Suça Azmettirme ve Cezası (2025)
Bu yazımızda, Suça Azmettirme ve Cezası konusunu değerlendireceğiz. Bir suç işlendiğinde, akla ilk gelen ve genellikle adalet önüne ilk çıkarılan kişi, o suçu fiziksel olarak gerçekleştiren, yani tetiği çeken, hırsızlığı yapan veya sahte imzayı atan kişidir. Ancak çoğu zaman, bu eylemin arkasında görünmez bir irade, fısıltıyla veya vaatlerle suç fikrini eken bir “akıl hocası” bulunur. Bir kişiyi, daha önce aklında hiç yokken, intikam, hırs veya başka bir nedenle bir suçu işlemeye ikna eden, onu adeta bir maşa gibi kullanan bu kişilerin hukuki sorumluluğu ne olacaktır? Suçun asıl mimarı perdenin arkasında kalırken, sadece piyonun mu cezalandırılması adil olurdu?
Ceza hukuku, bu tehlikeli durumu cezasız bırakmamıştır. Suçun işlenmesine katkıda bulunan herkesin, katkısı oranında sorumlu tutulmasını öngören “suça iştirak” kurumunu düzenlemiştir. Bu kurumun en önemli ve en ağır sorumluluk yükleyen hali ise “azmettirme”dir. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 38. maddesi, daha önce suç işleme düşüncesi olmayan bir kişinin beynine bu düşünceyi sokarak onu suça yönlendiren kişinin, yani “azmettirenin”, tıpkı suçu bizzat işleyen fail gibi cezalandırılacağını hüküm altına almıştır. Bu düzenleme, adaletin sadece görüneni değil, suçun arkasındaki “manevi failleri” de hedef aldığını gösteren temel bir ceza adaleti ilkesidir.
Yazı İçeriği
TCK Madde 38
(1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme halinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi halinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.
Suça Azmettirme ve Cezası
Azmettirme, TCK’da ayrı bir suç tipi olarak değil, kanunun “Genel Hükümler” kısmında, “Suça İştirak” başlığı altında düzenlenmiş bir sorumluluk halidir. Bu, azmettirenin başlı başına “azmettirme suçu” diye bir suçtan değil, işlenmesine sebep olduğu asıl suçtan (örneğin, azmettirdiği için kasten öldürmeden, hırsızlıktan veya dolandırıcılıktan) sorumlu tutulacağı anlamına gelir.
Azmettirme kurumunun temelinde “bağlılık kuralı” yatar. Yani azmettirenin cezalandırılabilmesi için, azmettirilen kişinin kasten ve hukuka aykırı bir fiili işlemeye en azından başlamış olması (teşebbüs aşamasına getirmiş olması) gerekir. Eğer azmettirilen kişi, kendisine yapılan telkinlere rağmen suçu işlemeyi hiç kabul etmez veya harekete geçmezse, azmettiren kişi de bu suçtan sorumlu tutulamaz.
Korunan hukuki değer, azmettirme eyleminin yöneldiği suçun koruduğu hukuki değerin aynısıdır. Örneğin, cinayete azmettirmede yaşam hakkı, hırsızlığa azmettirmede ise mülkiyet hakkı korunmaktadır.
Azmettirme Fiilinin Unsurları
Bir kişinin TCK md. 38 kapsamında “azmettiren” olarak sorumlu tutulabilmesi için şu şartların tamamının gerçekleşmesi gerekir:
- Fail (Azmettiren): Suç işleme kararını bir başkasının zihninde oluşturan kişidir.
- Mağdur (Azmettirilen/Suçu İşleyen Fail): Kendisine suç işletilen kişidir. Bu kişinin, kural olarak ceza ehliyetine sahip olması gerekir. Eğer azmettirilen kişi, yaşı (küçük bir çocuk) veya akıl sağlığı (ileri derecede akıl hastası) nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumdaysa, bu durumda azmettiren kişi “dolaylı fail” olarak kabul edilir ve suçu bizzat işlemiş gibi cezalandırılır.
- Hareket: Suç İşleme Kararını Oluşturmak
- Sıfırdan Bir Suç Kararı Yaratma: Azmettirmeyi diğer iştirak hallerinden ayıran en temel unsur budur. Azmettirilen kişinin aklında, azmettirenin telkinlerinden önce o suçu işlemeye yönelik hiçbir düşünce olmamalıdır. Azmettiren, adeta temiz bir zihne suç tohumu eken kişidir. Bu telkin; para vaadi, ikna, tehdit veya manevi baskı gibi çeşitli şekillerde olabilir.
- Belirli Bir Suça Yönelik Olma: Azmettirme, soyut ve genel bir “suç işle” telkiniyle olmaz. Azmettirenin, azmettirilen kişiyi belirli bir suçu (örneğin, “X şahsını yarala”, “Y bankasını soy”) işlemeye yönlendirmesi gerekir.
- Belirli Bir Kişiye Yönelik Olma: Azmettirme iradesi, suçu işlemesi istenen belirli bir kişiye yöneltilmelidir. Gazetede veya bir mitingde genel kitlelere yönelik yapılan “suç işleyin” çağrıları TCK 38 kapsamında azmettirme değil, TCK 214’teki “Suç İşlemeye Alenen Tahrik Etme” suçunu oluşturabilir.
- Manevi Unsur (Çifte Kast) Azmettirenin sorumluluğu için “çifte kast”ın varlığı aranır. Yani azmettiren;
- Bir başkasını suç işlemeye karar verdirmeyi istemeli,
- Ve azmettirilen suçun o kişi tarafından işlenmesini de istemelidir.
Azmettirenin Cezası
- Temel Kural: Faile Eşit Ceza (TCK md. 38/1): Azmettirenin ceza sorumluluğundaki temel ilke, suçu işleyen fail ile eşit olmasıdır. Kanun bu durumu, “Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır” diyerek net bir şekilde ifade etmiştir.
- Örnek: Eğer A şahsı, B şahsını C’yi öldürmesi için azmettirirse ve B bu suçu işlerse, nitelikli kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası alan B gibi, azmettiren A da müebbet hapis cezası alır.
- Özel Durum: Üstsoy-Altsoy ve Çocukların Azmettirilmesi (TCK md. 38/2-3):
- Kanun, ailevi otoritenin kötüye kullanılmasını daha ağır bir şekilde cezalandırmıştır. Üstsoyun (anne, baba, dede) altsoyu (çocuk, torun) bir suça azmettirmesi halinde, azmettirenin cezası artırılır.
- Çocukların suça azmettirilmesi durumunda da yine aynı şekilde ceza artırımı uygulanır.
Azmettirme, Teşvik ve Yardımdan Farkları
Uygulamada en çok karıştırılan bu üç kavram arasındaki ayrımı netleştirmek, sorumluluğun doğru tespiti için hayati önemdedir.
- Azmettirme vs. Teşvik (Kararı Kuvvetlendirme): Azmettirme, suç işleme kararı hiç yokken bu kararı yaratmaktır. Teşvik ise, bir kişinin aklında zaten var olan ama henüz netleşmemiş, tereddütlü suç düşüncesini cesaretlendirmek, desteklemek ve güçlendirmektir. Örneğin, “Patronumu dövsem mi acaba?” diye düşünen birine “Çok iyi yaparsın, kesinlikle dövmelisin, arkandayım” demek, azmettirme değil, mevcut kararı kuvvetlendirme yoluyla suça yardım etme (manevi yardım) sayılır ve cezası, failin cezasından daha azdır (TCK md. 39).
- Azmettirme vs. Yardım Etme: Azmettiren, suçun “manevi faili”, yani karar verdiricisidir. Yardım eden ise, suç kararını vermiş olan faile, suçun işlenmesini kolaylaştıran maddi veya manevi destekte bulunan kişidir. Suçta kullanılacak silahı temin etmek, gözcülük yapmak veya olay yerinden kaçması için araç sağlamak “maddi yardım”dır. Faile cesaret vermek veya suçun nasıl işleneceğine dair akıl vermek ise “manevi yardım”dır. Yardım edenin cezası, azmettirenden farklı olarak, asli failin cezasından indirim yapılarak belirlenir.
Sıkça Sorulan Sorular
Arkadaşıma şaka yollu “Git şu mağazadan bir şey çal da görelim” dedim, o da ciddiye alıp hırsızlık yaptı. Azmettiren olur muyum? Bu durum, kastınızın tespitiyle ilgilidir. Eğer bu sözleri söylerken arkadaşınızın gerçekten hırsızlık yapmasını istemediğiniz, bunun bir şakadan ibaret olduğu kanıtlanırsa “çifte kast” unsuru oluşmadığı için azmettirmeden sorumlu tutulmazsınız. Ancak, bu sözlerin ciddiye alınabileceğini öngörüp sonucu kabullendiyseniz (olası kast), sorumluluğunuz gündeme gelebilir. Mahkeme, olayın bütününü, tarafların ilişkisini ve sözün söylendiği ortamı değerlendirerek bir karar verecektir.
Borcunu ödemeyen birini dövmesi için birini tuttum. O kişi, dövmekle kalmayıp adamın cüzdanını da çalmış. Cüzdanın çalınmasından da ben mi sorumluyum? Kural olarak azmettiren, sadece azmettirdiği suçun sonuçlarından sorumludur. Sizin kastınız kişiyi yaralamaya yönelik olduğu için, kasten yaralama suçuna azmettirmekten sorumlu tutulursunuz. Ancak, azmettirilen kişinin yağma (gasp) suçunu da işleyebileceğini öngörmüşseniz veya öngörebilecek durumdaysanız (örneğin, tuttuğunuz kişinin bu tür suçlara eğilimli olduğunu biliyorsanız), “kastın aşılması” (TCK md. 23) hükümleri çerçevesinde bu suçtan da sorumlu tutulmanız tartışılabilir.
Birini cinayet işlemesi için ikna ettim ama kişi tam tetiğe basacakken vazgeçti. Ben yine de ceza alır mıyım? Bu durumda, ortada tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış bir cinayet suçu bulunmadığı için, TCK 38’deki “işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır” hükmü gereği cinayete azmettirmekten ceza almazsınız. Ancak, eğer bu süreçte başka bir suç işlenmişse (örneğin, kişiye silah temin etmişseniz ruhsatsız silah bulundurma vb.) o suçtan dolayı sorumluluğunuz doğabilir.
Oğluma, bana sürekli hakaret eden komşunun camını kırmasını söyledim. Oğlum 14 yaşında. Onun cezai ehliyeti yok. Benim durumum ne olur? Bu durumda siz “azmettiren” değil, “dolaylı fail” sayılırsınız. Ceza ehliyeti olmayan birini suçta araç olarak kullandığınız için, TCK 37/2 uyarınca taşla cam kırma (mala zarar verme) suçunu bizzat kendiniz işlemiş gibi cezalandırılırsınız. Ayrıca, TCK 38/2 uyarınca, altsoyu suça azmettirdiğiniz için cezanızda artırım da yapılacaktır.
Arkadaşım birini dolandırmayı planlıyordu ama nasıl yapacağını bilmiyordu. Ben ona tüm planı anlattım ve yol gösterdim. Azmettiren miyim, yardım eden mi? Arkadaşınızın aklında zaten dolandırıcılık yapma fikri olduğu için, siz bu fikri sıfırdan yaratmamışsınız. Sadece mevcut olan suç işleme kararını, planı anlatarak ve yol göstererek kolaylaştırmış ve desteklemişsiniz. Bu eylem, “azmettirme” değil, suça “manevi yardım etme” (TCK md. 39) kapsamında değerlendirilir ve asli failden daha az bir ceza alırsınız.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


