Ağır Ceza Yağma Temyiz Dilekçesi
YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA Sunulmak Üzere [KARARI VEREN ŞEHİR ADI] AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
Dosya Esas No : [Yerel Mahkeme Esas Numarası] Dosya Karar No : [Yerel Mahkeme Karar Numarası]
TEMYİZ EDEN SANIK : [Sanık Adı Soyadı] (T.C. Kimlik No: [T.C. Kimlik No]) [Adres]
MÜDAFİİ : Av. [Avukat Adı Soyadı] [Adres]
KATILAN : [Katılan Adı Soyadı] VEKİLİ : Av. [Avukat Adı Soyadı]
KONU : [Kararı Veren Şehir Adı] Ağır Ceza Mahkemesi’nin [Karar Tarihi] tarihli, [Esas No] E. ve [Karar No] K. sayılı mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle BOZULMASI talebini içerir temyiz dilekçemizdir.
AÇIKLAMALAR
Müvekkil hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 149. maddesinde düzenlenen nitelikli yağma suçundan dolayı açılan kamu davası neticesinde, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen yerel mahkeme kararı ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Ancak, yapılan yargılama neticesinde tesis edilen bu hüküm, hem usul kurallarına hem de maddi hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğinden, kararın bozulması gerekmektedir. Şöyle ki;
OLAYIN OLUŞ ŞEKLİ VE MADDİ VAKIALARIN YANLIŞ DEĞERLENDİRİLMESİ: Yerel mahkeme, kararının gerekçesinde olayın oluş şeklini tek taraflı ve yalnızca katılan beyanlarını esas alarak değerlendirmiş, müvekkilin savunmalarına ve lehe olan delillere itibar etmemiştir. Olay, [Burada olayın sanık lehine olan versiyonu, mahkemenin kabulünün aksine, mantıksal bir bütünlük içinde anlatılmalıdır. Örneğin; olayın bir anlık tartışma sonucu geliştiği, yağma kastının olmadığı, eşyanın zorla değil, bir alacak-verecek meselesi nedeniyle alındığı, kullanılan cebir veya tehdidin yağma suçunun unsurlarını oluşturacak yoğunlukta olmadığı gibi argümanlar detaylandırılabilir].
SUÇ VASFININ HATALI TAYİN EDİLMESİ: Yağma suçunun en temel unsuru, malın alınması sırasında cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Somut olayda ise müvekkilin eylemi, yağma suçunun tipiklik unsurlarını taşımamaktadır. [Burada, eylemin neden yağma olmadığı, hukuki olarak açıklanmalıdır. Örneğin: “Taraflar arasındaki tartışma sona erdikten sonra müvekkil olay yerinden ayrılmış, daha sonra geri dönerek katılana ait telefonu almıştır. Bu durumda, cebir veya tehdit ile malın alınması arasında illiyet bağı (nedensellik) kopmuştur. Bu eylem, olsa olsa hırsızlık suçu olarak değerlendirilebilir.” veya “Müvekkilin amacı mal edinmek değil, aralarındaki alacak meselesi nedeniyle katılana gözdağı vermektir. Bu durum tehdit suçu kapsamında değerlendirilmelidir.”] Suç vasfının yanlış tayin edilmesi, müvekkil aleyhine fahiş bir cezaya hükmedilmesine neden olmuştur.
NİTELİKLİ HALLERİN UYGULANMA ŞARTLARININ OLUŞMAMASI: Sayın Mahkeme, müvekkil hakkında TCK m. 149’da yer alan [Örneğin; “birden fazla kişi tarafından birlikte”, “silahla” vb.] nitelikli halini uygulamıştır. Oysa ki dosyada mevcut deliller incelendiğinde bu nitelikli halin unsurlarının oluşmadığı açıktır. [Burada, uygulanan nitelikli halin neden oluşmadığı somut delillerle açıklanmalıdır. Örneğin: “Olayda ‘silah’ olarak kabul edilen sopa, müvekkil tarafından saldırı veya savunma amacıyla değil, olaydan bağımsız olarak elinde bulunmaktadır ve tehdit unsuru olarak kullanılmamıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre her aletin ‘silah’ olarak kabulü mümkün değildir.” veya “İkinci sanığın eyleme katılımı iştirak iradesiyle değil, anlık bir müdahaleden ibarettir.”]
DELİLLERİN TAKDİRİNDE HATAYA DÜŞÜLMESİ VE “ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR” İLKESİNİN İHLALİ: Ceza yargılamasının evrensel ilkesi olan “in dubio pro reo” (şüpheden sanık yararlanır) ilkesi, yerel mahkeme tarafından göz ardı edilmiştir. Dosya kapsamında, katılanın çelişkili beyanları, olayı gördüğünü iddia eden tanıkların anlatımları arasındaki tutarsızlıklar ve olayın müvekkilin savunmasını doğrulayan [Örneğin; kamera kayıtları, HTS kayıtları vb.] deliller mevcuttur. Tüm bu şüpheli durumlar müvekkil aleyhine yorumlanarak, varsayımlara dayalı bir mahkumiyet kararı verilmiştir. Mahkumiyet için gereken, her türlü şüpheden arınmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiştir.
HAKSIZ TAHRİK VE TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİNİN UYGULANMAMASI: Yerel mahkeme, yargılama sürecinde dosyaya yansıyan ve katılanın haksız fiilleriyle olayın başlamasına neden olduğu açık olan haksız tahrik hükümlerini (TCK m. 29) tartışmamış ve uygulamamıştır. Ayrıca, müvekkilin yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, sabıkasız geçmişi gibi lehine olan takdiri indirim nedenleri (TCK m. 62) de “takdiren” ve soyut gerekçelerle uygulanmamıştır. Bu durum, cezanın orantısız olmasına yol açmıştır.
HUKUKİ NEDENLER : 5237 sayılı TCK m. 148, 149, 150, 29, 62; 5271 sayılı CMK m. 286, 288, 289 ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER : [Kararı Veren Şehir Adı] Ağır Ceza Mahkemesi’nin [Esas No] E. sayılı dava dosyası, tanık beyanları, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, olay yeri inceleme tutanakları, keşif tutanakları, kamera kayıtları ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve Sayın Dairenizce re’sen dikkate alınacak nedenlerle;
Usul ve yasaya aykırı olan [Kararı Veren Şehir Adı] Ağır Ceza Mahkemesi’nin [Karar Tarihi] tarihli, [Esas No] E. ve [Karar No] K. sayılı mahkumiyet kararının BOZULMASINA,
Yapılacak inceleme neticesinde, suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından müvekkilin BERAATİNE karar verilmesine,
Sayın Yüksek Mahkemeniz aksi kanaatte ise, suç vasfının lehe olacak şekilde değiştirilmesine ve müvekkil lehine olan tüm yasa hükümlerinin (haksız tahrik, takdiri indirim vb.) uygulanarak cezanın indirilmesine,
karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
[Tarih]
Temyiz Eden Sanık Müdafii Av. [Avukat Adı Soyadı] (e-imzalıdır)
EKLER: EK-1: Onaylı Vekaletname Sureti
UYARI: Bu dilekçe taslağı, yalnızca bilgilendirme ve örnek amaçlı olarak hazırlanmıştır. Her hukuki durumun kendine özgü koşulları bulunmaktadır. Bu nedenle, herhangi bir hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışmanız ve profesyonel hukuki yardım almanız önemle tavsiye edilir. Bu örneğin kullanılmasından doğabilecek hak kayıplarından sorumluluk kabul edilmez.

