İş Çıkışından Hemen Sonra Kalp Krizi Yaşanması İş Kazası Sayılır Mı?
Çalışma hayatının yoğun temposu ve beraberinde getirdiği stres, çalışanların sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturabilmektedir. Bu risklerin en önemlilerinden biri de kalp krizidir. İşyerinde veya işin yürütümü sırasında geçirilen bir kalp krizinin iş kazası olarak kabul edileceği Yargıtay içtihatları ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) uygulamaları ile büyük ölçüde netlik kazanmıştır. Ancak hukuki tartışmaların yoğunlaştığı kritik bir soru bulunmaktadır: Mesai bitiminde, işyerinden ayrıldıktan hemen sonra yaşanan bir kalp krizi iş kazası mıdır?
Yazı İçeriği
İş Kazasının Hukuki Tanımı Ve Unsurları
Bir olayın iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde belirtilen şartlardan birini taşıması gerekmektedir. Kanuna göre iş kazası;
Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle,
Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. Bu tanım, iş kazası kavramının sadece işyerinin fiziki sınırları içinde meydana gelen olaylarla kısıtlı olmadığını göstermektedir.
İşyerinde Geçirilen Kalp Krizinin Hukuki Niteliği
Yargıtay ve SGK’nın yerleşik görüşüne göre, sigortalının işyerinde bulunduğu esnada geçirdiği kalp krizi, harici bir etken olmasa dahi iş kazası olarak kabul edilmektedir. Zira kanun, “işyerinde bulunduğu sırada” meydana gelen her türlü olayı bu kapsama dahil etmektedir. SGK’nın 2016/21 sayılı Genelgesi de bu durumu netleştirmiş ve “Sigortalının işyerinde kalp krizi geçirmesi… iş kazası olarak kabul edilecektir.” ifadesine yer vermiştir. Bu noktada, olayın iş kazası sayılması için işverenin bir kusurunun bulunması şartı aranmaz. İşverenin kusursuz sorumluluğu ilkesi geçerlidir.
İş Çıkışı Ve İşyeri Dışında Yaşanan Kalp Krizi
Asıl karmaşık hukuki mesele, kalp krizinin mesai bittikten ve çalışan işyeri sınırları dışına çıktıktan sonra meydana gelmesi durumunda ortaya çıkar. Bu durumda olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı, 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesindeki “işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle” meydana gelme şartının gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır. Bu noktada ispat edilmesi gereken en önemli hukuki kavram “uygun illiyet bağı”dır.
İlliyet Bağının Kurulmasında Etkili Olan Faktörler
İlliyet bağı (nedensellik bağı), meydana gelen zararlı sonuç (kalp krizi) ile işverenin yürüttüğü iş arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulmasıdır. İş çıkışından sonra yaşanan bir kalp krizinin iş kazası sayılabilmesi için, bu krizin işin yürütüm şartlarından kaynaklandığının ispatlanması gerekir.
İş Stresi, Mobbing Ve Aşırı Çalışma: Günümüz çalışma koşullarında en sık rastlanan ve kalp krizini tetikleyebilecek unsurların başında aşırı stres, yoğun iş temposu, hedef baskısı, mobbing (psikolojik taciz) ve uzun çalışma saatleri gelmektedir. Eğer çalışanın mesai saatleri içerisinde bu gibi olumsuz koşullara maruz kaldığı ve yaşanan kalp krizinin bu koşulların bir sonucu olduğu tıbbi delillerle ortaya konulabilirse, illiyet bağının kurulması mümkündür.
İşin Niteliği Ve Çalışma Koşullarının Etkisi: Yapılan işin bedensel olarak ağır ve yıpratıcı olması, kimyasal maddelere veya aşırı sıcak/soğuk gibi fiziki koşullara maruz kalınması da kalp krizini tetikleyebilir. Örneğin, gün boyu ağır fiziksel efor gerektiren bir işte çalışan işçinin, iş çıkışında dinlenmeye fırsat bulamadan kriz geçirmesi durumunda, bu durumun işin niteliğinden kaynaklandığı iddia edilebilir.
Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirme: Yargıtay, bu tür dosyalarda her somut olayın kendi özel şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Yüksek Mahkeme kararlarında, kalp krizinin iş kazası sayılması için sadece işyerinde meydana gelmesinin yeterli olmadığı, işle ilgili bir nedenden kaynaklanması gerektiğinin altı çizilmektedir. Mahkemeler, Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversite hastanelerinden alacakları raporlarla, çalışanın mevcut kronik rahatsızlıkları, çalışma koşulları ve kriz arasındaki tıbbi ve bilimsel ilişkiyi detaylı bir şekilde araştırmaktadır.
İşverenin Sorumluluğu Ve Kusur Durumu
İş çıkışı yaşanan bir kalp krizinin, yukarıda belirtilen şartlar dahilinde iş kazası olarak kabul edilmesi durumunda, işverenin hukuki sorumluluğu gündeme gelir. İşverenin, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde çalışanlarının sağlık ve güvenliğini sağlama, riskleri öngörme ve gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Periyodik sağlık kontrollerini yaptırmamak, aşırı çalıştırmayı önlememek, işyeri stresini yönetememek gibi ihmaller, işverenin kusur oranını belirlemede önemli rol oynar.
İş Kazası Bildirimi Ve Hukuki Süreç
Kaza Sonrası Yapılması Gerekenler Ve Bildirim Süreleri: İş kazasının, işveren tarafından kazadan sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesi yasal bir zorunluluktur. İşveren bu bildirimi yapmazsa, işçi veya hak sahipleri de bu bildirimi yapabilir. Bildirimin süresinde yapılmaması, işveren aleyhine idari para cezası uygulanmasına neden olur.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Tarafından Sağlanan Haklar: Bir olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmesi halinde sigortalıya veya hak sahiplerine şu haklar tanınır:
Geçici iş göremezlik süresince günlük ödenek.
Sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
Vefat halinde hak sahiplerine ölüm geliri bağlanması.
Cenaze ödeneği ve evlenme ödeneği gibi diğer yardımlar.
İşçinin Ve Hak Sahiplerinin Tazminat Hakları
SGK tarafından sağlanan hakların yanı sıra, iş kazası geçiren işçinin veya vefatı halinde geride kalan hak sahiplerinin (eş, çocuk, anne-baba) işverene karşı tazminat davası açma hakkı da bulunmaktadır.
Maddi Ve Manevi Tazminat Davaları: İşçi, iş kazası nedeniyle uğradığı bedensel zararlar, tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı için maddi tazminat talep edebilir. Ayrıca, çektiği acı, elem ve keder için manevi tazminat davası açabilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (Vefat Halinde): İşçinin vefatı durumunda, onun desteği ile geçinen kişiler, bu destekten mahrum kaldıkları için işverene karşı destekten yoksun kalma tazminatı davası açma hakkına sahiptirler.
Sonuç Ve Değerlendirme
Özetle, iş çıkışından hemen sonra meydana gelen bir kalp krizi, her durumda doğrudan bir iş kazası olarak kabul edilmez. Bu olayın bir iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için, yaşanan kalp krizi ile işin yürütümü ve çalışma koşulları arasında güçlü ve ispatlanabilir bir illiyet bağının kurulması esastır. Çalışma sırasında yaşanan yoğun stres, aşırı efor, mobbing gibi unsurların kalp krizini tetiklediği tıbbi delillerle desteklendiği takdirde, olayın iş kazası sayılması ve çalışanların yasal haklarından faydalanması mümkün hale gelmektedir. Her vaka kendine özgü koşullar barındırdığından, bu tür durumlarda hak kaybı yaşamamak adına bir hukuk profesyonelinden destek almak hayati önem taşımaktadır.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


