İşkence Suçu ve Cezası
Bu yazımızda, İşkence Suçu ve Cezası konusunu değerlendireceğiz. İnsan onuru, modern hukukun ve evrensel insan hakları beyannamelerinin temelini oluşturan, dokunulmaz ve devredilemez en yüce değerdir. Devletin varlık sebebi, bu onuru korumak ve her ne pahasına olursa olsun yüceltmektir. “İşkence”, bu en temel değere, yani insan onuruna yönelik en alçakça, en vahşi ve en kabul edilemez saldırıdır. İşkence, sadece bir bedeni yaralamak veya acı çektirmek değil, bir insanın ruhsal ve fiziksel bütünlüğünü sistematik olarak yok ederek onun iradesini kırma, kişiliğini aşağılama ve insan olma vasfını elinden alma eylemidir.
Bu nedenle, işkence yasağı, savaş ve olağanüstü hallerde dahi asla askıya alınamayacak, hiçbir istisnası olmayan, mutlak bir yasaktır. Türk hukuk sistemi de, Anayasa’nın 17. maddesi ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca işkenceye karşı “sıfır tolerans” ilkesini benimsemiştir. Bu ilkenin en somut yansıması, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 94. maddesinde düzenlenen “İşkence Suçu” ve bu suçun ölüm gibi daha ağır sonuçlarını düzenleyen 95. maddedir. Bu düzenlemeler, işkenceyi, en ağır yaptırımlara bağlanan ve en önemlisi “zamanaşımına uğramayan” istisnai bir suç olarak tanımlamaktadır.
Yazı İçeriği
TCK Madde 94
(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.
(6) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.
TCK Madde 95
(1) İşkence fiilleri, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
c) Yüzünde sabit ize,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, yarı oranında artırılır.
(2) İşkence fiilleri, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(3) İşkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması halinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
İşkence Suçu ve Cezası
İşkence suçu, TCK’nın “Kişilere Karşı Suçlar” ana başlığı altında yer almakla birlikte, niteliği itibarıyla çok daha özel bir konuma sahiptir. Bu suçla korunmak istenen temel hukuki değer, her şeyden önce insan onurudur. Kanun, bir insanın sırf insan olmasından kaynaklanan saygınlığının, hiçbir koşulda, hiçbir kamu görevlisi tarafından ihlal edilemeyeceğini en sert şekilde güvence altına almayı amaçlar. İkincil olarak, mağdurun bedensel ve ruhsal bütünlüğü de koruma altındadır.
Suçun Unsurları (TCK md. 94)
İşkence suçunun oluşabilmesi için kanunda belirtilen çok özel şartların bir araya gelmesi gerekir.
Suçun Maddi Unsurları (Hareket)
- Fail: “Kamu Görevlisi” İşkence suçu, bir **”özgü suç”**tur. Yani, bu suçun faili ancak bir kamu görevlisi (polis, jandarma, gardiyan, savcı vb.) olabilir. Sivil bir kişinin bir başkasına yaptığı ağır eziyetler, bu suç kapsamında değil, “kasten yaralama” veya “eziyet” gibi başka suçlar kapsamında değerlendirilir. Ancak, eğer sivil bir kişi, bir kamu görevlisinin işlediği işkence suçuna iştirak ederse, o da kamu görevlisi gibi sorumlu tutulur.
- Hareket: Kanun, işkenceyi oluşturan hareketleri tek tek saymak yerine, eylemin doğurduğu sonuca odaklanan geniş bir çerçeve çizmiştir:
- “Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar.” Bu davranışların işkence suçunu oluşturabilmesi için Yargıtay kararları ve öğretiye göre sistematik ve belirli bir süreç içinde tekrarlanması gerekir. Tek bir tokat, tek bir darp eylemi genellikle işkence değil, kasten yaralama olarak kabul edilir. İşkence, anlık bir fiil değil, bir süreçtir. Örnekler: Filistin askısı, falaka, elektrik verme, sistematik dayak, uykusuz bırakma, cinsel taciz ve aşağılama, sahte infaz (mock execution), kişinin yakınlarına zarar vermekle tehdit etme gibi fiiller işkence kapsamındadır.
Suçun Manevi Unsuru (Kast)
Bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Kamu görevlisinin, yaptığı eylemlerin mağdur üzerinde ağır bedensel veya ruhsal acıya yol açacağını bilmesi ve bu sonucu isteyerek hareket etmesi gerekir. Uluslararası tanımlarda yer alan “bilgi alma, cezalandırma, korkutma” gibi özel amaçlar TCK’da bir unsur olarak aranmasa da, bu amaçların varlığı failin kastının ispatında önemli bir rol oynar.
Suçun Cezası ve Nitelikli Haller
- Temel Ceza (TCK md. 94/1): İşkence suçunu işleyen kamu görevlisi, üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Nitelikli Haller (Cezayı Artıran Durumlar – TCK md. 94/2, 94/3): Aşağıdaki durumlarda temel ceza artırılır:
- Suçun, çocuğa, beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki kişiye veya gebe kadına karşı işlenmesi.
- Suçun, avukata veya diğer bir kamu görevlisine, görevi nedeniyle işlenmesi.
- Fiilin, cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde ceza daha da ağırlaşarak sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis olur.
Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence (TCK md. 95)
Eğer işkence eylemi, belirli ağır sonuçlara yol açmışsa, ceza TCK’nın 95. maddesi uyarınca daha da ağırlaşır. İşkence sonucunda mağdurun;
- Vücudunda kalıcı bir hasar oluşması, bir organını veya duyusunu kaybetmesi, yüzünde kalıcı bir değişiklik olması gibi “kasten yaralamanın nitelikli halleri” meydana gelirse, temel ceza (TCK 94’e göre belirlenen) artırılır.
- İntihar etmesine neden olunursa, faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
- Ölümüne neden olunursa, faile yine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
Yargılama Süreci ve Özel Kurallar
İşkence suçunun yargılaması, suçun niteliği gereği kendine özgü ve tavizsiz kurallar içerir:
- ZAMANAŞIMI İŞLEMEZ (TCK md. 94/6): İşkence suçunun en önemli ve en istisnai özelliği budur. Bu suçtan dolayı dava zamanaşımı işlemez. Yani, suçun üzerinden 10, 20 veya 50 yıl geçse dahi, fail her zaman yargılanabilir. Bu kural, işkencenin affedilmez bir suç olduğu ve faillerin zamanla cezasızlıktan kurtulamayacağı mesajını verir.
- Şikâyet ve Uzlaşma: İşkence, insanlığa karşı bir suç olduğundan şikâyete tabi değildir ve uzlaşma kapsamında da değildir.
- Görevin veya Emrin Yerine Getirilmesi Savunması Geçersizdir: “Amirim emretti, yaptım” savunması, işkence suçu için kesinlikle geçerli değildir. Konusu suç olan emir, hiçbir şekilde yerine getirilemez. Emri veren amir de, emri uygulayan ast da fail olarak cezalandırılır.
- Görevli Mahkeme: İşkence suçu davalarına, suçun ağırlığı nedeniyle Ağır Ceza Mahkemeleri bakar.
- Cezada İndirim Yasağı: Kanun, bu suçtan dolayı verilecek cezalarda herhangi bir indirim yapılmasını yasaklamıştır.
Sonuç
İşkence yasağı, bir hukuk devletinin ve medeni bir toplumun kırmızı çizgisidir. Türk Ceza Kanunu, bu kırmızı çizginin ihlaline karşı, zamanaşımı işletmeme, emir-komuta zincirini bir bahane olarak kabul etmeme ve ağır cezalar öngörme gibi son derece net ve sert bir duruş sergilemektedir. İnsan onuruna yönelik bu en ağır saldırıyla mücadele, sadece devletin adli makamlarının değil, aynı zamanda bu tür eylemlere karşı sesini yükselten sivil toplumun ve her bir vatandaşın ortak sorumluluğudur.
Sıkça Sorulan Sorular
İşkence ile ağırlaştırılmış yaralama arasındaki temel fark nedir? İki temel fark vardır: 1) Fail: İşkence suçunu sadece bir kamu görevlisi işleyebilir. Ağırlaştırılmış yaralamayı ise herkes işleyebilir. 2) Eylemin Niteliği: İşkence, tek bir eylemden ziyade, belirli bir süreç içinde sistematik olarak uygulanan ve insan onurunu hedef alan davranışlar bütünüdür. Ağırlaştırılmış yaralama ise genellikle tek bir fiil sonucunda ağır bir neticenin (organ kaybı, kemik kırığı vb.) ortaya çıkmasıdır.
20 yıl önce gözaltındayken işkence gördüm. Artık çok geç mi? Dava açabilir miyim? Hayır, kesinlikle geç değil. TCK’nın 94/6. maddesi uyarınca, işkence suçunda dava zamanaşımı işlemez. Ne kadar süre geçerse geçsin, delillerinizle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
Bir kamu görevlisi “üstümden emir aldım” diyerek kendini savunabilir mi? Hayır. Konusu suç olan bir emir, hiçbir şekilde hukuka uygun kabul edilemez ve yerine getirilemez. İşkence emrini veren de, bu emri yerine getiren de suçun faili olarak yargılanır.
Sadece psikolojik baskı ve tehdit de işkence sayılır mı? Evet. TCK 94, sadece bedensel acıyı değil, “ruhsal yönden acı çekmeye” veya “aşağılanmaya” yol açan davranışları da açıkça işkence olarak tanımlamıştır. Sistematik hale gelen ağır psikolojik baskı ve tehditler, işkence suçunu oluşturabilir.
İşkence davalarına hangi mahkeme bakar? Bu suçun yargılaması, suçun ağırlığı ve öngörülen ceza miktarları nedeniyle görevli ve yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nde yapılır.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


