Banka Hesabını Kiralama Suçu İban Kiralama
· ·

Banka Hesabını Kiralama Suçu (İban Kiralama) (2025)

Teknolojinin ve dijitalleşmenin toplumsal hayatın her katmanına nüfuz etmesiyle birlikte, finansal işlemlerin yapısı ve hızı köklü bir değişime uğramıştır. Bu değişim, günlük hayata entegre olan sayısız kolaylığın yanı sıra, daha önce öngörülemeyen ve geleneksel suç tiplerinden farklılaşan yeni nesil hukuka aykırı eylemlerin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Son dönemde Türk adli makamlarını yoğun bir şekilde meşgul eden ve kamuoyunda “banka hesabı kiralama” olarak bilinen fiil, bu yeni nesil suç tiplerinin en dikkat çekici örneklerinden birini teşkil etmektedir. İlk bakışta, masum bir ek gelir elde etme yöntemi olarak lanse edilen bu eylem, gerçekte organize suç yapılarının, dolandırıcılık şebekelerinin ve hatta terör örgütlerinin finansal operasyonlarını gizlemek için kullandığı tehlikeli bir araca dönüşmüştür.

ceza avukatı efehan mihai erginer

Banka Hesabı Kiralama Eyleminin Tanımı ve Tipik Görünüm Şekilleri

Banka hesabı kiralama, bir banka müşterisinin, kendi adına kayıtlı olan vadesiz veya yatırım hesabının kullanım haklarını, internet ve mobil bankacılık şifreleri gibi kritik bilgilerle birlikte, belirli bir periyot (günlük, haftalık, aylık) için ve belirli bir maddi menfaat (komisyon) karşılığında, kimliğini gizlemek isteyen üçüncü bir kişiye devretmesi işlemi olarak tanımlanabilir. Bu devir işlemi, taraflar arasında tamamen gayriresmi bir mutabakata dayanmakta olup, bankacılık mevzuatı ve genel hukuk ilkeleri karşısında hiçbir hukuki geçerliliğe sahip değildir. Bu yöntem sayesinde hesabı kiralayan yasa dışı aktör, kendi kimliğini ve işlemlerinin kaynağını gizleyerek, başkasına ait bir hesap üzerinden suç geliri niteliğindeki paraları transfer etme ve aklama imkanına kavuşmaktadır.

Uluslararası alanda “Money Muling” (para katırlığı) olarak kavramsallaştırılan bu faaliyet, organize suç örgütlerinin yasa dışı faaliyetlerden (uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, yasa dışı bahis, dolandırıcılık vb.) elde ettikleri gelirin izini kaybettirmek ve finansal sisteme dahil etmek amacıyla başvurdukları en temel yöntemlerden biridir. “Para katırları” olarak adlandırılan hesap sahipleri, genellikle içinde bulundukları suç ağının karmaşıklığından ve eylemlerinin doğuracağı ağır hukuki sonuçlardan tam olarak haberdar olmayan, çoğunlukla ekonomik sıkıntı içinde bulunan veya kolay yoldan para kazanma vaadine aldanan kişilerdir.

Suç örgütlerinin bu kişilere ulaşmak için kullandığı yöntemler çeşitlilik göstermektedir:

  • Sosyal Medya ve İnternet İlanları: Özellikle gençlerin ve öğrencilerin yoğun olarak kullandığı sosyal medya platformları, forumlar ve iş arama siteleri üzerinden “kolay para”, “oturduğun yerden kazan”, “öğrencilere ek harçlık” gibi cazip başlıklarla ilanlar verilmektedir. Bu ilanlarda, yapılacak işin içeriği belirsiz bırakılarak, sadece bir banka hesabına sahip olmanın yeterli olduğu vurgulanır.
  • Sahte Yardım ve Burs Vaatleri: Ekonomik olarak zor durumda olan bireyler veya öğrenciler hedef alınarak, sahte devlet desteği, geri ödemesiz burs veya düşük faizli kredi gibi vaatlerde bulunulur. Başvuru sahibinin güveni kazanıldıktan sonra, sözde yardımın veya kredinin yatırılabilmesi için yeni bir banka hesabı açtırılması ve bu hesabın tüm bilgilerinin kendileriyle paylaşılması talep edilir.
  • Sahte Yatırım Danışmanlığı ve Kripto Para Fırsatları: Yüksek ve garantili getiri vaat eden sahte yatırım (forex, kripto para vb.) fırsatları sunularak, kişilerin sisteme dahil olması sağlanır. Bir süre sonra, para transferlerinin daha hızlı ve komisyonsuz yapılması bahanesiyle yatırımcının mevcut banka hesabını kullanma teklifi getirilir.

Bu yöntemlerle ikna edilen kişiler, kendilerine ait IBAN numarasını, internet bankacılığına giriş için gerekli müşteri numarası ve şifresini, mobil bankacılık aplikasyon bilgilerini ve hatta bazı durumlarda mobil bankacılıkla eşleşmiş olan SIM kartlarını dahi fiziken bu şebekelere teslim etmektedir. Bu noktadan sonra hesap sahibi, kendi hesabı üzerindeki tüm fiili hakimiyetini yitirir ve hesap, iradesi dışında sayısız suçun işlenmesi için bir platform haline gelir.

Türk Ceza Kanunu Bakımından Sorumluluğun İncelenmesi

Banka hesabı kiralama fiili, ceza hukuku açısından tek bir suç tanımına sığdırılamayacak kadar çok katmanlı bir yapı arz etmektedir. Hesap sahibinin ceza sorumluluğu, kiralanan hesap üzerinden gerçekleştirilen yasa dışı işlemin mahiyetine ve hesap sahibinin bu işleme yönelik kastının (bilme ve isteme iradesinin) derecesine göre farklı suç tipleri çerçevesinde değerlendirilir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna İştirak (TCK m. 158/1-f)

Uygulamada, banka hesabı kiralamanın en sık karşılaşıldığı ve en ağır yaptırımlara bağlandığı suç tipi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde düzenlenen “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle” işlenen nitelikli dolandırıcılık suçudur. Dolandırıcılık suçunun temel unsurları, failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatarak, onun veya başkasının zararına olacak şekilde kendisine veya bir başkasına haksız bir menfaat sağlamasıdır. Banka hesabı kiralama vakalarında, suç örgütü üyeleri bu kiralık hesabı kullanarak üçüncü kişilerden hileli vaatlerle para topladığında, hesap sahibi bu suça “iştirak” etmiş kabul edilmektedir.

Hesap sahibinin buradaki sorumluluğu, somut olayın özelliklerine göre “suça yardım etme” (TCK m. 39) veya istisnai durumlarda “müşterek faillik” (TCK m. 37) şeklinde ortaya çıkabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, bu tür dosyalarda hesap sahibinin kastının varlığı titizlikle araştırılmaktadır. Hesap sahibinin, hesabının bir dolandırıcılık eyleminde kullanılacağını net bir şekilde bilmesi (doğrudan kast) veya bu neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen “olursa olsun” mantığıyla hareket ederek sonucu kabullenmesi (olası kast) halinde, nitelikli dolandırıcılık suçundan sorumlu tutulması kaçınılmazdır. Aldığı cüzi komisyon karşılığında, hesabına gelecek ve gidecek olan şüpheli para transferlerinin sonuçlarına kayıtsız kalan hesap sahibi, TCK m. 158/1-f uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis ve suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olmamak kaydıyla adli para cezası ile karşı karşıya kalacaktır.

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu (TCK m. 282)

Kiralanan banka hesapları, aynı zamanda bir “öncül suçtan” (örneğin, uyuşturucu ticareti, yasa dışı bahis, rüşvet, nitelikli dolandırıcılık) elde edilmiş olan suç gelirinin, yasal bir görünüme kavuşturulması ve kaynağının gizlenmesi operasyonlarında da yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu durumda, hesap sahibinin fiili, TCK’nın 282. maddesinde düzenlenen “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” (kara para aklama) suçu kapsamında değerlendirilebilir. Bu suçun oluşumu için, failin, hesabına gelen paranın bir suçtan elde edildiğini bilerek, bu paranın yasa dışı kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli transfer işlemlerine aracılık etmesi gerekmektedir.

Hesap sahibi, cüzi bir komisyon karşılığında, hesabına normal olmayan, yüksek meblağlı ve çok sayıda para giriş çıkışına rıza gösterdiğinde, bu paraların kaynağının şüpheli olduğunu bilmesi gerektiği yönünde güçlü bir karine oluşur. Bu durumda, TCK m. 282 hükümleri gereğince üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılması gündeme gelecektir.

Suç İşlemek Amacıyla Kurulmuş Örgüte Yardım Etme (TCK m. 220/7)

Yasa dışı bahis sitelerini işletenler, internet üzerinden nitelikli dolandırıcılık yapan şebekeler ve benzeri yapılar, TCK m. 220 kapsamında “suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüt” olarak kabul edilmektedir. Bu tür organize yapılar, kimliklerini gizlemek ve yasa dışı faaliyetlerini kesintisiz sürdürebilmek için yüzlerce, hatta binlerce kiralanmış banka hesabına ihtiyaç duyarlar. Banka hesabını bu tür bir yapıya kiralayan kişi, örgütün hiyerarşik yapısına organik bir bağ ile dahil olmasa dahi, TCK m. 220/7 uyarınca “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmiş” sayılmaktadır. Sağlanan banka hesabı, örgütün suç işlemesini kolaylaştıran ve faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan nitelikte maddi bir yardım olarak kabul edilir. Hesap sahibinin, örgütün varlığından veya adından somut olarak haberdar olmasa bile, hesabını devrettiği yapının organize bir suç şebekesi olduğunu hayatın olağan akışı içinde öngörebilecek durumda olması, sorumluluktan kurtulması için yeterli olmayacaktır. Bu halde, “örgüte yardım etme” suçundan bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması mümkündür.

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun Uyarınca Sorumluluk

En ağır hukuki ve cezai sonuçların doğabileceği senaryo, kiralanan banka hesabının terör örgütleri tarafından finansal hareketler için kullanılmasıdır. 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 4. maddesi, bir teröriste veya terör örgütüne bilerek ve isteyerek fon sağlayan veya toplayan kişileri ağır yaptırımlara bağlamıştır. Bir kişinin, hesabının terörle bağlantılı faaliyetlerde kullanılacağını bilerek veya bu ihtimali kuvvetle öngörerek hesabını kiraya vermesi durumunda, bu son derece ciddi suçun faili olarak kabul edilmesi mümkündür. Böyle bir durumda, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, ilgili kanun maddesi uyarınca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

iban kiralama dolandırıcılığı avukat

Özel Kanunlar Kapsamındaki Sorumluluk Halleri

TCK’da düzenlenen temel suç tiplerinin yanı sıra, banka hesabı kiralama eylemi, özel ceza kanunları kapsamında da bağımsız olarak yaptırıma tabi tutulmuştur.

5549 Sayılı Kanun Uyarınca Başkası Hesabına Hareket Ettiğini Beyan Etmeme

5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 15. maddesi, doğrudan banka hesabı kiralama gibi durumları hedef alan özel bir düzenleme içermektedir. Maddeye göre, “kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere (örneğin bankalara) yazılı olarak bildirmediği takdirde” altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu hüküm, TCK’daki suçların manevi unsurlarının (kast) ispatının zor olduğu durumlarda dahi, sırf bu bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle hesap sahibinin cezalandırılmasına imkan tanıyan önemli bir yasal düzenlemedir.

7258 Sayılı Kanun Uyarınca Yasa Dışı Bahse Aracılık Etme

Uygulamada kiralanan banka hesaplarının en yaygın kullanım alanlarından biri de yasa dışı bahis sitelerinden elde edilen paraların toplanması ve transfer edilmesidir. 7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi, yasa dışı bahis ve şans oyunlarıyla bağlantılı para nakline aracılık eden kişileri de açıkça suçun faili olarak tanımlamıştır. Banka hesabını yasa dışı bahis paralarının transferi için kullandıran kişi, bu “aracılık etme” fiili nedeniyle üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılabilecektir.

Ceza Sorumluluğunun Tayininde Esas Alınan Temel Ceza Hukuku İlkeleri

Kast Unsuru

Türk Ceza Hukuku’nun en temel prensiplerinden biri, suçun manevi unsuru olan “kast” olmadan ceza sorumluluğunun doğmayacağıdır. Ancak banka hesabı kiralama eyleminde, kişi kendi rızasıyla hesabını bir suçun işlenmesi için elverişli bir araç haline getirdiğinden, sorumluluktan kurtulması oldukça zordur. Mahkemeler, hesap sahibinin sorumluluğunu tayin ederken kastın varlığını ve derecesini inceler:

  • Doğrudan Kast: Kişinin, hesabının belirli bir suçta (örneğin dolandırıcılıkta) kullanılacağını kesin olarak bilmesi ve bu sonucu ayrıca istemesidir.
  • Olası Kast: Kişinin, hesabını tanımadığı kişilere devretmesi halinde bu hesabın yasa dışı bir faaliyette kullanılmasının muhtemel bir sonuç olduğunu öngörmesine rağmen, “ne olursa olsun” diyerek bu sonucu kabullenmesi ve eylemi gerçekleştirmesidir.

Hayatın Olağan Akışı Kavramı

Yargıtay ceza dairelerinin banka hesabı kiralama vakalarına ilişkin kararlarında, sanıkların genellikle “olası kast” ile hareket ettikleri kabul edilmektedir. Yüksek Mahkeme, cüzi bir maddi menfaat karşılığında bir kişinin banka hesabının tüm kontrolünü tanımadığı üçüncü bir şahsa devretmesinin, bu hesabın yasa dışı işlerde kullanılacağını öngörmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu görüşündedir. Dolayısıyla, sanıkların “ben bilmiyordum, haberim yoktu, sadece para kazanmak istedim” şeklindeki savunmalarına genellikle itibar edilmemektedir. Bir banka hesabının ne kadar kişisel ve kritik bir finansal araç olduğunu bilen her makul kişinin, böyle bir devir işleminin yasa dışı sonuçlar doğurabileceğini öngörmesi gerektiği kabul edilir.

Banka Hesabını Kiralayan Kişinin Şikayet Hakkı

Yukarıda banka hesabını para karşılığında bir başkasına kiralayan kişinin şüpheli ve sanık olarak yargılanmasına neden olabilecek suçlar ve suçlara ilişkin kanuni şartlar bahsedilmiş idi. Öte yandan banka hesabını para karşılığında kiralayan kişinin; kiraladığı kişinin bu hesap vasıtasıyla dolandırıcılık faaliyetinde bulunması halinde bu kişi hakkında da suç duyurusunda bulunabileceğini; bu suç duyurusunun mevcutta yargılanmakta olduğu dosya bakımından iştirakinin bulunmadığı kanaatini oluşturabileceğini belirtmek gerekir.

Banka hesaplarını kullanan asli failin bu fiili; banka hesaplarını kullandıran kişiye yönelik nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçları da teşkil edebilmektedir. Bu minvalde, esas dosyada şüpheli veya sanık olan ibanını kiralayan kişi; asli faile yönelik ikame edeceği bu dosyada mağdur sıfatıyla bulunacaktır.

Banka Hesabını Kiralayan Kişinin Şikayet Dilekçesi

İZMİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

MÜŞTEKİ: 

VEKİLİ: Av. Efehan Mihai ERGİNER (Adres antettedir.)

ŞÜPHELİ:

SUÇ: Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m. 158), Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155) ve Soruşturma Aşamasında Tespit Edilecek Diğer Suçlar.

SUÇ TARİHİ ve YERİ :

KONU : Şüphelinin, müvekkilin iyi niyetini suistimal ederek banka hesabını kiralaması ve bu hesap üzerinden üçüncü şahıslara yönelik dolandırıcılık suçunu işlemesi nedeniyle, şüphelinin tespit edilerek hakkında gerekli soruşturmanın yapılması ve kamu davası açılması talebini içeren şikayet dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR

1. Şüpheli şahıs ile müvekkil ______ tarihinde, ___________________tanışmışlardır. Şüpheli, kendisinin e-ticaret ile uğraştığını, ödemeler için ek bir hesaba ihtiyacı olduğunu, yurt dışından sık sık ödeme aldığını ve kendi hesap limitlerinin dolu olduğunu beyan etmiştir.

2. Bu beyanlara güvenerek, şüpheli şahıs müvekkile _______TL komisyon ödeme teklifinde bulunmuştur. Şüphelinin sunduğu gerekçelerin yasalara aykırı olduğunu düşünmediği ve tamamen iyi niyetli bir şekilde kendisine yardımcı olmak amacıyla, _______ nezdindeki ____________________________ IBAN numaralı müvekkile ait banka hesabının mobil bankacılık bilgilerini kendisiyle paylaşılmıştır.

3. Şüpheli, belirttiğimiz banka hesabını _______ tarihleri arasında aktif olarak kullanmıştır. Bu süreçte hesaba tanımadığım kişilerden para girişleri olmuş ve bu paralar yine şüpheli tarafından başka hesaplara aktarılmıştır. Şüpheli, bu işlemlerin tamamının yaptığı e-ticaret satışlarından kaynaklandığını söyleyerek müvekkili oyalamıştır.

4. Ancak ____________________________ tarihinde banka hesabına savcılık kararıyla bloke konulmasıyla durumun anlattığı gibi olmadığını müvekkil öğrenmiştir. Şüphelinin, müvekkil adına kayıtlı banka hesabını kullanarak üçüncü şahısları dolandırdığı ve suçtan elde ettiği haksız kazancı müvekkilin hesabının üzerinden aklamaya çalıştığı ortaya çıkmıştır.

5. Müvekkilin bu dolandırıcılık eylemiyle hiçbir ilgim ve bilgim yoktur. Şüphelinin hileli ve aldatıcı beyanlarına kanarak banka hesap bilgilerimi paylaşmış bulunmaktadır. Müvekkil de en az parası dolandırılan diğer mağdurlar kadar, şüphelinin eylemleri neticesinde mağdur olmuş durumdayım. Hesabı bloke edilmiş, adli bir soruşturmaya dahil edilmiş ve itibarı zedelenmiştir. Şüphelinin eylemi, Türk Ceza Kanunu kapsamında müvekkile karşı “Güveni Kötüye Kullanma” suçunu oluşturmuştur.

6. Müvekkilin iyi niyetinin ve içinde bulunduğu mağduriyetin bir göstergesi olarak, durumu öğrenir öğrenmez derhal savcılığınıza başvurma zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : 5237 sayılı TCK m. 155, 158, 39 ve ilgili mevzuat. 5271 sayılı CMK ve ilgili mevzuat.

DELİLLER : 1. Şüpheli ile yapılan WhatsApp yazışmalarının ekran görüntüleri (Dilekçe ekinde sunulacaktır). 2. Şüphelinin müvekkile gönderdiği komisyon ödemelerine ilişkin dekontlar. 3. Banka hesap hareketlerini gösteren dökümler. 4. Tanık beyanları. 5. Bilirkişi incelemesi ve yasal her türlü delil.

TALEP SONUCU: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

  • Şikayetimizin kabulüne,

  • Şüphelinin kimliklerinin ve adreslerinin tespit edilerek haklarında gerekli soruşturmanın başlatılmasına,

  • Soruşturma neticesinde şüpheli hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanma suçlarından kamu davası açılması adına iddianame düzenlenmesini saygılarımızla bilvekale talep ederiz.15.09.2025

Müşteki Vekili           

Av. Efehan Mihai ERGİNER

ceza avukatı efehan mihai erginer

Banka Hesabını Kiralama Avukatlık Ücreti

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2/2-13 uyarınca ağır ceza mahkemesinde görülen davalar için avukata ödenecek ücretin asgari tutarı 48.000,00 TL‘dir.

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2/2-7 uyarınca soruşturma aşaması için avukata ödenecek ücretin asgari tutarı 8.000,00 TL‘dir.

Sonuç

Görünüşte zararsız ve basit bir “ek gelir” kapısı olarak sunulan banka hesabı kiralama fiili, failini son derece ciddi ve karmaşık suçların bir parçası haline getiren, ağır hukuki ve cezai sonuçlar doğuran bir eylemdir. Bu fiil, sadece nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirakle sınırlı kalmamakta, aynı zamanda suç gelirlerinin aklanması, organize suç örgütlerine yardım ve en vahim haliyle terörizmin finansmanı gibi çok daha ağır suçlamalara zemin hazırlamaktadır.

Türk hukuk sistemi, finansal sistemin güvenliğini ve şeffaflığını tehdit eden bu tür eylemlere karşı caydırıcı nitelikte ağır cezalar öngörmüş olup, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da hesap sahibinin sorumluluğunu “olası kast” gibi ceza hukuku kurumları aracılığıyla geniş yorumlama eğilimindedir. Bu sebeple, vatandaşların, özellikle de gençlerin ve ekonomik zorluk içindeki bireylerin, sosyal medya veya diğer kanallar üzerinden kendilerine sunulan “kolay para kazanma” vaatlerine karşı azami derecede dikkatli ve şüpheci yaklaşmaları, kişisel banka hesap bilgilerini ve şifrelerini hiçbir surette ve hiçbir koşul altında üçüncü kişilerle paylaşmamaları hayati bir zorunluluktur.

Unutulmamalıdır ki, küçük bir maddi menfaat beklentisiyle atılacak bu hukuka aykırı adım, kişinin geleceğini ipotek altına alabilecek, yıllarca sürecek hapis cezaları ve adli sicile işleyecek ağır suç kayıtları ile sonuçlanabilecek geri dönülmez bir yola girmesine neden olabilir. Hukuki perspektiften bakıldığında, kanunu bilmemek bir mazeret olarak kabul edilmemekte ve “bilmiyordum” savunması, kural olarak, kişiyi ağır cezai yaptırımlardan kurtarmak için yeterli bir argüman teşkil etmemektedir.

Av. Efehan Mihai ERGİNER

Güncel Yazılar