Esere dair mali hakları devreden eser sahibinin mali haklara dayalı açtığı davada aktif dava ehliyeti yoktur
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
- Esas Numarası: 2021/756
- Karar Numarası: 2024/862
- Karar Tarihi: 13.05.2024
DAVANIN KONUSU Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının basımını yaparak satışa arz ettiği ve internet satış sayfasında ve piyasadaki kitabın 5. baskısını yaptıkları ” …” adlı eserin orijinali, Prof. Dr. … hocanın Almanca orijinalı “…” adlı eserinin müvekkili tarafından Türkçeye çevirerek “…” adlı eserden derleme olduğu aynı eserden elde edilerek isminin değiştirildiği ve üstelik müvekkilinin tercümesinden hiç bahsedilmediği, eserin orijinal adı zikredilmediği için Kültür Bakanlığından “Bandrol” alınmadığı veya başka bir kitap adına bandrol alınmış olabileceği, bu eseri müvekkilinin tercümesini yaptığı eserden derleme isim değişikliği yapılmış bir eser olduğunu, eserin bandrol bilgilerinin Kültür Bakanlığından talep edilmesini, müvekkilinin bu eseri Almanca orijinalinden TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) ile yaptığı çevirmenlik sözleşmesi kapsamında Türkçeye tercüme ettiğini, eserin orijinal Almanca dilinde yazıldığını, FSEK’e ve ilgili diğer meri hükümlerine göre bir eserin yazarı ile onu orijinal dilinden tercüme eden çevirmenin telif haklarının birbirinin aynı olduğunu, davalıların eseri Almanca olarak yazan müellifi merhum Fuat Sezgin hoca ile telif sözleşmesi yapmış olmalarının eseri Almanca orijinal dilinden Türkçeye çeviren müvekkili Prof. Dr. …’in telif haklarının varlığını ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin çevirmenlikten doğan telif haklarının mevcut olduğunu, bunu üçüncü kişilere devredecek şekilde hiçbir kurum ya da kişiye yetki ve telif hakkı ya da mali hak devri yapmadığını, davalıların müvekkili ile telif sözleşmesi yapmadıkları gibi eserin yayınlanması konusunda izin ya da muvafakat talebinde de bulunmadıklarını, ilk dört baskıda her basım için 2000 adetten toplam 8000 adet kitap basıldığını, her bir kitabın bu kategorideki satış fiyatının 40 TL olduğunu, sözleşme yapılması halinde çevirmen telif alacağının 8000×40=320.000 TL %8=25.600 TL olacağını, FSEK 68.madde hükümlerine göre üç kat fazlasını talep ettiklerini, buna göre 76.800 TL bu kategorideki kitaplar için telif hakkı ihlalinden kaynaklanan telif mali hak alacak taleplerinin olduğunu, eserin beşinci baskısına özel nitelikli karton cilt ve kuşe kağıt baskı olarak gerçekleştirildiğini, buna ilişkin olarak 63.330 TL telif mali haklarına tecavüzden doğan alacaklarının olduğunu, her iki kategoride basımı yapılan kitaplar için toplamda 140.130 TL telif hakkına tecavüzden dolayı müvekkilinin alacağının bulunduğunu iddia ederek, müvekkilinin çevirmen sıfatıyla teliften doğan mali haklarına tecavüzden dolayı FSEK 68.madde hükümlerine göre müvekkili için sözleşme yapılması halinde hak edeceği telif bedelinin üç kat fazlası olan 140.130 TL’nin arabuluculuk anlaşmama tarihi olan 05/04/2019 tarihinden itibaren aksi halde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu eserin müellifi Prof. Dr. … olduğunu, bu hususun herkesçe malum olduğunu, müvekkili yayın evinin eserin mali haklarını bizzat eser sahibinden devraldığını, iyi niyetli olarak devraldığı mali hakları kullandığını, davanın …’in yasal mirasçılarına yöneltilmesi gerekirken müvekkili yayın evine yöneltilmesinin hatalı olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, kabul etmemekle birlikte davacının talep ettiği telif ücretinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın hak iddiasında bulunduğu “…” adlı eserin kamuoyunca bilinen müellifinin Prof. Dr. … tarafından bizzat getirilerek müvekkili yayın evi editörlerine teslim edildiğini ve yapılan sözleşmeye istinaden kitabın basımının yapıldığını, tüm mali haklarının müvekkili yayın evine devredilen eserin bandrollerinin alındığını, baskılarının yapılarak kamuoyuna sunulduğunu, sözleşme ile eserde üçüncü kişilerin hak sahibi olmadığının bizzat yazar … tarafından beyan ve taahhüt edildiğini, eserin telif ücretinin Prof. Dr. … … Vakfı hesabına ödendiğini, 2019 yılının … yılı ilan edilmesi nedeniyle kuşe kağıda basılan özel serinin neredeyse tamamının ücretsiz dağıtıldığını ve bu kapsamda dağıtılmaya devam ettiğini, …’e ait tüm mali hakları müvekkiline devredilen eserlerin mali haklarının proje kapsamında ilgili mercilere devredildiğini, dava konusu eserin de bunlardan biri olduğunu, eser ile ilgili tüm hakların süresiz …’ya devredildiğini, çevirmenin mali hakları kullanamayacağının açık olarak belirtildiğini, davacının sözleşme uyarınca dava açmada menfaatinin bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte davacının hesaplama yöntemi, oranları ve sonuç olarak talep ettiği telif ücretini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, sektörün ekseriyetinde çeviri eser sözleşmeleri telif ücretinin %5 üzerinden ve baskı adedi yerine satış adetleri baz alınarak hesaplandığını, davacının müvekkilinden haksız kazanç elde etmek istediğini, müvekkilinin baskısını yaptığı eserin telif ücretini eser sahibine ödediğini, davacının iddiasının kabulü halinde aynı eser için ikinci kez telif ücreti ödemek zorunda kalacağını, bu durumun müvekkilini mağdur edeceğini ve …’in ölümü nedeniyle mirasçılarının davaya dahil edilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “…Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içeriği ve izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; davaya konu … isimli eserin Almanca’sı Fuat Sezgin tarafından yazılan … isimi eserin Türkçeye orijinal dilin cümle yapısına uygun olarak naklini içeren, aynı ahenk, aynı üslup ile Türkçeye aktaran bu nitelikleri gereği hususiyet taşıyan FSEK 6/1 anlamında işlenme eser olduğu, dava konusu kitabın üzerinde davacının çevirmen olarak yer aldığı, yine davacı ile … arasında yapılan çeviri sözleşmesinde de davacının davaya konu kitabın çevirmeni olarak belirtilmesi nedeniyle davacının davaya konu kitabın FSEK 11’deki karine çerçevesinde tercüme eden sıfatıyla işleme eser sahibi olduğu, her ne kadar davacı mali haklarının ihlal edildiği iddiası ile FSEK 68 kapsamında maddi tazminat talep etmiş ise de davacı ile dava dışı … (…) arasında imzalanmış 27/11/2005 tarihli sözleşme ile dava dışı …’nın davacıya davaya konu orijinal eseri istisna akdi ile Türkçe’ye çevirttiği ve tercümesi üzerindeki tüm mali hakları FSEK 52 uygun bir şekilde devraldığı, şu hale göre işleme eser üzerindeki mali hakların dava dışı …’ya ait olduğu, davalının davacının tercümesini adının kitap üzerinde belirtilmeksizin kullanması izahı yapılan manevi haklarından FSEK 15’te düzenlenen manevi haklardan “eser sahibi olarak belirtilme hakkının ihlali” olarak değerlendirilebilir ise de davacının mali hak ihlaline dayalı açmış olduğu dava yönünden taleple bağlılık gereği bu hususun resen nazara alınamayacağı, yine davalının izahı yapılan manevi haklar içerisinde düzenlenen FSEK 16 düzenlenen eserde değişiklik yapılmasını menetmeye dayalı da bir talebinin bulunmadığı dikkate alındığında davacının devretmiş olduğu mali hak ihlaline dayalı açmış olduğu davada aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine” karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin, “Çevirmen” olduğundan işlenme eser sahibi olarak, telif hakkına sahip olduğunu, davanın FSEK 5846 s.y. nın m.68 hükümlerine göre tazminat talebiyle açıldığını, Davalı … yayınlarının müvekkilinin iş bu tercüme ettiği eseri isim değişikliği de yaparak; kendisinden izinsiz basımını yaparak satışından haksız olarak gelir elde ettiğini, dosya içerisinde bulunan sözleşmede müvekkilinin çeviriye ilişkin mali haklarını …’ya basit ruhsat ile devrettiğini, yani …’nın kendisinin her şekilde çoğaltabilir yayabilir vs. ama 3. Kişilere bu sözleşmeye dayalı olarak basım yayım hakkını devredemeyeceğinin, -İhtisas mahkemesinin telif hakkına yönelik olarak yapılan bir sözleşmenin hukuki yorumunu bilirkişiye yaptırmaması gerektiğini, bilirkişiye itibar ediliyorsa bu mali hakkı devirin tam ruhsat mı yoksa basit ruhsat mı olduğu hususunda olması gerektiğini ve Bilirkişilerden ek rapor alınsın talebinde bulunduklarını ancak taleplerinin kabul görmediğini, Mahkemenin tam ruhsattır diye yorumladığını, olaydaki en önemli konunun 27.11.2005 tarihli müvekkili ile … arasında yapılan bu sözleşmenin yorumu olduğunu, “Çevirmenlik Sözleşmesi” nin tam anlamıyla niteliğinin hukuki değerlendirilmesi salt Bilirkişi Raporuna dayanarak verilmiş karar niteliğinde olması nedeniyle istinaf ettiklerini, mali hakların devrini içeren sözleşmelerde en detayına kadar her basımın adeti, yılı ve açıkça 3. kişilere devir edebilir olma şartları ve bunların detaylarının yazılı şekilde ve Noterlikçe tasdiki yapılmak zorunda olduğunu, …’nın sahip olduğu bu basit ruhsat ile bu mali hakları bir başkasına devir edemeyeceğinin, 2005 tarihli sözleşme üzerinden 15 yıl geçtiğini, bu eserden gerek … ve gerekse … Vakfı tarafından On Binlerce baskı yapılıp satılmış dağıtılmış olduğunu, bunlara ses çıkarmadıklarını, ancak eserin “işlenme eser” davacının “işlenme eser sahibi” olduğunu kabul eden Mahkemenin maalesef mali hakların yalnızca … tarafından 3.kişilere karşı dava konusu yapılabileceğini kabul ederek müvekkili ile … arasında yapılan sözleşmenin hukuki nitelemesini bize göre farklı yorumlamış ortada 3. kişilere devri de içeren tam ruhsat durumu var dediğini, bunun hukuken yanlış olduğunu, …nın davalı … yayınlarına hukuki olmasa da bir devir sözleşmesi basımına bir muvafakat sözleşmesinin de söz konusu olmadığını, Davalının cevap dilekçesinde açıklamalardan ve ibraz ettiği sözleşmeden eseri …le yaptığı bir sözleşmeye dayalı bastığını itiraf ettiğini, oysa … eserin orijinalinin telif sahibi olduğunu, çevirisini aynen taklit ettiklerini, Davalı …’ın, davacıdan izinsiz basım yapıp satışla gelir elde ettiğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; “… – …” adlı eserin müellifi Prof. Dr. … tarafından bizzat getirilerek müvekkili Yayınevi editörlerine teslim edildiğini ve 08.09.2010 tarihli telif sözleşmesi’ne istinaden kitabın basımı yapıldığını, tüm mali hakları müvekkili Yayınevine devredilen eserin bandrolleri alındığını, baskıları yapıldığını, iş bu sözleşme ile “Yazar, Yayıncı’ya devir ve teslim ettiği eser üzerinde, hiçbir üçüncü kişi ya da kuruluşun herhangi bir hakkının mevcut olmadığını kabul ve beyan eder.” denilerek eserde üçüncü kişilerin hak sahibi olmadığının bizzat yazar … tarafından beyan ve taahhüt edildiğini, Davacı, müvekkili yayınevi tarafından basılan “…” adlı eserin Prof. Dr. … hocanın Almanca orijinali “…” adlı eserden derleme olduğunu, davacının bu eseri kendisinin tercüme ettiğini iddia ettiğini ve teliften doğan mali haklarına tecavüzden dolayı FSEK hükümleri uyarınca davalı müvekkili şirketten telif bedeli talebinde bulunduğunun, Davacının, Türkçe eserin işleme eser sahibi olduğunu, işbu eser üzerindeki mali haklarını çevirmen sözleşmesi ile …’ya devrettiğini, Davacı ile … arasındaki sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca; “Çevirmenin metin ve çeviri üzerinde herhangi bir yasal hakkı yoktur. Özgün eser sahibinden Türkçe’ye çeviri yapılması konusunda işlenme hakkı … tarafından devir alınmış olup; iş bu sözleşme bu hakkın çevirmene devrini içermez. Eserin işlenme hakkı …’ya aittir. Sözleşmenin 2. maddede künyesi verilen eserin çevirmen tarafından yapılacak Türkçe çevirisi üzerindeki işlenme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ile işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olmak üzere tüm mali hakları süresiz olarak …’ya aittir. Çevirmen, yaptığı çeviriyi hiçbir şekilde kısmen veya tamamen çoğaltamaz, yayınlayamaz ve umuma arz edemez.” Davacının devretmiş olduğu mali hak ihlaline dayalı açmış olduğu davada aktif husumet bulunmadığını, Davacının işleme eser sahibi olarak işbu davadaki talepleri ileri sürebilmesi için tercüme eser üzerindeki mali haklarını başkasına devretmemesi gerektiğini, Mali hakları başkasına devrederse artık mali hakların ihlaline dayalı telif bedeli talebinde bulunamayacağını,. FSEK m. 48, 49, 52 hükümleri gereği mali hakkın devri ile bu hakların eser sahibinin malvarlığından çıkıp devralana geçeceğini, Davacının işbu davada aktif husumetinin bulunmadığı sabit olmakla birlikte her halde; davacının …’ya devrettiği haklarının üçüncü kişilere devir yetkisi bulunmadığını gerekçe göstererek yaklaşık on yıl sonra talepte bulunmasının TMK 2 anlamında hakkın kötüye kullanımı olduğunu, sessiz kalma nedeniyle hak kaybı ilkesi uyarınca Davacının geriye dönük taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı ile dava dışı … arasında imzalanmış 27.11.2005 tarihli sözleşme gereğince tüm hakları FSEK 52. Maddeye uygun olarak devraldığından ve mali hakların …’ya ait olduğundan davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, 5846 sayılı FSEK hükümleri uyarınca açılmış işleme eser sahipliğine dayalı FSEK 68 kapsamında tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece alınan raporda bilirkişilerin, davaya konu … isimli eserin Almanca’dan Türkçeye orijinal dilin cümle yapısına uygun olarak naklini içeren, aynı ahenk, aynı üslup ile Türkçeye aktaran bu nitelikleri gereği hususiyet taşıyan FSEK 6/1 anlamında işlenme eser olduğu ve FSEK korumasına mazhar olacağı, dosyada mübrez dava konusu kitabın üzerinde davacının çevirmen olarak yer aldığı, yine davacı ile … arasında yapılan çeviri sözleşmesinde de davacının davaya konu kitabın çevirmeni olarak belirtilmesi nedeniyle davacının davaya konu kitabın FSEK 11’deki karine çerçevesinde tercüme eden sıfatıyla işleme eser sahibi olduğu, bununla birlikte davacı ile … (…) arasında imzalanmış 27/11/2005 tarihli sözleşmenin 6 ıncı maddesi gereğince davacının davaya konu orijinal eseri sipariş sözleşmesi başka bir deyişle istisna akdi ile Türkçe’ye çevirttiği ve tercümesi üzerindeki tüm mali hakları da …’ya devrettiği görülmekte olduğundan takdiri mahkemeye ait olmak üzere tercümeye ilişkin mali hakların ihlali sebebiyle talepte bulunma hakkının davacıya değil …’ne ait olacağı, davacının davayı açma hakkının olmadığı kanaatine varılmış ise de Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde; a)Davalı tarafından basılan kitabın orijinal dilinden Türkçe’ye kimin tercüme ettiğinin kitapta belirtilmediği ve davacının tercümesinin aynısının basıldığı, davalının davacının tercümesini birebir kullanmasının mali hak sahibi dava dışı …nin mali haklarının ihlali sayılabileceği, b)Talep edilebilecek telif bedelinin; ilk dört bası için; davalının bastığı kitap adedi (43.073) x kitabın satış fiyatı (40 TL) X telif yüzdesi (% 5)= 86.146 TL, 5 inci bası için; davalının bastığı kitap adedi (3200) x kitabın satış fiyatı (85 TL) X telif yüzdesi (% 5)= 13.600 TL olacağı, FSEK 68 çerçevesinde 3 katına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, hususlarında görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.Davaya konu … isimli eser orijinali Almanca olan ve Prof. Dr. … tarafından yazılan kitabın Türkçe’ye tercüme edilmiş halidir. Orijinal eserden Türkçeye çeviri konusunda davacı ile … (…) arasında imzalanmış 27/11/2005 tarihli sözleşme yapılmıştır. Sözleşmenin 6 ıncı maddesine göre; “Özgün eser sahibinden Türkçeye çeviri yapılması konusunda işlenme hakkı … tarafından devir alınmış olup; iş bu sözleşme bu hakkın çevirmene devrini içermez. Eserin işlenme hakkı …’ya aittir. Sözleşmenin 2. maddede künyesi verilen eserin çevirmen tarafından yapılacak Türkçe çevirisi üzerindeki işlenme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ile işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olmak üzere tüm mali hakları süresiz olarak …’ya aittir. Çevirmen yaptığı çeviriyi hiçbir şekilde kısmen veya tamamen çoğaltamaz, yayınlayamaz ve umuma arz edemez”. Davalı taraf dosyaya orijinal eserin yazarı … ile yaptığı 08/09/2010 tarihli sözleşmeyi ibraz etmiş olup sözleşmeye göre orijinal kitabın Türkçe işleme hakkı davacıya 5 yıl süre ile devredilmiştir ve 08.09.2010 tarihli telif sözleşmesi’ne istinaden kitabın basımı yapılmıştır.5846 sayılı FSEK 68. maddesine dayalı dava açma hakkı, ancak dava tarihinde eser üzerinde geçerli hak sahibi olan gerçek ve tüzel kişilere tanınmıştır. FSEK’nun 48.maddesi uyarınca eser sahibinin kendisine tanınan mali hakları süre,yer ve muhteva itibarıyla sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği öngörülmüştür. Dosya kapsamında bulunan ve davacı ile dava dışı … (…) arasında yapılan 25/11/2005 tarihli sözleşme 6. Maddesinde; “Çevirmenin, metin ve çeviri üzerinde herhangi bir yasal hakkı yoktur. Özgün eser sahibinden eserin Türkçe’ye çeviri yapılması konusunda işlenme hakkı … tarafından devir alınmış olup; işbu sözleşme bu hakkın çevirmene devrini içermez. Eserin işlenme hakkı, …’ya aittir. Sözleşmenin 2. Maddede künyesi verilen eserin çevirmen tarafından yapılacak Türkçe çevirisi üzerindeki işlenme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ile işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olmak üzere tüm mali hakları süresiz olarak …’ya aittir. Çevirmen yaptığı çeviriyi hiçbir şekilde kısmen veya tamamen çoğaltamaz, yayınlayamaz ve umuma arz edemez.” hükmü düzenlenmiştir. “Devren İktisap” başlıklı, 5846 Sayılı FSEK 49. Madde de; “Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvafakatiyle bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir. İşleme hakkının devrinde, devren iktisap eden kimse hakkında da eser sahibi veya mirasçılarının aynı suretle muvafakati şarttır.” hükmü düzenlenmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde, dava dışı … ile müvekkili arasında yapılan sözleşmenin “basit ruhsat” verilmesine ilişkin olduğunu ve basit ruhsatın üçüncü kişilere devir yetkisi vermediğini, sadece …’ya süresiz olarak basıp, çoğaltma ve yayma hakkı verildiğini ileri sürmüştür. 5846 Sayılı FSEK 56. Madde de; “Ruhsat; mali hak sahibinin başkalarına da aynı ruhsatı vermesine mani değilse (basit ruhsat), yalnız bir kimseye ait olduğu taktirde (tam ruhsattır)” hükmü düzenlenmiştir. Davacı ile dava dışı … arasındaki sözleşme ile mali hakların mı devredildiği (FSEK 48/1), yoksa ruhsat devri mi yapıldığı (FSEK 48/2), davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespitinde önem arz etmektedir. Davacının çevirmen sıfatıyla, işleme eser sahibi olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır, ancak yukarıda alıntı yapılan sözleşme 6. Maddesi kapsamından, davacı tarafça çeviri eser üzerindeki mali hakları süresiz olarak dava dışı …’ya devredildiği, …’nın eser üzerindeki mali hakları FSEK 48/1. Madde kapsamında aslen iktisap ettiği, mali hakların halen …’ya ait bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı bu durumda işleme eser üzerindeki mali haklara dayanarak dava açamayacağından, ancak somut olayda davacının davasını mali haklara dayalı olarak FSEK 68/1 maddesine dayanarak açtığı ve mali hak sahibi bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemenin davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddi kararı yerinde olmakla, (Davacı tarafın aynı işleme eser üzerindeki mali haklara dayalı olarak başka bir davalı aleyhine açtığı emsal nitelikte davada verilen aktif husumet yokluğundan red kararının istinaf başvurusu İstanbul 16. Hukuk Dairesi’nin 24/09/2021 tarihli 2021/1516 Esas-2021/1613 Karar sayılı kararıyla reddedilmiş, karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 03/05/2023 tarihli 2021/8321 Esas-2023/2641 Karar sayılı kararı ile kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.), davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 08/10/2020 tarih ve 2019/110 E., 2020/307 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK’nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024

