Kooperatif Huzur Hakkı (2025)
Kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan tüzel kişiliğe haiz kuruluşlardır. Bu yapıların idaresi, genellikle genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulları aracılığıyla yürütülür. Yönetim kurulu üyeleri, bu görevlerini yerine getirirken belirli sorumluluklar üstlenir ve bu sorumlulukların bir karşılığı olarak kendilerine bazı mali haklar tanınabilir. Bu hakların başında “huzur hakkı” gelmektedir.

Yazı İçeriği
Kooperatif Huzur Hakkının Hukuki Dayanağı ve Tanımı
Huzur hakkı, en temel tanımıyla, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin üstlendikleri görev ve harcadıkları emek karşılığında kendilerine ödenen bir meblağdır. Bu hak, yönetim kurulu üyelerinin mali hakları arasında yer alır. Hukuki temelini ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinden alır. Bu madde, ilgili konularda Türk Ticaret Kanunu’na atıf yapmaktadır. Bu atıf uyarınca, 6102 sayılı TTK’nin 394. maddesi kapsamında, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesi mümkündür.
Ancak bu ödemenin yapılabilmesi için temel bir koşul bulunmaktadır: ödenecek tutarın ya kooperatifin esas sözleşmesinde belirtilmiş olması ya da genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınmış olması gerekmektedir. Bu koşul, keyfi ödemelerin önüne geçerek kooperatif malvarlığının korunmasını amaçlamaktadır.
Huzur Hakkının Emeğin ve Sorumluluğun Karşılığı Olması
Huzur hakkı, bir üyenin yönetim kurulunda yer almasından dolayı otomatik olarak kazandığı bir hak değildir. Bu ücretin temel felsefesi, ortaya konulan bir emeğin ve üstlenilen sorumluluğun karşılığı olmasıdır. Dolayısıyla, bir kişinin huzur hakkı talep edebilmesi için fiilen bu süreçlere katkı sunması beklenir. Kooperatif yönetiminde herhangi bir sorumluluk üstlenmeyen, dışarıya karşı temsil yetkisi bulunmayan ve en önemlisi yönetim kurulu toplantılarına iştirak etmeyen bir üyenin huzur hakkı üzerinde hak iddia etmesi hukuken mümkün değildir.
Yargıtay 23. HD. 2011/168 E. 2011/275 K. 13.09.2011 T. künyeli kararına göre; “davaya konu dönem içerisinde davalı kooperatifin yönetiminde sorumluluğu ve temsil yetkisi bulunmayan ve yönetim kurulu toplantısına katılmamış olan davacının huzur hakkı bulunduğunun kabulü mümkün bulunmayıp mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir…”
Sonuç
Kooperatiflerde yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı, yasal dayanağını Kooperatifler Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’ndan alan meşru bir mali haktır. Bununla birlikte, bu hakkın doğumu ve talep edilebilirliği, soyut bir unvana değil, somut bir çabaya ve sorumluluk üstlenmeye bağlıdır. Gerek doktrin gerekse yerleşik Yargıtay içtihatları, huzur hakkının ancak fiili katılım, hizmet ve sorumluluk üstlenilmesi durumunda ödenebilecek bir “emek karşılığı” olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu nedenle, kooperatif yönetiminde görev almayan, toplantılara iştirak etmeyen ve temsil yetkisini kullanmayan kişilerin bu mali hakkı talep etmesi hukuken koruma görmemektedir.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

