Maaş zammı ayrımcılığı
·

Maaş Zammı Ayrımcılığı

İş ilişkisinin temel yapı taşlarından olan ücretlendirme politikaları ve yıllık maaş artışları, çalışanların iş yerine bağlılığı ve genel çalışma ortamının huzuru üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. İşverenlerin, yönetim hakları çerçevesinde çalışanlarına farklı oranlarda zam uygulama serbestisi mevcut olsa da bu yetki mutlak ve denetimsiz değildir. Çalışanlara yapılacak zam oranları belirlenirken adil, nesnel ve eşitlikçi bir tutum sergilenmesi, hem kanuni bir yükümlülük hem de işverenin saygınlığını pekiştiren bir unsurdur. Bu yazımızda, maaş zammı ayrımcılığı konusunu inceleyeceğiz.

İş yerlerinde çalışanlara farklı oranlarda zam yapılması, hukuka uygun kabul edilmesi için belirli şartların varlığı aranır. İşverenin yönetim hakkı, çalışanların performans, verimlilik, yetkinlik gibi objektif niteliklerini göz önünde bulundurarak ücretlendirme stratejileri geliştirmesini de içerir. Bu doğrultuda, daha yüksek performans sergileyen veya daha fazla sorumluluk alan bir çalışana, diğerlerine kıyasla daha yüksek bir oranda zam yapılması, hakkaniyet ve eşitlik ilkesinin bir gereği olarak dahi görülebilir.

Ancak bu farklılaştırmanın temelinde keyfi veya ayrımcı bir yaklaşım bulunmamalıdır. İşveren, zam oranlarını belirlerken nesnel ve ölçülebilir kriterlere dayanmakla yükümlüdür. Bu kriterler arasında çalışanın pozisyonu, kıdemi, eğitim seviyesi, performans değerlendirme sonuçları ve üstlendiği görevin niteliği gibi unsurlar sayılabilir. Örneğin, aynı departmanda ve aynı unvanda çalışan iki personelden birinin ilgili alanda yüksek lisans derecesine sahip olması ve performans metriklerinde diğerine göre belirgin şekilde daha başarılı olması, kendisine daha yüksek bir zam yapılmasını meşru kılabilir. Nitekim Yargıtay, bir kararında eğitim durumu ve performansı daha üstün olan çalışanlara farklı zam oranları uygulanmasının, işverenin objektif gerekçelere dayanması halinde eşit davranma borcuna aykırılık teşkil etmeyeceğine hükmetmiştir. Benzer şekilde Yüksek Mahkeme, çalışanların objektif ve subjektif nitelikleri, görev tanımları ve çalışma şartları gibi geçerli nedenlerle farklı ücret veya yan haklara sahip olmasının eşitlik ilkesini ihlal etmeyeceğini kabul etmektedir.

Buna karşılık, bu gibi objektif ve haklı bir temele dayanmaksızın, benzer nitelik ve pozisyondaki çalışanlar arasında maaş zammı konusunda farklılık yaratılması, işverenin eşit işlem yapma borcunu doğrudan ihlal eder. Örneğin, aynı nitelikteki işi yapan ve aynı bölümde görevli çalışanlardan bir kısmına zam yapılırken, geçerli bir neden olmaksızın diğerlerine hiç zam yapılmaması veya bariz şekilde daha düşük bir oranda yapılması, bu borcun ihlali olarak değerlendirilir. Yargıtay tarafından da, herhangi bir haklı sebep sunulmaksızın bir çalışana emsallerinden daha düşük ücret artışı yapılması, işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkı tanıyan bir durum olarak kabul edilmiştir.

Ayrımcılık Yasağı ve İşverenin Sorumlulukları

Eşit işlem borcunun daha özel ve ağırlaştırılmış bir ihlalini ise ayrımcılık yasağının çiğnenmesi teşkil eder. İşveren, maaş zammı oranlarını belirlerken çalışanların dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, engellilik durumu, siyasal düşüncesi, felsefi inancı, dini veya mezhebi gibi faktörlere dayalı olarak farklı bir uygulamada bulunamaz. Bu tür bir muamele, doğrudan ayrımcılık yasağının ihlalidir ve işveren açısından hukuki sorumluluk doğurur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi, bu yasağı “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz” hükmüyle açıkça güvence altına almıştır. Kanun, bu tür bir ayrımcılığa uğrayan çalışana önemli haklar tanımaktadır.

Haksız Zam Uygulaması Karşısında İşçinin Hakları

İşverenin objektif kriterlerden uzak ve ayrımcılık oluşturan bir zam politikası izlemesi halinde, çalışanın başvurabileceği çeşitli hukuki imkanlar bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloda, bu haklar ve koşulları özetlenmiştir.

Tazminat Türü
Açıklama
Ayrımcılık Tazminatı
İş Kanunu'nun 5. maddesinde sayılan dil, din, ırk, cinsiyet gibi nedenlerle ayrımcılık yapılması halinde doğar.
İş Sözleşmesini Haklı Nedenle Fesih
İşverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket etmesi, işçi için haklı bir fesih nedeni oluşturur.
Kıdem ve İhbar Tazminatı
İşçi, sözleşmeyi haksız zam uygulaması gibi haklı bir nedenle feshettiğinde kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır.
Eda Davası
Uğranılan eşitsizliğin giderilmesi ve mahrum kalınan ücret zammı farkının ödenmesi talebiyle açılır.
Maddi ve Manevi Tazminat
İşverenin eşitlik ilkesine aykırı davranışı nedeniyle çalışanın kişilik hakları zedelenmiş veya maddi bir zarara uğramışsa, genel hükümlere göre maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı da mevcuttur.
Diğer İşçilik Alacakları
Haklı nedenle fesih durumunda çalışan, kıdem tazminatının yanı sıra ödenmemiş yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti gibi diğer birikmiş alacaklarını da talep etme hakkına sahiptir.

Davada İspat

Hukuki süreçlerde en kritik meselelerden biri ispat yükümlülüğüdür. Maaş zammı uygulamasında eşitlik ilkesinin veya ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasını kanıtlama yükümlülüğü, temel kural olarak iddia sahibi olan işçiye aittir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi bu durumu, “işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür” şeklinde netleştirmiştir. İşçi, kendisiyle benzer konumdaki diğer çalışanlara kıyasla haksız bir muameleye maruz kaldığını ücret bordroları, tanık beyanları veya diğer delillerle mahkemeye sunmalıdır.

Bununla birlikte, kanun koyucu bu kurala işçi lehine iki önemli istisna getirerek ispat yükünün yönünü değiştirmiştir:

  • İşçi, ayrımcılığın varlığına dair güçlü bir karine veya olgu sunarsa, bu durumda ayrımcılık yapılmadığını ispat etme yükümlülüğü işverene geçer.
  • İşveren, bu süreçte iş sözleşmesini bir neden göstermeden veya geçersiz bir nedenle feshederse, feshin geçerli bir nedene dayandığını ispatlama sorumluluğu yine işverene ait olur.

Yargıtay 9. HD. 2024/11812 E. 2024/15957 K. 10.12.2024 T. künyeli ilamına göre; “Eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükü işçide olmakla birlikte, anılan maddenin son fıkrasında yer alan düzenlemeye göre işçi ihlalin varlığını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürdüğünde aksi işveren tarafından ispatlanmalıdır.”

Dava Süresi

Aynı işi yapan işçilere farklı ücretler belirlenmesi gibi hassas konuları barındıran iş davaları, mahkemelerin mevcut iş yükü ve yargılama usullerine bağlı olarak genellikle 1 ila 1,5 yıl arasında sonuçlanabilmektedir.

İş Davası Avukatlık Ücreti (2025)

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca avukatlık ücreti bu davalarda nispi belirlenir. Bu minvalde iş davası için genellikle %10-%25 arasında avukatlık ücreti alınır. Herhalde Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2/2-10 uyarınca maaş zammı ayrımcılığı nedeniyle iş davası için avukata ödenecek ücretin asgari tutarı 30.000,00 TL‘dir.

6100 sayılı HMK m.329 uyarınca; karşı tarafın kötü niyetli veya haksız olarak iş davası açtığı durumlarda avukata ödenen bu meblağın karşı taraftan tahsili gerekir. Bir başka anlatımla; somut olayda avukata davada vekillik yapması için ödenen meblağ 30.000,00 TL ise dava sonunda karşı tarafın haksız çıkması halinde 30.000,00 TL’nin karşı taraftan alınarak kişiye geri ödenmesi gerekir.

Sonuç

İşverenlerin çalışanlarına farklı oranlarda maaş zammı yapması, performans, kıdem, eğitim ve görevin niteliği gibi objektif ve haklı nedenlere dayandırıldığı müddetçe yasal bir uygulamadır. Ancak bu yetkinin keyfi, ayrımcı ve eşitlik ilkesine aykırı biçimde kullanılması, çalışanlara iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmekten çeşitli tazminatları talep etmeye kadar uzanan önemli yasal güvenceler sağlamaktadır. Çalışanın bu haklarını etkin bir şekilde kullanabilmesi, iddialarını somut delillerle desteklemesine ve yasal prosedürlere titizlikle uymasına bağlıdır. Aksi bir durum, haklı bir iddiaya rağmen davanın kaybedilmesi veya sürecin uzaması gibi istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu sebeple, maaş zammı konusunda ayrımcılığa uğradığını düşünen bir çalışanın, sürecin en başında bir iş hukuku uzmanı avukattan profesyonel hukuki destek alması, haklarının etkin bir şekilde korunması için kritik bir önem taşımaktadır.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar