Malpraktis Davaları Zamanaşımı
· · · ·

Malpraktis Davaları Zamanaşımı

Tıbbi uygulamalardan kaynaklanan zararlara ilişkin malpraktis davaları, hasta ve hekim arasında yaşanan uyuşmazlıklarda önemli bir yer tutar. Ancak bu davaların açılabilmesi için, hukukun belirlediği belirli sürelere yani zamanaşımı kurallarına uyulması zorunludur. Zamanaşımı süreleri, hak arama hürriyetinin korunması ile hukuki istikrarın sağlanması arasındaki dengeyi kurar. Bu yazımızda, malpraktis davaları zamanaşımı konusunu değerlendireceğiz.sağlık avukatı efehan mihai erginer

Zamanaşımı, bir hakkın belirli bir süre içinde kullanılmaması durumunda, o hakkın dava yoluyla ileri sürülme imkanının ortadan kalkmasıdır. Tıbbi malpraktis davalarında zamanaşımı, bir hastanın uğradığı zararın tazminini talep etme hakkının, olayın gerçekleştiği andan itibaren belirli bir zaman dilimiyle sınırlanması anlamına gelir. Bu süreler, hem davacı hem de davalı açısından hukuki belirsizliği ortadan kaldırmayı hedefler. Hekimler ve sağlık kurumları, yıllar sonra karşılarına çıkabilecek belirsiz davalarla yüzleşmek zorunda kalmazken, hastalar da haklarını makul bir süre içinde aramakla yükümlüdür.

Malpraktis davaları, hukuki niteliğine göre haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık olmak üzere iki ana kategoriye ayrılabilir. Zamanaşımı süreleri de bu hukuki niteliklere göre farklılık gösterir.

Haksız Fiilden Kaynaklanan Malpraktis Davalarında Zamanaşımı

Bir hekimin veya sağlık personelinin tıbbi bir müdahale sırasında özen yükümlülüğüne aykırı davranarak hastaya zarar vermesi, hukuken bir haksız fiil teşkil eder. Bu tür davalarda zamanaşımı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)‘nun 72. maddesinde düzenlenmiştir.

TBK 72’ye göre:

  • Öğrenme Tarihinden İtibaren Zamanaşımı: Zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içinde dava açması gerekir.
  • Her Halde Zamanaşımı: Zarar veren fiilin işlendiği tarihten itibaren ise, her halde on yıl geçmekle dava hakkı zamanaşımına uğrar.

Bu iki farklı süre, malpraktis davaları için oldukça kritiktir. Örneğin, bir ameliyattan yıllar sonra, hastanın yaşadığı bir sağlık sorununun aslında o ameliyattaki bir ihmalden kaynaklandığı ortaya çıkabilir. Bu durumda, hastanın zararı öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık süre işlemeye başlar. Ancak bu süre, fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılı aşamaz.

Zamanaşımı Süreleri (Haksız Fiil)
Başlangıç Tarihi
Süre
Öğrenme Süresi
Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarih
2 yıl
Mutlak Süre
Zarar veren fiilin işlendiği tarih
10 yıl

Bu tablo, haksız fiil kaynaklı malpraktis davalarında zamanaşımı sürelerini net bir şekilde özetlemektedir. Uygulamada, özellikle gizli kalmış veya sonuçları yıllar sonra ortaya çıkan tıbbi hatalar söz konusu olduğunda, bu sürelerin doğru tespiti büyük önem taşır.

Sözleşmeden Kaynaklanan Malpraktis Davalarında Zamanaşımı

Hasta ile hekim veya sağlık kuruluşu arasında bir vekâlet sözleşmesi kurulur. Hekimin tıbbi müdahaleyi bu sözleşmeye uygun şekilde ve özenle yerine getirmesi gerekir. Eğer hekim, sözleşmeden kaynaklanan özen yükümlülüğüne aykırı davranır ve hastaya zarar verirse, bu durum sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilir.

Sözleşmeden doğan malpraktis davalarında uygulanacak zamanaşımı süresi, TBK’nın 146. maddesinde yer alan genel zamanaşımı süresidir. Buna göre, bu tür davalar için zamanaşımı süresi on yıldır. Bu süre, borcun (yani vekâlet sözleşmesindeki özen yükümlülüğünün) muaccel olduğu tarihte başlar.

Zamanaşımı Süresi (Sözleşmeye Aykırılık)
Başlangıç Tarihi
Süre
Sözleşme Süresi
Zararın ve fiilin işlendiği tarih
10 yıl

Sözleşmeden doğan davalardaki on yıllık zamanaşımı süresi, haksız fiil davalarındaki mutlak süreye benzerlik gösterse de, başlangıç noktası ve hukuki dayanağı itibarıyla farklılık arz eder. Bu nedenle, davanın doğru hukuki zeminde açılması, zamanaşımı itirazının bertaraf edilmesi açısından hayati öneme sahiptir.

Ceza Zamanaşımı ve Malpraktis

Tıbbi malpraktis eylemi, aynı zamanda taksirle yaralama veya taksirle öldürme gibi bir suç teşkil ediyorsa, bu durumda Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleri devreye girer. TCK’da öngörülen ceza zamanaşımı süreleri, hukuk davası için bir istisna teşkil edebilir. TBK’nın 72. maddesinin ikinci fıkrası, ceza zamanaşımı sürelerinin hukuk davaları için de geçerli olabileceğini belirtir.

TBK 72/2: “Ancak, tazminat istemi, ceza kanunları gereğince daha uzun bir zamanaşımı süresini gerektiren fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı süresi, uygulanır.”

Örneğin, taksirle yaralama suçunun cezai zamanaşımı süresi TCK’ya göre sekiz yıldır. Eğer malpraktis fiili bu suçu oluşturuyorsa, hukuk davasındaki iki yıllık zamanaşımı süresi yerine bu sekiz yıllık süre uygulanabilir. Bu kural, özellikle zararın geç öğrenildiği durumlarda hastalar için bir hak kaybını önleme amacı taşır.

Zamanaşımı Süresinin İşlemesi ve Durması

Zamanaşımı süresinin başlaması için zararın ve zarar verenin öğrenilmesi gerekir. Ancak bazı durumlarda bu süre durabilir veya kesilebilir.

  • Zamanaşımını Durduran Haller: TBK’nın 153. maddesinde belirtilen, dava sırasında tarafların evlenmesi, çocukların reşit olmaması gibi durumlar zamanaşımı süresinin işlemesini durdurur. Durma halleri ortadan kalktığında, süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
  • Zamanaşımını Kesen Haller: Dava açılması, icra takibine başlanması, borçlunun borcu ikrar etmesi gibi durumlar, zamanaşımı süresini keser. Süre kesildikten sonra, en baştan yeniden işlemeye başlar.

Zamanaşımı İtirazı ve Hukuki Sonuçları

Malpraktis davalarında zamanaşımı, davalı tarafın yani hekimin veya hastanenin ileri sürmesi gereken bir itirazdır. Hâkim, zamanaşımı süresinin dolduğunu kendiliğinden (re’sen) dikkate almaz. Eğer davalı taraf bu itirazı ileri sürer ve haklı bulunursa, dava zamanaşımı nedeniyle reddedilir. Bu nedenle, davacının zamanaşımı sürelerine hakim olması ve hukuki süreci doğru yönetmesi büyük önem taşır.

Zamanaşımı İtirazı
Sonuç
Davalı tarafından ileri sürülürse
Hâkim itirazı değerlendirir, haklı bulursa davayı reddeder.
Davalı tarafından ileri sürülmezse
Hâkim davayı esastan incelemeye devam eder.

Sonuç

Malpraktis davaları, hem hukuki hem de tıbbi bilgi gerektiren karmaşık süreçlerdir. Bu süreçte, zamanaşımı sürelerinin doğru tespiti ve takibi, davanın seyrini doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Bir tıbbi hata sonucu zarar gördüğünü düşünen bir bireyin, hak kaybına uğramamak için vakit kaybetmeden hukuki yardım alması elzemdir. Unutulmamalıdır ki, her somut olay kendine özgü koşullar taşır ve bu koşullar zamanaşımı sürelerinin başlangıç ve bitiş tarihlerini etkileyebilir. Bu nedenle, bir avukatın profesyonel desteği, hak arama sürecinin başarılı bir şekilde yürütülmesi için vazgeçilmezdir.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar