ayırt etme gücünü engelleyeceği kabul edilmektedir. (Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, Kişiler Hukuku, b.20, s.60)
Akıl Zayıflığı
Kişinin akli melekelerinin doğuştan yeterince gelişmemiş olduğu ya da yaşlılık yahut herhangi bir sebepten dolayı sonradan gerileme meydana gelmesi neticesinde akla uygun davranma yeteneğindeki zayıflamanın ayırt etme gücünün varlığını ortadan kaldıracağı kabul edilmektedir.
Sarhoşluk
Kişinin kullandığı alkol sebebiyle geçici olarak akla uygun davranma yeteneğinin kaybedildiği durumlar sarhoşluk olarak kabul edilmekte olup, bu gibi hallerde ayırtım gücünün yitirileceği söylenmelidir. Yasa metninde ne kadar alkolün ayırtım gücünü etkileyeceği konusunda bir düzenleme yapılmamakla birlikte kullanılan alkolün miktarının kişinin fizyolojik ve psikolojik özelliklerine göre farklı kertede etki doğuracağı düşünüldüğünde esas alınacak ölçünün alkol kullanılması halinde kişinin akla uygun davranma yetisindeki kayıp olacağı söylenmelidir.
Benzer Sebepler
Ayırt etme gücünün kaybına yol açacak herhangi bir sebep bu madde dahlindedir. Örnek olarak tıbbi uyuşturma veya uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı gibi haller ayırtım gücünün yitirilmesine sebep olabileceği gibi nöbet geçirme, hipnotizma gibi hallerde de söz konusu olabilecektir.

TMK Madde 13 : İçtihat
- Sözleşmenin geçerli olabilmesi için sözleşmenin vaat borçlusunun ayırt etme gücüne sahip olması gerekir.
Yargıtay 14. HD. 2007/2003 E. 2007/3315 K. 27.03.2015 T. künyeli ilamına göre; “Davranışlarının eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirme ve ayırt edebilme kudretinde bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç altına girme ehliyetinin varlığından söz edilemez. Ayırtım gücü Türk Medeni Kanununun 13. maddesinde `yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksunluk…` olarak tarif edilmiş, bu tarif içinde de ayırtım gücünü ortadan kaldırılan nedenlerden bazılarına değinilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 15. maddesinde ise kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayanların fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu gibi durumlarda karşı tarafın iyi niyetli olmasının veya olmamasının bir önemi yoktur. Görülüyor ki; Medeni Kanun koyduğu hükümlerle ayırtım gücünün önemine değinmiş, şahıs ve mal varlığı hukuku açısından doğurduğu sonuçların büyük önem taşıdığını vurgulamıştır.
Bütün bu anlatılanların sonucuna göre eldeki davada öncelikle sözleşmenin vaad borçlusu olan davalının ayırtım gücü olup olmadığının, başka bir anlatımla, bu durumundan ötürü sözleşmenin kendisini bağlayıp bağlamayacağı hususunun üzerinde durulması bir zorunluluktur.”
- Miras bırakanın işlem tarihinde ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı tespit edilmeksizin hüküm kurulması isabetsizdir.
Yargıtay 1. HD. 2013/1347 E. 2013/2419 K. 21.02.2013 T. künyeli ilamına göre; “Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2 nci maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporuyla belirleneceğini öngörmüştür.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa hükümleri çerçevesinde bir araştırma yapılarak miras bırakanın işlem tarihinde hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.”
- Kısıtlının fiili ehliyeti bulunmadığından imzaladığı kredi sözleşmesi geçersizdir.
Yargıtay HGK. 2013/13-749 E. 2014/551 K. 30.04.2013 T. künyeli ilamına göre; “Yukarıda belirtildiği üzere, kural olarak TMK’nun 15.maddesi hükmü gereği, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki bir sonuç doğurmayacağından, kısıtlı A. S. S.’nin 26.07.2010 ve 07.09.2010 tarihlerinde imzaladığı iki ayrı tüketici kredi sözleşmesi geçersiz olup, hukuki bir sonuç doğurmaz.
Davacı asilin, kredi sözleşmelerini imzaladığı tarihlerde mahkemece kısıtlandığı döneme denk gelmesi nedeniyle işlem tarihlerinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin yeni bir rapor alınması gerek olmayıp, yerel mahkemenin bu kısma ilişkin direnme gerekçesi yerindedir.”
- Ayırt etme gücü bulunmayan kısıtlı eşe, davranışlarında iradilik söz konusu olamayacağından boşanma davasında kusur yüklenemez.
Yargıtay 2. HD. 2014/2041 E. 2014/3138 K. 18.02.2014 T. künyeli kararına göre; “Davacı-davalı koca 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 405. maddesinde yer alan sebeple kısıtlandığı ve babasının velayeti altına alındığı anlaşılmaktadır. Akıl hastalığının yıllardan beri süre geldiği dosya kapsamıyla sabit olup, bu durumda davacı-davalının ayırt etme gücü bulunmamaktadır. Ayırt etme gücü bulunmayan kısıtlının davranışlarının iradi olduğu da kabul edilemez ve bu sebeple kendisine kusur yüklenemez. 0 halde eşini, “raporlu deli, şerefsiz, aptal, vs.”diyerek aşağılayan davalı-davacı kadın tamamen kusurludur. Davacı-davalı koca yararına maddi ve manevi tazminata hükmolunması gerekirken, bu husus gözetilmeden, yazılı şekilde davalı-davacı kadın yararına maddi ( T.M.K.madde 174/1 ) ve manevi ( T.M.K.madde 174/2 ) tazminata ve yoksulluk nafakasına ( T.M.K.madde 175 ) hükmolunması doğru bulunmamıştır.”

TMK Madde 13 : Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 13 üncü maddesini karşılamaktadır.
Maddenin kenar başlığı “Temyiz kudreti” yerine “Ayırt etme gücü” şeklinde günümüz diline uyarlanmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
TMK Madde 13 : Mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi Madde 13
Yaşının küçüklüğü sebebiyle yahut akıl hastalığı veya akıl zayıflığı veya sarhoşluk ve bunlara benzer sebeplerden biriyle makul surette hareket etmek iktidarından mahrum olmayan her şahıs, Kanunu Medenice mümeyyizdir.
TMK Madde 13 : Karşılık Mehaz İsviçre ZGB Hükmü
TMK Madde 13 hükmüne karşılık gelen mehaz İsviçre ZGB hükmü; Art.16 Urteilsfähig im Sinne dieses Gesetzes ist jede Person, der nicht wegen ihres Kindesalters, infolge geistiger Behinderung, psychischer Störung, Rausch oder ähnlicher Zustände die Fähigkeit mangelt, vernunftgemäss zu handeln.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

