İcra Ceza Mahkemelerinin Görevi ve Yargılama Usulü
Hukuk sistemimizde alacakların tahsili ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü, icra ve iflas hukuku prensipleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu sürecin yalnızca özel hukuk boyutunda kalmayıp, belirli eylemlerin suç olarak tanımlanmasıyla ceza hukuku alanına da sirayet ettiği durumlar mevcuttur. İşte bu noktada, İcra Ceza Mahkemeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve diğer özel kanunlarda düzenlenen suçlara bakmakla görevli, kendine özgü usul kurallarına tabi özel görevli mahkemeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu mahkemelerin varlık sebebi, icra ve iflas sürecinin düzenli ve sağlıklı işleyişini temin etmek, alacaklının haklarını korumak ve borçlunun kötü niyetli eylemlerini yaptırımsız bırakmamaktır.
Yazı İçeriği
İcra Ceza Mahkemelerinin Görev Ve Yetki Alanı
İcra Ceza Mahkemeleri, genel ceza mahkemelerinden ayrı olarak, spesifik kanunlarda tanımlanan belirli suçlara bakmakla görevlendirilmiştir. Görev alanı, büyük ölçüde İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen ve icra takibinin tarafları olan alacaklı ile borçlunun, bu süreçteki yükümlülüklerine aykırı fiillerinden kaynaklanan suçları kapsamaktadır.
Yetkili mahkeme, genel ceza hukukundaki “suçun işlendiği yer” kuralından farklı olarak, “icra takibinin yapıldığı yer”deki İcra Ceza Mahkemesidir. Bu, sürecin takiple olan sıkı bağının bir göstergesidir. İcra Ceza Mahkemelerinin temel görevleri, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikayetleri incelemekten farklıdır. Bu mahkemeler, bir ceza mahkemesi sıfatıyla, kanunda suç olarak tanımlanmış fiilleri yargılayarak yaptırım uygular.
İcra Ceza Mahkemesinin Bakmakla Görevli Olduğu Başlıca Suçlar
İcra Ceza Mahkemelerinin görev alanına giren suçlar, icra ve iflas hukukunun işleyişini sabote etmeye yönelik veya alacaklıyı zarara uğratma kastı taşıyan eylemlerdir. Bu suçlar, takibi şikayete bağlı suçlar kategorisinde olup, mağdurun yani alacaklının şikayeti üzerine yargılama süreci başlar.
Nafaka Yükümlülüğünün İhlali
Aile Makemeleri tarafından hükmedilen nafakanın ödenmemesi, toplumda sıkça karşılaşılan ve İcra Ceza Mahkemelerinin görev alanına giren önemli bir suç tipidir. Nafaka borçlusunun, mahkeme kararına rağmen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, alacaklının şikayeti üzerine borçlu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsine (zorlama hapsi) hükmedilebilir. Bu cezanın amacı, borçluyu cezalandırmaktan ziyade, borcun ödenmesini sağlamaktır.
Ödeme Şartının İhlali (Taahhüdü İhlal)
İcra takibi sırasında borçlunun, icra dairesinde veya alacaklının muvafakati ile haricen belirlediği ödeme taahhüdünü makul bir sebep olmaksızın yerine getirmemesi, “taahhüdü ihlal” suçunu oluşturur. Alacaklının şikayeti üzerine, İİK Madde 340 uyarınca borçlu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Bu suçun oluşabilmesi için taahhüdün usulüne uygun olarak yapılmış olması ve ödeme planının tüm unsurlarıyla (toplam borç, faiz, masraflar, ödeme tarihleri vb.) belirli olması şarttır.
Mal Beyanında Bulunmama Suçu
İcra takibinin kesinleşmesi akabinde, borçlunun yasal süresi içerisinde mal beyanında bulunmaması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması İcra ve İflas Kanunu’nda suç olarak düzenlenmiştir. Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebiyle, beyanda bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmanın yaptırımı ise hapis cezasıdır. Amaç, borçlunun malvarlığının tespitini sağlayarak alacağın tahsilini kolaylaştırmaktır.
Alacaklıyı Zarara Sokmak Kastıyla Mevcudu Eksiltme
Borçlunun, haciz yoluyla takip başladıktan sonra veya bu takipten önceki iki yıl içinde, alacaklısını zarara sokma amacıyla malvarlığını eksiltmesi, gizlemesi, kaçırması veya değerinden aşağı bir fiyatla elden çıkarması ciddi bir suçtur. Bu fiilleri işleyen borçlu, alacaklının şikayeti üzerine hapis cezası ile cezalandırılır.
Ticareti Terk Edenlerin Cezası
İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesine aykırı olarak ticareti terk eden tacirler, bu durumdan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, İİK Madde 337/a uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilir. Bu düzenleme, ticari hayattaki güveni ve şeffaflığı korumayı amaçlamaktadır.
Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu
5941 sayılı Çek Kanunu’nda düzenlenen karşılıksız çek keşide etme suçu da İcra Ceza Mahkemelerinin görev alanındadır. Karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren çek hesabı sahibi hakkında, alacaklının şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Bu adli para cezasının ödenmemesi durumunda, bu ceza doğrudan hapis cezasına çevrilir.
İcra Ceza Mahkemelerinde Yargılama Usulü
İcra Ceza Mahkemelerindeki yargılama usulü, genel ceza muhakemesi kurallarından önemli farklılıklar gösterir. Bu yargılama, daha hızlı ve basit usullere tabidir.
Şikayet Süresi Ve Usulü
İcra ceza suçlarının büyük bir çoğunluğu şikayete tabidir. Şikayet hakkı, alacaklıya aittir. İİK Madde 347’ye göre, şikayet süresi fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıldır. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, mahkeme tarafından re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Şikayet, icra takibinin yapıldığı yerdeki yetkili İcra Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe ile yapılır.
Duruşma Ve Delil Sistemi
Şikayet üzerine mahkeme, bir duruşma günü tayin ederek tarafları davet eder. İcra Ceza Mahkemelerindeki yargılamanın en belirgin özelliklerinden biri, Cumhuriyet Savcısının duruşmalarda hazır bulunmamasıdır. Yargılama, şikayetçi (müşteki) ve sanık arasında yürür.
Genel ceza mahkemelerindeki gibi geniş bir delil serbestisi yoktur. Yargılama genellikle dosya üzerinden ve yazılı delillere dayanılarak yapılır. Tanık dinlenmesi veya yemin deliline başvurulması istisnai durumlardır. Taraflar duruşmaya katılmasa dahi mahkeme, dosya kapsamına göre kararını verebilir. Bu durum, yargılamanın süratle sonuçlandırılması amacına hizmet eder.
Yaptırımlar Ve Ceza Zamanaşımı
İcra Ceza Mahkemeleri, yargılama sonucunda sanığın suçlu olduğuna kanaat getirirse, kanunda öngörülen yaptırımları uygular. Bu yaptırımlar genellikle “tazyik hapsi”, “disiplin hapsi” veya “adli para cezası” şeklinde karşımıza çıkar. Tazyik ve disiplin hapsi, borcun ödenmesini veya belirli bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olup, diğer cezalara çevrilemez ve adli sicil kaydına işlenmez.
İcra Ceza Mahkemesi tarafından verilen tazyik veya disiplin hapsine ilişkin kararlar, kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 yıl geçtikten sonra yerine getirilemez (infaz edilemez). Bu durum, ceza zamanaşımı olarak adlandırılır.
Kararlara Karşı Kanun Yolları
İcra Ceza Mahkemesinin verdiği kararlar kesin nitelikte değildir. Bu kararlara karşı kanun yolları açıktır.
Tazyik ve Disiplin Hapsi Kararlarına İtiraz: Mahkemenin verdiği tazyik ve disiplin hapsi kararlarına karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz, kararı veren mahkemeye yapılır ve inceleme, o yerde başka bir İcra Mahkemesi dairesi varsa o daire tarafından, yoksa Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılır. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
Diğer Kararlara Karşı İstinaf ve Temyiz: Mahkemenin İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen suçlar nedeniyle verdiği mahkumiyet hükümleri gibi diğer kararlarına karşı ise genel hükümler çerçevesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kanun yollarına ilişkin hükümleri (istinaf, temyiz) uygulanır.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


