Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu ve Cezası
·

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu ve Cezası

Bu yazımızda, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu ve Cezası konusunu değerlendireceğiz. Demokratik toplumların temel taşı, düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Bireylerin, kamuyu rahatsız edici, aykırı veya şok edici bulduğu fikirleri dahi serbestçe dile getirebilmesi, o toplumun olgunluğunun ve gelişiminin en önemli göstergesidir. Ancak her hak gibi, ifade özgürlüğü de sınırsız değildir. Bu özgürlüğün sınırı, başkalarının haklarının başladığı ve en önemlisi, toplumun bir arada barış ve huzur içinde yaşama düzeninin tehlikeye girdiği noktada çizilir. Bir düşünceyi ifade etmekle, toplumun bir kesimini diğerine karşı kışkırtmak, nefret tohumları ekmek ve insanları aşağılamak arasında ince fakat hayati bir çizgi vardır.

“Nefret söylemi” olarak da bilinen bu eylemler, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, gruplar arasında onarılamaz düşmanlıklar yaratır ve en kötü senaryoda, şiddet olaylarının fitilini ateşleyebilir. Kanun koyucu, toplumu korumak ve kamu barışını güvence altına almak amacıyla, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216. maddesinde “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama” suçunu özel olarak düzenlemiştir. Bu madde, ifade özgürlüğünün bir kalkan olarak kullanılarak toplumun temel direklerinin sarsılmasını engellemeyi amaçlar.

ceza avukatı efehan mihai erginer

TCK Madde 216

(1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu ve Cezası

Bu suç, TCK’nın “Kamu Barışına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Bu konumlandırma, kanunun korumak istediği temel hukuki değerin, bireylerin kişisel onurundan ziyade, bir bütün olarak toplumun barışı, huzuru ve güvenliği (kamu barışı) olduğunu göstermektedir. Kanun, toplumun farklı kesimlerinin bir arada, çatışmadan ve düşmanlık duyguları olmaksızın yaşamasını sağlamayı hedefler. Bu nedenle, bu suçun oluşması için söylenen sözün sadece bir kişiyi incitmesi değil, kamunun barışını bozma potansiyeli taşıması gerekir.

Suçun Farklı Halleri: TCK 216’nın Üç Ayrı Fıkrası

TCK 216, birbiriyle bağlantılı ancak unsurları ve cezaları farklı olan üç ayrı suçu düzenlemektedir.

TCK 216/1: Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme Suçu

Bu fıkra, maddenin en ağır ve en temel suç tipini oluşturur.

  • Hareket: Halkın; sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmektir. Tahrik, kışkırtmak, eyleme geçmeye veya yoğun nefret duymaya itmek anlamına gelir. Eylemin “alenen” yani herkesin görebileceği, duyabileceği şekilde (bir mitingde, bir TV programında, sosyal medyada vb.) yapılması şarttır.
  • En Önemli Unsur: “Açık ve Yakın Tehlike” Şartı: Bu suçun oluşması için her türlü kışkırtıcı söz yeterli değildir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla sabit olduğu üzere, yapılan tahrikin “kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkarması” zorunludur. Bu, suçun bir “somut tehlike suçu” olduğu anlamına gelir. Yani, söylenen sözlerin toplumda şiddet olaylarına veya ciddi bir kargaşaya yol açma potansiyelinin somut, elle tutulur ve yakın bir risk olarak belirmesi gerekir. Sadece soyut bir tehlike veya rahatsız edici bir söylem bu suçu oluşturmaz. Bu ağırlaştırılmış şart, ifade özgürlüğünün keyfi olarak kısıtlanmasının önüne geçen en önemli güvencedir.
  • Ceza: Bu suçu işleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
TCK 216/2: Halkın Bir Kesiminin Benimsediği Dinî Değerleri Alenen Aşağılama Suçu

Bu fıkra, doğrudan kişileri değil, onların inançlarını hedef alan aşağılayıcı eylemleri cezalandırır.

  • Hareket: Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılamaktır. Dini değerlerden kasıt; dinin kendisi, peygamberleri, kutsal kitapları, ibadet şekilleri, ibadethaneleri gibi o dine inananlar için kutsal ve saygıdeğer olan her türlü kavramdır. “Aşağılama”, eleştiri veya inançsızlığı ifade etmenin ötesinde, bu değerleri küçültücü, hor görücü, alay edici ve onur kırıcı bir şekilde hedef almaktır.
  • Şart: Kamu Barışını Bozmaya Elverişlilik: Bu suçun oluşması için, aşağılayıcı ifadenin “kamu barışını bozmaya elverişli” olması gerekir. Bu şart, TCK 216/1’deki “açık ve yakın tehlike” kadar ağır olmasa da, eylemin toplumda bir gerginlik veya infial yaratma potansiyeli taşıması gerektiğini ifade eder.
  • Ceza: Bu suçu işleyen kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
TCK 216/3: Halkın Bir Kesimini Alenen Aşağılama Suçu

Bu fıkra ise, dini değerleri değil, doğrudan halkın bir kesimini oluşturan bireyleri, sahip oldukları özellikler nedeniyle aşağılamayı cezalandırır.

  • Hareket: Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamaktır. Örneğin, belirli bir ırka veya mezhebe mensup insanları hedef alarak onları “aşağılık”, “ilkel”, “güvenilmez” gibi ifadelerle nitelemek bu suçu oluşturur. Bu fıkranın 216/1’den farkı, eylemin “kin ve düşmanlığa tahrik” değil, “aşağılama” olmasıdır.
  • Ceza: Bu suçu işleyen kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yargılama Süreci

  • Şikâyet ve İzin: TCK 216’da düzenlenen tüm suçlar, kamu barışına karşı işlendiği için şikâyete tabi değildir. Cumhuriyet Savcısı, suçu öğrendiği anda re’sen (kendiliğinden) soruşturma başlatır. Geçmişte bu suçlardan dava açılabilmesi için aranan Adalet Bakanlığı’ndan izin alma şartı, yapılan yasal değişikliklerle kaldırılmıştır.
  • Uzlaşma: Bu suçlar, nitelikleri gereği uzlaşma kapsamında değildir.
  • Görevli Mahkeme: TCK 216 kapsamındaki tüm davalara Asliye Ceza Mahkemeleri bakar.

Sıkça Sorulan Sorular

Hükümetin politikalarını veya bir siyasi partiyi çok sert bir dille eleştiren bir yazı yazdım. TCK 216’dan yargılanır mıyım? Hayır. TCK 216, siyasi eleştiriyi veya ideolojilere yönelik tartışmaları cezalandırmaz. Suçun konusu, kanunda açıkça sayılan “sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge” farklılıklarına dayanarak halk gruplarını birbirine düşman etmektir. Siyasi eleştiri, ifade özgürlüğünün temel güvencesi altındadır.

Bir sosyal medya paylaşımında, inanmadığım bir dinin peygamberiyle alay ettim. Bu suç mudur? Bu eylem, TCK 216/2 kapsamında “dini değerleri alenen aşağılama” suçunu oluşturabilir. Buradaki kritik nokta, ifadenizin “eleştiri” sınırlarını aşıp “aşağılama” niteliği taşıyıp taşımadığı ve kamu barışını bozmaya elverişli olup olmadığıdır. Mahkeme, ifadenin içeriğini, bağlamını ve potansiyel etkisini değerlendirerek bir karara varacaktır.

TCK 216/1’deki “açık ve yakın tehlike” şartı ne anlama gelir? Bir örnek verebilir misiniz? Bu, sözlerinizin soyut bir tehlikeden öte, somut bir şiddet veya kargaşa riskini tetikleyecek güçte olması demektir. Örneğin, “A mezhebine mensup olanlar kötüdür” demek genellikle bu suçu oluşturmaz. Ancak, “A mezhebinin üyeleri şu an şu mahallede toplanıyor, onlar bizim düşmanımızdır, gidin ve onlara günlerini gösterin” gibi eyleme çağrı niteliğindeki bir ifade, açık ve yakın tehlike şartını gerçekleştirebilir.

Bir kadın yazar, erkekleri genel olarak eleştiren ve aşağılayıcı ifadeler içeren bir yazı yazdı. TCK 216/3’ten ceza alır mı? TCK 216/3, halkın bir kesimini “cinsiyet” farklılığına dayanarak aşağılamayı da suç olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla, bir cinsiyetin (kadın veya erkek) diğerini sistematik olarak aşağılayan, onurlarını rencide eden ve kamuya açık bir şekilde yapılan yayınlar, bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Nihai karar, ifadenin içeriğinin aşağılama düzeyine varıp varmadığına göre mahkeme tarafından verilecektir.

Bu suçlardan dava açılması için birilerinin şikayetçi olması zorunlu mu? Hayır, zorunlu değildir. Bu suçlar kamu barışını ilgilendirdiği için re’sen soruşturulur. Savcılık, bir gazete haberinden, bir sosyal medya paylaşımından veya bir vatandaşın ihbarı üzerine, herhangi bir şikayet olmasa bile soruşturma başlatabilir.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar