Ağız ve Vücut Kokusu Boşanma Sebebi midir?
Evlilik birliğinde eşlerin birbirine karşı yalnızca sevgi, sadakat ve destek yükümlülüğü değil; aynı zamanda saygı ve özen yükümlülüğü de vardır. Kişisel bakımın ihmal edilmesi, kötü ağız veya vücut kokusu gibi durumlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açabilir. İşbu yazımızda “Ağız ve Vücut Kokusu Boşanma Sebebi midir?” sorusuna değineceğiz.

Yazı İçeriği
Ağız ve Vücut Kokusu Boşanma Sebebi midir?
Türk Medeni Kanunu’nda ağız veya vücut kokusu, özel ve başlı başına boşanma sebebi olarak düzenlenmemiştir. Ancak Yargıtay, bu durumu genel boşanma sebebi olan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” (TMK m. 166) kapsamında bir “kusur” olarak değerlendirmektedir.
Yüksek Mahkeme kararlarında, eşlerden birinin kişisel temizliğine dikkat etmemesi, bu nedenle oluşan ağır kokunun diğer eş için ortak hayatı çekilmez kılması durumunda, hijyenine özen göstermeyen eşin kusurlu olduğuna hükmetmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarında, “eşin kişisel temizliğini ihmal etmesi” ve “ağız kokusu” gibi durumlar, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu davranışlar olarak açıkça sayılmaktadır.
İhmal ve Bakımsızlık Durumunda Boşanma
Esasen koku, kişinin banyo yapmaması, dişlerini fırçalamaması gibi temel hijyen kurallarını umursamamasından kaynaklanıyorsa, bu durum doğrudan bir kusur olarak kabul edilir. Diğer eşin bu durumu çekmek zorunda olmadığına ve bu nedenle boşanma davası açabileceğine karar verilmektedir.
Tıbbi Rahatsızlık Durumunda Boşanma
Öte yandan koku, kişinin elinde olmayan bir sağlık sorunundan (örneğin diyabet, böbrek rahatsızlığı, mide sorunları vb.) kaynaklanıyorsa, durum farklı değerlendirilir. Bu durumda olan bir eşin, tedavi için çaba göstermesi ve doktor tavsiyelerine uygun davranması beklenmektedir.
Bu minvalde, tedavisi mümkün olan bir rahatsızlığı için hiçbir çaba göstermiyor, doktoruna gitmiyor ve bu durumu umursamıyorsa, işte o zaman yine “ihmalkâr” davranışı nedeniyle kusurlu bulunabilir. Ancak elinde olmayan sebeplerle ve tedaviye rağmen devam eden bir koku varsa, bu durum ekseriyetle bir kusur olarak değerlendirilmemektedir.
Davada İspat
Ağız veya vücut kokusu gibi soyut ve hassas bir iddianın ispatı genellikle tanık beyanları ile olur. Ortak arkadaşlar, aile üyeleri gibi duruma şahit olan kişilerin tanıklığı mahkemede delil olarak kullanılabilir. Ayrıca, kokuya neden olan tıbbi bir durum varsa, bu duruma ilişkin doktor raporların da hukuka aykırı olmadıkça dosyaya sunularak somut durumun ispatlanması mümkündür.

Boşanma Sebebi Olarak Ağız ve Vücut Kokusu : İçtihat
- Ağız ve vücut kokusu başlı başına boşanma nedeni olmayıp, evlilik birliğini çekilmez hale getirip getirmediği, kusurunun bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınmadan hüküm kurulması hatalıdır.
Yargıtay HGK. 2005/2-208 E. 2005/262 K. 13.04.2005 T. künyeli ilamına göre; “Ağız ve vücut kokusu başlı başına boşanma nedeni değildir. Davalıda varolduğu iddia edilen bu rahatsızlığın tedavisinin mümkün olup olmadığı, davalının tedaviden kaçınıp kaçınmadığı bu rahatsızlığın evlilik birliğini davacı koca için çekilmez hale getirip getirmediğinin uzman hekimlerden oluşan sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece tebliğ edilen açıklamalı davetiye bu koşulları içermediği gibi davalı kadın daha sonra duruşmaya gelip hastaneye sevkini istediği halde bu konuda işlem yapılmaması da doğru değildir. Bu yönler araştırılıp incelenmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır”
Sonuç
Yüksek mahkemenin yerleşik kabullerine göre; kişisel hijyenin ihmal edilmesi sonucu ortaya çıkan ve ortak yaşamı çekilmez kılan ağız veya vücut kokusu, bir boşanma sebebidir. Bu durum, hijyenine dikkat etmeyen eş için bir “kusur” teşkil eder ve boşanmanın mali sonuçlarında (tazminat, nafaka vb.) aleyhine bir durum yaratır. Ancak bu iddianın geçerli olabilmesi için kokunun bir ihmalden kaynaklandığının veya tedavi edilebilir bir rahatsızlığa rağmen tedavi yoluna gidilmediğinin ispatlanması kritik öneme sahiptir.
Av. Efehan Mihai ERGİNER

