İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Şartları 2026
Türk Borçlar Kanunu (TBK) sistematiği içerisinde kira hukuku, mülkiyet hakkının kutsallığı ile sosyal devlet ilkesinin bir gereği olan kiracının barınma hakkının korunması arasında hassas bir denge üzerine inşa edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, kira sözleşmelerinin sona erme sebepleri daha sistematik bir yapıya kavuşturulmuş, “tahliye” kurumu sıkı şekil şartlarına ve maddi olguların varlığına bağlanmıştır. 2026 yılı itibarıyla, Türkiye’deki gayrimenkul piyasasındaki dalgalanmalar, kira bedellerindeki artış ve konut arzındaki sıkışıklık, “gereksinim” (ihtiyaç) nedeniyle tahliye davalarını (TBK m. 350 ve 351) hukukun en tartışmalı ve yoğun alanlarından biri haline getirmiştir.
Yazı İçeriği
Yasal Çerçeve: TBK Madde 350 ve Devamı
İhtiyaç nedeniyle tahliye, Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesinde düzenlenen “Kiraya Verenden Kaynaklanan Sona Erme Sebepleri” başlığı altında yer almaktadır. Kanun koyucu, kiraya verenin mülkiyet hakkını kullanma yetkisini, belirli yakınlarının veya kendisinin konut ya da işyeri ihtiyacı söz konusu olduğunda, kiracının kullanım hakkından üstün tutmuştur. Ancak bu üstünlük mutlak değildir; “zorunluluk”, “samimiyet” ve “gerçeklik” gibi soyut kavramlarla sınırlandırılmış ve mahkemelerin takdir yetkisine tabi kılınmıştır.
TBK m. 350/1 hükmü şu şekildedir:
“Kiraya veren, kira sözleşmesini;
- Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,
- Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise,
belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.”
Bu madde metni, davanın temel iskeletini oluşturmakla birlikte, “kullanma zorunluluğu” ibaresinin içinin doldurulması Yargıtay içtihatlarına bırakılmıştır. 2026 yılında mahkemeler, bu zorunluluğu ekonomik konjonktürle birlikte değerlendirmekte, kiraya verenin salt kira gelirini artırma amacını taşıyıp taşımadığını titizlikle incelemektedir.
İHTİYAÇ (GEREKSİNİM) KAVRAMININ MADDİ UNSURLARI
Tahliye davasının esasına ilişkin en önemli inceleme konusu, ileri sürülen ihtiyacın niteliğidir. Yargısal uygulamada, her ihtiyaç tahliye sebebi sayılmamakta, ihtiyacın belirli vasıfları taşıması aranmaktadır.
A. İhtiyacın Gerçek Olması
“Gerçeklik” unsuru, ihtiyacın fiilen var olmasını ve somut olgulara dayanmasını ifade eder. Henüz doğmamış, varsayımlara dayalı veya gelecekte gerçekleşmesi muhtemel ihtiyaçlar tahliye nedeni yapılamaz.
Doğmuş İhtiyaç: İhtiyacın dava açıldığı tarihte mevcut olması gerekir. Örneğin, kiraya verenin çocuğunun üniversiteyi kazanmış olması ve o şehirde barınma ihtiyacının doğmuş olması “gerçek” bir ihtiyaçtır.
Muhtemel İhtiyaç Reddi: “Oğlum ileride evlenirse oturacak” veya “İleride işlerim bozulursa dükkanı kendim işleteceğim” şeklindeki beyanlar, ihtiyacın henüz doğmadığı gerekçesiyle reddedilir. Ancak Yargıtay, evlilik hazırlıkları (nişan, düğün salonu tutulması vb.) gibi somut adımların atıldığı hallerde ihtiyacı gerçek kabul etmektedir.
B. İhtiyacın Samimi Olması
Samimiyet, kiraya verenin iç dünyasındaki niyet ile dış dünyaya yansıttığı beyan arasındaki tutarlılıktır. 2026 yılı itibarıyla, kira bedellerindeki fahiş artışlar nedeniyle, kiraya verenlerin eski kiracıları çıkarıp taşınmazı daha yüksek bedelle kiraya vermek amacıyla “ihtiyaç” kılıfını kullandığı durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemeler, samimiyet testini çok sıkı uygulamaktadır.
| Samimiyet Testi Kriterleri | Açıklama |
| Başka Taşınmazın Varlığı | Kiraya verenin aynı bölgede boş ve kullanıma uygun başka bir taşınmazı varsa, kiracıyı tahliye etme isteği samimi bulunmayabilir. |
| Kira Artış Talepleri | Dava öncesinde kiracıya “kirayı artır yoksa çık” şeklinde baskı yapıldığına dair deliller (WhatsApp mesajları, ihtarnameler), ihtiyacın samimi olmadığına karine teşkil edebilir. |
| Satış İradesi | Taşınmazın satılığa çıkarılması veya emlak sitelerinde ilanının bulunması, amacın kullanım değil elden çıkarma olduğunu gösterir ve dava reddedilir. |
| Yaşam Standardı | Kiraya verenin halihazırda oturduğu konutun, tahliyesi istenen konuttan daha üstün niteliklere sahip olması durumunda, daha düşük nitelikli bir yere taşınma isteği hayatın olağan akışına aykırı bulunabilir (zorunluluk halleri hariç). |
C. İhtiyacın Zorunlu Olması
İhtiyacın sadece gerçek ve samimi olması yetmez, aynı zamanda “zorunlu” olması gerekir. Zorunluluk, kiraya verenin o taşınmazı kullanmaktan başka makul bir çaresinin olmaması halidir.
Keyfi Tercihler: Kiraya verenin “manzarasını daha çok seviyorum”, “komşuları daha iyi” gibi sübjektif ve keyfi nedenlerle tahliye istemesi, zorunluluk unsuru eksikliğinden reddedilebilir.
Sağlık Nedenleri: Kiraya verenin veya yakınının sağlık durumu (örneğin kalp hastası olması ve asansörsüz binada oturması), zemin kattaki kiralanana geçme isteğini “zorunlu” kılar. Bu durum sağlık raporlarıyla ispatlanmalıdır.
Tehdit Altında Olma: Kiraya verenin kendi oturduğu konut hakkında tahliye kararı verilmiş olması veya riskli yapı ilan edilmesi, kendi taşınmazına geçme ihtiyacını zorunlu kılar.
D. İhtiyacın Devamlılık Arz Etmesi
Kural olarak ihtiyaç devamlı olmalıdır. Geçici ihtiyaçlar (örneğin evin tadilatı sırasında 2 ay oturmak) tahliye sebebi sayılmaz. Ancak bu kuralın en önemli istisnası “Yazlık İhtiyacı”dır.
Yazlık Konut İhtiyacı İstisnası
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve daire kararları uyarınca, yazlık ihtiyacı geçici bir ihtiyaç gibi görünse de, yaşam tarzının bir parçası olarak “devamlılık arz eden dönemsel ihtiyaç” kabul edilmektedir.
Şartlar: Taşınmazın mimari yapısı ve bulunduğu bölge yazlık kullanıma elverişli olmalıdır.
Samimiyet: Kiraya verenin tatillerini geçirmek için otele gitmek yerine kendi mülkünü kullanmak istemesi, samimi bir ihtiyaç olarak korunur.
KİMLERİN İHTİYACI İÇİN DAVA AÇILABİLİR? (TBK m. 350/1 KAPSAMI)
TBK m. 350/1 hükmü, kimlerin ihtiyacı için tahliye talep edilebileceğini sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesine benzer şekilde belirlemiştir. Bu kişiler dışındaki akrabaların ihtiyacı için tahliye istenemez.
A. Kiraya Verenin Kendisi
Kiraya veren, mülk sahibi olabileceği gibi intifa hakkı sahibi de olabilir. Kendi konut veya işyeri ihtiyacı, birincil tahliye sebebidir.
B. Eş (Karı-Koca)
Kiraya verenin eşinin ihtiyacı, kanunen geçerli bir sebeptir. Özellikle boşanma aşamasında olan veya ayrı yaşama hakkı elde eden eşin konut ihtiyacı, tahliye için yeterli ve zorunlu bir sebep kabul edilir.
C. Altsoy
Çocuklar ve torunlar altsoy kapsamındadır.
Ergin Çocuklar: Reşit olan çocuğun ailesinden ayrı bir evde yaşama isteği, Yargıtay tarafından “sosyal yaşamın gereği” olarak kabul edilmekte ve samimi ihtiyaç sayılmaktadır. Çocuğun bekâr veya öğrenci olması bu durumu değiştirmez.
Evlilik Hazırlığı: Çocuğun evlenecek olması, en sık karşılaşılan ve kabul gören tahliye sebeplerindendir.
D. Üstsoy
Anne, baba, büyükanne ve büyükbaba üstsoy kapsamındadır. Yaşlı ebeveynlerin bakıma muhtaç hale gelmesi ve çocuklarına yakın bir konuta taşınma ihtiyacı, uygulamada sıkça karşılaşılan haklı sebeplerdir.
E. Kanun Gereği Bakmakla Yükümlü Olunan Diğer Kişiler
Bu kategori, kan hısımlığı dışındaki bakım yükümlülüklerini kapsar. Türk Medeni Kanunu’nun nafaka ve vesayet hükümleri çerçevesinde, kiraya verenin bakmakla yükümlü olduğu kardeşleri veya vesayeti altındaki kişiler bu kapsama girebilir. Kardeşler için “kanun gereği bakmakla yükümlü olma” şartı arandığından, her kardeşin ihtiyacı için tahliye davası açılamaz; bakım borcunun ispatı gerekir.
F. Tüzel Kişilerin (Şirketlerin) İhtiyacı
Şirketler, doğaları gereği “konut” ihtiyacı duyamazlar. Bu nedenle bir şirket, mülkiyetindeki bir dairenin, şirket ortağı veya müdürünün konut ihtiyacı için tahliyesini isteyemez. Şirketler ancak “işyeri” ihtiyacı nedeniyle, faaliyetlerini sürdürmek veya genişletmek amacıyla tahliye talep edebilirler.
YENİ MALİKİN İHTİYACI NEDENİYLE TAHLİYE (TBK m. 351)
Kira sözleşmesinin kurulmasından sonra kiralanan taşınmazın el değiştirmesi, yeni malike özel bir tahliye hakkı tanır. TBK m. 310 gereği, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur; ancak TBK m. 351, yeni malike kendi ihtiyacı, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ihtiyacı için sözleşmeyi feshetme imkanı verir.
A. Yeni Malikin Seçimlik Hakkı
Yargıtay içtihatları, yeni malikin kiracıyı tahliye etmek için iki farklı hukuki yoldan birini seçebileceğini kabul etmektedir. Bu “seçimlik hak”, yeni malikin stratejik karar vermesini gerektirir.
1. Yol: Eski Malikle Yapılan Sözleşmeye Dayanma (TBK m. 350)
Yeni malik, eski malikin halefi sıfatıyla, mevcut kira sözleşmesinin süresinin bitimini bekleyebilir.
Süreç: Sözleşme süresi dolduğunda, 1 ay içinde TBK m. 350’ye dayalı genel ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir.
Avantajı: Eğer sözleşmenin bitimine 6 aydan az bir süre kalmışsa, bu yolu seçmek daha hızlı sonuç verir.
İhtar Şartı: Bu yolda, satın alma tarihinden itibaren 1 ay içinde ihtar çekme zorunluluğu yoktur. Ancak sözleşme bitiminde süreyi uzatmamak adına ihtar çekilmesi lehe olabilir.
2. Yol: Yeni İktisap Sebebiyle Tahliye (TBK m. 351)
Bu yol, sözleşme süresinden bağımsız olarak, kanunun tanıdığı özel bir sürece dayanır.
İhtar Süresi (1 Ay): Yeni malik, tapu devir tarihinden (iktisap tarihinden) itibaren 1 ay içinde kiracıya durumu bildiren yazılı bir ihtarname göndermek zorundadır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve kamu düzenindendir. Sürenin kaçırılması, bu özel dava hakkının kaybına yol açar.
Bekleme Süresi (6 Ay): İhtarname gönderildikten sonra, kiracıya taşınmazı boşaltması için 6 ay süre tanınır. Bu 6 aylık süre dolmadan dava açılamaz.
Dava Açma Süresi: 6 aylık sürenin bitiminden itibaren, davanın makul süre içinde açılması gerekir. Yargıtay, davanın 6 ayın dolmasından sonraki 1 ay içinde açılmasını veya kira döneminin sonuna kadar açılmasını kabul eden kararlar vermiştir.
B. İhtarnamenin İçeriği ve Tebliği
TBK m. 351 uyarınca gönderilecek ihtarnamede şu hususlar açıkça belirtilmelidir:
Taşınmazın yeni maliki olunduğu (Tapu bilgileri).
Taşınmaza kendisi veya kanunda sayılan yakınları için ihtiyaç duyulduğu.
Taşınmazın 6 ay içinde tahliye edilmesinin istendiği.
Aksi halde dava açılacağı.
İhtarnamenin 1 ay içinde kiracıya tebliğ edilmiş olması ispat açısından en güvenli yoldur. Postadaki gecikmeler hak kaybına yol açabileceğinden, satın alma işlemi gerçekleşir gerçekleşmez noterden ihtarname gönderilmesi önerilir.
USUL HUKUKU: SÜRELER, GÖREV VE DAVA ŞARTLARI (2026)
İhtiyaç nedeniyle tahliye davaları, usul hukukunun en katı uygulandığı dava türlerindendir. Sürelerin kaçırılması veya şekil şartlarına uyulmaması, davanın esasa girilmeden reddedilmesine neden olur.
A. Dava Şartı Olarak Arabuluculuk (2026 Durumu)
1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı haline gelmiştir. 2026 yılı itibarıyla bu uygulama yerleşik hale gelmiş olup, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.
Arabuluculuk Süreci ve Detayları
Başvuru: Davacı (kiraya veren), dava dilekçesini vermeden önce Adliye Arabuluculuk Bürosu’na başvurur.
Süreç: Arabulucu tarafları davet eder, görüşmeleri yürütür. Tarafların anlaşması zorunlu değildir.
Son Tutanak: Görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamazsa “anlaşmama son tutanağı” düzenlenir. Bu tutanağın aslı veya onaylı suretinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Tutanaksız açılan davalarda mahkeme 1 haftalık kesin süre verir, eksiklik giderilmezse dava usulden reddedilir (HMK m. 115).
Ücretler (2026 Tarifesi): 2026 Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’ne göre, anlaşmama halinde ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (dava sonunda haksız çıkana yükletilir). Anlaşma halinde ise tarife üzerinden hesaplanan ücret taraflarca (aksi kararlaştırılmadıkça eşit) ödenir.
Gerekli Evraklar: Başvuru formu, kimlik fotokopisi, şirket yetkilisi ise imza sirküleri ve yetki belgesi gibi evraklar gereklidir.
B. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme: HMK m. 4 uyarınca, kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklarda, dava değeri ne olursa olsun Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Yetkili Mahkeme: Davalının (kiracının) yerleşim yeri mahkemesi veya sözleşmenin ifa edileceği yer (taşınmazın bulunduğu yer) mahkemesi yetkilidir (HMK m. 6, 10).
C. Dava Açma Süreleri ve Hesaplama Yöntemleri
Dava açma süreleri, kira sözleşmesinin türüne göre belirlenir ve “hak düşürücü süre” niteliğindedir.
Belirli Süreli Sözleşmelerde
Belirli süreli sözleşmelerde (örneğin 1 yıl, 5 yıl), sürenin bitiminden itibaren 1 ay içinde dava açılmalıdır.
Örnek: 01.01.2025 başlangıç tarihli 1 yıllık sözleşme, 01.01.2026’da sona erer. Dava 01.01.2026 – 01.02.2026 tarihleri arasında açılmalıdır.
İhtarnamenin Süreye Etkisi (TBK m. 353): Kiraya veren, sözleşme bitmeden önce veya 1 aylık dava açma süresi içinde kiracıya tahliye iradesini bildiren yazılı bir bildirimde (ihtarname) bulunursa, dava açma süresi bir kira yılı boyunca uzar. Bu hüküm, kiraya verene zaman kazandırır ve arabuluculuk sürecinin rahat yürütülmesini sağlar.
Belirsiz Süreli Sözleşmelerde
Başlangıçta belirli süreli yapılsa bile, süresinde bildirimde bulunulmayarak uzayan sözleşmeler (konut ve çatılı işyerlerinde) kural olarak 1’er yıl uzamış sayılır (TBK m. 347). Ancak sözleşme baştan belirsiz süreli ise veya belirli süreli olup belirsiz süreliye dönüşmüşse (bu ayrım teknik bir detaydır, TBK m. 347/1 gereği konut kiralarında belirli süreli sözleşmeler belirsiz süreliye dönüşmez, 1 yıl uzar; ancak “belirsiz süreli sözleşme” hükümleri uygulanacaksa durum değişir), fesih dönemleri dikkate alınır.
Belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemi ve bildirim süresi hesabı (TBK m. 328, 329):
Fesih Dönemi: Sözleşmede veya yerel adette aksine hüküm yoksa 6 aylık dönemlerdir.
Bildirim Süresi: 6 aylık dönemin sonu için 3 ay önceden bildirim yapılmalıdır.
Dava Süresi: Bildirimle belirlenen tarihten itibaren 1 ay içinde.
Örnek: 01.01 başlangıçlı belirsiz süreli sözleşme. 1. Fesih dönemi: 01.01 – 30.06. İhtarname en geç 30.03’te kiracıya ulaşmalı. Dava Temmuz ayı içinde açılmalı.
| Sözleşme Türü | İhtar Zorunluluğu | Bildirim Zamanı | Dava Açma Süresi |
| Belirli Süreli | Yok (Süre uzatımı için önerilir) | Süre bitmeden veya 1 ay içinde | Süre bitiminden itibaren 1 ay |
| Belirsiz Süreli | Zorunlu | 6 aylık dönemden 3 ay önce | Dönem sonundan itibaren 1 ay |
| Yeni Malik (TBK 351) | Zorunlu | İktisaptan itibaren 1 ay içinde | 6. ayın sonunda |
D. İspat Yükü ve Deliller
TMK m. 6 gereği, iddiasını ispat yükü kiraya verendedir.
Tanık: İhtiyacın samimiyetini ispatta en önemli delil tanıklardır. Tanıklar, kiraya verenin neden taşınmaza ihtiyaç duyduğunu, mevcut yaşam koşullarını anlatırlar.
Keşif ve Bilirkişi: Mahkeme, taşınmazın başında keşif yaparak, kiraya verenin ihtiyacına uygun olup olmadığını (örneğin işyeri ihtiyacı için uygunluk) denetler.
Resmi Belgeler: Atama kararnamesi, evlilik cüzdanı, sağlık raporu, tapu kayıtları gibi belgeler delil olarak sunulur.
DAVANIN SONUÇLARI VE KORUYUCU HÜKÜMLER
A. Yeniden Kiralama Yasağı (TBK m. 355)
İhtiyaç nedeniyle tahliye davasının en önemli yaptırımı, yeniden kiralama yasağıdır. Kanun koyucu, kiracının haksız yere tahliyesini önlemek amacıyla bu tedbiri getirmiştir.
Kural: Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz.
Kapsam: Bu yasak, hem dava yoluyla tahliyede hem de dava açılmadan önce gönderilen ihtarname üzerine kiracının “kendi rızasıyla ama ihtar baskısıyla” çıkması durumunda da geçerli kabul edilmektedir (Yargıtay uygulaması bu yönde evrilmektedir).
B. Tazminat Yaptırımı
Üç yıllık yasağa aykırı davranılması halinde, kiraya veren, eski kiracısına tazminat ödemekle yükümlüdür.
Miktar: Son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olamaz (TBK m. 355/3).
Hesaplama (Brüt vs. Net): Yargıtay uygulamalarında tazminatın hesabında, kiracının cebinden çıkan fiili tutar esas alınır. Ancak bazı kararlarda “kira bedeli” ifadesinden brüt tutarın (stopaj dahil) anlaşılması gerektiği, zira kira sözleşmesindeki asıl borcun brüt tutar olduğu yönünde görüşler de mevcuttur. Ağırlıklı görüş, kiracının malvarlığındaki eksilmeyi telafi amacı taşıdığı için ödenen bedelin esas alınmasıdır.
C. Haklı Sebep Kavramı
Yeniden kiralama yasağının istisnası “haklı sebep”tir.
Örnekler: Tahliye edilen taşınmazda oturacak olan çocuğun tayininin başka şehre çıkması, oğlunun nişanın bozulması, kiraya verenin ani hastalığı nedeniyle bakımevine yerleşmesi gibi durumlar “haklı sebep” sayılır. Bu durumlarda taşınmaz başkasına kiralanabilir ve tazminat doğmaz. Ancak “piyasa yükseldi, daha iyi fiyata kiracı buldum” demek haklı sebep değildir.
DİĞER HUSUSLAR
A. “Kira Farkı” Motivasyonlu Davalar
Yargıtay, kiraya verenlerin düşük kalan kiraları yükseltmek için ihtiyaç nedenini bir araç olarak kullanmasına karşı duruşunu sertleştirmiştir. İhtiyaç iddiasında bulunan kiraya verenin, daha önce kira tespit davası açıp açmadığı, kiracı ile kira artışı konusunda husumet yaşayıp yaşamadığı, samimiyetin değerlendirilmesinde kritik rol oynamaktadır. Eğer yakın tarihli bir “kira artır yoksa çık” ihtarnamesi varsa, mahkemeler ihtiyaç iddiasını şüpheyle karşılamaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Süreci
Tahliye davaları sonucunda verilen kararlar kesin değildir (miktar sınırına göre). Kararlara karşı İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) yolu açıktır. İstinaf incelemesi, davanın kesinleşmesini 1-2 yıl geciktirebilmektedir. Bu süre zarfında kiracı taşınmazda oturmaya devam eder. Bu durum, kiraya verenler için “uzlaşma” ve “tahliye taahhütnamesi” gibi alternatifleri daha cazip hale getirmektedir.
C. Yurtdışı Yerleşiklerin Durumu
Döviz kurlarındaki değişim ve yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’ye dönüş eğilimleri, “yurda kesin dönüş” sebepli tahliye davalarını artırmıştır. Yargıtay, kesin dönüş yapmasa bile, yurtdışındaki vatandaşın tatillerde kullanmak üzere evine ihtiyaç duymasını (otel yerine evinde kalma isteğini) samimi bulmaya devam etmektedir.
SONUÇ
İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, 2026 yılında da kira hukukunun en teknik ve ispat yükünün ağır olduğu alanlarından biri olma özelliğini korumaktadır. Süreç, basit bir dilekçe ile değil; ihtarname aşamasından başlayarak arabuluculuk, dava açma süreleri, delillerin toplanması ve istinaf aşamasına kadar uzanan stratejik bir yönetim gerektirir.
Kiraya verenler için:
İhtiyacın gerçek ve samimi olduğundan emin olunmalıdır.
Sürelere (özellikle 1 aylık ihtar ve dava süreleri) harfiyen uyulmalıdır.
Zorunlu arabuluculuk adımı atlanmamalıdır.
Tahliye sonrası 3 yıllık kiralama yasağı riski göze alınmalıdır.
Kiracılar için:
İhtiyaç iddiasının samimiyetini sorgulayan deliller (ilanlar, başka konutlar) toplanmalıdır.
İhtarname ve dava sürelerinin geçip geçmediği kontrol edilmelidir.
Haksız tahliye durumunda tazminat hakkı olduğu unutulmamalıdır.
Hukuk, yaşayan bir organizmadır ve TBK m. 350 uygulaması, Yargıtay’ın her yeni kararıyla şekillenmeye devam etmektedir. Bu nedenle, sürecin her aşamasında hukuki destek almak, hak kayıplarının önlenmesi için elzemdir.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


