10 Yıllık Kiracının Tahliyesi

Mülkiyet hakkı ile barınma hakkı arasındaki hassas denge, modern hukuk sistemlerinin en dinamik ve sosyal etkileri en yüksek alanlarından birini teşkil etmektedir. Türk hukuk sisteminde, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), bu dengeyi yeniden tanımlamış ve özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında “sözleşme serbestisi” ilkesine, kiracıyı koruma saikiyle önemli sınırlamalar getirmiştir. Bu koruma kalkanının en önemli istisnalarından biri, kamuoyunda “10 Yıllık Kiracının Tahliyesi” olarak bilinen, teknik adıyla “10 Yıllık Uzama Süresi Sonunda Bildirim Yoluyla Fesih” kurumudur.

Kavramsal Çerçeve ve Yasal Temeller

Türk Kira Hukukunda “Kiracının Korunması” İlkesi

Kira hukuku, doğası gereği zayıf konumda olduğu varsayılan kiracıyı koruma eğilimindedir. Bu yaklaşım, Anayasa’nın “Sosyal Devlet” ilkesinin bir yansımasıdır. Eski Borçlar Kanunu döneminden bu yana süregelen bu anlayışa göre, kira sözleşmeleri sürenin bitimiyle kendiliğinden sona ermez. Kiralayan (ev sahibi), sadece sürenin dolduğunu ileri sürerek kiracıyı tahliye edemez. Tahliye ancak kanunda “sınırlı sayı” (numerus clausus) ilkesiyle belirlenmiş sebeplerin (ihtiyaç, yeniden inşa, temerrüt vb.) varlığı halinde mümkündür.

Ancak kanun koyucu, bu korumanın mülkiyet hakkını tamamen işlevsiz hale getirmemesi, sözleşmenin “ebedi” bir nitelik kazanmaması adına TBK 347. madde ile kiralayana “sebepsiz fesih” imkanı tanımıştır. Bu düzenleme, belirli bir süre (10 yıllık uzama süresi) dolduktan sonra, kiralayanın mülkü üzerindeki tasarruf yetkisini, gerekçe gösterme külfetinden kurtararak geri almasını sağlar.

TBK 347. Maddenin Lafzı ve Ruhu

Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi, kira sözleşmelerinin sona erme rejimini belirleyen temel normdur. İlgili madde hükmü şöyledir:

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.”

Bu hükümden çıkarılacak temel hukuki sonuçlar şunlardır:

  1. Kiracı İçin Esneklik: Kiracı, 15 gün önceden bildirmek şartıyla sözleşmeyi her yılın sonunda feshedebilir.

  2. Kiralayan İçin Bağlayıcılık: Kiralayan, 10 yıllık uzama süresi dolana kadar -haklı bir sebep yoksa- sözleşmeyi sona erdiremez.

  3. Sebepsiz Tahliye İmkanı: 10 yıllık uzama süresi dolduktan sonra, kiralayan hiçbir neden (oğlum evlenecek, tadilat yapacağım vb.) sunmak zorunda kalmadan sözleşmeyi bitirebilir.

Belirsiz Süreli Sözleşmelerde Durum

Kira sözleşmeleri “belirli süreli” (örneğin 1 yıl) veya “belirsiz süreli” olabilir. TBK 347/2 maddesi, belirsiz süreli sözleşmeler için şu düzenlemeyi getirir: “Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler.”

Bu raporda ağırlıklı olarak, uygulamada en sık karşılaşılan “belirli süreli” (genellikle 1 yıllık) sözleşmelerin 10 yıllık uzama süresi sonunda feshi incelenecektir.

Sürelerin Hesaplanması

Kira hukukunda süreler, hak düşürücü niteliktedir. Bir günlük hata, davanın reddine, bir yıllık kira gelirinin veya kullanım hakkının kaybına yol açabilir. Bu nedenle hesaplamanın mantığını kavramak hayati önem taşır.

“Kira Süresi” ve “Uzama Süresi” Ayrımı

Uygulamada yapılan en yaygın hata, sözleşme tarihinden itibaren doğrudan 10 yıl saymaktır. Kanun metni açıkça “on yıllık uzama süresi” ifadesini kullanmaktadır. Bu ifade, sözleşmenin asıl süresinin üzerine eklenen 10 yılı kastetmektedir.

Tablo ile Süreç (1 Yıllık Sözleşme Örneği)

01.01.2012 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli bir sözleşme üzerinden süreci inceleyelim:

Dönem AdıTarih AralığıHukuki Durum
Sözleşme Asıl Süresi01.01.2012 – 31.12.2012Tarafların belirlediği ilk süre.
1. Uzama Yılı01.01.2013 – 31.12.2013Otomatik yenilenme başladı (TBK 347/1).
2. – 9. Uzama Yılları2014 – 2021Sözleşme her yıl birer yıl uzadı.
10. Uzama Yılı01.01.2022 – 31.12.202210 yıllık “uzama süresi” bu tarihte dolar.
Fesih Hakkının Doğumu01.01.2023Kiralayan artık fesih hakkına sahiptir ancak bu hakkı “izleyen yılın” sonunda kullanabilir.
İzleyen Uzama Yılı (Bildirim Yılı)01.01.2023 – 31.12.2023Fesih bildiriminin (ihtarın) yapılması gereken kritik yıl.
İhtarname Son Tebliğ TarihiEn geç 30.09.2023Dönem sonundan (31.12.2023) en az 3 ay önce kiracının eline geçmeli.
Tahliye Davası Açma Tarihi01.01.2024 ve sonrasıYeni dönem başlamadan dava açılmalı.

Bu tablo, kiralayanın kiracıyı sebepsiz tahliye edebileceği toplam sürenin pratikte 12 yıl olduğunu göstermektedir (1 yıl sözleşme + 10 yıl uzama + 1 yıl bildirim dönemi sonu).

Sözleşme Süresinin 1 Yıldan Farklı Olması

Eğer sözleşme 5 yıllık yapılmışsa:

  • Sözleşme Tarihi: 01.01.2010

  • Sözleşme Bitişi: 31.12.2014

  • 10 Yıllık Uzama Bitişi: 31.12.2024

  • Tahliye Tarihi: 31.12.2025 (ve öncesinde 3 ay kala ihtar).

    Toplam süre: 5 + 10 + 1 = 16 Yıl.

Bu nedenle, sözleşmenin başında belirlenen süre, tahliye tarihini doğrudan ötelemektedir.

Yargıtay İçtihatları Işığında “Yeni Sözleşme”

Bu konudaki en kritik hukuki tartışma, kira ilişkisi devam ederken tarafların yeni bir sözleşme yapması veya kira bedelini artırmak için ek protokol düzenlemesi durumudur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre; taraflar arasında yapılan her yeni kira sözleşmesi, 10 yıllık süreyi sıfırlar ve yeniden başlatır.

Örneğin, 2010 yılında kiraya giren bir kişi ile 2018 yılında, sadece kira bedelini güncellemek amacıyla yeni tarihli ve imzalı bir “Kira Kontratı” yapılmışsa, 10 yıllık süre artık 2010’dan değil, 2018’den itibaren hesaplanır. Kiralayanın “kiracım aslında 2010’dan beri oturuyor” iddiası, yazılı yeni sözleşme karşısında dinlenmez.

Ancak, yapılan belge sadece bir “Zeyilname” veya “Ek Protokol” ise ve açıkça “…. tarihli kira sözleşmesinin devamı niteliğindedir, süre bu protokol ile yenilenmemiştir” şerhini içeriyorsa, 10 yıllık süre kesilmeden devam eder. Bu ayrım, davanın kazanılması veya kaybedilmesi noktasında belirleyicidir.

Hukuki Prosedürün İlk Adımı: İhtarname (Fesih Bildirimi)

TBK 348. madde uyarınca, konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği yazılı şekle bağlanmıştır. İhtarname, tahliye davasının “dava şartı” niteliğindedir. Usulüne uygun ve süresinde tebliğ edilmemiş bir ihtarname yoksa, dava reddedilir.

İhtarname Ne Zaman Gönderilmeli? (Zamanlama Hayati Önemdedir)

Kanun, “her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla” ifadesini kullanır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, 3 aylık sürenin “ihtarnamenin postaya verildiği tarih” değil, “muhataba tebliğ edildiği tarih” olduğudur.

Örnek: Kira dönemi 31 Aralık’ta bitiyor. 3 ay öncesi 30 Eylül’dür.

  • Kiralayan ihtarnamyi 29 Eylül’de notere verdi.

  • Postacı tebligatı 2 Ekim’de kiracıya teslim etti.

  • Sonuç: 3 aylık süreye uyulmamıştır (Ekim, Kasım, Aralık; tam 3 ay kalmamıştır). Bu ihtarname o yıl için geçersizdir, tahliye davası açılamaz. Ancak Yargıtay uygulamasına göre, bu ihtarname bir sonraki kira yılı için geçerli sayılabilir, fakat süreç 1 yıl uzamış olur.

Bu nedenle, riske girmemek adına ihtarnamenin dönem sonundan en az 4-5 ay önce gönderilmesi, tebligatın gecikme ihtimaline karşı alınacak en doğru tedbirdir.

Dava Şartı Olarak Zorunlu Arabuluculuk

01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun ile kira uyuşmazlıklarında (ilamsız icra takipleri hariç olmak üzere) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu hale getirilmiştir. Bu, Türk yargı sisteminde köklü bir değişikliktir.

Süreç Nasıl İşler?

  1. Başvuru: İhtarname süresi dolup, kiracı evi boşaltmadığında, kiralayan doğrudan mahkemeye gidemez. Adliyelerdeki Arabuluculuk Bürosu’na başvurur.

  2. Atama ve Süre: Sistem bir arabulucu atar. Arabulucu, taraflarla iletişime geçerek toplantı günü belirler. Süreç en fazla 3 hafta sürer, zorunlu hallerde 1 hafta uzatılabilir (Toplam 4 hafta).

  3. Görüşme: Taraflar (veya avukatları) bir araya gelir. Kiralayan “tahliye istiyorum” der, kiracı “çıkmam” veya “süre verin, taşınma yardımı verin çıkarım” diyebilir.

  4. Sonuç:

    • Anlaşma: Taraflar bir tahliye tarihi üzerinde anlaşırsa, bu tutanak “ilam niteliğinde belge” sayılır. Kiracı o tarihte çıkmazsa, dava açmaya gerek kalmadan doğrudan icra yoluyla tahliye edilebilir.

    • Anlaşamama: Taraflar uzlaşamazsa, “Anlaşamama Son Tutanağı” düzenlenir. Kiralayan, bu tutanağın aslını dava dilekçesine ekleyerek Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açma hakkını kazanır.

Arabuluculuk aşaması atlanarak doğrudan açılan davalar, “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddedilir.

Tahliye Davası ve Yargılama Süreci

Görevli ve Yetkili Mahkeme

  • Görev: Kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklarda olduğu gibi, 10 yıllık tahliye davalarında da görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.

  • Yetki: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

İspat Yükü ve Deliller

Davacının (kiralayan) ispatlaması gereken unsurlar şunlardır:

  1. Kira sözleşmesinin varlığı ve başlangıç tarihi (Yazılı sözleşme en güçlü delildir).

  2. 10 yıllık uzama süresinin dolduğu.

  3. Fesih bildiriminin (ihtarnamenin) süresinde ve usulüne uygun tebliğ edildiği.

  4. Arabuluculuk tutanağı (Anlaşamama belgesi).

Bu davada “haklı sebep” veya “ihtiyaç” ispatına gerek yoktur. Hakim, sadece süre hesabına ve ihtarın tebliğ tarihine bakar.

Yargılama Giderleri ve Maliyetler

Tahliye davaları “nispi harca” tabidir. Yani dava açılırken yatırılacak harç, yıllık kira bedeli üzerinden hesaplanır.

  • Peşin Harç: Yıllık kira bedelinin binde 68,31’inin dörtte biri peşin olarak vezneye yatırılır. Yıllık kira bedeli 240.000 TL ise, yaklaşık 4.100 TL peşin harç çıkar. (Karar kesinleşince kalan 3/4 davalıdan alınır).

  • Avukatlık Ücreti: Davayı kaybeden taraf, karşı tarafın avukatına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne (AAÜT) göre hesaplanan vekalet ücretini öder. 2026 yılı tarifesi henüz yayınlanmamış olmakla birlikte, kira bedeline göre kademeli artan bir tarife uygulanır.

Aile Konutu İddiası

Kiralanan yer “aile konutu” olarak kullanılıyorsa ve tapuya şerh düşülmüşse veya kiralayana bildirim yapılmışsa, ihtarnamenin her iki eşe de gönderilmesi zorunludur. Sözleşmede sadece kocanın imzası olsa bile, eşi tarafından “burası aile konutudur” bildirimi yapılmışsa, eşe de ihtar çekilmeden açılan dava reddedilir.

Karşılaştırma: TBK 347 ve TBK 350 (İhtiyaç Sebebiyle Tahliye)

Kiralayanlar genellikle “İhtiyaç nedeniyle mi dava açayım, yoksa 10 yıl süresine mi dayanayım?” ikilemi yaşarlar. Aşağıdaki tablo farkları özetlemektedir:

ÖzellikTBK 347 (10 Yıl)TBK 350 (İhtiyaç)
GerekçeGerekçe sunmaya gerek yok.İhtiyaç (kendisi, eşi, alt/üst soyu için) zorunlu olmalı.
İspatSadece sürenin dolduğunu ispat yeterli.İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğu ispatlanmalı.
Süre10 yıllık uzama süresi dolmalı (Min. 12 yıl).Her kira dönemi sonunda açılabilir.
Yeniden Kiralama YasağıYasak yok. Ev sahibi başkasına kiraya verebilir.3 yıl boyunca başkasına kiraya verilemez (verirse tazminat öder).
RiskSüre hesabı yanlışsa dava reddedilir.İhtiyaç samimi bulunmazsa dava reddedilir.

Eğer 10 yıllık süre dolmuşsa, kiralayan için en risksiz ve avantajlı yol TBK 347’dir; çünkü samimiyet ispatı ve yeniden kiralama yasağı gibi kısıtlamalar yoktur.

Sonuç

10 yıllık kiracının tahliyesi, Türk hukukunda mülkiyet hakkının en güçlü tezahürlerinden biridir. Ancak bu hak, “otomatik” işleyen bir mekanizma değil, katı şekil şartlarına ve süre hesaplarına bağlı teknik bir süreçtir.

Kiralayanlar İçin Kritik Uyarılar:

  • Süre hesabını “1+10+1” formülüne göre yapın.

  • İhtarnamenizi noterden gönderin ve tebliğ şerhini mutlaka alın.

  • Kira süresi içinde yapılan “yeni tarihli” sözleşmelerin süreyi sıfırladığını unutmayın.

  • Dava açmadan önce mutlaka arabulucuya başvurun.

Kiracılar İçin Kritik Uyarılar:

  • Gelen ihtarnamenin tebliğ tarihini kontrol edin; 3 aylık süreye uyulup uyulmadığına bakın.

  • Ev sahibi ile aranızda sonradan yapılmış (süreyi yenileyen) bir sözleşme varsa bunu mahkemeye sunun.

  • Uzlaşma kültürüne önem verin; tahliye kararı kesinleştiğinde icra masrafları ve vekalet ücretleri ciddi mali yük getirecektir.

Özetle, TBK 347. maddesi, her iki taraf için de hukuki yardım almayı gerektiren, hata kabul etmeyen bir düzenlemedir. Hak kayıplarının önüne geçmek için sürecin güvendiğiniz avukatlar nezaretinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Yargıtay İçtihatları

Türk Borçlar Kanunu Madde 347/1 Uyarınca Tahliye Şartları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 347/1. maddesi uyarınca, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Bu hak, kiraya verene hiçbir haklı sebep (ihtiyaç, yeniden inşa vb.) sunma zorunluluğu olmaksızın sözleşmeyi feshetme yetkisi tanımaktadır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 02.05.2017 tarih, 2017/3032 E., 2017/6383  K.; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 16.06.2014 tarih, 2014/5401 E., 2014/7873  K.).

10 Yıllık Sürenin Hesaplanması ve Geçiş Hükümleri 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Geçici 2. maddesi, TBK 347/1 maddesinin uygulanması için belirli geçiş süreleri öngörmüştür:

  • 10 yıllık uzama süresi dolmuş olan sözleşmeler: Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren 2 yıl sonra, yani 01.07.2014 tarihinden itibaren bu maddeye dayalı tahliye davası açılabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.11.2021 tarih, 2017/1546 E., 2021/1517  K.).
  • 10 yıllık uzama süresi dolmamış ancak kalan süresi 5 yıldan az olan sözleşmeler: Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl sonra, yani 01.07.2017 tarihinden itibaren bu hüküm uygulanabilir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.09.2017 tarih, 2017/4327 E., 2017/12367  K.; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 19.10.2017 tarih, 2017/5863 E., 2017/14186  K.).

Sürenin başlangıcı, kira sözleşmesinin bitiminden sonraki ilk uzama yılından itibaren hesaplanır. Örneğin, 01.10.2001 başlangıçlı 1 yıllık bir sözleşmede 10 yıllık uzama süresi 01.10.2012 tarihinde dolmaktadır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.09.2017 tarih, 2017/4327 E., 2017/12367  K.).

Bildirim (İhtar) Zamanı ve Dava Açma Süresi TBK 347 uyarınca fesih bildiriminin, on yıllık uzama süresini izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce kiracının elinde olacak şekilde yapılması zorunludur.

  • Dava, en erken dönem sonu olan tarihten itibaren açılmalıdır. Dönem sonundan önce açılan davalar süresinden önce açıldığı gerekçesiyle reddedilmektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 02.05.2017 tarih, 2017/3032 E., 2017/6383  K.).
  • İhtarın tebliğ tarihi ile dönem sonu arasında en az üç aylık bir süre bulunmalıdır. 01.05.1995 başlangıçlı bir sözleşmede, uzama yılının 01.05.2015’te sona erdiği durumda, Ocak 2015’te yapılan ihtar ve Mayıs 2015’te açılan dava süresinde kabul edilmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 09.06.2016 tarih, 2015/11270 E., 2016/4511  K.).
  • Her yeni kira dönemi için ayrı ihtar çekilerek açılan davalar arasında derdestlik ilişkisi bulunmamaktadır; her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 05.12.2017 tarih, 2017/7392 E., 2017/17060  K.).

Yeni Sözleşme Yapılmasının Etkisi Taraflar arasında kira ilişkisi devam ederken yeni bir yazılı kira sözleşmesi imzalanması durumunda, 10 yıllık uzama süresi bu yeni sözleşmenin bitiş tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlar.

  • 10/03/2009 tarihli yeni bir sözleşme yapılmışsa, önceki yıllara dayanılarak 10 yıllık sürenin dolduğu iddia edilemez; süre bu yeni tarihe göre hesaplanır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 16.05.2016 tarih, 2015/11030 E., 2016/3933  K.).
  • 01.01.2014 tarihli yeni bir sözleşme düzenlenmişse, 10 yıllık uzama süresinin dolması için bu sözleşmenin bitiminden itibaren 10 yıl geçmesi gerekmektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 12.09.2019 tarih, 2019/3429 E., 2019/6592  K.).
  • Yenileme sözleşmesindeki imza itirazı varsa, mahkemece bu imzanın aidiyeti yöntemince araştırılmalıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 21.12.2017 tarih, 2017/7867 E., 2017/18028  K.).

Yazar: Av. Efehan Mihai ERGİNER – İzmir Barosu Sicil No: 20373

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık veya mütalaa niteliği taşımamaktadır. Her hukuki uyuşmazlık kendi somut şartları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşamamak adına sürecinizi uzman bir avukatla yürütmeniz tavsiye edilir.