Arabuluculuk Ücretinin Ödenmesine İlişkin Uyuşmazlıklar Adli Yargıda Görülür
· · ·

Arabuluculuk Ücretinin Ödenmesine İlişkin Uyuşmazlıklar Adli Yargıda Görülür

  • UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ
  • Esas Numarası: 2025/187
  • Karar Numarası: 2025/406
  • Karar Tarihi: 16.06.2025

DAVA KONUSU OLAY

Davacı vekili, arabuluculuk yapan müvekkili tarafından, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun 2023/5380 ticari dava şartı arabuluculuk dosyasında 3.120 TL olan arabulucuk ücretinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Anadolu Arabulucuk Bürosunun 09/01/2024 tarih ve 2024/61 Muh. sayılı işleminin iptali ile ödemenin yapılması istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.

Davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek, yargı yolu itirazında bulunmuştur.

UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ

İdari Yargıda

İstanbul 10. İdare Mahkemesi 25/12/2024 tarih veE.2024/662 sayılı kararı ile, ara buluculuk hizmetinin kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin bir hizmet olması ve bu hizmet bedelinin 6325 sayılı Kanun gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesinin gerekmesi karşısında, davalı idarece tek yanlı kamu gücü kullanılarak tesis edilen dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan iş bu davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davalı idarenin görev itirazının reddine, mahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“…Dosyanın incelenmesinden, İstanbul ilinde 974 arabulucu sicil numarasıyla kayıtlı olarak arabuluculuk yapan davacı tarafından, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu’nun 2023/5380 ticari dava şartı arabuluculuk dosyasında 3.120,00 TL olan arabuluculuk ücretinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu’nun 09/01/2024 tarih ve 2024/61 Muh sayılı işlemin iptali ile ödemenin yapılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İdare hukuku kuralları içinde, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak tesis edilen tek yanlı idari işlemler ile -aynı amaçla gerçekleştirilen idari eylemlerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümü idari yargının görev alanına girmektedir.

Yukarıda yer verilen 6325 sayılı Kanun uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda verilen hizmete karşılık olarak arabuluculuk ücretinin tarafların anlaşamamaları hâlinde, iki saatlik ücret tutarının tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği anlaşılmakta olup, uyuşmazlık konusu olayda ise, davacının, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesi gereken arabuluculuk ücretinin ödenmesi talebiyle yapılan başvurusunun Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Arabuluculuk Bürosu tarafından reddedildiği görülmekle, arabuluculuk hizmetinin kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin bir hizmet olması ve bu hizmetin bedelinin 6325 sayılı Kanun gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesinin gerekmesi karşısında, davalı idarece tek yanlı kamu gücü kullanılarak tesis edilen dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan işbu davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin, uyuşmazlığın adli yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiğinden bahisle yaptığı görev itirazının reddine…”

Davalı vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talebi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, somut olaya ilişkin davanın özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına karar vererek, dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

” ….Somut olayda, davacı tarafından, arabulucu olarak görev yaptığı 2023/5380 Büro Başvuru sayılı ticari dava şartı arabuluculuk dosyasında, 3.120,00 TL olan arabuluculuk ücretinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının tespit edilmesi durumunda ödeme yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun 09.01.2024 tarihli ve

2024/61 Muh. sayılı işleminin iptali ile ödemenin yapılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı görülmüştür.

Yukarıda paylaşılan düzenlemeler ve açıklamalar kapsamında dava konusu olay ele alındığında, arabuluculuk ücretinin, ancak bir yargısal faaliyet sonucunda hükmedilebilecek ücretlerden olan yargılama gideri olarak kabul edilmesi ve dava konusu 09.01.2024 tarihli ve 2024/61 Muh. sayılı işlemin hâkim tarafından tesis edilmiş olması hususu da dikkate alındığında, söz konusu işlemin yargılama faaliyetinin bir parçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetini taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın da özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesi gerektiği düşünülmektedir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247sayılı Kanun’un 10. ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine karar verildi… “

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre Danıştay Başsavcısının da yazılı düşüncesi istenilmiştir.

III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ

Danıştay Başsavcısı, 2247 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu ve yapılan başvurunun reddi gerektiği yönünde yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:

“…6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununda yer alan düzenlemelere göre, arabulucuya başvurulmuş olmasının ilgili kanunlarda dava şartı olarak kabul edildiği ihtilaflarla ilgili olarak arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği kuşkusuzdur.

Dosyanın incelenmesinden, arabuluculuk yapan davacı tarafından, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu’nun 2023/5380 ticari dava şartı arabuluculuk dosyasında 3.120 TL olan Arabuluculuk ücretinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu’nun 09/01/2024 tarih ve 2024/61 Muh. sayılı işleminin iptali ile ödemenin yapılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İdare hukuku kuralları içinde, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak tesis edilen tek yanlı idari işlemler ile aynı amaçla gerçekleştirilen idari eylemlerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümü idari yargının görev alanına girmektedir.

Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılması; arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamaması üzerine açılacak dava sebebiyle yapılan yargılama giderlerine arabuluculuk ücreti de eklenmek suretiyle hesaplama yapılmasını sağlama amacına yöneliktir.

Arabuluculuk ücretinin Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvurunun reddedilmesi durumunda ise ödenmeyen arabuluculuk ücretinin yargılama giderine dönüşemeyeceği kuşkusuzdur.

Öte yandan, arabuluculuk bürosu tarafından ödenen tutar anlaşmaya varılması hâlinde taraflarca arabuluculuk bürosuna ödeneceğinden ve anlaşmaya varılamadığında ise davada haksız çıkacak taraftan tahsil edileceğinden, arabuluculuk ücretinin yargılama gideri sayılmasının dava açılmadan önce İdarî usuller uygulanarak idarece tesis edilen işlemin İdarî işlem olma vasfını değiştirmeyeceği aşikârdır.

Bu itibarla, arabuluculuk ücretinin ödenmesi istemiyle 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 10. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak İdarî bir birim olan arabuluculuk bürosunca kamu gücü kullanılmak suretiyle tesis edilen İdarî işlemin iptali istemiyle açılan davanın 2577 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca İdarî yargı merciince karara bağlanması gerekmekte olup, adlî yargının görev alanına giren bir uyuşmazlıktan söz edilemiyeceği açıktır.

Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, arabuluculuk ücretinin ödenmesi talebiyle arabuluculuk bürosuna yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine dair Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin 29/02/2024 tarihli ve E:2024/221, K:2024/3 78 sayılı kararına karşı Danıştay Başsavcılığı tarafından 25 77 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyiz yoluna başvurulmuş, Danıştay Onuncu Dairesinin 21/04/2025 tarihli ve E:2024/6835, K:2025/2132 sayılı kararıyla, davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle idare mahkemesi kararı bozulmuştur.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiği düşünülmektedir…”

İLGİLİ HUKUK

Anayasa’nın “B. Yargı yolu” başlıklı 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı

maddesinin 1. fıkrası şöyledir:

” 1. (Değişik: 10/6/1994-400J/J md.) İdari dava türleri şunlardır:

a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/2 7, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.”

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun, “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesinin 13. ve 14. fıkraları şöyledir:

“(13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.

(14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.”

6325 sayılı Kanun’un, “Kuruluş ve teşkilat” başlıklı 28. maddesinin 3. fıkrası şöyledir

“(3) (Ek: 12/10/2017-7036/26 md.) Arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlık tarafından uygun görülen adliyelerde arabuluculuk büroları kurulur. Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından, münhasıran bu bürolarda çalışmak üzere bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel görevlendirilir. Arabuluculuk büroları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen sulh hukuk hâkiminin gözetim ve denetimi altında görev yapar. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde bu büroların görevi, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından ilgili hâkimin gözetim ve denetimi altında yerine getirilir.”

6325 sayılı Kanun’un, ” Yönetmelikler ” başlıklı 36. maddesi şöyledir:

” (1) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşların denetlenmesi ile eğitimin süresi, içeriği ve standartları, yapılacak olan yazılı sınavın ilke ve kurallarının belirlenmesi, arabulucular sicilinin düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullar, arabulucuların denetlenmesi ve izlenmesi ile bu Kanunun uygulanmasını gösteren diğer hususlar, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.”

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun’u Yönetmeliği’nin “Dava şartı olarak arabuluculukta arabuluculuk ücreti ve giderler ” başlıklı 26. maddesi şöyledir:

” (1) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda tamamen veya kısmen anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir.

(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Bakanlık bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde, Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. Dava açılması hâlinde mahkeme tarafından dava öncesi ödenen arabuluculuk ücretlerine ilişkin makbuz dosyaya eklenir. Yargılama giderleri olarak hükmedilen tutar 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.

(3) Sürecin sehven kayıt, mükerrer kayıt veya arabuluculuğa elverişli olmama nedeniyle sona erdirilmesi hallerinde arabulucuya ikinci fıkra uyarınca ücret ödenmez.

(4) Bu madde uyarınca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Bakanlık bütçesinden karşılanır. Dava açılması hâlinde mahkeme tarafından, yapılan zorunlu giderlere ilişkin makbuz dosyaya eklenir. Yargılama giderleri olarak hükmedilen tutar 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.

(5) Adliye arabuluculuk bürosu tarafından, adliye arabuluculuk bürosu bulunmayan yerde sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından Bakanlık tarafından ödenen arabuluculuk ücretine ilişkin liste, ödenmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(6) Kamu görevlileri tarafından yürütülen arabuluculuk faaliyetleri sonucunda taraflarca anlaşılan ya da Tarifeye göre tahakkuk edecek arabuluculuk ücreti, arabulucunun listesinde yer aldığı komisyona bağlı adliye arabuluculuk bürosu veya adliye arabuluculuk bürosu bulunmayan yerde sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne arabulucu tarafından bildirilir. Taraflar, arabulucu ücretini belirlenen tarihte adliye arabuluculuk bürosu veznesine yatırır. Adliye arabuluculuk bürosu yasal kesintileri yaptıktan sonra arabulucunun bildirmiş olduğu banka hesabına havale eder. Dava şartı olan arabuluculukta anlaşamama hâlinde düzenlenen sarf kararı gereğince ücret Cumhuriyet savcılığınca arabulucunun banka hesabına yatırılır.”

Aynı Yönetmeliğin “Adliye arabuluculuk bürolarının denetimi” başlıklı 58. maddesi şöyledir:

“Adliye arabuluculuk büroları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen sulh hukuk hâkiminin gözetim ve denetimi altında görev yapar. Adliye ara buluculuk bürosu kurulmayan yerlerde bu büroların görevi, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından ilgili hâkimin gözetim ve denetimi altında yerine getirilir.”

İNCELEME VE GEREKÇE :

İlk İnceleme

Uyuşmazlık Mahkemesinin R. G.’in Başkanlığında, Üyeler N. T., D. A.,E. S., A. A., M. B. ve B. Ç.’ın katılımlarıyla yapılan 16/06/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun’un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin, anılan Kanun’un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.

Esasın İncelenmesi

Raportör-Hakim Ş. Ö. I.’ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı H. İ. Ç.’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Y. B.’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava; arabulucu ve avukat olan davacının İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun 2023-5380 numaralı dava şartı ticari arabuluculuk dosyasının arabuluculuk ücreti olan3.120 TL’lik ödenmesi talebinin reddine dair kararın iptali istemiyle açılmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun 2023-4380 sayılı dosyası ile arabulucu olarak UYAP Arabulucu portal aracılığı ile görevlendirildiği; ilgili dosya Ticari dava şartı uyuşmazlığı kapsamında bir uyuşmazlık olduğundan, başvurucu taraf ve diğer taraf ile görüşmeler yapılıp, taraflara davet mektubu ve bilgilendirme metinlerinin gönderildiği ve ilk oturumun yapıldığı taraflar anlaşamadıklarından, dosyanın anlaşamama nedeniyle kapatıldığı son tutanağın düzenlenerek taraflarca imza altına alındığı; süreç anlaşmama olarak neticelendikten sonra, 04/10/2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre Adalet Bakanlığı tarafından karşılanması gereken 3.120 TLlik asgari ücretini almak için davacının İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosuna evrakını verdiği, bilahare 09/01/2024 tarihli yazı ile “rücuen tazminat ret” açıklaması ile ödeme talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sının” kenar başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.

Bununla birlikte yukarıda belirtilen hükümlere göre idari yargı yerinde dava açılabilmesi için, işlem veya eylemin idari bir faaliyet kapsamında gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Söz konusu işlem veya eylemin idari bir faaliyet kapsamında gerçekleştirilmediğinin anlaşılması hâlinde işlem veya eylemin niteliğine göre sonuca gidilmesi gerekecektir.

Dava konusu olay ele alındığında, arabuluculuk ücretinin, ancak bir yargısal faaliyet sonucunda hükmedilebilecek ücretlerden olan yargılama gideri olarak kabul edilmesi ve dava konusu 09/01/2024 tarihli ve 2024/61 Muh. sayılı işlemin hâkim tarafından tesis edilmiş olması hususu da dikkate alındığında, söz konusu işlemin yargılama faaliyetinin bir parçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetini taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerekmektedir.

Türk Ticaret Kanun’u kapsamında, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olarak kabul edildiği, Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Yönetmeliği kapsamında Hâzineden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, Hazine tarafından arabulucuya ödenen tutarın, dava açılması halinde yargılama sonunda haksız çıkan taraftan alınarak Hâzineye gelir kaydedileceği ve yargılama giderleri olarak hükmedilen tutarın 6183 sayılı Kanun’a göre tahsil edileceği, Arabuluculuk Bürolarının denetiminin de adli yargıda olduğu değerlendirildiğinden, uyuşmazlıkta görevli yargı yolunun adli yargı yolu olduğu, somut olaya ilişkin davanın da özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusunun kabulü ile İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 25/12/2024 tarih ve E.2024/662 sayılı görevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir.

HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 25/12/2024 tarih ve E.2024/662 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,

16/06/2025 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

Güncel Yazılar