Malpraktis Davaları Görevli Mahkeme
· · · ·

Malpraktis Davaları Görevli Mahkeme

Tıbbi uygulamalardan kaynaklanan malpraktis (tıbbi kötü uygulama) davaları, hem hastalar hem de hekimler için karmaşık ve hassas bir süreçtir. Bu davaların en temel sorunlarından biri, hangi mahkemenin görevli olduğunun doğru tespiti, yani görevli mahkeme meselesidir. Uygulamada sıkça karşılaşılan bu durum, davanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesi ve hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu yazımızda, Malpraktis Davaları Görevli Mahkeme konusunu değerlendireceğiz.

sağlık avukatı efehan mihai erginer

Malpraktis Nedir ve Hukuki Temeli Nedir?

Öncelikle, malpraktis kavramını netleştirmekte fayda vardır. Malpraktis, bir hekimin veya sağlık profesyonelinin, mesleki standartlara, bilgi ve becerisine uygun davranmaması sonucu hastaya zarar vermesi halidir. Hukukumuzda bu durum, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin maddeleri ve sözleşmeden doğan sorumluluk hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Hekim ile hasta arasındaki ilişki, vekâlet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu sözleşme gereği, hekim hastaya karşı özenli davranmakla yükümlüdür. Özen yükümlülüğünün ihlali, hekimin hukuki sorumluluğunu doğurur.

Görevli Mahkemenin Belirlenmesindeki Temel Kriterler

Malpraktis davalarında görevli mahkemenin belirlenmesi, davalının kim olduğuna, yani davanın kamu hastanesinde çalışan bir hekime mi yoksa özel hastanede çalışan bir hekime mi karşı açıldığına göre değişir. Bu ayrım, davanın idari yargıda mı yoksa adli yargıda mı görüleceğini belirler.

Kamu Hastanelerinde Görevli Hekimler Hakkında Açılan Davalar

Eğer tıbbi uygulama hatası, bir devlet hastanesinde, üniversite hastanesinde veya diğer bir kamu sağlık kuruluşunda çalışan hekim tarafından yapılmışsa, görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir. Bu tür davalarda, kamu idaresinin hizmet kusurundan kaynaklanan bir durum söz konusudur. Hasta, uğradığı zararın tazmini için doğrudan hekime karşı değil, ilgili kamu idaresine (örneğin, Sağlık Bakanlığı’na) karşı tam yargı davası açmalıdır.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken verdikleri zararlardan dolayı kendilerine değil, ilgili idareye karşı dava açılması gerekmektedir. Ancak hekimin kastı veya kişisel kusuru (görev dışında ve yetkisi olmadan yaptığı fiiller) söz konusu ise, bu durumun tespiti için ceza davası veya disiplin soruşturması açılabilir. Hukuki sorumluluk açısından ise öncelikli olarak idareye karşı dava yoluna gidilir.

Davalı
Davanın Niteliği
Görevli Mahkeme
Hukuki Dayanak
Kamu Hastanesi ve Hekimi
Kamu hizmetinin kötü işlemesi (Hizmet Kusuru)
İdare Mahkemesi
Anayasa md. 129, İYUK md. 2/1-b
Özel Hastane ve Hekimi
Hekim-hasta arasındaki vekâlet sözleşmesinden doğan sorumluluk veya haksız fiil sorumluluğu
Tüketici Mahkemesi veya Asliye Hukuk Mahkemesi
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Türk Borçlar Kanunu

Özel Sağlık Kuruluşlarında Görevli Hekimler Hakkında Açılan Davalar

Tıbbi uygulama hatası, bir özel hastanede veya muayenehanede çalışan hekim tarafından yapılmışsa, görevli mahkeme Adli Yargı mahkemeleridir. Bu davalar, Asliye Hukuk Mahkemeleri veya Tüketici Mahkemelerinde görülür.

    • Tüketici Mahkemeleri: Eğer hasta, hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla, yani bir tüketici sıfatıyla almışsa, bu durumda görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir. Hekim ile hasta arasındaki ilişki, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bir “hizmet sağlama sözleşmesi” olarak değerlendirilir.
    • Asliye Hukuk Mahkemeleri: Eğer hasta, hekimin mesleki faaliyetini ticari veya mesleki amaçla almışsa (örneğin, bir sporcu için sağlık raporu düzenlenmesi), bu durumda dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Bu ayrım, davanın niteliğini belirlemede önemli bir rol oynar. Uygulamada, çoğu malpraktis davası, hastanın tüketici sıfatıyla açtığı davalar olduğundan Tüketici Mahkemeleri görevli olmaktadır.

Karar Verilirken Dikkat Edilmesi Gereken Diğer Hususlar

  • Zarar Veren Fiilin Gerçekleştiği Yer: Davanın açılacağı yetkili mahkemenin belirlenmesinde, zarar verici fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi de dikkate alınabilir.
  • Davalı Sayısı: Davalı olarak hem hekim hem de hastane (özel veya kamu) gösterilebiliyorsa, görevli mahkeme yine yukarıdaki ayrıma göre belirlenir.
  • Görev Uyuşmazlığı: Davanın yanlış mahkemede açılması halinde, görevsizlik kararı verilerek dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Ancak bu süreç, davanın uzamasına ve hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, davanın en başında doğru mahkemenin belirlenmesi hayati önem taşır.
  • Zamanaşımı: Malpraktis davalarında, hem adli hem de idari yargıda zamanaşımı süreleri farklılık gösterir. İdare Mahkemelerinde, zarar veren fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerekirken, adli yargıda bu süreler Borçlar Kanunu’ndaki haksız fiil zamanaşımı sürelerine tabidir.
  • İstisna: Kamu görevlisi olan hekimin, özel muayenehanesinde gerçekleştirdiği bir işlemden kaynaklanan malpraktis davası, kamu hizmeti kapsamında değerlendirilmez. Bu durumda, görevli mahkeme yine Adli Yargıdır.

sağlık avukatı efehan mihai erginer

Sonuç

Malpraktis davalarında görevli mahkemenin doğru tespiti, davanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için atılacak ilk ve en önemli adımdır. Davanın bir kamu kuruluşunda görevli hekime karşı açılması halinde İdare Mahkemeleri, özel bir sağlık kuruluşunda çalışan hekime karşı açılması halinde ise Tüketici Mahkemeleri veya Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacaktır. Bu karmaşık süreçte, hak kayıplarının önüne geçmek ve doğru bir hukuki strateji izlemek için bir avukatın hukuki yardımına başvurmak büyük önem taşımaktadır. Her dava kendi özel koşullarına göre değerlendirilmeli ve görevli mahkeme ayrımı titizlikle yapılmalıdır. Bu ayrım, sadece davanın doğru bir şekilde başlamasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda zamanaşımı gibi hayati hukuki sürelerin de doğru hesaplanmasına olanak tanır.

Güncel Yazılar