· ·

Sözleşmede belirlenen sürede çevirmenin çevirisini yaptığı eserin yayınlanmaması halinde yayınevi aleyhine manevi tazminata hükmedilmez.

  • İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
  • Esas Numarası: 2023/983
  • Karar Numarası: 2025/279
  • Karar Tarihi: 26.02.2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA: Davacı vekili asıl davaya yönelik dilekçesinde; davacı ile davalı arasında …’in “…” adlı eserinin Türkçeye tercümesi için 20/04/2015 tarihli çevirmenlik sözleşmesinin imzalandığını, davacının 24/08/2015 tarihinde çeviriyi yayın evine teslim ettiğini ancak yayın evinin başka bir çevirmen ile anlaşarak kitabı yayınladığını, sözleşmenin 7.2 maddesine göre telif ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin ödenecek telif tazminatının ne kadar olduğunu bu aşamada bilmesi mümkün olmadığından, bu kapsamda davalının FSEK 68.madde kapsamında şimdilik 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek banka reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/110 Esas sayılı davasını açtıklarını, bu dosyada yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda FSEK’in 68.maddesi uyarınca 8.850,00 TL alacaklı olduklarının tespit edildiğini, bu hususta öncelikle arabuluculuk yoluna gidilmesine rağmen netice alınamadığını, FSEK hükümleri uyarınca 8.850,00 TL’lik bir alacak davası açmak zorunda kaldıklarını, ilk davanın İstanbul 1. FSHHM’nin 2018/110 esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü belirterek, dosyanın İstanbul 1. FSHHM’nin 2018/110 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve bilirkişi raporu doğrultusunda FSEK’in 68.maddesi uyarınca belirlenen 8.850,00 TL alacaklarının 10/11/2017 tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 29.5.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle asıl davada maddi tazminat davasını belirsiz alacak hükümlerine göre açtıklarını ve toplamda 11.850,00 TL nin FSEK’in 68. maddesi kapsamında davalıdan alınarak ihtar keşide tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faiz oranı davalıdan ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddia ettiğinin aksine müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranmadığını, bilakis davacı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığını, davacı tarafın iddiasının aksine müvekkiline teslim edildiği iddia edilen “çevirinin” sözleşmeye uygun olmadığını, sözleşmenin 6.2 maddesinde, müvekkilinin tek taraflı olarak yayına karar vermesi halinde müvekkilinin bazı sorumluluklarının doğacağını, kaldı ki aynı maddede çevirinin 18 ay içinde piyasaya sunulmaması halinde davacı tarafça bir bildirimde bulunulması ve 4 ay içinde piyasaya sunulmasına ilişkin olumlu bir yanıt gelmemesi halinde davacı tarafın çeviriye ilişkin mali haklarda serbestçe tasarruf edebileceğinin açıkça belirtildiğini, davacı tarafça keşide edilen ihtarnamede de açıkça görüleceği üzere davacı tarafın sözleşmedeki hükümlere aykırı davrandığını ve sözleşmeyi haksız bir şekilde direk fesh ettiğini, bir eser için farklı iki çevirmen ile anlaşma yapılamayacağına dair yasal bir engel de bulunmadığını, davacı tarafın müvekkiline teslim ettiği çeviride bir çok hatalar bulunduğunu, bu durum çeviri ile yayınlanmış eser arasında yapılacak karşılaştırmada ortaya çıkacağını, davacı tarafın 3 kat fazla olacak şekilde tazminat talebinin ve manevi tazminat talebinin yerinde olmayıp fahiş olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI: İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 18/01/2022 tarihli 2018/110 E. – 2022/13 K. sayılı kararıyla; “…- ASIL DAVADA; 1- 2950-TL tazminatın ihtar keşide tarihi olan 10.11.2017 tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat istemin ve ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine, 2- Manevi tazminat isteminin reddine,

II-BİRLEŞEN DAVADA; 1-DAVANIN REDDİNE,” karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin işlenmiş eser üzerinde bağlantılı hak sahibi olduğunu, Davalı yanın müvekkilinin çevirisinin hatalı ve eksik olduğunu iddia etmişse de, alınan bilirkişi raporu ile çeviride bir eksiklik ve hata bulunmadığının ve davalının basımını yaptığı …’ın çevirisinin de müvekkilinin çevirisi ile aynı olduğunun tespit edildiğini, 13/06/2018 tarihli delil dilekçesinde, müvekkilinin çevirisinin başka bir çevirmenin ismi altında davalı tarafça yayınlandığının belirtildiğini, alınan bilirkişi raporları ile de müvekkilinin eserinin … adı altında aynen kullanıldığının ve haklarına tecavüz edildiğinin tespit edildiğinin tespit edildiğini, Bu nedenle FSEK’in 68. maddesi uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken telif bedelinin üç katına hükmedilmesi gerektiğini, Telif tazminatı hesaplanırken yalnızca ilk baskı adeti üzerinden hesaplama yapıldığını, anxcak ileriye dönük olarak müvekkilinin kazanacağı ve engel olunan baskı durumu dikkate alınarak hesap yapılmadığını, Müvekkilinin eserinin iktibas edilerek kullanıldığından, rayiç bedel hatalı belirlendiği gibi, FSEK’in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminata hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin işlenmiş eser sahibi olduğunu, manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini, Mahkemece FSEK’in 68. maddesinin uygulanmamasının ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak, bağlantılı eser sahibi olan müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlali sebebiyle, FSEK’in 68. maddesi kapsamında mali hak talebinde bulunan hak sahibinin fiktif olarak tespit edilecek piyasa rayici üzerinden telif tazminatının ileriye dönük engel olunan baskı durumu da dikkate alınarak belirlenmesine, FSEK’in 68/1. maddesi gereğince belirlenen tazminatın 3 katına hükmedilmesine ve yine 5846 sayılı yasanın 14-15-16 ve 70. maddeleri, BK’nın ilgili maddeleri gereğince talep ettikleri manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davacı tarafça yapılan çevirinin orijinal eserin özüne, sözüne, ruhuna, üslubuna, amacına, içeriğine, orijinal dilin yani Fransızcanın dil bilgisine, cümle yapısına uyan bir çeviri olmadığını, çevirinin eksik, hatalı, ayıplı olduğunu, bu konuda sözleşmenin 4.1 maddesine aynen; “… Çeviriyi eksiksiz ve öngörülen kurallara uygun bir şekilde teslim etmezse…” Denildiğini, Sözleşmenin 4.2 maddesinde aynen; “… Yayıncı gerekli gördüğü takdirde çevirmenin çeviriyi yeniden çevirmesini isteyebilir. Bu durumda çevirmen, makul bir süre içinde çeviriyi yeniden çevirip sözleşme esasları içinde yayıncıya teslime mecburudur. Yayıncı, çevirinin , orijinal eserin amacına, içeriğine ve üslubuna sadık ve ayrıca yayıncının ihtiyacına ve taleplerine yanıt verecek şekilde çevrilmediği görüşünde ise…” denildiğini, Sözleşmenin 6. maddesinde aynen; “…Yayıncı , çevirinin yayımlanabilir durumda olduğuna kanaat getirdikten sonra aşağıdaki hususlardan sorumlu olacaktır…” denildiğini,Daha önceki bilirkişi raporlarında da görüleceği üzere müvekkili şirketin yayınladığı davaya konu eserde çevirileri kullanılan …’ın çevirisi için olumlu, davacı taraf çevirisi içinse olumsuz tespitler yapıldığını, Müvekkil şirketin, çevirinin yayımlanabilir durumda olduğuna kanaat getirmediğini, çevirinin yeniden çevrilmesini şifahen davacı taraftan bir çok kez talep ettiğini, yani sözleşmenin 6. maddesine göre davacı tarafa ödeme yapılmasının ön şartı olan çevirinin yayımlanabilir olmasının gerçekleşmediğini, Mahkemec , davacı tarafın sözleşmeye aykırı olacak şekilde sözleşmeyi haksız bir şekilde feshetmesini “cayma” olarak tarif etmesinin doğru olmadığını, davacı tarafın sözleşmeyi haksız bir şekilde feshetmiş olduğunu ve kusurlu olduğunu, davacı tarafın T.B.K 470 v.d. maddelerince de herhangi bir tazminat talep edemeyeceğini, Mahkemece asıl davada kabul edilen tazminat kararının hukuki olmadığını, tazminata en yüksek banka reeskont faizi uygulanmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, kabul anlamında olmamak üzere bir an için davacı tarafın talep edebileceği bir faiz olabileceği düşünülse dahi bu faiz oranının yasal faiz oranı olması gerektiğini, tüm bilirkişilerin tespitlerinin de bu yönde olduğunu, Ayrıca Mahkemece 10.11.2017 tarihli ihtarname baz alınarak faizin başlangıç tarihini tespit etmesinin de doğru olmadığını, ihtarname incelendiği takdirde davacı tarafın maddi tazminat bedelini somutlaştırmadığını, ne kadar maddi tazminat talep ettiğini açıkça belirtmediğini, bu nedenlerle kabul anlamında olmamak üzere bir an için davacı tarafın talep edebileceği bir faiz olabileceği düşünülse dahi bu faizin dava tarihinden itibaren olması gerektiğini, Mahkeme birleşen dava yönünden lehlerine olacak şekilde vekalet ücreti takdir etmediğini, oysa hem asıl dava, hem de birleşen dava yönünden lehlerine olacak şekilde vekalet ücretlerinin ayrı ayrı takdir edilmesi gerektiğini, Mahkemece birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesine rağmen lehlerine olacak şekilde vekalet ücreti takdir edilmediğini, her ne kadar davacı taraf birleşen davasının asıl dava ile bağlantı olduğu iddiası ile birleştirilmesini talep etmişse de, bu birleşen davada farklı rakamların iddia ve talep edildiğini, tek başına ayrı ve bağımsız bir dava olduğunu, birleşen davanın asıl dava ile birleşmesi lehlerine olacak şekilde ayrı ayrı vekalet ücreti takdirine engel olmadığını, ancak Mahkemenin buna dikkat etmediğini belirterek,arz edilen ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle; Yerel Mahkeme hükmünün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Taraflar arasında imzalanan 20/04/2015 tarihli Telif Hakkı Devir Sözleşmesi incelendiğinde; davalı tarafından basılacak olan …’e ait “…” isimli edebiyat eserinin Türkçe çevirisinin davacı tarafından yapılması konusunda anlaştıkları, sözleşme süresinin 7 yıl olduğu, Sözleşmenin 4.2. maddesi uyarınca; yayıncının gerekli gördüğü takdirde çevirmenin çeviriyi yeniden çevirmesini isteyebileceği, bu durumda çevirmenin makul bir süre içinde çeviriyi yeniden çevirip sözleşme esasları içinde yayıncıya teslime mecbur olduğu, yayıncının, çevirinin orijinal eserin amacına, içeriğine ve üslubuna sadık ve ayrıca yayıncının ihtiyacına ve taleplerine yanıt verecek şekilde çevrilmediği görüşünde ise ve akdedilen sözleşmeye uygun olmadığı kararına varırsa bu kararı çevirinin tamamının teslim alındığı tarihten başlamak üzere en geç 6 ay içinde çevirmene bildireceği, bu durumda yayıncının sözleşmeyi haklı nedenle v etek tazminatsız feshetme hakkının saklı olduğu, Sözleşmenin 6.2. maddesi uyarınca; çevirinin yayıncıya tesliminden itibaren 18 ay içinde piyasaya sunmayı kabul ve taahhüt ettiği, yayıncı çevirinin teslim edildiği tarihten itibaren 18 ay içinde piyasaya sunmadığı takdirde, çevirmenin, yayıncıya yazılı bildirimde bulunacağı ve yazılı bildirimin tebliğ edildiği tarihten itibaren 4 ay içinde yayıncıdan çevirinin piyasaya sunulmasına ilişkin olumlu bir yanıt almazsa çeviriye ilişkin mali haklarda serbestçe tasarruf edebileceği, Sözleşmenin 7.1. maddesi uyarınca ilk baskı sayısının 2000 adet olacağı, ancak yayıncının baskı sayısını piyasa koşullarına göre belirleyeceğini, satış fiyatını yayıncının tek başına belirleyeceği, 7.2. maddesi uyarınca; yayıncının çevirmene ilk baskısı için, söz konusu baskının ilk satışa sunulduğu tarihteki etiket fiyatı (KFV hariç) ile baskı adetinin çarpımı üzerinden ilk baskı için brüt %8, ikinci ve sonraki baskıları için brüt %7 telif ücreti ödemeyi taahhüt ettiği, telif ücreti ödemesinin yayıncının bildirdiği hesap numarasına çevirinin piyasaya sunulmasından itibaren 2 hafta içinde yapılacağı, Sözleşmenin 8.5. Maddesi uyarınca; çevirmen sözleşmeyi haklı bir nedenle tek taraflı olarak feshetmesi durumunda, yayıncının fesih tarihine kadar tahakkuk etmiş telif alacaklarını sözleşmenin feshini izleyen dört ay içinde çevirmene ödeyeceği konularında anlaştıkları tespit edilmiştir.Davacı tarafından vekili aracılığıyla davalıya gönderilen Kadıköy … Notreliğinin 10/11/2017 tarihli, … Yevmiye numaralı ihtarname örneği incelendiğinde; “Müvekkilim ve muhatap aralarında 20.04.2015 tarihli telif hakkı devir sözleşmesi imzalamışlardır. Bu sözleşme uyarınca müvekkilim …’nin … adlı eserinin çevirisini yapacaktır. Müvekkilim anlaşma uyarınca çeviriyi yapıp yayınevine kitabı teslim etmiştir. Muhatap sözleşmenin mad.6.2 de belirtildiği şekilde çevirinin tesliminden itibaren 18 ay içinde piyasa sunması gerekir denilmektedir. Bu madde uyarınca müvekkilim kitabın yayınlanmasını beklerken muhatap yayınevi tarafından başka bir çevirmenin adı ile kitap yayınlanmıştır. Sözleşmeye aykırı davranmıştır. Müvekkilimin manevi şahsiyeti ile oynanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi fesediyoruz.Ayrıca 5.000 TL. manevi tazminat talep ediyoruz.Yayıncı sözleşmenin 7. maddesi uyarınca çevirmene telif ödemesi yapmakla yükümlüdür . Yine sözleşmenin 7.2. mad. uyarınca yayıncı çevirmene çevirinin ilk baskısı için söz konusu baskının ilk satışa sunulduğu tarihteki etiket fiyatı ile baskı adedinin çarpımı üzerinden ilk baskı için brüt %8 ikinci ve sonraki baskılar için brüt %7 telif ücreti ödemeyi taahhüt eder denilmektedir. Bu madde uyarınca telif ücretinin 7 gün içinde … Bankası Selami çeşme Şubesi TR … nolu hesaba ödenmesini, aksi takdirde kanuni yollara müracaat edileceğini mahkeme masraf ve ücreti vekaletin muhataba ait olacağını ihtaren bildiririz.” şeklinde ihtarda bulunduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince …, …, …’ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan 25/12/2018 havale tarihli raporda; Davacı çevirmene ait çevirinin, davalı yayınevi tarafından, ticari veya kar amaçlı çoğaltılmadığı, satışa arz edilmediği, sözleşme olmaksızın izinsiz kullanılmadığı, bu nedenle FSEK md.68 anlamında tazminat doğmayacağı, çevirinin sözleşmeye uygun olduğu varsayımında; davacı çevirmenin ifaya olan menfaatlerinin karşılanmaması nedeni ile ihtar etmiş olduğu cayma tarihine kadar olan, haksız eylem tarihindeki ilk baskıya ilişkin telif tutarı kadar tazminat hakkı olduğu, Mahkemenin, tazminata karar vermesi halinde eylemin haksız fiil olması nedeniyle istenebilecek faizin yasal faiz olduğu, dosyada davalı tarafından ayıba ilişkin sunulan bir rapor , ya da teknik bilirkişi raporu bulunmaksızın, çevirinin hatalı, eksik ve sözleşmeye uygun olmadığı varsayımında, yayıncı açısından tazminatsız fesih hakkı doğuracağı, manevi tazminat talebinin takdirinin ise Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Aynı heyetin 30/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; Dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporuna istinaden; Mahkeme çeviriyi yeterli görmekte ise 2.950,00 TL. tazminat alacağı doğacağı, Mahkemenin FSEK’in 68. Maddesi uyarınca tazminata karar vermesi halinde bu bedelin 8.850,00 TL. olacağını bildirdikleri anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince Anda …, …, …’dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 11/01/2021 tarihli raporda; Davacının 10.11.2017 tarihinde noter kanalıyla cayma hakkını kullandığı, davalının bu süreçte davaya konu “…” adlı eserin başka bir çevirisini yayınladığı ve bu yayın sonrası davacının çevirisini yayınlamasının hayatın olağan akışına uymayacağından, mehil tayinine gerek olmadığı, davalının sözleşmenin kendisine tanıdığı çevirinin ayıplı olması nedeniyle haklı nedenle feshi kullanmaması, çevirinin ayıplı olduğuna dair yapıları bildirime yönelik hiç bir delil sunmaması ve davacının da bu iddiayı reddetmesi nedeniyle davalının mali hakları kullanmamakta kusurlu olduğu ve davacının tazminat talebinde bulunabileceği, ancak FSEK’in 68. maddesi uyarınca mali haklara tecavüz bağlamında davalının bir fiili olmadığı ve maddede belirtilen en çok üç kat fazlası talebinin uygulanmasına yer olmadığı, davacı ve davalı tarafların tercümelerinin karşılaştırılmalarında farklılıklar görüldüğü, ancak farklılıklar tercümanların üslubuna bağlı olduğundan, aynı eserin farklı tercümanlarca yapılmış olan tercümelerinde değişiklik olmasında, orijinal eserin anlam ve anlatımı bozulmadığı takdirde, herhangi bir sakınca olmadığı, kaldı ki basım öncesinde her eserin mutlaka redakte edilmesi gerektiği de dikkate alındığında, davalının tercümesi uygun olarak kabul edileceği gibi, davacının tercümesinin ilk tercümeye göre daha üstün ve doğru olduğunun da söylenemeyeceği, sonuç olarak her iki tercümenin karşılaştırılmasında davacının tercümesinde “ayıplı” olarak nitelendirilecek hiçbir unsur bulunmadığı gibi, davalının tercümesinin de davacının tercümesinden daha doğru veya daha tüstün olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince …, …, …’dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 01.09.2021 tarihli ek raporda; kök rapordaki tespitleri muhafaza ettiklerini bildirmişlerdir.

G E R E K Ç E: Asıl ve birleşen dava, davalının taraflar arasında imzalanan telif hakkı devir sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf talepleri incelendiğinde; asıl ve birleşen dava dilekçesinde davalının çevirmen …’ın adıyla basıp yayınladığı çeviri eserde kendi çevirisinin kullanıldığına dair bir iddiada bulunmadığı, yalnızca sözleşmede belirlenen sürede çevirisini yaptığı eserin yayınlanmaması nedeniyle davalının sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasıyla maddi ve manevi tazminat davası açtığı, bu nedenle davacının çeviri eserine tecavüz iddiası bulunmadığından, Mahkemece FSEK’in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminata hükmedilmemesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Yine davacının çeviri eserine tecavüz iddiasıyla açılan bir dava bulunmadığından davacının FSEK’in 70. maddesi uyarınca manevi tazminat da talep edemeyeceği, davalının sözleşmeye aykırı davranmasının da davacının manevi haklarını ihlal etmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf talebi de kabul edilmemiştir. Davacının telif alacağının eksik hesaplandığına dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; sözleşmede ilk basımın 2000 adet olacağının kararlaştırıldığı, davacının davanın açıldığı tarihten önceki dönemde davalının kitabı 2000 adetten daha fazla bastığına dair bir delil sunmadığı, davalının dava tarihinden önceki dönemde kaç adet bandrol aldığının tespit edilemediği, bu nedenle 2000 adet üzerinden kitabın satış bedeli ile sözleşme hükümlerine göre yapılan hesaplamanın yerinde olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili, davalının sözleşmeye aykırı davrandığına ve çeviriyi gereği gibi yapmadığına dair istinaf talebinde bulunmuşsa da, dava açılana kadar davacıya sözleşmenin 4.2. maddesi uyarınca bir bildirim yapmadığı, kaldı ki bilirkişi raporları ile davacının çevirisinin eksik veya hatalı olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.Yine davacı tarafından 10/11/2017 tarihli ihtarname ile sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden, telif ücretinin ne kadar olduğunun davalı tarafça bilindiği ve ticari bir sözleşme söz konusu olduğundan, tespit edilen telif tazminatı alacağına bu tarihten itibaren en yüksek reeskont faizi uygulanması da hukuka uygun olduğundan, davalı vekilinin faize ilişkin istinaf talebi de kabul edilmemiştir. Davalı vekilinin birleşen davanın reddedilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin istinaf talebiyle ilgili ve resen de yapılan incelemede; davacı tarafından aynı konuda açılan asıl davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, yargılama sırasında dosyaya sunulan 29/05/2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile tazminat talebini 11.850,00 TL olarak artırmasına rağmen, 11/11/2019 tarihinde asıl davada alınan bilirkişi raporuna dayanılarak aynı tazminat alacağıyla ilgili 8.850,00 TL maddi tazminat talepli birleşen davayı açtığı anlaşılmıştır. Bu durumda asıl davaya konu edilen tazminat alacağıyla ilgili açılan birleşen davanın HMK’nun 114/1-ı ve 115/2. maddesi uyarınca derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiği halde, mahkemece HMK’nun 297. maddesine aykırı olacak şekilde davanın neden reddedildiğine dair bir gerekçe belirtilmeksizin birleşen davanın reddine karar verilmesinin ve iki ayrı dava söz konusu olması nedeniyle, her iki dava için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği halde ” Birleşen davada davacı davasını birleştirme talepli olarak açmış ve 3 kat bedel talep etmiş olduğundan , davacının tüm istemlerinin ıslah ile asıl dava içinde çözümlenip tartışıldığından ve maddi tazminatın kabul ve red edilen kısmı üzerinden asıl davada vekalet ücreti ve yargılama giderinin I nolu bölüm başlığında hesaplanmış olması” gerekçesiyle birleşen davada ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usule uygun olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmasına, asıl davada 2.950,00-TL tazminatın ihtar keşide tarihi olan 10.11.2017 tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, FSEK’in 68. maddesi kapsamında 3 kat istemin ve ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine, manevi tazminat isteminin reddine, birleşen davanın HMK’nun 114/1-ı ve 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine, birleşen davada davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleriyle ilgili istinaf talebi bulunmadığından, kazanılmış haklar gözetilerek birleşen davada yargılama gideri hesaplanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinafının KISMEN KABÛL, KISMEN REDDİNE,6100 sayılı HMK.’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 18/01/2022 tarihli 2018/110 E. – 2022/13 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, ASIL DAVADA; 2.950,00-TL tazminatın ihtar keşide tarihi olan 10.11.2017 tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, FSEK’in 68. maddesi kapsamında 3 kat istemin ve ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine, Manevi tazminat isteminin reddine,

BİRLEŞEN DAVADA;Birleşen davanın HMK’nun 114/1-ı ve 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine, 3-İlk derece yargılaması yönünden; Asıl davada -Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin ödenen 102,47 TL harç ile 185,30 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 327,63 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, -Kabul edilen maddi tazminat nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi uyarınca davacı lehine takdir edilen 2.950,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Reddedilen maddi tazminat nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2-3. maddesi uyarınca davalı lehine takdir edilen 2.950,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Manevi tazminat isteminin reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi uyarınca davalı lehine takdir edilen 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacının yargılama giderlerinden olan 35,90 TL başvuru harcı, 102,47 TL peşin harç, 3.720,00 TL tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.858,37 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre (¼ oranında) 964,60 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine Birleşen davada -Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 151,14 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 464,26 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, -Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca davalı lehine hükmedilen 1.416,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Yargılama gideri hesaplanmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılaması yönünden; a-Asıl dava yönünden davacı yandan alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, b-Birleşen dava yönünden davacı yandan alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, c-İstinaf istemi kabul olunmakla davalı tarafından peşin yatırılan istinaf harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi’nce iadesine, ç)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; (492,00 X2 ) istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 198,00TL (posta-teb-müz) masrafı olmak üzere toplam 1.182,00TL’nin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, d)Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 26/02/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Güncel Yazılar