Sosyal Medyada Hakaret Suçu
· · ·

Sosyal Medyada Hakaret Suçu

Dijital çağın en belirgin özelliklerinden biri olan sosyal medya ve internet, iletişimin sınırlarını ortadan kaldırırken, bireylerin hak ve özgürlükleri bağlamında yeni hukuki sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların başında, kişilerin onur, şeref ve saygınlığını hedef alan hakaret suçları gelmektedir. Bu yazımızda, sosyal medyada hakaret suçunun hukuki unsurları ve muhakemesine dair süreçler değerlendirilecektir.

adagio hukuk

Yazı İçeriği

Hakaret Suçu : TCK 125. Madde

(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

Sosyal Medya Üzerinden Hakaret Suçunun Kanuniliği

Türk Ceza Kanunu’nun şerefe karşı suçları düzenleyen bölümünün 125. maddesi, “hakaret suçunu” tanımlamaktadır. Bu düzenleme, eski kanundaki hakaret ve sövme ayrımını ortadan kaldırmıştır. Uygulamada en sık karşılaşılan sorulardan biri, bu suçun internet aracılığıyla işlenip işlenemeyeceğidir. Bu soru, temelde suçta ve cezada kanunilik ilkesi ekseninde iki farklı yaklaşımla ele alınabilir.

Anayasanın 38. maddesi ve TCK’nın 2. maddesi, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı ilkesini güvence altına almaktadır. Bu ilkenin dar yorumuna göre, kanun koyucu TCK’da hakaret suçunun internet üzerinden işlenebileceğini açıkça belirtmediği için, bu tür eylemlerin cezalandırılmaması gerektiği savunulabilir. Bu görüşe göre, internetten işlenen hakaretin cezalandırılabilmesi için ya yeni bir kanun maddesi ihdas edilmeli ya da mevcut maddeye bu durum özel olarak eklenmelidir.

Ancak, teoride ve uygulamada kabul gelen görüşe göre, kanun koyucunun 5237 sayılı TCK’yı hazırlarken internetin varlığından ve bu tür eylemlerin işlendiğinden haberdar olmasına mukabil kanun, suçun işlendiği mecrayı değil, fiilin kendisini, yani hakaretin ne olduğunu tanımlamıştır. Nasıl ki televizyon veya radyo aracılığıyla işlenen bir hakaret için kanunda özel bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmamışsa, internet için de böyle bir gereklilik bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, internet üzerinden gerçekleştirilen hakaret eylemlerinin TCK’nın 125. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve cezalandırılması gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır.

Hakaret Suçunun Temel Unsurları ve Eleştiri Sınırı

Hakaret suçu, en temel tanımıyla kişilerin onur, şeref ve saygınlığını koruma altına alan hukuki bir değerdir. Bir eylemin bu suçu oluşturabilmesi için, o davranışın kişiyi küçük düşürme amacıyla gerçekleştirilmesi gerekir. Ancak, bir ifadenin hakaret niteliği taşıyıp taşımadığı, söylendiği zaman, yer ve bağlama göre değişiklik gösterebilen göreceli bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle hukuk, her sert veya rahatsız edici sözü hakaret olarak kabul etmez. Suçun oluşumu için, ifadelerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı zedeleyecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmesi ya da sövme eylemini içermesi gerekmektedir.

Bu noktada, hakaret ile eleştiri arasındaki ince çizginin doğru bir şekilde çizilmesi hayati önem taşır. Eleştiri; bir kişiyi, olayı veya konuyu çeşitli yönleriyle incelemek, değerlendirmek ve doğru ile yanlış yanlarını ortaya koymak amacıyla sunulan görüş ve düşüncelerdir. Eleştirinin doğası gereği sert, kırıcı ve incitici olması mümkündür ve bu durum tek başına suç teşkil etmez.

İfade özgürlüğü, Anayasa’nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, ifade özgürlüğü yalnızca lehte olan veya zararsız kabul edilen görüşler için değil, aynı zamanda devleti veya toplumun bir bölümünü rahatsız eden, şoke edici veya hoşa gitmeyen düşünceler için de geçerlidir. AİHM, bu tür davalarda öncelikle ifadenin bir “olgu isnadı” mı yoksa “değer yargısı” mı olduğunu inceler. Olgu isnatlarının kanıtlanabilir olması beklenirken, bir değer yargısının kanıtlanmasını istemek dahi ifade özgürlüğüne müdahale olarak görülebilir. Ancak AİHM, hiçbir veriye dayanmayan ve olgusal temelden yoksun değer yargılarını da ifade özgürlüğü kapsamında korumamaktadır.

İnternette Hakaret ve Sosyal Medyada Hakaret Suçu

TCK’nın 125/2. maddesi, suçun mağdura yönelik “sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle” işlenmesi halinde de hakaret suçunun oluşacağını belirtir. Bu hüküm, bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen hakaretin de cezalandırılacağını açıkça ortaya koymaktadır. Örneğin, iki kişi arasında geçen bir elektronik posta (e-mail) yazışmasıyla işlenen hakaret, suçun basit halini oluşturacaktır.

TCK m. 125/2 kapsamında “ileti” olarak kabul edilen araçlar arasında e-posta, SMS, WhatsApp, Instagram, Telegram, X (Twitter) mesajları bu sosyal medya platformlarından gönderilen direkt mesajlar (DM) yer almaktadır.

Sonuç olarak, suçun yüz yüze, mektupla, telefonla veya Twitter’da işlenmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Önemli olan, kullanılan mecradan ziyade, sarf edilen ifadelerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığıdır.

Facebook, Instagram ve (X) Twitter Üzerinden Hakaret

Bu gibi mecralardan işlenen hakaret suçlarına ilişkin failin tespiti ile duruma bağlı olarak suçun niteliği gereği şikayete bağlı ise şikâyet üzerine, kamu davası niteliğini haiz ise ihbar ile veya re’sen soruşturma başlatılmakta ve deliller toplanıp, ifadelerin alınması akabinde cezalandırma talebiyle iddianame düzenlenmektedir. Ancak, kimi durumlarda sosyal medyada hakaret eden kişinin anonim bir hesaptan bu suçu işlemesi veya kimlik bilgilerinin tamamı veya bir kısmı bilinemediğinden kim hakkında şikayette bulunulacağı sorunu ortaya çıkmaktadır.

İnternetten hakaret edilen kişinin tespit edilememesi şikâyet hakkının kullanılmasına engel değildir. Zira, ceza hukukumuz fail etrafında değil, suç etrafında düzenlenmiştir. Bu minvalde, esas şikayet edilen suçun kendisi olup, suçun kim tarafından işlendiğinin tespiti Başsavcılık makamınca araştırılacaktır. Suçun faili bilinmediği durumlarda (F.M.) “faili meçhuk” olarak şikayette bulunmak, kişinin kısmi mevcut ise de bu bilgileri belirtmekte fayda vardır. Örnek olarak, şikayet dilekçesinde “abdulxyz” nickli abdül ismini kullanan şahıs (F.M) olarak belirtmekte bir beis yoktur.

Öte yandan bu gibi sosyal medya platformlarından işlenen suçlarda failin tespit edilmesi noktasında da birtakım engeller mevcuttur. Soruşturma makamları, şikâyet üzerine maddi gerçeği araştırmakla yükümlüdür. Hakaret suçunun failinin tespiti veya suçun tespiti bakımından sosyal medya platformunun sahibi şirketten bilgi alınması gerekliliği doğabilmektedir. Türkiye merkezli bir şirketin Türk yasalarına uyma gereği ve soruşturma makamlarına bilgi verme/ yardımcı olması gereklidir. Ancak, Facebook ve Twitter gibi platformların merkezlerinin yurt dışında olması (USA, California) nedeniyle Türk yasaları ile bağlı değillerdir. Hakaret suçunun failinin tespiti noktasında adli makamlara yardımcı olmaları uygulamada istisnai bir durumdur.

Şöyle ki; bu gibi şirketlerden adli istinabe yoluyla kullanıcıların kişisel bilgileri istendiğinde uygulamada bu taleplerin reddedildiği, kişisel bilgilerin paylaşılmadığı görülmektedir. Bu şirketler, adli istinabe istenen fiilin Amerikan Federal Yasalarına ve Kaliforniya Eyalet Yasalarına göre suç oluşturup oluşturmadığını da dikkate almaktadır. Nihayet, cinsel istismar, kasten öldürme gibi suçların veya intiharın önlenmesi dışarısında adli istinabe talepleri ekseriyetle kabul görmemektedir. Bu minvalde, Başsavcılığın adli istinabe talebi kabul görmeyip, failin kimlik bilgilerine ulaşılamadığından bahisle soruşturma akamete uğrayabilmekte ve takipsizlik kararı verilebilmektedir. Ancak bu halde dahi savcılık soruşturmayı yürütmeli, bir başka ifade ile soruşturmaya yer olmadığına dair karar (SYOK) vermeyerek, soruşturma neticesinde şartları var ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) vermelidir.

Retweet Yoluyla Suça İştirak

Yargıtay, sadece hakaret içerikli bir gönderi oluşturmanın değil, aynı zamanda başkası tarafından yazılmış hakaret içerikli bir paylaşımı “retweet” yapmanın da hakaret suçunu oluşturabileceğini kabul etmektedir. Failin mağdura yönelik “şerefsiz, pislik” gibi ifadeler içeren paylaşımları retweet etmesi, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe olarak görülebilmektedir.

Basın ve Yayın Yoluyla Hakaret

TCK’nın 125/4. maddesi, hakaret suçunun “basın ve yayın yoluyla” işlenmesi halinde cezanın artırılacağını hükme bağlamıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 6. maddesinin (g) bendi ise “basın ve yayın yolu” deyiminin ne anlama geldiğini açıklamaktadır. Buna göre bu deyim, “her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınları” kapsamaktadır. İnternet ve sosyal medyanın “elektronik kitle iletişim aracı” olduğundan şüphe yoktur. Dolayısıyla, Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformları veya diğer bilişim ağları üzerinden işlenen ve aleniyet arz eden hakaret eylemleri, suçun nitelikli halini oluşturur ve cezanın altıda bir oranında artırılmasını gerektirir.

Kamu Görevlisine Karşı İnternet Üzerinden Hakaret

Hakaret suçunun nitelikli hallerinden biri, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesidir. TCK düzenlemesine göre, hakaretin kamu görevlisinin yürüttüğü görev nedeniyle yapılması şarttır; bu eylem ile kamu görevi arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Görev sırasında ancak görevinden kaynaklanmayan hakaretler ise suçun basit hali olarak kabul edilir ve soruşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır.

Yargı kararlarında bu ayrım net bir şekilde görülmektedir. Örneğin, bir trafik polisinin kestiği ceza makbuzunu altında hakaret içerikli ifadelerle sosyal medya hesabında paylaşan bir şoförünün eylemi, kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçunu oluşturmuştur.

İspat

Ceza yargılamasının temel amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ancak bu amaca ulaşılırken hukukun evrensel ilkelerinden ve kanuni düzenlemelerden sapılamaz. Anayasa’nın 38/6, CMK’nın 206/2-a ve 217/2. maddeleri, hukuka aykırı olarak elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini açıkça hüküm altına almıştır. Bir kişinin özel görüşmelerinin gizlice kaydedilmesi hukuka aykırıdır ve bu yolla elde edilen kayıtlar delil niteliği taşımaz.

Bununla birlikte, Yargıtay içtihatları bu kurala önemli bir istisna getirmiştir. Yargıtay’a göre; bir kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, başka bir şekilde delil elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması hukuka uygun kabul edilmelidir.

Ancak bu istisnanın uygulanabilmesi için olayın ani gelişmesi ve başka delil elde etme imkanının bulunmaması şarttır. Faili kışkırtarak, planlı bir şekilde tuzağa düşürerek veya önceden kurgulanmış senaryolarla elde edilen ses ve görüntü kayıtları hukuka aykırı delil niteliğini koruyacaktır.

Şikâyet Süresi ve Mütemadi Suç

Hakaret suçu, takibi şikâyete bağlı bir suçtur ve mağdurun, faili veya fiili öğrenmesinden itibaren altı ay içinde şikâyet hakkını kullanması gerekir. Doktrinde ve uygulamada, bu suçun “ani suç” olduğu, yani fiilin işlendiği anda tamamlandığı kabul edilir ve altı aylık süre bu andan itibaren başlatılır.

Ancak bu durum, internetin doğası gereği ciddi bir soruna yol açmaktadır. Bir internet sitesinde, blogda ya da sosyal medya profilinde yayınlanan hakaret içeriği, silinmediği müddetçe varlığını sürdürür ve mağduriyet devam eder. Ne var ki, bazı durumlarda Cumhuriyet Savcılıklarının bu hükmü dar yorumlayarak, eylemin üzerinden altı ay geçtiği gerekçesiyle soruşturmaya yer olmadığına karar verdikleri görülmektedir. Oysa hakaret içeren bir ifadenin internette kalmaya devam etmesi, suçun işlenmeye devam ettiği anlamına gelir; çünkü üçüncü kişiler veya mağdur tarafından her okunduğunda eylem tekrarlanmaktadır. Bu nedenle, söz konusu içerik internette erişilebilir olduğu sürece suçun “mütemadi (kesintisiz) suç” olarak kabul edilmesi ve altı aylık sürenin dolduğundan bahsedilmemesi gerekir.

Nitekim Yargıtay ekseriyetle basın yoluyla işlenen suçlarda, eserin son baskı tarihini suç tarihi kabul ederek suçun mütemadi nitelikte olduğuna hükmetmiş ve zamanaşımı gerekçesiyle verilen düşme kararını bozmaktadır. Bu yaklaşım, internet yayınları için de emsal teşkil etmektedir.

Öte yandan 7531 sayılı Kanun’un 14. maddesi, TCK’nın “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar” başlıklı 73. maddesinin ikinci fıkrasına önemli bir ekleme yapmıştır. Bu ekleme ile şikayete tabi hakaret suçları için azami bir şikayet süresi belirlenmiştir.

Yeni düzenlemeye göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her ne suretle olursa olsun iki yılı geçemeyecektir. TCK Madde 73/2’nin mevcut hali, şikayet süresinin, hak sahibinin fiili ve faili öğrendiği günden başladığını düzenlemektedir. Yeni eklenen cümle, bu kuralı değiştirmemekle birlikte, öğrenme tarihinden bağımsız olarak fiilin işlendiği andan itibaren işleyecek iki yıllık bir üst sınır getirmektedir. Bu hüküm, failin uzun süreler boyunca şikayet tehdidi altında kalmasını engellemeyi amaçlamaktadır.

Kanun’a eklenen Geçici Madde 7 uyarınca bu kural, kanunun yürürlüğe girdiği 14 Kasım 2024 tarihi itibarıyla halihazırda soruşturma veya kovuşturma aşamasında olan dosyalar için uygulanmayacaktır.

Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanması

Hakaret suçunda TCK m. 29’daki genel haksız tahrik hükümlerinden farklı olarak, özel bir haksız tahrik durumu TCK m. 129’da düzenlenmiştir. Buna göre, hakaret suçunun kasten yaralama gibi haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi durumunda faile ceza verilmeyebilir veya cezasında indirim yapılabilir.

Önödeme

Ceza adalet sisteminde “kovuşturma mecburiliği” ilkesine bir istisna olarak kabul edilen önödeme gibi alternatif çözüm yolları, devletin infaz yükünü azaltma ve mahkemelerin iş yoğunluğunu hafifletme gibi pratik amaçlara hizmet etmektedir. 7531 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile TCK’nın 75. maddesinde yapılan değişiklikle, hakaret suçunun belirli nitelikli halleri önödeme kapsamına alınmıştır.

Yapılan düzenleme ile TCK Madde 75/6’ya yeni bir alt bent eklenmiştir. Bu değişikliğe göre, aşağıda belirtilen hakaret suçu türleri önödeme kurumuna tabi olacaktır:

  • Mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret (TCK Madde 125/2).
  • Hakaretin, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi (TCK Madde 125/3-b).
  • Hakaretin, kişinin dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklaması, değiştirmesi veya yaymaya çalışmasından dolayı işlenmesi (TCK Madde 125/3-c).
  • Hakaret suçunun alenen işlenmesi (TCK Madde 125/4).

Bu düzenlemenin temel amacı, belirtilen hakaret suçlarını işleyen kişileri ceza infaz kurumlarının olumsuz etkilerinden uzak tutmak ve ceza adalet sistemini daha etkin kılmaktır. Ancak, TCK’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen temel hakaret suçu bu kapsamın dışındadır.

Önemle belirtmek gerekir ki, önödeme kurumunun uygulanması tekerrür durumunda kısıtlanmıştır. Failin, aynı suçu beş yıl içinde yeniden işlemesi durumunda önödeme hükümleri uygulanmayacak ve hakkında kamu davası açılması zorunlu hale gelecektir.

Uzlaşma

7531 sayılı kanunun 16. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi yeniden düzenlenmiştir.

Bu değişiklikle TCK Madde 125/2 kapsamında, yani mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret suçunun uzlaşma kapsamından çıkarılmasıdır. Dolayısıyla bu suç tipi, artık bir uzlaştırma konusu olamayacaktır. Bu suçun nitelikli hallerinin (dini değerler, siyasi düşünce vb. veya alenen işlenmesi) varlığı durumunda da uzlaştırma yoluna gidilemeyecektir. Bu düzenlemenin gerekçesi olarak, söz konusu suçun önödeme kapsamına alınarak daha etkin bir mücadele hedeflenmesi gösterilmiştir.

Adagio blog etiketi Danışmanlık

Sosyal Medya Üzerinden Hakaret Davası Avukatlık Ücreti

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca sosyal medya üzerinden hakaret davası için avukata ödenecek ücretin asgari tutarı 30.000,00 TL‘dir.

adagio hukuk

Sıkça Sorulan Sorular

Sosyal medyada hakaret suçu nedir?

Bir kişinin sosyal medya platformları (Instagram, Twitter, Facebook, TikTok, WhatsApp vb.) üzerinden onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi veya sövmek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunulmasıdır.

Hangi ifadeler sosyal medyada hakaret sayılır?

“Hırsız”, “dolandırıcı”, “ahlaksız” gibi somut suçlamaların yanı sıra, “aptal”, “şerefsiz”, “geri zekalı” gibi onur ve saygınlığı zedeleyici her türlü küfür, yakıştırma ve aşağılayıcı ifade hakaret suçu kapsamına girer.

Sosyal medyada hakaretin cezası nedir?

Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre sosyal medyada aleni şekilde işlenen hakaret suçunun cezası, temel olarak 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Suçun herkese açık bir profilden veya gruptan işlenmesi (aleniyet) nedeniyle cezada artırıma gidilebilir.

Hakarete uğradığımda ne yapmalıyım? İlk adım ne olmalı?

Hakaret içeren paylaşımın, yorumun veya mesajın ekran görüntüsünü (URL, tarih ve saat görünecek şekilde) alın. Bu, davanızdaki en önemli delil olacaktır. Delil tespitinin Noterlik e-tespit vasıtasıyla yapılması ispat açısından faydalı olacaktır. Ardından şikâyet sürecini başlatabilirsiniz.

Sosyal medyada hakaret için nereye şikayette bulunulur?

Hakarete uğrayan kişi, elindeki delillerle (ekran görüntüleri vb.) birlikte ikamet ettiği yere en yakın Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya en yakın polis/jandarma karakoluna giderek şikayetçi olabilir.

Şikayet için bir süre sınırı var mı?

Evet. Hakaret suçu şikayete tabidir. Mağdurun, hakareti ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayette bulunma hakkı vardır. Bu süre geçirilirse şikayet hakkı düşer. Nihayet, son yasal düzenleme ile 14 Kasım 2024 tarihi itibarıyla halihazırda soruşturma veya kovuşturma aşamasında olan dosyalar hariç olmak üzere bu tarihten sonraki hakaret suçu bakımından şikayet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her ne suretle olursa olsun iki yılı geçemeyecektir.

Sahte (fake) hesaptan yapılan hakarette fail bulunabilir mi?

Evet. Savcılığın talebi üzerine Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün yürüttüğü teknik çalışmalarla (IP adresi tespiti vb.) sahte hesabın gerçek kullanıcısına ulaşmak mümkündür.

DM’den edilen hakaret suç sayılır mı?

Evet. Instagram DM, Twitter DM, WhatsApp veya diğer platformların özel mesajlaşma özellikleri üzerinden yapılan hakaretler de TCK kapsamında suç teşkil eder ve yargılamaya konu edilebilir.

Yorumu beğenmek veya Retweet suç mudur?

Yargıtay kararlarına göre, hakaret içeren bir gönderiyi beğenmek tek başına suç oluşturmasa da bu içeriği paylaşmak veya alıntılayarak yaymak (retweet gibi) suça iştirak olarak kabul edilebilir ve cezai sorumluluk doğurabilir.

Eleştiri ile hakaret arasındaki fark nedir?

İfade özgürlüğü kapsamında yapılan, kişiyi değil fikir veya eylemleri hedef alan, sert de olsa yapıcı ve kamusal bir tartışmaya hizmet eden ifadeler eleştiri sayılır. Ancak ifade, kişinin onurunu ve saygınlığını zedelemeye yönelik aşağılayıcı bir dil içeriyorsa hakaret suçunu oluşturur.

Hakaret davası açmak için avukat tutmak zorunlu mu?

Ceza davası için şikayette bulunurken avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak sürecin doğru yürütülmesi, delillerin usulüne uygun sunulması ve hak kayıplarının önlenmesi için avukattan destek alınması tavsiye edilir.

Hem ceza hem de tazminat davası açabilir miyim?

Evet. Ceza davası ile failin cezalandırılması sağlanırken, ayrı bir hukuk davası (manevi tazminat davası) açılarak uğradığınız manevi zararın tazmin edilmesini talep edebilirsiniz.

Dava ne kadar sürer?

Davanın süresi; soruşturma faaliyeti, failin tespit edilme süreci, iddianame düzenlenmesi, mahkemenin iş yoğunluğu, tarafların savunma ve beyanlar için süre isteyerek duruşmanın sonraki celseye bırakılması gibi birçok faktöre bağlı olarak değişmekle birlikte, genellikle 1 ila 2 yıl arasında sürebilmektedir.

Hakaret edene ben de hakaretle karşılık verdim. Durum ne olur?

Karşılıklı hakaret durumunda, TCK Madde 129’a göre hâkim, olayın mahiyetine göre her iki tarafa verilen cezayı üçte birine kadar indirebilir veya ceza vermekten tamamen vazgeçebilir.

Kamu görevlisine sosyal medyadan hakaretin cezası daha mı ağır?

Evet. Hakaretin bir kamu görevlisine, görevinden dolayı yapılması nitelikli hal sayılır ve cezanın alt sınırı 1 yıldan az olamaz. Bu durumda şikâyet aranmaz, savcılık re’sen soruşturma başlatır.

Yabancı dilde edilen küfür veya hakaret de suç mudur?

Evet. Hakaretin hangi dilde yapıldığının bir önemi yoktur. Önemli olan, ifadenin mağdurun onur ve saygınlığını zedeleyici bir anlam taşımasıdır. Gerekirse bu ifadeler tercüman bilirkişi tarafından çevrilir.

Ekran görüntüsü tek başına yeterli delil midir?

Ekran görüntüsü esasen geçerli bir delildir. Ancak bazı durumlarda mahkeme, bu delilin URL tespiti ve sair ek delillerle desteklenmesini isteyebilir. Noter aracılığıyla e-tespit yaptırmak da delilin gücünü artırır.

Hakaret içerikli gönderiyi sildirmem mümkün mü?

Evet. Hukuki süreçle birlikte veya ayrı olarak, Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak kişilik haklarınızı ihlal eden içeriğe erişimin engellenmesini veya tamamen kaldırılmasını talep edebilirsiniz.

Sosyal medya hakaret davalarında hangi mahkeme görevlidir?

Sosyal medyada işlenen hakaret suçlarına ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise genellikle mağdurun hakareti öğrendiği yer veya kendi ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir.

adagio hukuk

Sonuç

Sosyal medya ve internet üzerinden işlenen hakaret suçları, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki hassas dengeyi sürekli olarak gündemde tutmaktadır. Bir ifadenin sert bir eleştiri mi yoksa onur, şeref ve saygınlığı zedeleyen bir hakaret mi olduğunun tespiti, ifadenin içeriği, amacı, söylendiği bağlam ve hedef aldığı kişinin konumu gibi birçok faktörün bir arada değerlendirilmesini gerektirir.

TCK’nın 125. maddesi, suçun işlendiği mecradan bağımsız olarak şeref ve haysiyete yönelik saldırıları yaptırım altına almaktadır. Özellikle sosyal medya gibi aleniyetin yüksek olduğu platformlarda işlenen suçlar, TCK’nın 6. ve 125. maddeleri uyarınca “basın ve yayın yoluyla” işlenmiş kabul edilmekte ve daha ağır cezaları gerektirmektedir. İnternetin kalıcı ve yayılabilir doğası göz önüne alındığında, bu suçların “mütemadi suç” olarak kabul edilmesi söz konusu olabilmektedir.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar