·

İcra Takibinde Gecikmiş İtiraz

Hukuk sistemimiz, alacaklının alacağına en hızlı ve etkin şekilde kavuşmasını sağlamak amacıyla icra takip mekanizmasını düzenlemiştir. Bu sürecin en önemli aşamalarından biri, borçlu olduğu iddia edilen kişiye bir “ödeme emri” tebliğ edilmesidir. Ödeme emrini alan borçlunun, borcu olmadığına veya iddia edilen kadar olmadığına inanıyorsa, kanunla belirlenen yasal süreler içerisinde bu takibe itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Ancak hayatın olağan akışı içerisinde, elde olmayan sebeplerle bu yasal sürenin kaçırılması mümkündür. İşte bu noktada, borçlunun hak kaybına uğramasını engellemek amacıyla İcra ve İflas Kanunu (İİK) tarafından tanınan istisnai bir yol olan “gecikmiş itiraz” kurumu devreye girmektedir.

icra avukatı icra takip avukatı

Genel Olarak İcra Takibi Ve İtiraz Süreci

Konunun daha net anlaşılabilmesi için öncelikle temel süreci izah etmekte fayda vardır. Alacaklı, genellikle bir mahkeme kararı olmaksızın (ilamsız icra takibi), borçlunun adresine icra dairesi aracılığıyla bir ödeme emri gönderir. Borçlu, bu ödeme emrini tebliğ aldığı tarihten itibaren 7 (yedi) gün içerisinde, takibi başlatan icra dairesine borca veya imzaya itirazlarını bildirmek zorundadır.

Süresi içerisinde geçerli bir itiraz yapıldığında, icra takibi kendiliğinden durur. Alacaklı, takibe devam edebilmek için, itirazın niteliğine göre İcra Mahkemesi’nde “itirazın kaldırılması” davası veya genel mahkemelerde “itirazın iptali” davası açmak mecburiyetinde kalır.

Eğer borçlu, bu 7 günlük kesin süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunmazsa, icra takibi kesinleşir. Takibin kesinleşmesi, alacaklının borçlunun malvarlığı (maaşı, banka hesapları, ev, araba vb.) üzerine haciz koyma hakkını elde etmesi anlamına gelir.

Gecikmiş İtiraz Nedir Ve Hangi Kanuna Dayanır?

Gecikmiş itiraz, borçlunun kendi kusuru olmaksızın, bir engel sebebiyle yasal 7 günlük süre içerisinde itiraz hakkını kullanamaması durumunda, bu engelin ortadan kalkmasından sonra kendisine tanınan ikinci bir itiraz imkanıdır. Bu hak, İcra ve İflas Kanunu’nun 65. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Kanun, haklı bir mazereti olan borçluyu korumakta ve telafisi imkansız zararların önüne geçmeyi amaçlamaktadır.

Gecikmiş İtiraz Başvurusunun Şartları Nelerdir?

Gecikmiş itiraz yoluna başvurabilmek için kanunun aradığı şartların bir arada bulunması zorunludur. Bu şartlar oldukça katı bir şekilde yorumlanmaktadır.

  1. Süresinde İtiraz Edilmesini Engelleyen Haklı Bir Mazeret Olmalıdır: Kanun bu engelleri tek tek saymamıştır. Ancak Yargıtay kararları ve doktrin ışığında, ağır hastalık, trafik kazası, doğal afet (deprem, sel), tutukluluk hali, yurt dışında bulunma gibi borçlunun iradesi dışında gelişen ve itiraz etmesini fiilen imkansız kılan durumlar haklı mazeret olarak kabul edilmektedir. Unutulmamalıdır ki, basit bir hastalık, iş yoğunluğu veya unutkanlık gibi sebepler geçerli bir mazeret olarak kabul edilmez.

  2. Engel, Borçlunun Kusurundan Kaynaklanmamalıdır: Borçlunun itiraz süresini kaçırmasına sebep olan olay, onun kendi kusurlu bir davranışından ileri gelmemelidir. Örneğin, tebligatı alıp bir kenara koymak ve daha sonra ilgilenmeyi düşünmek kusurlu bir davranıştır.

  3. Yasal Sürelere Riayet Edilmelidir: Gecikmiş itiraz başvurusunun da kendi içinde uyulması gereken çok önemli süreleri vardır. Borçlu, itiraz etmesine engel olan mazeretin ortadan kalktığı günden itibaren 3 (üç) gün içerisinde gecikmiş itiraz başvurusunu yapmak zorundadır. Örneğin, 10 gün hastanede yatan bir borçlu, taburcu olduğu günden itibaren 3 gün içinde başvurusunu yapmalıdır. Her halükarda, haczedilen mallar paraya çevrilip satılana kadar bu başvurunun yapılması gerekir.

Gecikmiş İtiraz Prosedürü Ve Görevli Mahkeme

Gecikmiş itiraz, basit bir dilekçe ile icra dairesine yapılmaz. Bu, bir dava niteliğindedir ve belirli bir usule tabidir.

  • Görevli Mahkeme: Gecikmiş itiraz başvurusu, icra takibinin yapıldığı yerdeki İcra Mahkemesi’ne yapılmalıdır.

  • Dilekçenin İçeriği: Mahkemeye sunulacak dilekçede, borca neden ve hangi açılardan itiraz edildiği açıkça belirtilmelidir. En önemlisi, itirazın neden süresinde yapılamadığını izah eden mazeret ve bu mazereti ispatlayan deliller (hastane raporu, uçak biletleri, kaza tutanağı vb.) dilekçeye eklenmelidir.

  • Mal Beyanı Zorunluluğu: Gecikmiş itiraz dilekçesi ile birlikte borçlunun, borcu karşılayacak miktarda mal beyanında bulunması kanuni bir zorunluluktur.

  • Duruşma ve Karar: Mahkeme, sunulan delilleri ve tarafların beyanlarını değerlendirir. Öncelikle mazeretin geçerli olup olmadığını inceler. Mazereti haklı ve geçerli bulursa, borçlunun borca ilişkin itirazlarını incelemeye geçer.

Mahkeme, gecikmiş itiraz talebini kabul ederse, icra takibinin durdurulmasına karar verir. Bu kararla birlikte, sanki itiraz süresinde yapılmış gibi, takip durur. Mahkemenin talebi reddetmesi halinde ise, kesinleşen takip devam eder ve haciz işlemleri sürdürülür.

Gecikmiş İtiraz Dışındaki Diğer Hukuki Yollar

Gecikmiş itiraz şartları oluşmamışsa veya başvurusu reddedilmişse borçlunun tüm hakları sona ermiş değildir. Durumun niteliğine göre başvurulabilecek başka hukuki yollar da mevcuttur.

  • Usulsüz Tebligat Şikayeti: Eğer ödeme emri borçluya usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmemişse, 7 günlük itiraz süresi hiç başlamamış sayılır. Bu durumda, borçlu süreye bağlı olmaksızın “usulsüz tebligat” şikayetinde bulunarak, tebligat tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini ve bu tarihten itibaren itirazlarının kabul edilmesini talep edebilir. Bu, genellikle gecikmiş itirazdan daha güçlü bir savunma mekanizmasıdır.

  • Menfi Tespit Davası: Borçlu, borçlu olmadığını ispatlamak amacıyla genel mahkemelerde “menfi tespit davası” açabilir. Bu dava, icra takibi kesinleştikten sonra da açılabilir. Davanın kazanılması halinde takip iptal edilir ve konulmuş hacizler kaldırılır.

  • İstirdat Davası: Borçlu, aslında borçlu olmadığı bir parayı haciz tehdidi altında ödemek zorunda kalmışsa, ödediği tarihten itibaren 1 yıl içinde “istirdat davası” açarak bu parayı geri isteyebilir.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar