Ceza Davalarında Vekaletname Olmadan Avukatın Duruşmaya Girmesi (2025)
Şüpheli veya sanık yönünden ceza yargılamalarında avukatın vekaletname olmadan duruşmaya girmesi ile sair meselelere ve hukuki dayanaklarına işbu yazımızda değineceğiz.
Yazı İçeriği
Ceza Davalarında Vekaletname ve Avukatlık Yetkisi
Ceza Yargılamaları kapsamında yasal mevzuatımızda şüpheli veya sanık müdafiin vekaletname ibrazı konusunda bir düzenleme bulunmamakla birlikte vekalet ilişkisinin nasıl başlayacağı hususu düzenlenmiş, savunma hakkı ve avukatlık yetkisinin sınırlanamayacağına ilişkin birtakım düzenlemeler ihdas edilmiştir.
Yasal Dayanak ve Değerlendirme
Anayasamızın 36. Maddesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesinin bir tezahürü olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 149. maddesinde şüphelinin veya sanığın kendisine müdafi seçme hakkı öngörülmüştür. Buna göre;
“(1) Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.
(2) Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir.
(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.”
Benzer şekilde tarafı olduğumuz Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 14/3-d fıkrasına göre de; “Hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimsenin bu isnadın karara başlanmasında, tam bir eşitlik içinde asgari şu haklara sahiptir: Duruşmalarda hazır bulundurulma ve kendisini bizzat veya kendi seçeceği bir avukat aracılığıyla savunma; eğer avukatı bulunmuyorsa sahip olduğu haklar konusunda bilgilendirilme; adaletin yararı gerektirdiği her durumda kendisine bir avukat tayin edilme, ve eğer avukata ödeme yapabilecek yeterli imkanı yoksa, ücretsiz olarak avukat tayin edilme…”
Ceza yargılamalarında şüphelinin veya sanığın müdafi seçiminde irade açıklaması esas olup vekaletname ibrazı düzenlenmemiştir. Vekalet ilişkisinin kurulması bakımından ise ayriyeten 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.163/1 maddesinde avukatlık sözleşmesinin yazılı olması gerekmediği hükmü ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 502 vd. maddelerinin dikkate alınacağı söylenebilir.
Bu minvalde, şüpheli veya sanık, vekaletname düzenlenmesi ve ibrazı vasıtasıyla kendisine bir müdafi seçebileceği gibi, müdafi ile birlikte duruşmaya katılarak ve müdafiliğe itiraz etmeyerek, müdafii olduğuna ilişkin yazılı belge sunarak yahut da sözlü beyanda bulunarak da kendi müdafiini belirleyebilir. Bir başka anlatımla şüpheli veya sanığın kendisine müdafi seçme iradesini ve seçtiği müdafi veya müdafileri açık olarak beyan ettiği ya da bu yöndeki iradesini zımnen ortaya koyduğu her halde ceza davalarında vekaletname olmadan avukatın duruşmaya girmesi mümkündür.

İçtihat
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2024/4141 E. 2024/9051 K. 02/07/2024 T. künyeli ilamına göre; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2020 tarihli ve 2020/16-967 Esas ve 2020/376 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen kararında; “Mevzuat kapsamında vekilin ve müdafiinin vekaletname ibrazı hakkında bir düzenleme yapılmadığı, sanık tarafından iradi olarak tayin edilen müdafiinin Avukatlık Kanunu kapsamında iradi vekalet ilişkisine dayalı olarak temsil görevi üstlendiği, Avukatlık Yasasının 163 üncü maddesinde 4667 sayılı Yasayla yapılan değişiklik sonrasında avukatlık sözleşmesinin yazılı olmasının şart olmadığı, tarafların iradelerinin uyuşması halinde vekalet sözleşmesi kurulacağı, dolayısıyla tarafların bu yöndeki iradelerini usulünce açıkladıkları hallerde yazılı belge aranmayacağı, sanığın müdafii ile birlikte duruşmaya katıldığı ve müdafiine ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, müdafii olarak kabul ettiği anlaşılmakla, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği yönündeki kanun yararına bozma talebinin reddine” şeklindeki kararıyla dosyaya onaylı vekaletname ibraz edilmemiş olsa da sanık lehine vekalet ücreti takdirinin gerekeceğinin kabul edildiği gözetilmekle,
Sanık müdafinin ilk derece yargılamasında tüm duruşmalara sanık ile birlikte katıldığı gözetildiğinde, kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4 üncü madde ve fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesinde hukuka aykırılık bulunmuştur.”
Yargıtay 3. CD. 2022/1166 E. 2024/6136 K. 30/04/2024 T. Yargıtay 3. CD. 2023/18811 E. 2024/5805 K. 25/04/2024 T. Yargıtay 3. CD. 2022/12061 E. 2024/5566 K. 24/04/2024 T. Yargıtay 3. CD. 2022/6859 E. 2024/412 K. 15/01/2024 T. künyeli ilamları da aynı hususa değinmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2017/2028 E. 2017/9054 K. 18/09/2017 T. künyeli ilamına göre; “Mevzuat kapsamında vekilin ve müdafiinin vekaletname ibrazı hakkında bir düzenleme yapılmadığı, sanık tarafından iradi olarak tayin edilen müdafiinin Avukatlık Kanunu kapsamında iradi vekalet ilişkisine dayalı olarak temsil görevi üstlendiği, Avukatlık Yasasının 163. maddesinde 4667 sayılı Yasayla yapılan değişiklik sonrasında avukatlık sözleşmesinin yazılı olmasının şart olmadığı, tarafların iradelerinin uyuşması halinde vekalet sözleşmesi kurulacağı, dolayısıyla tarafların bu yöndeki iradelerini usulünce açıkladıkları hallerde yazılı belge aranmayacağı, sanığın müdafii ile birlikte duruşmaya katıldığı ve müdafiine ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, müdafii olarak kabul ettiği anlaşılmakla, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği yönündeki kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.”

Sonuç
Ceza davalarında vekaletname olmadan avukatın duruşmaya girmesi ve dosyanın takibini yapabilmesi mümkündür. Zira hem iç hukukta hem de bağlayıcı uluslararası sözleşmelerde savunma hakkının kısıtlanmaması, şüpheli veya sanığın iradesinin müdafi seçiminde esas alınması öngörülmüştür. Bu minvalde de Yüksek mahkemenin istikrarlı kabullerinde belirttiği gibi şüpheli veya sanığın müdafii ile birlikte duruşmaya katıldığı ve müdafiine ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı yahut şüpheli veya sanığın açık ya da zımni şekilde müdafi seçme iradesini ortaya koyduğu her halde savunmanın gereği olan hak ve yetkilerin müdafice kullanılması mümkün olacaktır.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

