Ayıba Karşı Tekeffül
Hukuk düzenimiz, taraflar arasındaki borç ilişkilerinde dürüstlük kuralını ve ahde vefa ilkesini temel alır. Özellikle satım sözleşmeleri gibi ivazlı akitlerde, bir tarafın edimi olan malın teslimine karşılık diğer tarafın semeni (bedeli) ödeme borcu bulunur. Ancak bu edimlerin yalnızca şeklen ifası yeterli değildir; ifanın aynı zamanda nitelikli olması, yani tarafların sözleşmeden beklediği meşru menfaatleri karşılar nitelikte olması gerekir. İşte bu noktada, satıcının en temel borçlarından biri olan “ayıba karşı tekeffül borcu” devreye girer.
Yazı İçeriği
Ayıp Kavramının Hukuki Tanımı ve Türleri
Ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun anlaşılabilmesi için öncelikle “ayıp” kavramının ne anlama geldiğinin tespiti elzemdir. Ayıp, satıma konu olan malda, sözleşme uyarınca bulunması gereken veya malın kullanım amacı ve niteliği gereği bulunması beklenen lüzumlu vasıfların bulunmaması ya da malın değerini veya ondan beklenen faydayı önemli ölçüde azaltan veya tamamen ortadan kaldıran eksikliklerdir.
Hukuki ve uygulamadaki tasniflere göre ayıp, çeşitli türlere ayrılmaktadır:
Açık Ayıp: Malın ilk teslim anında, basit bir gözden geçirme ile kolayca fark edilebilecek türden ayıplardır. Örneğin, satın alınan bir mobilyanın ayağının kırık olması veya bir elektronik cihazın kasasında belirgin bir çatlak bulunması açık ayıptır.
Gizli Ayıp: Malın teslimi sırasında yapılan mutat bir muayene ile anlaşılamayan, ancak malın kullanımıyla veya zamanla ortaya çıkan ayıplardır. İkinci el araç satışlarında sıkça karşılaşılan motor arızaları, satın alınan bir konutun tesisat sistemindeki sızıntılar gizli ayıp örnekleridir.
Maddi Ayıp: Malın fiziki yapısından kaynaklanan bozukluk, kırıklık, eksiklik gibi ayıplardır.
Hukuki Ayıp: Malın kullanımını sınırlayan veya engelleyen kamusal ya da özel hukuktan kaynaklanan sınırlamalardır. Örneğin, üzerinde haciz veya imar yasağı bulunan bir taşınmazın satılması hukuki ayıp teşkil eder.
Ekonomik Ayıp: Malın değerini doğrudan etkileyen ve düşüren eksikliklerdir. Örneğin, belirli bir verim alınması beklenen bir makinenin bu verimi sağlayamaması ekonomik bir ayıptır.
Ayıba Karşı Tekeffül Sorumluluğunun Şartları
Satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için birtakım şartların bir arada bulunması gerekmektedir:
Geçerli Bir Satış Sözleşmesinin Varlığı: Taraflar arasında hukuken geçerli bir satım akdi kurulmuş olmalıdır.
Ayıbın Esaslı Olması: Ayıp, malın değerini veya alıcının ondan beklediği faydayı önemli ölçüde azaltmalı veya ortadan kaldırmalıdır.
Ayıbın, Hasarın Alıcıya Geçmesinden Önce Mevcut Olması: Kural olarak, malın zilyetliğinin alıcıya devredilmesiyle hasar alıcıya geçer. Satıcının sorumlu tutulabilmesi için ayıbın bu andan önce var olması gerekir. Gizli ayıplarda, ayıbın kaynağının hasarın geçmesinden önce var olduğu karine olarak kabul edilir.
Alıcının Ayıbı Bilmemesi: Alıcı, sözleşmenin kurulduğu esnada ayıbın varlığından haberdar ise satıcı bu ayıptan sorumlu olmaz.
Sorumsuzluk Anlaşmasının Bulunmaması: Taraflar arasında satıcının ayıptan sorumlu olmayacağına dair bir anlaşma yapılmamış olmalıdır. Ancak satıcının ağır kusurlu olduğu veya ayıbı hile ile gizlediği durumlarda sorumsuzluk anlaşmaları geçersizdir.
Alıcının Kanuni Yükümlülüklerini Yerine Getirmesi: Alıcının, malı teslim alır almaz gözden geçirme ve tespit ettiği ayıpları satıcıya bildirme (ihbar etme) yükümlülüğü vardır.
Alıcının Yükümlülükleri: Gözden Geçirme ve Bildirim (İhbar)
Alıcının ayıptan doğan haklarını kullanabilmesi, kanunun kendisine yüklediği külfetleri zamanında yerine getirmesine bağlıdır.
Gözden Geçirme (Muayene): Alıcı, malı teslim aldıktan sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz malı gözden geçirmekle yükümlüdür.
Ayıp İhbarı: Alıcı, bu muayene neticesinde tespit ettiği ayıpları uygun bir süre içerisinde satıcıya bildirmelidir. Gizli ayıplarda ise ayıp ortaya çıkar çıkmaz derhal bildirilmelidir. Bu bildirimin ispat kolaylığı açısından noter kanalıyla ihtarname şeklinde yapılması şiddetle tavsiye edilir. Ticari satışlarda bu süreler çok daha kısadır ve tacirlerin basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü daha ağırdır. Tüketici satışlarında ise TKHK, tüketici lehine daha esnek düzenlemeler getirmiştir.
Ayıptan Doğan Seçimlik Haklar
Ayıbın varlığı ve satıcının sorumluluğu tespit edildiğinde, kanun alıcıya birtakım seçimlik haklar tanımıştır. Alıcı, bu haklardan yalnızca birini kullanabilir. Bu haklar şunlardır:
Sözleşmeden Dönme (Satılanı Geri Vermeye Hazır Olduğunu Bildirerek): Alıcı, ayıplı malı iade ederek ödediği bedelin tamamını talep edebilir. Bu hak, esasen sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır.
Satış Bedelinde Ayıp Oranında İndirim İsteme: Alıcı, malı elinde tutarak, maldaki ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılmasını talep edebilir. Ayıp oranının tespiti, genellikle bir bilirkişi marifetiyle yapılır.
Aşırı Bir Masrafı Gerektirmediği Takdirde, Bütün Masrafları Satıcıya Ait Olmak Üzere Satılanın Ücretsiz Onarılmasını İsteme: Özellikle tamiri mümkün olan mallarda alıcı, malın ücretsiz olarak tamir edilmesini ve işler hale getirilmesini talep edebilir.
İmkân Varsa, Satılanın Ayıpsız Bir Benzeri İle Değiştirilmesini İsteme (Misliyle Değişim): Satılan mal, misli (benzeri olan) bir mal ise, alıcı malın ayıpsız bir yenisi ile değiştirilmesini talep edebilir.
Bu seçimlik haklara ek olarak, alıcının genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı da saklıdır. Ayıplı mal nedeniyle uğradığı başkaca zararlar (örneğin, ayıplı bir makinenin üretimi durdurması nedeniyle uğranılan kâr kaybı) için alıcı tazminat davası açabilir.
Sıkça Karşılaşılan Durumlar
İkinci El Araç Satışlarında Gizli Ayıp: Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Aracın motorunda, şanzımanında veya şasisinde sonradan ortaya çıkan ve ekspertiz raporunda belirtilmeyen ciddi arızalar gizli ayıp sayılır. Alıcı, süresi içinde ayıp ihbarında bulunarak yukarıdaki seçimlik haklarını kullanabilir. “Araç olduğu gibi kabul edilmiştir” şeklindeki standart sözleşme maddeleri, satıcının hile veya ağır kusuru halinde geçerli değildir.
Taşınmaz (Konut, Arsa) Satışlarında Ayıp: Satın alınan konutun yüzölçümünün sözleşmede belirtilenden küçük olması, iskan ruhsatının bulunmaması, projesine aykırı imalatlar yapılması gibi durumlar ayıplı ifa teşkil eder. Bu gibi durumlarda alıcı, taşınmazlar için kanunda öngörülen daha uzun zamanaşımı süreleri içinde haklarını arayabilir.
Zamanaşımı Süreleri
Ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna ilişkin davalarda zamanaşımı süresi, satıcının ayıptan doğan sorumluluğuna ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıldır. Ancak satıcının ağır kusuru veya hilesi ile ayıp gizlenmişse, satıcı zamanaşımı definin arkasına sığınamaz. Taşınmaz satışlarında ise bu süre, mülkiyetin devrinden itibaren beş yıldır.
Av. Efehan Mihai ERGİNER


