Aşırı Borçlanma Boşanma Sebebi midir
·

Aşırı Borçlanma Boşanma Sebebi midir?

Evlilik birliği, eşlerin maddi ve manevi dayanışma içinde yaşamalarını gerektirir. Bu dayanışmanın önemli bir unsuru da mali sorumluluk ve ekonomik dengeyi koruma yükümlülüğüdür. Buna mukabil eşlerden birinin ölçüsüz şekilde borçlanması, aile bütçesini sarsması veya mali yükümlülüklerini yerine getirememesi gibi “aşırı borçlanma boşanma sebebi midir?” sorusuna değineceğiz.

Aşırı Borçlanma Boşanma Sebebi midir aile hukuku adagio hukuk

Aşırı Borçlanma Boşanma Sebebi midir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.185/3 uyarınca; “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.”

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri “özel” ve “genel” olarak ikiye ayrılır. Zina, hayata kast, pek kötü muamele gibi durumlar özel boşanma sebeplerdir. Ancak kanun maddeleri arasında “eşin aşırı borçlanması” şeklinde özel boşanma sebebi bulunmamaktadır. Fakat bu, borçlar yüzünden evliliğin çekilmez hale geldiği durumlarda genel boşanma sebebi olan “Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması” (TMK md. 166) söz konusu olacaktır.

Eğer eşlerden birinin aşırı borçlanması, diğer eş için ortak hayatı sürdürmeyi beklenemez hale getirmişse, bu durum evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına bir kanıt olarak sunulabilir ve boşanma davası açılabilir.

Eşlerden birinin ailenin ekonomik kaynaklarını sorumsuzca tüketmesi, diğer eşi ve çocukları maddi olarak zor durumda bırakması, onu sürekli bir endişe ve baskı altında yaşamaya mecbur etmesi bir tür psikolojik ve ekonomik şiddettir. Yargıtay, ekonomik şiddeti açıkça bir boşanma sebebi ve kusur belirlemesinde önemli bir faktör olarak kabul etmektedir.

Aşırı Borçlanmanın Kaynağı

Ailenin ortak ihtiyaçları (sağlık, eğitim, barınma vb.) için yapılan bir borçlanma genellikle kusur olarak görülmez. Ancak kumar, alkol, lüks ve israf boyutundaki harcamalar, riskli yatırımlar veya kişisel keyfi harcamalar için yapılan borçlanmalar, borçlanan eşin kusurlu olduğunu gösterir.

Borcun Gizlenmesi

Eşinden habersiz sürekli kredi çekmek, onun adına borçlanmak veya ailenin ekonomik geleceğini tek başına tehlikeye atmak, güven sarsıcı bir davranış olarak kabul edilir. Bu durum, TMK m.185/3’den kaynaklanan sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak da belirtilmektedir.

Borcun Ortak Yaşama Olan Etkisi

Borçlar yüzünden eve sürekli haciz gelmesi, ailenin temel ihtiyaçlarının karşılanamaması, sürekli kavga ve huzursuzluk ortamının oluşması, diğer eşin toplum içinde küçük düşmesi gibi durumlar, ortak hayatın çekilmez hale geldiğini gösterebilmektedir.

Davada İspat

Eşin aşırı borçlanması nedeniyle boşanma davası açılacak ise, bu iddiaların mahkeme huzurunda ispatlanması gerekecektir. Mahkemede delil olarak sunabilecek ve diğer eşin aşırı borçlandığını ispata yarar bazı belgeler şunlardır:

  • Kredi kartı ekstreleri ve borç dökümleri
  • Banka ve kredi sözleşmeleri
  • Eve gelen icra ve haciz belgeleri
  • UYAP Portaldan veya fiziken tevziden alınabilecek İcra Dosya Bilgileri
  • Tanıklık yapacak aile üyeleri, ortak arkadaşlar, alacaklılar ve bu gibi bilgi sahibi kişilerin beyanları
  • Varsa, borçları kabul eden mesajlar veya e-postalar

adagio hukuk

Boşanma Sebebi Olarak Aşırı Borçlanma : İçtihat

  • Sebepsiz yere borçlanmalar yapıp aile bütçesini zora sokmanın boşanmada kusur olarak kabulü gerekir.

Yargıtay 2. HD. 2013/19430 E. 2014/823 K. 20.01.2014 T. künyeli ilamına göre; “Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilip boşanmaya karar verilmiş ise de yapılan soruşturma ve toplanan delillerden;davacı kocanın birlik görevlerini ihmal ettiği, eşine sürekli şiddet uyguladığı, bağımsız ev temin etmediği, sebepsiz borçlanmalar yapıp aile bütçesini zora soktuğu, eşine hakaret ettiği, davalı kadının ise eşine ve ailesine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafta kusurlu olmakla birlikte davacı koca, kadına göre ağır kusurludur. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin devamında taraflar ve ortak çocuk için bir yarar kaldığından sözetmek imkanı ortadan kalkmış, davacı kocanın boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları oluşmuştur.Bu nedenle davacı kocanın boşanma davasının kabulü ile verilen boşanma kararı sonuç itibarıyla doğru olup, davalı kadının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, davacı kocanın kabul edilen boşanma davasına ilişkin hükmün, kusura ilişkin gerekçesinin değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiş (HUMK. md. 438/son) ve tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.”

  • Aşırı borçlanmanın boşanmada kusur olarak kabulü gerekir.

Yargıtay 2. HD. 2010/10333 E. 2010/13347 K. 05.07.2010 T. künyeli ilamına göre; “Toplanan delillerden; davacı-davalı kadının hakaret, birlik görevlerini yerine getirmemesi ve aşırı borçlanmasına karşılık, davalı-davacı kocanın karısını sevmediğini söylediği, hastalığı ile ilgilenmediği, birlik görevlerini yerine getirmediği, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Bu husus nazara alınmadan davalı-davacı koca yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.”

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar