Görevi Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası
Bu yazımızda, Görevi Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası konusunu değerlendireceğiz. Devletin vatandaşa hizmet sunma mekanizmasının temelinde, kamu görevlilerine duyulan güven yatar. Vatandaşlar, bir memurun, bir polisin, bir doktorun veya bir hâkimin, kendilerine kanunla verilen yetkileri; adil, tarafsız, eşit ve yalnızca kamu yararını gözeterek kullanacağını varsayar. Bu güven, modern bir hukuk devletinin çimentosudur. İşte bu güvenin sarsıldığı, kamu görevlisinin sahip olduğu makam ve yetkiyi kişisel çıkarları, keyfiyeti veya başkalarına zarar verme amacıyla kullandığı durumlar, ceza hukukunun en hassas alanlarından birini oluşturur. Rüşvet, zimmet gibi somut ve ağır yolsuzluk suçlarının kapsamına girmeyen ancak kamu idaresinin işleyişini ve saygınlığını zedeleyen her türlü usulsüzlük, kanun tarafından cezasız bırakılmamıştır.
Bu noktada Türk Ceza Kanunu (TCK), 257. maddesinde düzenlenen “Görevi Kötüye Kullanma” suçu ile bir güvenlik ağı oluşturur. Bu suç, kamu görevlilerinin, görevlerinin gereklerine kasten aykırı davranarak veya yapmaları gereken bir işi ihmal ya da gecikme göstererek; birilerinin haksız kazanç elde etmesine, kamunun zarara uğramasına veya kişilerin mağdur olmasına neden olduğu durumları cezalandırmayı hedefler. Bu suç, adeta kamu vicdanının, yetki emanet edilenlerin bu emanete ihanet etmesine karşı bir sigortasıdır.
Yazı İçeriği
TCK Madde 257
(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Görevi Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası
Görevi kötüye kullanma suçu, TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar” ana başlığı altındaki “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer almaktadır. Suçun bu bölümde düzenlenmesi, kanun koyucunun korumak istediği temel hukuki değerin, doğrudan doğruya kamu idaresinin itibarı, güvenilirliği, düzenli ve tarafsız işleyişi olduğunu göstermektedir. Bu suçla, idarenin eylem ve işlemlerine keyfiliğin, usulsüzlüğün ve taraflılığın sızması engellenmek istenmektedir. Dolaylı olarak korunan diğer değerler ise, kamu görevlisinin hukuka aykırı eyleminden zarar gören bireylerin hakları ve kamunun malvarlığıdır.
Bu suç, tali (ikincil) nitelikte bir suçtur. Yani, eğer kamu görevlisinin eylemi, kanunda daha özel olarak tanımlanmış başka bir suçu (rüşvet, zimmet, irtikap vb.) oluşturuyorsa, fail o özel suçtan cezalandırılır. Görevi kötüye kullanma suçu, ancak eylemin başka hiçbir suçun tanımına uymadığı durumlarda devreye giren genel bir norm niteliği taşır.
Suçun Unsurları
Bir fiilin TCK 257 kapsamında görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilmesi için çok sıkı şartların bir araya gelmesi gerekmektedir.
Fail: Kamu Görevlisi Olma Zorunluluğu
Bu suç, bir “özgü suç”tur. Yani faili ancak kanunda belirtilen özel bir sıfata sahip kişiler olabilir. TCK 257’nin faili, yalnızca bir “kamu görevlisi” olabilir. TCK’nın 6. maddesine göre kamu görevlisi, “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak çok geniş bir şekilde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre;
- Devlet memurları, hâkimler, savcılar, polisler, askerler,
- Milletvekilleri, belediye başkanları, muhtarlar gibi seçilmiş kişiler,
- Kamuda görevli doktorlar, öğretmenler, akademisyenler,
- Mahkemelerce atanan bilirkişiler, avukatlar (belirli görevleri kapsamında), noterler kamu görevlisi sayılır ve bu suçun faili olabilirler.
Hareket: Görevin Gereklerine Aykırılık
TCK 257, suçu oluşturan hareketi iki farklı şekilde tanımlamıştır:
- İcrai Hareketle Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257/1): Bu, suçun aktif olarak işlenen halidir. Kamu görevlisinin, kanun, yönetmelik ve diğer idari düzenlemelerle belirlenen görev tanımının dışına çıkarak, yapmaması gereken bir işi yapması veya yapması gereken bir işi usulsüz bir şekilde yapmasıdır.
- Örnek: Bir imar müdürünün, mevzuata açıkça aykırı bir projeye inşaat ruhsatı vermesi. Bir trafik polisinin, haklı bir sebep olmaksızın bir aracı sürekli durdurup ceza yazması. Bir kurul üyesinin, hak etmeyen bir adayın atanması için oy kullanması.
- İhmali Hareketle Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257/2): Bu, suçun pasif olarak, yani “yapmamak” suretiyle işlenen halidir. Kamu görevlisinin, yapmakla yükümlü olduğu bir görevi kasıtlı olarak yapmaması (ihmal) veya makul bir sebep olmaksızın geciktirmesidir.
- Örnek: Bir nüfus memurunun, husumetli olduğu bir vatandaşın kimlik başvurusunu kasıtlı olarak aylarca bekletmesi. Bir zabıtanın, defalarca şikâyet edilmesine rağmen ruhsatsız bir işyerini denetlemeye gitmemesi.
Netice: Mağduriyet, Kamu Zararı veya Haksız Menfaat
Kamu görevlisinin yukarıda belirtilen hukuka aykırı davranışları tek başına suçun oluşması için yeterli değildir. Bu davranışın sonucunda kanunda sayılan üç neticeden en az birinin meydana gelmesi zorunludur:
- Kişilerin Mağduriyetine Neden Olmak: Bir kişinin bir hakkının ihlal edilmesi, zarara uğratılması veya zor durumda bırakılmasıdır. Bu mağduriyetin sadece maddi olması gerekmez, manevi bir zarar da yeterlidir.
- Kamunun Zararına Neden Olmak: Devletin veya bir kamu kurumunun malvarlığında somut, ölçülebilir bir azalmanın meydana gelmesidir.
- Kişilere Haksız Bir Menfaat Sağlamak: Kamu görevlisinin kendisi veya bir başkası için, normalde hak edilmeyen bir avantaj, kazanç veya ayrıcalık elde etmesidir.
Eğer göreve aykırı davranış bu üç sonuçtan hiçbirini doğurmamışsa, fiil sadece bir “disiplin suçu” olabilir ancak TCK 257 kapsamında cezalandırılamaz.
Manevi Unsur (Kast)
Görevi kötüye kullanma suçu, ancak kasten işlenebilir. Kamu görevlisinin, davranışının görevinin gereklerine aykırı olduğunu bilmesi ve istemesi gerekir. Ayrıca, bu aykırı davranışla yukarıda sayılan üç neticeden birinin (mağduriyet, zarar, menfaat) ortaya çıkacağını da bilmesi veya en azından öngörerek kabullenmesi (olası kast) gerekir. Taksirle, yani dikkatsizlik veya acemilikle görevin gereklerine aykırı davranmak bu suçu oluşturmaz.
Suçun Cezası
- İcrai Hareketle İşlenmesi (TCK 257/1): Altı aydan iki yıla kadar hapis cezası.
- İhmali Hareketle İşlenmesi (TCK 257/2): Üç aydan bir yıla kadar hapis cezası.
Yargılama Süreci
- Şikâyet ve Uzlaşma: Bu suç, kamu idaresine karşı işlendiği için şikâyete tabi değildir ve uzlaşma kapsamında yer almaz. Savcılık suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma başlatır.
- Soruşturma İzni: Bu suçun en önemli usuli şartı, 4483 sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun” gereğince, soruşturmaya başlanabilmesi için ilgili kamu görevlisinin idari amirinden soruşturma izni alınması zorunluluğudur. Örneğin, bir öğretmen için İlçe Milli Eğitim Müdüründen, bir polis için Kaymakamdan izin alınması gerekir. Savcılık, bu izni aldıktan sonra soruşturmayı yürütebilir. Bu iznin verilmemesi kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilebilir.
- Görevli Mahkeme: Görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
Sıkça Sorulan Sorular
Belediyedeki bir memur, ruhsat başvurumu keyfi olarak ve hiçbir gerekçe göstermeden reddetti. Bu görevi kötüye kullanma mıdır? Evet, bu durum görevi kötüye kullanma suçunun icrai (aktif) halini (TCK 257/1) oluşturabilir. Eğer memurun ret kararı mevzuata açıkça aykırıysa, bu kararı kasıtlı olarak vermişse ve bu durum sizin bir hakkınızı kullanmanızı engelleyerek mağduriyetinize yol açmışsa suçun unsurları oluşmuş demektir.
Okul müdürü, kişisel husumeti nedeniyle çocuğum hakkında haksız yere disiplin soruşturması başlattı. Ne yapabilirim? Okul müdürü bir kamu görevlisidir ve disiplin soruşturması açma yetkisini tarafsızca kullanmak zorundadır. Eğer soruşturmanın haksız ve kasıtlı olduğu, çocuğunuzun mağduriyetine yol açtığı kanıtlanırsa, bu durum görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulunabilirsiniz.
Bir kamu görevlisinin hatası yüzünden zarara uğradım ama memur bunu kasıtlı yapmadığını söylüyor. Dava açabilir miyim? Eğer memurun kastı yoksa, yani eylemi dikkatsizlik veya ihmal sonucu yapmışsa TCK 257’den ceza davası açılamaz. Çünkü bu suç taksirle işlenemez. Ancak, memurun kusurlu eylemi nedeniyle uğradığınız maddi zararın tazmini için İdare Mahkemesi’nde devlete karşı “tam yargı davası” açabilirsiniz.
Hakkında şikâyetçi olduğum memur için “soruşturma izni verilmedi”. Bu ne anlama geliyor? Dava kapandı mı? “Soruşturma izni verilmemesi”, memurun idari amirinin, yapılan inceleme sonucunda ortada bir suç unsuru bulunmadığına kanaat getirdiği anlamına gelir. Bu kararla birlikte savcılık ceza soruşturması yürütemez. Ancak, bu kararın size tebliğinden itibaren 10 gün içinde Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etme hakkınız vardır. Eğer mahkeme itirazınızı kabul ederse, soruşturma izni verilmiş sayılır ve savcılık soruşturmaya devam eder.
Sadece bir vatandaş olarak, bir kurumda yolsuzluk yapıldığını düşünüyorum. Şikâyet etme hakkım var mı? Evet. Bu suç şikâyete tabi olmadığı için, suçtan doğrudan zarar görmeseniz bile bir vatandaş olarak CİMER, savcılık veya ilgili kurumun teftiş kurulları aracılığıyla ihbarda bulunabilirsiniz. Kamu makamları, ciddi buldukları her ihbarı değerlendirmekle yükümlüdür.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


