İflas yolları
·

İflas Yolları (2025)

İflas, borçlarını ödeyemeyen bir borçlunun, tüm alacaklılarının talebi üzerine veya borçlunun kendi talebiyle, mahkeme kararıyla mal varlığının tamamının tasfiye edilerek borçlarının ödenmesini amaçlayan kolektif bir icra yoludur. Türk hukuk sisteminde iflas süreci, alacaklının ve borçlunun durumuna göre farklılık gösteren çeşitli yollarla başlatılabilir. Bu yazıda iflas yolları; genel iflas yolu, kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ve doğrudan doğruya iflas yolu incelenecektir.

Adagio blog etiketi İcra Hukuku

İflas Yolları

Genel İflas Yolu

Genel iflas yolu, iflas hukuku sistematiği içerisinde genel haciz yolunun bir muadili olarak konumlandırılmıştır. Bu yola başvurulmasındaki temel ayrım, kambiyo senetlerine özgü iflas yolundan farklılaşmasıdır. Alacaklının bu yola müracaat edebilmesi için alacağını ispatlayan bir kambiyo senedi veya özel bir belgeye sahip olması zorunlu değildir.

Sürecin Başlaması ve İşleyişi

  1. Takip Talebi ve Ödeme Emri: Süreç, alacaklının yetkili icra müdürlüğüne usulüne uygun bir takip talebi sunmasıyla başlar. Alacaklı, bu takip talebinde borçlu aleyhine genel iflas yolunu seçtiğini açıkça belirtmekle yükümlüdür. Talebi alan icra müdürlüğü, üç gün içinde bir iflas ödeme emri düzenleyerek borçluya tebliğ eder.
  2. Borçlunun Seçenekleri: Ödeme emrinin tebliğini takiben borçlunun önünde çeşitli seçenekler bulunmaktadır:
    • Ödeme: Borçlu, tebliğden itibaren yedi gün içinde borcunu alacaklıya veya icra dairesine öderse, iflas takibi sona erer ve alacaklı bu alacak için iflas talebinde bulunamaz. Borcun, iflas davası açılana kadar ödenmesi de davayı engeller. Hatta dava açıldıktan sonra mahkemenin vereceği depo kararına kadar borcun ödenmesi, davayı konusuz bırakabilir.
    • İtiraz: Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde alacağa itiraz edebilir. Bu itirazla birlikte iflas takibi durur. Genel haciz yolundan farklı olarak, genel iflas yolunda “borca itiraz” veya “imzaya itiraz” şeklinde bir ayrım bulunmamakta olup, borçlunun yalnızca “itiraz ediyorum” demesi yeterlidir. Zira borçlu, açılacak iflas davasında buradaki itiraz sebepleriyle bağlı değildir.
    • Sessiz Kalma: Borçlu, yedi gün içinde borcu ödemez ve itirazda da bulunmazsa, iflas takibi kesinleşir.
  3. İflas Davası: Takip kesinleşse de veya itiraza uğrasa da borçlunun iflasına karar verilebilmesi için alacaklının, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde bir iflas davası açması zorunludur. İİK m. 156/4 uyarınca bu dava, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Bu dava, çekişmesiz bir yargı işi olmayıp, iki taraflı ve çekişmeli bir dava niteliğindedir.
  4. Mahkeme Aşaması ve İtirazın Kaldırılması: Borçlunun takibe itiraz etmesi durumunda alacaklı, ticaret mahkemesinde hem itirazın kaldırılmasını hem de borçlunun iflasını talep eder. Genel haciz yolundaki “itirazın iptali” davası bu yolda mevcut değildir; alacaklı yalnızca itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Ticaret mahkemesi, itirazı genel hükümlere göre kapsamlı bir şekilde inceler; bu yönüyle genel haciz yolundaki dar yetkili icra mahkemesinin incelemesinden ayrılır. Mahkeme, inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varırsa hem itirazın kaldırılması talebini hem de iflas talebini reddeder. Borcun varlığına kanaat getirirse, bir ara kararla itirazın kaldırılmasına hükmeder. Bu ara karara karşı tek başına kanun yoluna başvurulamaz.
  5. Depo Kararı ve İflas: Mahkeme, itirazı kaldırma kararıyla birlikte borçluya son bir fırsat tanıyarak bir “depo kararı” verir. Bu kararla borçluya, borcunu ve fer’ilerini yedi gün içinde mahkeme veznesine yatırması, aksi takdirde iflasına karar verileceği ihtar edilir. Süre, kararın yüze karşı okunmasıyla (tefhim) başlar. Borçlu bu süre içinde ödeme yapmazsa, mahkeme bir sonraki duruşmada İİK m. 158/II-c3 gereğince borçlunun iflasına karar verir.

Kambiyo Senetlerine Mahsus İflas Yolu

Bu yol, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunun iflas hukukundaki bir yansımasıdır. Alacaklının bu yola başvurabilmesi için elinde çek veya bono gibi bir kambiyo evrakının bulunması şarttır. Ancak bu bir zorunluluk olmayıp, alacaklı elinde kambiyo senedi olmasına rağmen genel iflas yolunu da tercih edebilir.

Sürecin Aşamaları

  1. Takip Başlatma: Süreç, alacaklının takip talebini ve takip dayanağı kambiyo senedinin aslını İİK m. 167 ve 58 uyarınca icra müdürlüğüne vermesiyle başlar. Yetkili icra müdürlüğü, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra müdürlüğüdür. İcra müdürü, evrakın kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımadığını, vadesinin gelip gelmediğini ve alacaklının takip yetkisini re’sen inceler. Şartlar uygunsa, borçluya bir ödeme emri gönderir.
  2. Borçlunun Hakları ve Süreler: Genel iflas yolundan farklı olarak burada süreler daha kısadır:
    • Ödeme: Borçlu, on gün içinde borcu tüm fer’ileriyle öderse iflas takibi sona erer.
    • İtiraz ve Şikâyet: Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde bir dilekçe ile ödeme emrine itiraz edebilir veya şikâyette bulunabilir. İtiraz, takibi durdurur.
  3. Mahkeme Süreci: İtiraz veya şikâyet üzerine alacaklının, ticaret mahkemesinde itirazın kaldırılması, şikâyetin reddi ve borçlunun iflası talepleriyle dava açması gerekir. Mahkeme, öncelikle şikâyet sebeplerini inceler. Şikâyet yerinde görülmezse itirazı değerlendirir.
  4. Depo Kararı ve İflas Kararı: Mahkeme, şikâyet ve itirazı yersiz bulursa bir depo kararı verir. Ancak, borçlu depo kararı verilse dahi ödeme yapmayacağını beyan ederse, mahkeme bu aşamayı atlayarak doğrudan iflas kararı verebilir. Depo kararı uyarınca borçlu, yedi gün içinde ödeme yapmazsa, mahkeme sonraki ilk celsede iflas kararı verir. İflas kararının kanun yoluna taşınması, kararın uygulanmasını engellemez.

Kambiyo Senetlerine Mahsus İflas Yolunda Şikâyet

Şikâyet, İİK m. 172 uyarınca beş günlük süre içinde icra dosyasına dilekçe ile yapılır. Bu yol, borçluya tanınmış bir haktır. Borçlu; ödeme emrindeki eksiklikler, takip dayanağı senedin kambiyo vasfı taşımaması, vadesinin gelmemiş olması, protesto eksikliği gibi İİK m. 16’da sayılan sebeplere benzer nedenlerle şikâyette bulunabilir. Ticaret mahkemesi, iflas davasında öncelikle şikâyeti inceler ve yerinde bulursa davayı reddeder.

Doğrudan Doğruya İflas Yolu

Bazı özel durumlarda alacaklılar, icra dairesi aracılığıyla bir takip başlatmadan, doğrudan asliye ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun iflasını talep edebilirler. “Takipsiz iflas yolu” olarak da adlandırılan bu yöntemin amacı, takipli iflas yoluna başvurmanın alacağa kavuşmayı zorlaştıracağı veya borçlunun ödeme yapma ihtimalinin baştan zayıf olduğu hallerde alacaklıya daha hızlı hareket etme imkânı tanımaktır.

Bu yola başvurulabilmesi için borcun ödenmemiş olması yeterli olmayıp, İİK m. 177’de sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan özel iflas sebeplerinden birinin varlığı gerekir. Bu sebepler şunlardır:

  • Borçlunun Yerleşim Yerinin Belli Olmaması: Borçlunun bilinen bir adresinin olmaması hali.
  • Borçlunun Kaçması: Borçlunun, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması durumu.
  • Hileli Muameleler: Borçlunun, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi.
  • Ödemelerin Tatil Edilmesi: Borçlunun borçlarını genel ve devamlı bir şekilde ödeyemez duruma gelmesi. Düşük meblağlı borçları dahi ödeyememesi bu duruma örnek teşkil eder.
  • İlama Bağlı Alacağın Ödenmemesi: Mahkeme kararına (ilam) dayanan bir alacağın, gönderilen icra emrine rağmen süresinde ödenmemesi (İİK m. 177/4).
  • Sermaye Şirketlerinin Borca Batık Olması: Alacaklı, bir sermaye şirketinin borca batık (pasiflerinin aktiflerinden fazla) olduğunu ispatlarsa, İİK m. 179/I-c1 uyarınca şirketin doğrudan iflasını isteyebilir.
  • Borçlunun Kendi İflasını İstemesi: Borçlu, kendi iflasını isteyebilir (ihtiyari iflas). Bazı durumlarda ise bu bir zorunluluktur (mecburi iflas). Örneğin, yapılan haciz neticesinde mal varlığının yarısını kaybeden ve kalan varlığı vadesi gelmiş ve bir yıl içinde gelecek borçlarını karşılamayan borçlu, derhal iflasını istemek zorundadır. Aynı şekilde, sermayesi borca batık olan şirketlerin yönetim kurullarının da şirketin iflasını istemesi bir zorunluluktur.

Terekenin İflas Hükümlerine Göre Tasfiyesi

Son olarak, miras hukukuyla ilgili özel bir durum olan terekenin (miras bırakanın mal varlığı) tasfiyesinden bahsetmek gerekir. Türk Medeni Kanunu m. 636 uyarınca, mevcudu borçlarını karşılamaya yetmeyen bir terekenin tasfiyesi, iflas hükümlerine göre gerçekleştirilir. Ancak bu süreçte tasfiyeyi sulh hukuk mahkemesi yürütür ve ayrıca bir iflas kararı verilmez. Burada yalnızca tasfiye prosedürü İcra ve İflas Kanunu’ndaki kurallara göre işletilir.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar