Hükmün gerekçesinin karardan ayrı olarak yazılıp, kararın eki olarak gerekçeli karara eklenmesi hukuka aykırıdır
- ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
- Esas Numarası: 2022/137
- Karar Numarası: 2024/532
- Karar Tarihi: 15.03.2024
K A R A R
BAŞKAN : … …
ÜYE : … …
ÜYE : … …
KATİP : … …
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/10/2021
NUMARASI : 2019/205 E. – 2021/338 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : ..
DAVANIN KONUSU :Fikir ve Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara
Tecavüzün Tespiti, Men’i, Ref’i, Sözleşmenin Butlanı
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2021 tarih ve 2019/205 Esas – 2021/338 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalının, çevirisi şahsına ait olan … adlı kitabını sanki üç çevirmeni varmış gibi yayınladığını, şahsı dışında … ve …’ın yayınlanan eserlerde çevirmen olarak gösterildiğini, davalı ile 14/09/2015 tarihinde …’nın çevirisi için sözleşme imzaladığını, çeviri ücretini sözleşme hükümlerine uygun olarak tahsil ettiğini, davalı yayınevinin editörü …’ın 7. ve 8. bölümlerin çevirisinin daha önce başka bir çevirmen tarafından yapıldığını ve bu çevirilerin kullanılacağını tarafına bildirdiğini, 21 Aralık 2015 tarihinde kendisine bu durumu kabul etmeyen e-postayı gönderdiğini, kendisinin karşı çıkmasına rağmen kitap üç çevirmenliymiş gibi basıldığını ileri sürerek, hak gaspının engellenmesine, şöhret ve itibarının iade edilmesine, çevirinin eli ürünü olduğunun ispatı ile basılı nüshalarda isim ve unvanının konulmasına, satıştaki nüshaların toplatılarak düzeltilmesine/imha edilmesine, davalı tarafın sözleşmeyi tek taraflı ihlal etmesi nedeniyle sözleşmenin butlanla sakat sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, HMK m.119/1-d ve ğ bendi gereği dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurlar bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin; … tarafından yazılmış bulunan “…” isimli eserin Türkçe dilinde Türkiye’deki fikri ve mali haklarının sahibi olduğunu, bu eserin Türkçe’ye çevrilmesi için müvekkili ile davacı arasında 14/09/2015 tarihinde çevirmen sözleşmesi imzalandığını, müvekkili editörü … ve diğer müvekkili şirket yetkilileri tarafından davacının yaptığı çevirinin, eserin orijinalindeki anlamına aykırı olacak şekilde Türkçe’ye çevrildiği ve düzeltilmesi gerektiğinin tespit edildiğini, davacı çevirmene, eserin orijinal anlamına aykırı olarak çevrildiğinin yazılı olarak bildirildiğini, davacıya çeviriyi düzeltmesi için uyarı yapıldığı halde, davacının düzeltme yapmak için zamanı olmadığını, düzeltme yapamayacağını yazılı olarak beyan ettiğini, çeviri üzerinde yapılacak düzeltme ya da değişikliğe de peşinen onay verdiğini, ayrıca eserin basımında çevirmen olarak istedikleri isim/isimleri de basabileceklerini yazılı olarak bildirdiğini, söz konusu onaydan sonra ve kitabın basımının ve yayımının gerçekleşmesinden çok uzun süre sonra huzurdaki davanın açılmasının açıkça kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından yapılan çeviri niteliksiz ve hatalı olduğu için yapılan düzeltme ve değişikliklerin neredeyse yeni bir çeviriye denk geldiğini, davacının adının basılan kitaptan müvekkilinin iyi niyeti dolayısıyla çıkarılmadığını, ancak kitaba katkısı kayda değer olan diğer iki çevirmenin adının da, davacının yazılı onay vermesi dikkate alınarak, kitaba eklendiğini, bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılarak davacının çevirisinin, eserin orijinal dilindeki anlamını Türkçe’ye yansıtıp yansıtmadığının orijinal dile sadık kalınarak Türkçe’ye çevrilip çevrilmediğinin tespit edilmesi, eser sahibi olan müvekkilinin; eserin manevi haklarını korumak ve eserin orijinal dilinde doğru dile çevrilerek yayınlama hakkını kullandığının tespit edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında birçok karşılaştırmalı tablo olduğu, bu tabloların UYAP Doküman Editörüne işlenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, bir bütün olarak gerekçeli kararın, dolayısıyla delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmının, işbu gerekçeli karar ekinde DOC formatında mündemiç bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı haklara tecavüz teşkil edecek eylemlerde bulunduğunun tespitine, muhtemel tecavüz eylemlerinin men’ine, tecavüz eylemlerinin ref’ine, tecavüzün ref’i kapsamında; davalı tarafından yayınlanan 978-605-9137-37-9 ısbn numaralı “kişilik kuramları” isimli kitapların davalının elinde bulunan nüshalarının toplatılarak imha edilmesine, basılı nüshalara davacının tek başına adının konması ve satıştaki nüshaların toplatılarak düzeltilmesine ilişkin ref yöntemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taraflar arasındaki sözleşmenin butlan sayılması isteminin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, gerekçeli kararın iki ayrı formatta bölünerek hazırlanmasının ve gerekçe kısmının gerekçeli kararın dışında bir metin olarak doc dökümanı olarak hazırlanmasının HMK’nın 297-298 maddeleri gereğince usul kanununa aykırı olduğunu, sırf bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini, gerekçeli kararın hüküm başlığının 1.nolu bendinin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde yazılmadığını, 29.06.2020 tarihli bilirkişi raporunun müvekkili savunmalarını doğruladığını, bu rapora göre davanın tümden reddi gerekmekteyken mahkemece neden bu rapora itibar edilmediği açıklanmadan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, gerekçeli kararda neden dosya kapsamında alınan 2. heyet raporuna üstünlük verildiğinin açıklanmadığını, gerekçeli kararın sadece karşılaştırma tablolarının kopyalanıp yapıştırılması suretiyle oluşturulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında, davacının bir takım haklarının ihlal edildiğine dair çelişkili ve subjektif bir değerlendirme yapıldığını, oysa bilirkişi heyetindeki psikolog ve öğretim üyesi olan üyelerin, kitabın yanlış ve hatalı olarak çevirildiğini açıkça bildirdiklerini, davacının çevirisinin FSEK’in 6. maddesi kapsamında bir işlenme eser olamayacağını, davacı tarafından yapılan çeviri niteliksiz ve hatalı olduğu için müvekkili tarafından bu çevirinin kullanılmadığını, yeni bir çeviri yaptırıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti, men’i, ref’i ile taraflar arasındaki sözleşmenin butlanla sakat sayılması istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin 3. fıkrası uyarınca mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmak zorundadır. HMK’nın 297. maddesinde ise hükmün hangi hususları kapsaması gerektiği düzenlenmiş olup buna göre mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetlerini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri ihtiva etmelidir. Öte yandan, Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2011 gün, 2011/11–567 esas, 2011/676 karar ve 14.11.2012 gün, 2012/11–417 esas, 2012/791 karar, 14.01.2015 gün, 2013/11-1316 esas, 2015/34 karar, 01.04.2015 gün, 2013/11-1572 esas, 2015/1133 karar ve 12.04.2017 gün, 2017/11-74 esas, 2017/728 karar sayılı ilamlarında da benimsendiği üzere, mahkemece gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere, kararın ekinde yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında, HMK.’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesi ve Anayasa’nın 141. maddesi hükümlerine uygun düşmeyecek biçimde şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüde neden olunmasına yol açabilecektir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile uyuşmazlık özetlendikten sonra delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde, birçok karşılaştırmalı tablo olduğu, bu tabloların UYAP Doküman Editörüne işlenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, bir bütün olarak gerekçeli kararın, dolayısıyla delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmının, iş bu gerekçeli karar ekinde DOC formatında mündemiç olduğu belirtilmiş, bunun dışında bir gerekçeye yer verilmemiş, taraf delillerinin değerlendirilmesi ve hükmün gerekçesi ise ayrıca yazılarak gerekçeli karara eklenmiştir. Bu durum yukarıdaki paragrafta açıklanan hükümlere ve Yargıtay uygulamasına aykırı olup, hükmün gerekçesinin karardan ayrı olarak yazılıp, kararın eki olarak gerekçeli karara eklenmesi mümkün değildir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, ortada yasaya uygun bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK.’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 06/10/2021 gün ve 2019/205 Esas – 2021/338 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024

