İftira Suçu (TCK madde 267) Metni

(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.

İftira Suçu TCK 267

Hukuk sistemimizde bireylerin şeref ve saygınlığı anayasal güvence altındadır. Ancak zaman zaman kişiler, işlemedikleri eylemler üzerinden asılsız suçlamalarla karşı karşıya kalabilmektedir. İftira suçu TCK 267 kapsamında, hem bireylerin lekelenmeme hakkını korumak hem de adalet mekanizmasının asılsız ihbarlarla meşgul edilmesini önlemek amacıyla özel olarak düzenlenmiştir.

Masum bir insanın suç isnadıyla karşı karşıya kalması; toplumsal dışlanma, psikolojik travma ve maddi kayıplara yol açabilmektedir. Bu makalede, iftira suçunun yasal unsurlarını, cezai yaptırımlarını, suçsuz yere iftiraya uğrayan kişilerin maddi ve manevi tazminat davası haklarını ve atılması gereken hukuki adımları detaylıca inceleyeceğiz.

İftira Suçu Nedir ve Unsurları Nelerdir?

Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alan iftira suçu, bir kimseye, işlemediğini bildiği halde, hakkında adli veya idari işlem başlatılması amacıyla hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesidir. Bir eylemin iftira olarak değerlendirilebilmesi için dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir:

  • Hukuka Aykırı Fiil İsnadı: İddia edilen eylemin somut ve suç teşkil eden bir fiil olması gerekir. Sadece “o kötü biridir” demek hakaret kapsamına girerken, “geçen hafta evimden para çaldı” demek iftira niteliği taşır.

  • Yetkili Makama Bildirim: Yalan beyanın; polis, jandarma, savcılık veya CİMER gibi soruşturma yapmaya yetkili resmi kurumlara [İÇ LİNK: suç duyurusu] ile bildirilmesi şarttır.

  • Mağdurun Masumiyetinin Bilinmesi (Özel Kast): Fail, suçladığı kişinin o eylemi kesinlikle yapmadığını bilerek, kasten hareket etmelidir. Şüphe üzerine yapılan samimi ihbarlar iftira sayılmaz.

  • Soruşturma Başlatma Amacı: Şikayetin temel hedefi, masum kişi hakkında adli veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak olmalıdır.

İftira Suçunun Cezası ve Nitelikli Haller

TCK Madde 267, iftira eyleminin doğurduğu sonuçların ağırlığına göre kademeli bir ceza sistemi öngörmüştür.

  • Temel Ceza (TCK 267/1): Suçun temel halinde iftira atan kişi, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  • Maddi Delil Uydurma (TCK 267/2): İftira atarken sahte belge, mesaj veya görüntü gibi deliller uydurulursa, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

  • Koruma Tedbiri Uygulanması (TCK 267/3-4): Asılsız şikayet nedeniyle mağdur hakkında adli kontrol uygulanırsa ceza yarı oranında artar. Gözaltı veya tutuklama gerçekleşirse, iftiracı ayrıca “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da yargılanır.

  • Hapis Cezasına Mahkumiyet: Eğer mağdur bu iftira yüzünden haksız yere müebbet hapis cezası alırsa, iftiracı 20 ile 30 yıl arasında hapis cezasına çarptırılır.

Etkin Pişmanlık (TCK 269)

Kanun koyucu, gerçeğin bir an önce ortaya çıkması için faile etkin pişmanlık imkanı sunmuştur. İftira atan kişi, mağdur hakkında soruşturma başlamadan gerçeği söylerse cezasından %80 oranında, dava açılmadan önce dönerse %75 oranında indirim yapılır. Dava açıldıktan sonra hüküm verilmeden önce dönülmesi halinde ise ceza %66 oranında indirilir.

Suçsuz Yere İftiraya Uğramak: Haklarınız Nelerdir?

Hayatın olağan akışı içinde haksız bir suçlamayla karşılaşmak sarsıcıdır. Ancak hukuk sistemi, masumiyetinizi kanıtlamanız ve iftiracıdan hesap sormanız için çeşitli yollar sunar.

1. Soruşturma ve Yargılama Aşamasında Savunma

İlk adım, sakin kalmak ve susma hakkınızı anayasal bir güvence olarak değerlendirmektir. İftiracıyla iletişim kurmaktan kaçınılmalı ve masumiyetinizi kanıtlayacak tanık, kamera kaydı veya HTS (telefon sinyal) kayıtları gibi tüm deliller toplanmalıdır. Amaç, savcılık aşamasında yeterli delil sunarak hakkınızda “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (Takipsizlik) alınmasını sağlamaktır.

2. Aklandıktan Sonra Hukuki Süreç

Hakkınızda takipsizlik veya beraat kararı verildiğinde, süreci tersine çevirme hakkınız doğar:

  • İftira Davası Açma: Beraat kararınızı delil sunarak iftiracı hakkında TCK 267 kapsamında suç duyurusunda bulunabilirsiniz.

  • Maddi ve Manevi Tazminat: Yaşadığınız itibar kaybı, ruhsal çöküntü, iş kaybı veya avukatlık masrafları için Asliye Hukuk Mahkemesi’nde [İÇ LİNK: maddi ve manevi tazminat] davası açabilirsiniz.

  • Haksız Tutuklama Tazminatı: Süreçte gözaltına alındıysanız, devlete karşı haksız koruma tedbiri nedeniyle tazminat talep edebilirsiniz.

Cinsel İftira Suçu ve Mağdur Hakları

Cinsel iftira, bireyin sosyal yaşamına ve itibarına yönelik en yıkıcı saldırılardan biridir. Bir kişiyi haksız yere “tacizci” veya “istismarcı” olarak damgalamak, onarılması güç zararlar yaratır.

Cinsel içerikli asılsız iddialar iki farklı suçu oluşturabilir: Eğer iddialar sadece sosyal medyada veya dedikodu yoluyla yayılıyorsa Hakaret (TCK 125) suçu oluşur. Ancak bu yalan iddialar savcılığa veya polise resmi şikayet olarak sunulursa, doğrudan İftira (TCK 267) suçu meydana gelir.

Cinsel iftira mağdurları, ceza davasına “katılan” sıfatıyla dahil olmanın yanı sıra, internet ortamındaki asılsız içerikler için 5651 sayılı kanun kapsamında erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması talebinde bulunabilirler. Bu işlem Sulh Ceza Hakimliği aracılığıyla hızlıca gerçekleştirilir.

Sağlık Çalışanlarına İftira Suçu

Doktorlara, hemşirelere ve diğer sağlık personeline yönelik kişisel husumet veya haksız öfke nedeniyle yapılan asılsız şikayetler (CİMER, SABİM vb.) ciddi bir sorundur. Anayasal şikayet hakkı, somut emareler olmadan sırf sağlık çalışanını yıpratmak amacıyla kullanılamaz.

657 sayılı Kanun (m.25) ve 4483 sayılı Kanun (m.15) uyarınca, sağlık personeline yönelik uydurma suç isnatlarında, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen soruşturma başlatır. Yargıtay içtihatlarına göre; hastane kayıtlarıyla yalanlanan, tamamen kişisel husumete dayalı şikayetlerde şikayetçinin iftira suçundan cezalandırılması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Bir kişi arkamdan “hırsız” diye dedikodu yayıyor. Bu iftira mıdır? Hayır, dedikodunun yayılması iftira değil, Hakaret (TCK 125) suçunu oluşturur. İftira sayılabilmesi için bu kişinin karakola veya savcılığa gidip resmi olarak asılsız bir şikayette bulunması gerekir.

2. Şüphe üzerine polise ihbarda bulundum ama kişi masum çıktı. Ceza alır mıyım? Hayır. İftira suçunun oluşması için şikayet ettiğiniz kişinin masum olduğunu “kesin olarak bilmeniz” gerekir. Samimi şüphe ve emarelere dayanan ihbarlar, anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilir.

3. Bana iftira atan kişi şikayetini geri çekerse dava düşer mi? İftira suçu şikayete tabi bir suç değildir, savcılık süreci re’sen yürütür. Karşı taraf şikayetini çekse bile kamu davası devam edebilir. Ancak iftiracı “Etkin Pişmanlık” hükümlerinden faydalanarak ceza indirimi alabilir. Tazminat davası açma hakkınız ise her koşulda saklıdır.

Sonuç

İftira, kişinin masumiyet karinesini ve onurunu derinden sarsan, hukukun cezasız bırakmadığı ağır bir eylemdir. İster adli bir suçlama, ister cinsel bir iftira, isterse mesleki kariyere yönelik haksız bir itham olsun, iftiraya uğrayan kişilerin panik yapmadan stratejik hareket etmesi gerekir. Doğru delillerin toplanması, susma hakkının gerektiğinde kullanılması ve sürecin serinkanlılıkla yönetilmesi, adaletin sağlanması adına kritik adımlardır. Hukuki süreçlerin karmaşıklığı göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak ve süreci doğru adımlarla yürütmek büyük önem taşımaktadır.

Bize Ulaşın

+90 (544) 393 67 57

info@adagiohukuk.com

Bahriye Üçok Bulvarı Ayşe Aytop Apt. No:4/2 K:1 D:2 Karşıyaka İzmir

İftira Suçu (TCK madde 267) Metni

(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.

TCK 267 Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/12617, K. 2023/2209, T. 11.04.2023

  • TCK 267
  • İftira suçu, ihbar veya şikayetle işlenmediği bilinen bir suçla ilgili soruşturma başlatılması amacıyla bir kimseye hukuka aykırı fiil isnat edilmesiyle oluştur.

İftira suçunun oluşabilmesi için ise yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.

Yargıtay, Ceza Genel Kurulu, E. 2016/193, K. 2019/351, T. 30.04.2019

  • TCK 267
  • Suçun oluşabilmesi için özel kast gereklidir.

Öte yandan, iftira suçunun oluşabilmesi için, iftira suçu failinin, hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, iftira suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Ancak bu suçun oluşabilmesi için, doğrudan kast tek başına yeterli olmayıp; ayrıca failin hukuka aykırı fiil isnat ettiği kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir müeyyideye maruz kalmasını sağlamak amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı, bir başka deyişle özel kastın bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla; failin, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak, isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunması hâlinde iftira suçunun unsurları oluşmayacaktır.

Yargıtay, 8. Ceza Dairesi, E. 2021/12242, K. 2023/4837, T. 14.06.2023

  • TCK 267
  • Bir haberin iftira suçunu oluşturmaması için; haberin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamu ilgisi ve yararının bulunması, haberin veriliş biçimi ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması şarttır.

bir eylemin hukuk düzeni tarafından cezalandırılması ancak onu hukuka uygun kılan, diğer bir anlatımla hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedenin bulunmamasına bağlıdır. Bu kapsamda, basın yoluyla işlenen suçlarda hukuka uygunluk nedeni oluşturan haber verme ve eleştiri hakkı üzerinde de durulmasında yarar bulunmaktadır. Temelini Anayasa’nın 28 ve devamı maddelerinden alan haber verme ve eleştirme hakkının kabulü için, açıklama veya eleştiriye konu olan haberin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamu ilgisinin ve yararının bulunması, açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması gerekir. Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Toplumun ilerlemesi ve yararı için zorunludur. Bu, demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereğidir. Eleştiri de kaynağını bu özgürlükten alır, eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz. Eleştiri övgü olmadığına göre sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır. Somut olayda,kullanılan sözlerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığı, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Yine katılan hakkında yayınlanan haber içeriklerine göre iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, aksi düşüncenin, ifade özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olan basın özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği anlaşıldığından güncel bir olayla ilgili atılan tweet üzerine kamuoyundaki tartışmaları aktarmaktan ibaret eylemin toplumun haber alma hakkı kapsamında bulunması sebebiyle mahkeme kararında sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yargıtay, 8. Ceza Dairesi, E. 2021/1488, K. 2023/1444, T. 20.03.2023

  • TCK 267
  • Başka sitede yayınlanmış bir haberin suç kastı olmaksızın paylaşılması beraat sebebidir.

Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın aşamalardaki savunmalarına, haber içeriğine, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesince sanığın yazı işleri müdürü olarak görev yaptığı internet sitesi üzerinden katılan hakkında yapılan haberin daha önce başka bir sitede yayınlanmış yazının alınması şeklinde olduğu ve sanığın suç kastı bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekilinin eksik inceleme ile karar verildiğine, suçların sübut bulduğuna ilişkin temyiz nedenlerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Yargıtay, Ceza Genel Kurulu, E. 2016/193, K. 2019/351, T. 30.04.2019

  • TCK 267
  • Maddi vakalara dayalı ihbarların asılsız çıkması tek başına iftira suçunu oluşturmaz

İftira suçunun oluşabilmesi için, sanığın hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmekte olup, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak isnat ettiği fiilin katılan tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunan sanığın maddi vakalara dayandığı anlaşılan iddialarının, Anayasanın 36, 40 ve 74. maddeleri kapsamında ihbar ve şikâyet hakkı niteliğinde olduğu, bu bağlamda anayasa ile güvence altına alınmış bir hakkını kullanan sanığın suç kastı ile hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği anlaşıldığından, sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.

Yargıtay, 8. Ceza Dairesi, E. 2021/16919, K. 2023/5271, T. 21.06.2023

  • TCK 267
  • Sanığın iddialarını ispat edememesi, iftira suçunun kesin kanıtı olarak kabul edilemez.

Dosyadaki olgular, katılan hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı, İl Müftülüğünün yazı cevabı ekindeki sicil dosyası ve tahkikat dosyaları, sanığın ihbar dilekçesi içeriği itibari ile, şüpheli gördüğü bir kısım durumların araştırılmasını talep ettiği anlaşılan sanığın iddialarının bir kısım maddi vaka ve somut olgulara dayandığı, sanığın iddialarını ispat edememesinin iftira suçunun kanıtı sayılamayacağı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimseye suç atmak biçiminde olmayıp, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74 üncü maddesi ile güvence altına alınan anayasal şikayet ve ihbar hakkını kullanma niteliğinde olması nedeniyle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Yargıtay, 4. Ceza Dairesi, E. 2011/6845, K. 2012/31130, T. 20.12.2012

  • TCK 267/2
  • TCK m. 267/2 uyarınca, fiilin maddi eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması cezanın artırılmasını gerektirir.

Sanığın, olay günü müştekinin bahçesine poşetler içerisinde yasak nitelikte silah, mermi ve esrar bırakmak suretiyle, TCK’nın 267/2. maddesi kapsamındaki iftira suçunu delillerini uydurmak suretiyle işlemesi nedeniyle cezasında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemiş ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,

Yargıtay, Ceza Genel Kurulu, E. 2021/37, K. 2023/394, T. 12.07.2023

  • TCK 267/2
  • Oluşturulan delilin iftira değil başka bir amaçla oluşturulması halinde 267/2’den kaynaklı artırım nedeni uygulanmaz.

Suça konu bono senedinin en başından beri katılana iftirada bulunmak amacıyla değil de katılana olan borcun tahsilinin önlemesi amacıyla sahte olarak düzenlenmesi ve borcun ödenmemesi nedeniyle katılan tarafından icra takibinde bulunulmasından sonra gerçekleşen iftira eylemini desteklemek için önceden var olan bu senede dayanılması karşısında fiilin maddi eser ve delillerinin uydurulduğundan bahsedilemeyeceğinden TCK’nın 267/2. maddesinde düzenlenen artırım hükmünün uygulama koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.

Yargıtay, 4. Ceza Dairesi, E. 2022/2340, K. 2024/18019, T. 26.12.2024

  • TCK 267, TCK 125, TCK 44
  • Failin, gerçekte işlenmiş bir suçu kendisinin işlediğini beyan etmesi “suç üstlenme” (TCK m. 270) suçunu oluştururken; başka bir şahsı fail olarak göstermesi iftira suçunu oluşturur.

Somut olayda, sanığın duruşmada mağdur hakkında ”Şuan da benim bulunduğum yerde T.G.’nin bulunması gerekmektedir. Zira, hasımlardan rüşvet alarak beni haksız ve hukuksuz yere tutuklayıp uzun süredir davamı açmayarak mağdur olmama sebebiyet vermektedir.” şeklindeki savunmasının işlemediğini bildiği bir suç nedeni ile şikayette bulunmak sureti ile iftira suçunu işlediği, iftira suçunun aynı zamanda hakaret suçunun unsurlarını da içerdiği, ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 44. maddesinde yer alan “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır” hükmü karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 267. maddesinin birinci fıkrasında yer alan iftira suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmemesi, Nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.

Yazar: Av. Efehan Mihai Erginer – İzmir Barosu Sicil No: 20373

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık veya mütalaa niteliği taşımamaktadır. Her hukuki uyuşmazlık kendi somut şartları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşamamak adına sürecinizi uzman bir avukatla yürütmeniz tavsiye edilir.