İşçinin Cinsel Yönelimi Nedeniyle İşten Çıkarılması
·

İşçinin Cinsel Yönelimi Nedeniyle İşten Çıkarılması (2025)

Bir çalışanın cinsel yönelimi gerekçe gösterilerek iş sözleşmesinin sonlandırılması hukuken mümkün değildir. Bu kesin yasağın ardında hem İş Kanunu’ndaki amir hükümler hem de Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklar bulunmaktadır.

avukat iş avukatı

  • İş Kanunu: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 3. fıkrası, iş ilişkisinin herhangi bir aşamasında—kuruluş, devam veya fesihte—cinsiyete dayalı ayrımcılık yapılamayacağını net bir dille ifade eder. Cinsel yönelim, cinsiyet kimliğinin bir uzantısı olarak kabul edildiğinden bu koruma kapsamındadır.
  • Anayasal Güvence: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesi, her bireyin özel hayatının gizliliğini teminat altına almıştır. Cinsel yönelim, kişinin özel yaşamının en mahrem alanlarından biridir ve bu anayasal korumadan tam olarak yararlanır. Çalışanın cinsel kimliği veya tercihleri, işverenin ilgi alanına giren bir konu değildir.

Çalışanın özel hayatı, iş yerindeki performansını veya işin genel akışını somut olarak olumsuz etkilemediği müddetçe, iş ilişkisinin bir unsuru olarak değerlendirilemez. Örneğin, bir çalışanın mesai saatleri dışında özel yaşamında kiminle duygusal veya cinsel bir birliktelik yaşadığı, iş sözleşmesini etkileyen bir durum olarak görülemez. Bu sebeple, bir bireyin cinsel yönelimi bahane edilerek işten çıkarılması hukuka aykırıdır.

Ancak bu noktada hassas bir ayrıma dikkat çekmek gerekir. Eğer çalışanın cinsel yönelimi ile ilintili davranışları, iş yerindeki verimliliği ölçülebilir şekilde düşürüyor, iş akışını sekteye uğratıyor veya iş ilişkisinin sürdürülmesini işveren açısından katlanılmaz hale getiriyorsa, bu durumda fesih için geçerli bir sebep doğabilir. Burada kritik olan, feshin temelinde cinsel yönelimin kendisinin değil, bu yönelimle bağlantılı olarak sergilenen ve iş ilişkisine zarar veren somut eylemlerin yatmasıdır.

Cinsel Yönelim Sebebiyle İşten Çıkarılan İşçinin Hukuki Hakları

Cinsel yönelimi nedeniyle haksız bir fesihe veya ayrımcılığa maruz kalan bir çalışanın, hukuk düzenimizce korunan ve talep edebileceği bir dizi hak mevcuttur. Bu haklar genellikle çeşitli tazminat alacakları olarak karşımıza çıkar. Her bir hakkın talep edilebilmesi için, o tazminatın yasal koşullarının somut olayda mevcut olması gerekir.

Aşağıdaki tabloda, işçinin bu durumda talep edebileceği başlıca tazminat türleri ve temel koşulları özetlenmiştir:

Tazminat Türü
Açıklama
Ayrımcılık Tazminatı
İşverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket etmesi durumunda talep edilir.
Kıdem Tazminatı
İşçinin, ayrımcılık nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi veya işverenin haksız feshi durumunda talep edilir.
Kötü Niyet Tazminatı
İş güvencesi kapsamında olmayan işçilerin, sözleşmelerinin kötü niyetle (örn: cinsel yönelim) feshedilmesi halinde talep edilir.
İş Güvencesi Tazminatı
İşe iade davasını kazanan işçinin, işverence işe başlatılmaması durumunda ödenir.
Maddi ve Manevi Tazminat
Ayrımcı feshin, işçinin kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi durumunda talep edilir.

Ayrımcılık Tazminatı

Bu tazminat, işverenin eşit davranma yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde işçinin talep edebileceği özel bir haktır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenmiştir.

  • Şartları: Bu tazminat için işçinin ayrımcı bir muameleye uğraması yeterlidir; bu muamele nedeniyle ayrıca bir zarar gördüğünü ispatlaması gerekmez.
  • Hesaplanması: Kanun, işçinin 4 aylık ücretine kadar bir tutarı işaret etse de net bir ölçüt yoktur. Hakim, olayın özelliklerini, işçinin kıdemini ve pozisyonunu göz önünde bulundurarak hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Hesaplamada işçinin ek ödemeler (ikramiye, prim vb.) hariç, asıl (çıplak) ücreti esas alınır.
  • Diğer Tazminatlarla İlişkisi: Ayrımcılık tazminatı, koşulları oluştuğu takdirde kıdem ve ihbar tazminatı gibi diğer alacaklarla birlikte istenebilir.

Diğer Tazminat ve Alacak Hakları

İşçinin cinsel yönelimi gerekçesiyle işten çıkarılması, ayrımcılık tazminatının yanı sıra başka tazminat haklarını da gündeme getirebilir.

  • Kötü Niyet Tazminatı: Genellikle 30’dan az işçi çalıştıran veya 6 aydan az kıdemi olan, yani iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan işçiler için geçerlidir. Cinsel yönelim nedeniyle fesih, tipik bir kötü niyetli fesih halidir. Bu durumda işçi, bildirim süresine ilişkin ücretin üç katı tutarında kötü niyet tazminatı isteyebilir. Ancak her ayrımcılık halinin otomatik olarak kötü niyet tazminatını gerektirmediği, her olayın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
  • İş Güvencesi Tazminatı: İş güvencesi kapsamındaki bir işçi, bu nedenle işten çıkarıldığında işe iade davası açma hakkına sahiptir. Mahkeme feshin geçersizliğine karar verdiği halde işveren işçiyi işe başlatmazsa, bu tazminatı ödemekle yükümlü olur. İş güvencesi tazminatı ile ayrımcılık tazminatı birlikte talep edilebilir. Örneğin, işe iade davasını kazanan işçi işe başlatılırsa iş güvencesi tazminatı alamaz , ancak başlangıçtaki ayrımcı fesih nedeniyle ayrımcılık tazminatı talep etme hakkı devam eder.
  • Kıdem Tazminatı: İşverenin ayrımcı tutumu, İş Kanunu’nun 24/II-f maddesi uyarınca işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkı tanır. İşçi bu durumu fark ettiğinde, herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın bu hakkını kullanabilir. Sözleşmeyi bu sebeple kendisi sonlandıran işçi, kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak feshi kendisi yaptığı için ihbar tazminatı alamaz.
  • Maddi ve Manevi Tazminat: İşverenin ayrımcı tutumu, işçinin kişilik haklarına bir saldırı olarak nitelendirilebilir. Bu durumda işçi, Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine dayanarak, uğradığı maddi kayıplar için maddi tazminat; yaşadığı üzüntü, stres ve onur kırıklığı için ise manevi tazminat talep edebilir.

Ayrımcılığa Uğrayan İşçinin Diğer Hakları

Tazminat taleplerine ek olarak, işçinin başvurabileceği farklı hukuki yollar da vardır.

  • İş Görmekten Kaçınma Hakkı: İşçi, iş yerinde ayrımcı muameleye maruz kalıyorsa iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Ancak bu hakkı kullanmadan önce işverene başvurarak bu davranışların durdurulmasını talep etmelidir. İşveren bu talebe kayıtsız kalırsa, işçi iş görmekten kaçınabilir.
  • Eda Davası Açma Hakkı: Bu dava türü, bir kişinin bir şeyi yapmaya veya vermeye mahkum edilmesini amaçlar. İşçi, cinsel yönelimi nedeniyle maruz kaldığı ayrımcılık sonucu mahrum bırakıldığı hakların (örneğin verilmeyen sosyal yardımlar) kendisine tanınmasını bu dava yoluyla talep edebilir.

Dava Sürecinde İspat

Cinsel yönelim temelli fesih davalarındaki en kritik hususlardan biri ispat yükümlülüğüdür. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesine göre, kural olarak işverenin eşit davranma borcuna aykırı davrandığını ispatlama yükü işçiye aittir. Ancak kanun, işçiyi korumak amacıyla bu kurala önemli bir esneklik getirmiştir.

İlgili maddeye göre, “…işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.”. Bu hüküm, ispat yükünün işverene geçtiği iki temel senaryo yaratır:

  1. İşçinin İhlal İhtimalini Güçlü Şekilde Göstermesi: İşçi, ayrımcılığın varlığına dair güçlü karineler veya dolaylı deliller sunarak mahkemede iddiasının doğruluğuna dair kuvvetli bir kanaat oluşturursa, ispat yükü yer değiştirir. Bu durumda işveren, ayrımcılık yapmadığını kanıtlamak zorunda kalır.
  2. Feshin Geçerli Bir Sebebe Dayanmaması: İşveren, iş sözleşmesini geçerli bir neden göstermeden sonlandırdığında ve işçi feshin asıl nedeninin ayrımcılık olduğunu iddia ettiğinde, feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverene düşer.

Yargıtay 9. HD. 2024/11812 E. 2024/15957 K. 10.12.2024 T. künyeli ilamına göre; “Eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükü işçide olmakla birlikte, anılan maddenin son fıkrasında yer alan düzenlemeye göre işçi ihlalin varlığını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürdüğünde aksi işveren tarafından ispatlanmalıdır.”

Dava Süresi

Cinsel yönelim nedeniyle işten çıkarma gibi hassas konuları barındıran iş davaları, mahkemelerin mevcut iş yükü ve yargılama usullerine bağlı olarak genellikle 1 ila 1,5 yıl arasında sonuçlanabilmektedir.

İş Davası Avukatlık Ücreti (2025)

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca avukatlık ücreti bu davalarda nispi belirlenir. Bu minvalde iş davası için genellikle %10-%25 arasında avukatlık ücreti alınır. Herhalde Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2/2-10 uyarınca ayrımcılık nedeniyle iş davası için avukata ödenecek ücretin asgari tutarı 30.000,00 TL‘dir.

6100 sayılı HMK m.329 uyarınca; karşı tarafın kötü niyetli veya haksız olarak iş davası açtığı durumlarda avukata ödenen bu meblağın karşı taraftan tahsili gerekir. Bir başka anlatımla; somut olayda avukata davada vekillik yapması için ödenen meblağ 30.000,00 TL ise dava sonunda karşı tarafın haksız çıkması halinde 30.000,00 TL’nin karşı taraftan alınarak kişiye geri ödenmesi gerekir.

avukat iş avukatı

Sonuç

Bir çalışanın cinsel yönelimi gerekçe gösterilerek işten çıkarılması, Türk iş hukukunda yeri olmayan, temel hak ve özgürlüklere aykırı, açık bir ayrımcılık eylemidir. Böyle bir durumla karşılaşan çalışanın, ayrımcılık tazminatından işe iadeye kadar uzanan geniş hukuki koruma mekanizmaları mevcuttur. Ancak bu hakların etkili bir şekilde kullanılabilmesi, kanunda öngörülen usul ve esaslara titizlikle uyulmasını gerektirir. Dava sürecindeki ispat yükü kuralları ve her tazminat türünün kendine özgü şartları, bu süreci hukuki bilgi olmadan yönetmeyi zorlaştırır. Bu nedenle, benzer bir durumla karşı karşıya kalan bir işçinin, hak kayıplarını önlemek ve süreci en doğru şekilde yönetmek adına, en başından itibaren bir iş hukuku avukatından profesyonel destek alması kritik öneme sahiptir.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar