Karşılıksız Çek Düzenleme Suçu ve Cezası
Bu yazımızda, Karşılıksız Çek Düzenleme Suçu ve Cezası konusunu değerlendireceğiz. Çek, ticari hayatın en temel ve en yaygın ödeme araçlarından biridir. Keşidecisinin (çeki düzenleyenin), muhatap bankadaki hesabından, lehdara (çeki elinde bulundurana) belirli bir meblağı ödeme taahhüdünü içeren kıymetli bir evraktır. Ticari ilişkiler, büyük ölçüde bu taahhüde duyulan güven üzerine kuruludur. Bir çekin “karşılıksız çıkması”, yani bankaya ibraz edildiğinde hesapta yeterli bakiye bulunmaması, bu güveni temelden sarsan, alacaklıyı mağdur eden ve piyasada bir zincirleme borç krizine yol açabilen son derece olumsuz bir durumdur.
Çekin bir ödeme aracı olarak güvenilirliğini korumak ve ticari hayatın istikrarını sağlamak amacıyla kanun koyucu, karşılıksız çek düzenleme eylemini yaptırımsız bırakmamıştır. Geçmişte doğrudan hapis cezası gerektiren bu eylem, yapılan yasal reformlarla ekonomik suç niteliğine daha uygun bir yaptırım sistemine kavuşturulmuştur. Artık karşılıksız çek düzenlemenin birincil yaptırımı adli para cezası ve çek düzenleme yasağıdır. Ancak, bu adli para cezasının ödenmemesi, failin “tazyik hapsi” ile hürriyetinden yoksun bırakılması sonucunu doğurmaktadır. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nda değil, özel bir kanun olan 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenmiştir.
Yazı İçeriği
5941 Sayılı Kanun Madde 5
(1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
(2) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder.
(3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.
(4) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.)
(5) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat yapılmış sayılır.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.
(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.
(8) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla MERSİS ile Risk Merkezine elektronik ortamda bildirilir. Hakkında çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişiler, Risk Merkezi tarafından bankalara bildirilir. Bu bildirimler ile bankalara yapılacak duyurulara ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarak Risk Merkezi tarafından belirlenir.
(9) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin kararların kesinleşmesi üzerine, bu kararlar, MERSİS ile Risk Merkezine sekizinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
(10) Birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle, ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.
(11) Birinci fıkra uyarınca verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.
Karşılıksız Çek Düzenleme Suçu ve Cezası
Karşılıksız çek düzenleme, bir ekonomik suçtur. Bu suçla korunmak istenen temel hukuki değer, bir ödeme aracı olarak çeke duyulan kamu güveni ve bu güvene dayalı olarak işleyen ticari hayatın istikrarıdır. Kanun, çeki imzalayan herkesin, bu imzanın bir ödeme garantisi olduğu bilinciyle hareket etmesini ve ticari ahlaka uygun davranmasını sağlamayı hedefler.
Suçun Oluşma Şartları
Bir çekin karşılıksız çıkmasıyla ilgili cezai sorumluluğun doğabilmesi için aşağıdaki şartların tamamının gerçekleşmesi gerekir:
- Geçerli Bir Çekin Varlığı: Çekin, Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen zorunlu unsurları taşıyan, hukuken geçerli bir çek olması gerekir.
- Süresinde Bankaya İbraz Edilmesi: Çeki elinde bulunduran hamilin, çeki yasal ibraz süreleri içinde muhatap bankaya sunmuş olması zorunludur. Bu süreler;
- Çek, düzenlendiği yerde ödenecekse 10 gün,
- Düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse 1 ay,
- Farklı kıtalarda düzenlenmiş ve ödenecekse 3 ay‘dır. Bu yasal süreler geçtikten sonra bankaya ibraz edilen ve karşılıksız çıkan bir çek için cezai şikayette bulunulamaz.
- Hesapta Karşılığın Bulunmaması: İbraz anında, çek hesabında, çek bedelini tamamen karşılayacak miktarda bir bakiyenin bulunmaması gerekir. Kısmi bir karşılığın olması, suçun oluşmasını engellemez.
- “Karşılıksızdır” İşleminin Yapılması: Bankanın, ibraz edilen çekin arkasına, karşılıksız kalan tutarı, ibraz tarihini ve kendi yasal yükümlülüğü olan kısmi ödeme tutarını belirterek “karşılıksızdır” kaşesini basması veya yazıyı yazması gerekir. Bu işlem, suçun soruşturulabilmesi için zorunlu bir şekil şartıdır.
Yaptırımlar
Karşılıksız çek düzenleme suçunu işleyen faile, Çek Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca kademeli ve çok yönlü yaptırımlar uygulanır.
Adli Para Cezası:
- Fail, her bir karşılıksız çekle ilgili olarak, çekin karşılıksız kalan bedelinden az olmamak kaydıyla, binbeşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Mahkeme, gün sayısını ve her bir gün için ödenecek miktarı failin ekonomik durumuna göre belirler, ancak sonuçta ortaya çıkan toplam meblağ, çekin karşılıksız çıkan tutarından daha az olamaz.
Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağı:
- Mahkeme, adli para cezasıyla birlikte, fail hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına da hükmeder. Bu yasak, kişinin tüm bankalarda çek hesabı açmasını ve çek düzenlemesini engeller.
Tazyik Hapsi (Adli Para Cezasının Ödenmemesinin Sonucu):
- Bu, sistemin en caydırıcı noktasıdır. Hakkında adli para cezasına hükmedilen fail, bu cezayı ödemezse, alacaklının (hamilin) şikayeti üzerine İcra Ceza Mahkemesi, ödenmeyen adli para cezasını doğrudan tazyik hapsine çevirir.
- Tazyik hapsi, her bir çek için en fazla üç yıl olabilir.
- Bu hapis, klasik bir hapis cezası değildir. Koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Ancak, borçlu hapse girdikten sonra borcunu ödediği anda derhal serbest bırakılır.
Yargılama Süreci ve Etkin Pişmanlık
- Şikâyet: Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır. Çeki elinde bulunduran hamilin, çekin arkasına “karşılıksızdır” işlemi yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde şikayette bulunması gerekir. Bu 3 aylık süre, hak düşürücü bir süredir ve kaçırılması halinde şikayet hakkı ortadan kalkar.
- Görevli Mahkeme: Bu suçla ilgili davalara bakma görevi, genel ceza mahkemelerine değil, özel görevli olan İcra Ceza Mahkemesi’ne aittir.
- Etkin Pişmanlık ve Borcun Ödenmesi: Çek Kanunu, borcun ödenmesini teşvik eden çok etkili pişmanlık mekanizmaları sunar:
- Dava Aşamasında Ödeme: Çek borçlusu, karşılıksız kalan çek bedelini işlemiş faiziyle birlikte alacaklıya öderse, dava hangi aşamada olursa olsun dava düşer.
- Hüküm Sonrası Ödeme: Borçlu, mahkumiyet hükmü kesinleştikten sonra borcunu faiziyle birlikte öderse, mahkeme hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verir. Bu durumda, adli sicil kaydı silinir ve çek düzenleme yasağı kaldırılır.
Sonuç
Karşılıksız çek düzenlemek, Türk hukuk sisteminde ciddi sonuçları olan bir ekonomik suçtur. Güncel yasal düzenleme, bir yandan borçluyu doğrudan hapse atmak yerine borcu ödemeye teşvik ederken, diğer yandan adli para cezasını ödemeyenler için tazyik hapsi gibi etkili bir yaptırımı muhafaza etmektedir. Çek alacaklıları için 3 aylık kısa şikayet süresini kaçırmamak hayati önem taşırken, çek borçluları için ise borcu ödemenin, davanın her aşamasında cezai sorumluluktan tamamen kurtulmanın tek yolu olduğu unutulmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Karşılıksız çıkan çekim için ne kadar sürede şikayette bulunmalıyım? Çekin bankaya ibraz edilip arkasına “karşılıksızdır” kaşesi vurulduğu tarihten itibaren 3 ay içinde yetkili İcra Ceza Mahkemesi’ne şikayette bulunmanız gerekmektedir. Bu süreyi kaçırırsanız, borçlunun cezai sorumluluğu ortadan kalkar, ancak hukuki yollarla (icra takibi) alacağınızı talep etme hakkınız devam eder.
Çeki, üzerinde yazan tarihten (vadesinden) önce bankaya ibraz edip karşılıksız işlemi yaptırabilir miyim? Evet. Çek, bir ödeme aracı olduğu için görüldüğünde ödenir. Üzerindeki düzenleme tarihi (vade) gelmemiş olsa bile bankaya ibraz edilebilir. Eğer ibraz edildiğinde hesapta para yoksa, banka “karşılıksızdır” işlemi yapmak zorundadır ve bu tarihten itibaren cezai süreçler başlayabilir.
Bir şirket çeki karşılıksız çıktı. Sorumlu kimdir, şirket mi yoksa imzalayan yönetici mi? Cezai sorumluluk daima gerçek kişilere aittir. Bu nedenle, adli para cezası, çek düzenleme yasağı ve tazyik hapsi gibi yaptırımların muhatabı, tüzel kişilik olan şirket değil, çeki düzenlediği tarihte şirketi temsilen imza yetkisine sahip olan yönetici veya yetkilidir.
Hakkımda verilen adli para cezasını ödeyemiyorum ve tazyik hapsi kararı çıktı. Hapisten çıkış yolu var mı? Evet. Tazyik hapsinin temel amacı borcun ödenmesini sağlamaktır. Hapse girdikten sonra, borcun tamamını (karşılıksız kalan çek bedeli ve faizleri) ödediğiniz an mahkemeye başvurarak derhal tahliye olabilirsiniz.
Çek borcumu alacaklıyla anlaşıp taksitler halinde ödüyorum. Yine de dava açılır mı? Eğer alacaklı, borcun tamamı ödenene kadar şikayet hakkını kullanırsa dava açılabilir. Ancak borcun tamamını ödediğinizde, alacaklı şikayetini geri çekmese bile, ödemeyi ispat ederek davanın düşmesini veya hakkınızdaki hükmün kaldırılmasını sağlayabilirsiniz. En güvenli yol, ödeme konusunda alacaklıyla yazılı bir anlaşma yapmaktır.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


